Milli İlaç Projesi İçin Devlet 150 Türk Bilim İnsanının Peşinde

Milli İlaç Projesi İçin Devlet 150 Türk Bilim İnsanının Peşinde. Türkiye, son dönemde, birçok teknolojiye sahip olmak için programlar geliştiriyor, yatırımlar yapıyor. Bunlardan en popüler olanı yerli araba markası… Ancak milli uçak, milli tank, milli savaş gemisi, milli piyade tüfeği, milli füze, nükleer teknoloji gibi daha birçok alanda çalışma var. Bunlardan biri de milli ilaç! Türkiye’nin hedefleri arasında “Global sağlık hizmet ve ürün ticaretinde iddialı bir oyuncu, önemli bir ilaç geliştirme merkezi haline gelmek ve milli molekülün, Türk bilim insanları ve yerli firmalar tarafından geliştirilmesini sağlamak” da yer alıyor.

Türkiye’de ilaç üretimi öteden beri yapılıyor ancak bunlar yabancı şirketler tarafından geliştirilmiş ilaçların lisanslı üretimleri şeklinde… Formülü Türkiye’de üretilmiş, molekülü Türk şirketleri tarafından bulunmuş bir ilaç yok… Bu tür buluşlar milyarlarca dolar yatırım gerektirdiğinden bu ticari riski uluslararası ölçekte büyük iş yapan, büyük Ar–Ge bütçeleri ayırabilen küresel ilaç şirketleri alabiliyor. Türkiye’de devletin işin içinde olması bu bakımdan zorunlu. Birinci sorun kaynak! İkinci sorun ise insan kaynağı!.. Türkiye’nin böyle bir kaynağı var ama onları ABD’li, Avrupalı şirketler kapmış durumda. Milli ilaç projesini sahiplenen özel sektör kuruluşlarının da dikkati bu araştırmacıların üzerinde. İlk tespitlere göre 150 kişi! Bunların bazıları büyük proje ekiplerinin içinde, hatta başında!

“Başbakan ile 10 kez görüştük”

ABD Türk İş Geliştirme Konseyi Başkanı Uğur Terzioğlu ile Başkan Yardımcısı Dr. Kemal Oğuz Kalafat Başbakan Binali Yıldırım’ın direktifi ile çalışıyorlar. Yol haritası, iş programı çıkarmışlar. Terzioğlu, “Türkiye 25 milyar lira ödüyor yılda. Başbakan Yıldırım’ın ABD ziyaretinde konu gündeme geldi. ABD’deki Türk profesörlerin, araştırmacıların başarıları anlatıldı ve buluşlarının başka ülkelerin üzerine patentlendiği konuşuldu. ABD’de ilaç araştırmaları üzerinde çalışan gruplarda, işin mutfağında çok sayıda Türk araştırmacı var” dedi.

Türkiye bu gücünü kullanabilir ve yerli ilaç, molekül üretebilirse 9 -10 milyar dolar tasarruf edebilir. Dahası ihracatını yapabilir. Uğur Terzioğlu, “Başbakan Yıldırım’la belki 10 kez buluştuk. Şuna bağlandı; ‘İlaç şirketleriyle görüşün (74 şirket var!) Davet ettiğim zaman bu işte bizimle olurlar mı? Bakın, ona göre çağıralım’ dedi. Biz de ondan sonra görüşmelere başladık. Başbakan bir danışmanı görevlendirdi, günün 24 saati bizimle iletişimde. Biz de Eczacıbaşı, Abdi İbrahim (Nezih Barut), Kaya Turgut (Turgut İlaç) Ersin Erfa (Cenetrion) ve Turkuaz Medikal ile görüştük. Hepsi sıcak baktı, ‘varız’ dediler. Görüşmelerimiz devam ediyor” dedi.

