Sakarya Üniversitesi Kimya Bölümü Nano Sıvı Gübre Geliştirdi

Sakarya Üniversitesi tarım üretiminde bir ilke imza attı. Üniversitede hem doğa dostu hem de ekonomik ileri teknoloji sıvı gübre üretildi.

Çiftçileri zorlayan organik gübre maliyetlerine Sakarya Üniversitesinde üretilen ilk yerli ve milli “nano sıvı gübre” çare olacak. Üretilen ileri teknoloji gübre, aynı zamanda organik ve uygun fiyatlı olma özelliğine sahip.

Geleneksel amonyum nitrat gübresi toprakta organik madde miktarını azaltıyor, canlıların aktivitesini yok ediyordu. Üstelik bomba yapımında da kullanıldığı için yasaklandı. Nano sıvı gübreyle toprakta mineral kayıpları da olmayacak.

Aynı zamanda çevre dostu

Toprakta kalıntı bırakmayan, organik ve verimli olan bu gübre damlama sulama yoluyla toprağa veriliyor. Toprağa ve mikroorganizmalarına zarar vermeyen yavaş salınımlı gübre, çevre dostu olarak da tanımlanıyor.

Sakarya Üniversitesi Kimya Bölümü Anorganik Kimya Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Salih Zeki Yıldız, nano sıvı gübre için şunları söyledi:

“Ekolojik olarak daha uygun, toprağın yapısını bozmayan, canlılara zarar vermeyen bir gübreyle daha güzel verimler yakalamak mümkün oldu.”

Sakarya Üniversitesi Teknokent bünyesinde üretilen nano sıvı gübrenin kullanımının daha da yaygınlaştırılması hedefleniyor.

Kaynak: TRT Haber

“100/2000 YÖK Doktora Bursu” Projesi Kapsamında Desteklenecek Üniversiteler ve Alanlar Belli Oldu

“100/2000 YÖK Doktora Bursu” Projesi Kapsamında Desteklenecek Üniversiteler ve Alanlar Belli Oldu. 100 tematik alanda 2 bin kişiye yönelik aylık bin 550 Lira doktora bursu verilecek üniversiteler ve programları açıklandı. Üniversitelerinizin web sayfalarından duyuruları takip ederek başvuruda bulanabilirsiniz !!!

YÖK’ün kararı doğrultusunda belirlenen 53 üniversiteye doktora bursu başvurusu yapılabilecek.

YÖK Başkanı Yekta Saraç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’deki doktoralı insan sayısını artırmak için “100 / 2000 YÖK Doktora Bursları Projesi”ni başlattıklarını hatırlattı.

Doktoralı insan sayısında gerilerdeyiz

Kalkınmış ülkelere bakıldığında, doktoralı insan sayısının çok yükseklerde olduğuna işaret eden Saraç, Çin’de bin kişiye 2.2, Amerika’da bin kişiye 1.7, Avrupa Birliği ülkelerinde bin kişiye ortalama 1.5 doktoralı insan düşerken Türkiye’de bu sayının bin kişiye 0.4 oranında olduğunu söyledi.

Doktora için bin / bir hedefini koyduk

Ülkenin kalkınmış ülkeler arasındaki sıralamasını yükseltmek için doktoralı insan gücünün artırılması gerektiğinin altını çizen Saraç, “Biz de bu bağlamda bin/bir hedefini koyalım diyoruz. Yani bin kişiye 1 doktoralı kişi. Buradaki maksadımız aslında endüstriye de sanayiye de bir doktoralı iş gücü, doktoralı insan gücü kazandırmak.” dedi.

“100/2000 YÖK Doktora Bursları Projesi” kapsamında Türkiye için öncelikli alanlarda nitelikli bilgi üretmek amaçlı doktoralı insan kaynağına olan ihtiyacı karşılamak üzere, devlet üniversitelerindeki doktora programlarında öğrenim gören öğrencileri desteklemek için yükseköğretim tarihinde ilk kez doktora bursu verileceğini hatırlatan Saraç, dünyanın da üniversitelerden, ürettikleri bilginin kullanımında etkin rol oynamasını beklediğine işaret etti.

Artık üniversitelerin sadece kitlesel eğitim ile yetinmediğini, ürettikleri ve öğrettikleri bilginin kullanımının ekonomik, sosyal alanlarda değer bulmasını takip ettiklerini ve hedef olarak gördüklerini ifade eden Saraç, YÖK olarak bu amaçla üniversitelerdeki enstitülerin, araştırma merkezlerinin girişimci doğalarını, disiplinler üstü ve disiplinler arası çalışmalarını desteklemeye kararlı olduklarını vurguladı.

“‘Gelecek 10 Yıl İçin Güçlü Nesiller Yetiştirme’ Projesi”

Bu bağlamda doktora programlarının gelişmesine ve bu programlara, mezun olan en parlak öğrencilerin katılabilmesine her zamankinden daha fazla emek harcayacaklarını bildiren Saraç, şöyle devam etti:

“Bu düşünceyle ‘Gelecek 10 Yıl İçin Güçlü Nesiller Yetiştirme’ Projesi’ni başlatıyoruz. Bu öğrencileri 100/2000 YÖK Doktora Bursu ile mali olarak destekleyeceğiz. Yani ülkemizin ihtiyacı olan 100 alanda, 2 bin öğrenci YÖK bursu ile, Türkiye’nin güçlü üniversitelerinde doktora yapacak. Yüksek Öğretim Kurulu olarak bizler de öğrencilerin çalışmalarında gösterdiği başarıyı ve akademik performanslarını dikkate alarak, eğitimleri boyunca, özellikle araştırma kavramına yönelik olarak, kendilerine özgün olanaklar sunmaya çalışacağız.

Bu projenin önemli bir ayağı, YÖK’ün bu doktora programlarının eğitim ve araştırmalarını, ulusal ve uluslararası yaptıkları araştırma ve yayınlarını kalite süreci açısından takip kararı almış olmasıdır.”

YÖK Başkanı Saraç, 100/2000 doktora programını bir mükemmeliyet ve prestij programı olarak gördüğünü belirtti.

Seçilen 100 doktora alanının, 2013’ten itibaren dünya bilim literatürüne katılan “Yükseköğretimde Akıllı Uzmanlaşma-Smart Specialisation” çalışmaları ve onlarca bilim insanının fikri alınarak kararlaştırıldığını açıklayan Saraç, “Bu kavramın esas gayesi, 21. yüzyılda öne çıkan yüksek teknoloji, inovasyon ve gerekli insani ve sosyal değerlerin çalışmalarını ve araştırmalarını üretmek ve ülkeye bu alanda bilim insanı kazandırmaktır. Bunu yaparken de kamu finansmanını doğru ve verimli harcamak ile yükseköğretim çalışma alanlarında dublikasyonu önlemek de üzerinde durulan diğer iki noktadır. Projeyi başarılı olması dileği ile yükseköğretim camiasına sunuyoruz.” değerlendirmesini yaptı.

Türkiye’yi geleceğe taşıyacak bilim alanları

YÖK, 22 Aralık 2016-12 Ocak 2017 tarihleri arasında 100 tematik alanda başvuru ilanına çıktı. Üniversiteler bu alanlar arasından seçtikleri en fazla 10 alt alan için yetiştirecekleri öğrenci sayılarını, kurumsal kapasitelerini ve ilgili alanlarda yetkinliklerine ilişkin YÖK’e başvurdu.

YÖK’e “temel bilimler”, “mühendislik ve