Yol haritası hazır

– ABD’de Türk yöneticilerin liderliğinde bir girişim sermayesi fonu kurmak, önde gelen Türk bilim insanlarının yönetimi altında, ilaç ve medikal cihaz şirketlerine hisse yatırımları yapmak.
– Bu firmaların icra kurullarında söz sahibi olmak ve Türk ilaç firmalarının bünyelerine katılmalarının yolunu açmak.
– ABD’nin en önemli AR-GE merkezlerinde ABD bilim dünyasındaki Türk diasporasının teknolojilerini ticari bir platforma taşımak, diasporanın uluslararası arenada ses getirecek projeler geliştirmesinin yolunu açmak.
– Türk şirketleri, üniversiteleri, araştırma hastaneleri ve AR-GE kurumlarına girişim sermayesi ile finansman sağlamak.
– ABD’de en başarılı bilim merkezlerinde AR-GE faaliyetlerini eş-zamanlı yürütmek isteyecek Türk firmalarını fonlamak,
– Stratejik sağlık ve ilaç alanlarında kor kabiliyet ve rekabetçi avantaj geliştirecek yatırımları desteklemek.

Bu şirketlerle görüşmenin amacı ne? Dr. Kemal Oğuz Kalafat anlattı:

“Başlangıçta 70 – 100 milyon dolar fon gerekir. Hükümet de içinde olacak. Şirketler, yatırımcılar bu desteği sağlayacak. Kendi patentimiz, molekülümüz yok. Üretmek için patent parası ödüyoruz. Hükümet ilaç endüstrisini stratejik kabul ediyor, yüksek teşvikler veriyor. Hedef kendi molekülümüzü üretmek. Önde gelen Türk firmalarını bir araya getireceğiz. Kendi molekülünü üreten 13 ülke var. ABD, İsrail, Kore, Japonya… Molekül üretebilen 14. ülke olmak istiyoruz. Her 10 molekülden 8’i ABD’de üretiliyor. Çünkü orada bunun eko sistemi var. En elit hocaları da toplasanız, araştırma ortamı, özgürlükler ortamı, sağlıklı bir eko sistem olmadan yapmak zor. Koreliler de ABD’de yapmış. Bu önde gelen araştırmacılar içinde Türk hocalar da var. Hotamışlıgil gibi. Laboratuvarında 60 kişi çalışıyor, 30’ü Türk.”

Başaranlar ne yaptı?
Son yıllarda özellikle İsrail, İrlanda, Çin, Japonya, Rusya ve Güney Kore gibi ülkeler aktif teknoloji politikaları sonucu, sağlık ve ilaçta ciddi mesafeler aldı, global oyuncu oldular. Bunu özel sektör yatırımlarının beraberinde, kamunun desteğiyle yaptılar.
İsrail: Yozma Programı, Teva İşbirliği Fonu, Bridge Investment Fund, Massachusetts-İsrail Yaşam Bilimleri İşbirliği Fonu ile yaptı.
İrlanda: Innovation Fund Ireland, Enterprise Ireland ve Ulusal Emeklilik Rezerv Fonu ve Elan Corporation Venture Capital ile başardı.
Güney Kore: LG ve Samsung’un biyoteknoloji yatırımlarına ek olarak, Harbour Pacific Capital LLC, Korea Investment Corporation ile sektörde söz sahibi oldu.

Kaynak : Dünya 

Türkiye’nin En Büyük Biyoteknolojik İlaç Üretim Tesisi ‘AbdiBio’nun Temeli Atıldı

Türkiye’nin En Büyük Biyoteknolojik İlaç Üretim Tesisi ‘AbdiBio’nun Temeli Atıldı. Abdi İbrahim, 100 milyon dolarlık yatırımla cari açığa da “ilaç” olacak.

Bir asrı aşkın süredir öncü, cesur ve yenilikçi çalışmalarıyla insanlığa ve tıbba hizmet eden Abdi İbrahim, Türkiye’nin en büyük biyoteknolojik ilaç üretim tesisini kuruyor. İstanbul Esenyurt’ta 100 milyon dolarlık yatırımla gerçekleşecek AbdiBio’nun temel atma töreni; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Sağlık Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu, Abdi İbrahim Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Barut, Abdi İbrahim Yönetim Kurulu Başkan Vekili Nesrin Barut Esirtgen, Yönetim Kurulu Üyeleri Ahmet Kamil Esirtgen, Cenan Esirtgen, İbrahim Barut ve Erman Atasoy ile çok sayıda davetlinin katılımıyla 26 Haziran’da gerçekleşti.

Törende konuşan Abdi İbrahim Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Barut, biyoteknolojik ürünlerin neredeyse tamamının ithal edildiğine dikkat çekerek, “Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir bir büyüme süreci yakalayabilmesi için sanayimizin, daha yüksek katma değer sağlayan ve ileri teknolojiye dayanan bir yapıya dönüşmesi gerekiyor. İlaç sektöründe IMS verilerine göre son 1 yılda yaklaşık 3,8 milyar dolarlık ithalat yapıldı, bu rakamın %35’lik kısmını ise biyoteknolojik ilaçlar oluşturdu. Dolayısıyla biyoteknoloji alanında gerçekleştirilecek üretim ve ihracat, ekonomimizin en önemli gündemi olan cari açığın da ilacı olacaktır” dedi.

1912 yılından bu yana tıbba ve insanlığa hizmet eden Abdi İbrahim, Türkiye’nin ihtiyacının tamamına yakınının ithalatla karşılandığı biyoteknolojik ilaçları üretmek için 100 milyon dolarlık bir yatırıma imza attı.

Tamamlandığında Türkiye’nin en büyük biyoteknolojik ilaç üretim tesisi olacak AbdiBio’nun temel atma töreni; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Sağlık Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu, Abdi İbrahim Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Barut, Abdi İbrahim Yönetim Kurulu Başkan Vekili Nesrin Barut Esirtgen, Yönetim Kurulu Üyeleri Ahmet Kamil Esirtgen, Cenan Esirtgen, İbrahim Barut ve Erman Atasoy ile çok sayıda davetlinin katılımıyla 26 Haziran’da gerçekleşti.

Abdi İbrahim Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Barut: “Türk ilaç sektörünün geleceği için umut verici bir adım atıyoruz”

Törende konuşan Abdi İbrahim Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Barut, Türk ilaç sektörünün geleceği için umut verici bir adım olarak nitelendirdikleri yeni tesiste, kimyasal yöntemlerle üretilen ilaçlar tarafından tedavi edilemeyen; kanser, diyabet, romatizma, merkezi sinir sistemi ve kan hastalıklarında kullanılan biyoteknolojik ilaçlarıüreteceklerini kaydetti.

Dünyada en çok kullanılan 10 ilaçtan 7’sinin biyolojik kökenli olduğunu ve dünya ilaç pazarında bir ‘biyoteknolojik devrim’in yaşandığını kaydeden Nezih Barut, “Dünya ilaç pazarındaki gelişmelere paralel olarak bugün Türkiye’de %23 seviyelerinde pazar payına sahip olan biyoteknolojik ilaçların, önümüzdeki dönemde kullanıma sunulacak yeni biyoteknolojik ürünler ile %30’ları aşması bekleniyor” dedi.

“Biyoteknoloji alanında gerçekleştirilecek üretim ve ihracat, cari açığın da ilacı olacaktır”
Bugün Türkiye’de biyoteknolojik ürünlerin neredeyse tamamının ithal edildiğine dikkat çeken Nezih Barut, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir bir büyüme süreci yakalayabilmesi için sanayimizin daha yüksek katma değer sağlayan ve ileri teknolojiye dayanan bir yapıya dönüşmesi gerekmektedir. İlaç sektöründe IMS verilerine göre son 1 yılda yaklaşık 3,8 milyar dolarlık ithalat yapıldı. Bu rakamın %35’lik kısmını ise biyoteknolojik ilaçlar oluşturdu. Dolayısıyla biyoteknoloji alanında gerçekleştirilecek üretim ve ihracat, ekonomimizin en önemli gündemi olan cari açığın da ilacı olacaktır.”
Ocak 2017’de tamamlanarak faaliyete geçmesi planlanan AbdiBio’da üretilecek biyoteknolojik ilaçların Türkiye’de kullanıma sunulmasının yanı sıra ihraç edilmesinin de hedeflendiğini aktaran Nezih Barut, “Üreteceğimiz biyoteknolojik ilaçları yurtdışında faaliyet gösterdiğimiz ülkelere de ihraç etmeyi planlıyoruz. Böylece ithalatın azalmasında olduğu gibi ihracatın artmasında da rol oynayarak, cari açığın düşürülmesi için çift yönlü bir katma değer yaratmak istiyoruz” diye konuştu.

“Hücre bankasından başlayarak nihai ürüne kadar tüm üretim süreçlerini gerçekleştireceğiz”
İlaç sanayinin kendini devamlı yenilemek, bilim ve teknoloji alanındaki gelişmelere de en hızlı şekilde uyum sağlamak zorunda olduğuna işaret eden Nezih Barut, bu yeni alanlardan biri olan biyoteknolojide, üretim tesisinden çalışanına kadar her konunun özel bir uzmanlık gerektirdiğini söyledi.

Dünya standartlarında ve yüksek teknolojiye sahip olacak AbdiBio adlı yeni tesiste, hücre bankasından başlayarak nihai ürüne kadar tüm üretim süreçlerinin gerçekleşeceğini belirten Barut, “Sadece yüksek teknolojiye sahip dünya standartlarında bir tesis kurmuyoruz. Yetişmiş insan gücünün az olduğu bu alanda yeni uzmanlar yetiştirerek, sektörümüze ve ülkemize de katkıda bulunacağız” dedi.

“Çıtayı her gün biraz daha yukarıya taşımanın sorumluluğu ile hareket ediyoruz”
Kutsal ve sorumluluğu çok büyük bir iş yaptıklarını ve her zaman daha iyiye ulaşmak için çaba sarf ettiklerini kaydeden Nezih Barut, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Merhum dedem Eczacı Abdi İbrahim’in 1912’de Küçükmustafapaşa’da açtığı eczaneyle başlayan ve merhum babam Eczacı İbrahim Hayri Barut’la devam eden “iyileştirme” yolculuğumuzda üçüncü kuşak olarak bizler de çıtayı her gün biraz daha yukarıya taşımanın sorumluluğu ile hareket ediyoruz. Çünkü doğup büyüdüğümüz bu topluma teşekkür borcumuz var. Babam her zaman “Bizim şirket olarak değerimiz, memleketimize olan katkımızla ölçülür” derdi. Biz de bu inançla bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ülkemize hizmet etmeye ve insanlara şifa dağıtmaya devam edeceğiz. Bunun için de dünyayı yakından takip ediyor ve ülkemize, insanlarımıza faydalı olmak için var gücümüzle çalışıyoruz.”

Bugün sadece Türkiye’de değil, dünyanın dört bir yanında insanların Abdi İbrahim’in ürettiği ilaçları kullandığını söyleyen Barut, “Kazakistan’dan Cezayir’e, Kanada’dan İngiltere’ye ihracat yaptığımız 48 ülkede insanları iyileştiriyoruz. Çalıştığımız her an dünyanın herhangi bir yerinde bir çocuğu daha gülümsettiğimizi, bir dedenin daha ağrılarını dindirdiğimizi bilmek kuşkusuz bizlere büyük bir güç veriyor. İşte bu güç ile bugün burada hayallerimizden birini daha gerçeğe dönüştürme yolunda önemli bir adım atıyoruz ve bundan büyük mutluluk ve gurur duyuyoruz” dedi.

Abdi İbrahim Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Barut, gelecekte Türkiye’nin biyoteknolojik ilaçta bölgesel bir güç olacağına inandıklarını ve bu alanda yapılacak tüm yatırım ve çalışmaları gönülden desteklediklerini de sözlerine ekledi.
Abdi İbrahim Yönetim Kurulu ve İcra Kurulu Üyesi Cenan Esirtgen: “Biyoteknoloji, ilaç sektörüne büyük bir dinamizm kazandıracak”

Törende konuşan Abdi İbrahim Yönetim Kurulu ve İcra Kurulu Üyesi Cenan Esirtgen de, biyoteknolojik ilaç alanındaki yatırımların hem Türkiye hem de Türk ilaç sektörünün geleceği için son derece önemli bir adım olduğuna inandıklarını söyledi. Biyoteknolojik ürünlerin dünya ilaç sektöründe gün geçtikçe önem kazandığını kaydeden Cenan Esirtgen, “Ülke olarak henüz yolun başında olduğumuz biyoteknoloji alanında yetkinliklerimizi hızla geliştirmemiz gerekiyor. Türkiye’de bilim insanları ve akademik dünya ile işbirliğinin önünü açacak olan biyoteknoloji, ilaç sektörüne de büyük bir dinamizm kazandıracaktır” dedi.

Türkiye’nin En Büyük Biyoteknolojik İlaç Üretim Tesisi ‘AbdiBio’nun Temeli Atıldı

Abdi İbrahim’den Uluslararası Tasarruf ve Geri Dönüşüm Başarısı

Abdi İbrahim’den Uluslararası Tasarruf ve Geri Dönüşüm Başarısı.Abdi İbrahim, Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi Üçüncü İlerleme Bildirimi’ni kamuoyunun ilgisine sundu. Bildirime göre şirket, elektrik ve su tasarrufu ile birlikte geri dönüşüm çalışmalarını da artırdı.

Abdi İbrahim, kurumsal sosyal sorumluluk çalışmaları kapsamında sürdürülebilir bir yaşam için toplumsal sorumluluklarının bilincinde bir kurumsal vatandaş olduğunun altını çizdiği Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi Üçüncü İlerleme Bildirimi’ni kamuoyunun ilgisine sundu. Şirket, rapor ile sürdürülebilirlik adına yarattığı faaliyetleri ve toplumsal faydayı belgeledi. Çevresel sürdürülebilirlik çalışmalarını etkin kaynak kullanımı uygulamalarıyla destekleyen şirket, 2012 yılında da gerçekleştirdiği verimlilik çalışmaları neticesinde 1.200 evin bir aylık, 100 evin ise bir yıllık su ihtiyacına karşılık gelen 16.880 metreküp değerinde su tasarrufu sağladı. 2012 yılında, şirketin kağıt karton geri dönüşümünde %12, cam geri dönüşümünde %18, metal geri dönüşümünde %26 artış sağlandı. Elektrik tüketiminde ise, 100 konutluk bir yerleşkenin bir yıllık enerji ihtiyacını karşılayacak eşdeğerde tasarruf sağlayarak çevresel sürdürülebilirlik ve doğal kaynakları korunması yönündeki taahhütlerine bağlılığını bir kez daha paydaşları nezdinde gözler önüne serdi.

Şirket tarafından 2012 yılında toplam 735 kişiye 52 saat çevre eğitimi verilirken, ayrıca, çalışanlarını ve ailelerini bilinçlendirmeye yönelik olarak Gönüllü Çevre Eğitimi Projesi uygulandı. Şirket, sektörde birçok ilke imza atarken, aynı anda EVET (En Verimli Endüstriyel Tesis) ve EVUP (En Verimli Uygulama Projesi) kategorilerinde ödül alan, 2000 TEP’in altında Türkiye’de ilk sertifikalı enerji yöneticisine sahip, Elektrik İdaresi Etüt İşleri Genel Müdürlüğü (EİE) ile Gönüllülük anlaşması imzalayan ilk firma oldu.

NEZİH BARUT: ÇOK GURURLUYUZ

Şirket, sürdürülebilir kalkınma ve yaşanabilir bir çevre oluşturulmasına destek veriyor. Kurumsal sürdürülebilirlik çalışmalarını daha nitelikli ve kapsamlı hale getirme gayreti içinde çalıştıklarını belirten Abdi İbrahim Başkanı Nezih Barut, “Abdi İbrahim olarak geniş yelpazedeki paydaşlarımızında katılımını sağlayarak yürüttüğümüz sosyal sorumluluk projeleriyle başarılı sonuçlar elde ettik. Küresel İlkeler Sözleşmesini üçüncü kere yayımladığımız için son derece gururluyuz” dedi.GLONAL

 

Kaynak : aksam

Türkiye’de hızla artan tersine beyin göçüne ilaç sektörü de eklendi

Türkiye’de hızla artan tersine beyin göçüne ilaç sektörü de eklendi.Abdi İbrahim İlaç’a ABD’den CV yağıyor.Özellikle ABD’den yoğun iş başvurusu gelen Abdi İbrahim’de çalışan 150 bilim insanının %10’u yabancılardan oluşuyor.
Türkiye’de son yıllarda bilim ve teknoloji alanında büyük adımlar atılıyor. Bilim insanlarına sağlanan rahat çalışma ortamları ve Ar-Ge’ye ayrılan kaynakların büyümesiyle birlikte tersine beyin göçü de hızla artıyor. Bilim insanları için artık cazibe merkezi olan Türkiye’de ilaç anındaki gelişmeler dünyada büyük yankı buluyor. Abdi İbrahim İnsan Kaynakları Direktörü Hakan Önel yurtdışından, özellikle ABD’den biyoteknoloji alanında çalışan Türk ve yabancılardan yoğun başvuru aldıklarını söylüyor. Önel, “Bilim insanları eskiden Türkiye’de akademik alandan başka bir yerde iş bulamıyordu. Bugün ise bilime ve Ar-Ge’ye büyük önem veriliyor. Bu da bilim insanını cezbediyor” diyor. Abdi İbrahim’in Ar-Ge Merkezi’nde 150 bilim insanının araştırma yaptığını belirten Önel, bunun yüzde 10’unun yabancılardan oluştuğunu dile getiriyor.

ÖNERİ SİSTEMİ YAYGINLAŞIYOR
Toplam 3 bin 400 kişinin istihdam edildiği Abdi İbrahim’de 400 de yabancı çalışan bulunuyor. Şirket bünyesinde insan kaynakları yönetiminin bir kültür haline getirildiğini vurgulayan Önel, bu doğrultuda farklı ihtiyaçlara hizmet eden gelişim programlarını hayata geçirdiklerini ifade ediyor. Önel, “Çalışan bağlılığı ve motivasyonun, performansı beraberinde getirdiğine inanıyoruz. Bu yolda katılımcı, öz sorumluluğa ve takım oyununa değer veren bir kültürün oluşturulması ve yaygınlaştırılmasını hedefliyoruz” şeklinde konuşuyor. Şirket hedeflerine ortak akıl, sürekli iyileştirme, yenilikçi fikir ve önerilerle ulaşabileceklerine inandıklarını kaydeden Önal sözlerini şöyle sürdürüyor: “Çalışanlarımızın önerilerini almayı, etkinlik ve yenilikçilik adına bunları hayata geçirmeyi, edindirdiği kazanç doğrultusunda ödüllendirmeyi hedefleyen bir öneri sistemini hayata geçirdik. Buna AİDEA Öneri Sistemi diyoruz. Hedefimiz uygulamayı tüm çalışanlarımız arasında yaygınlaştırmak.”
ilac_arastirma

 

Kaynak : isteinsan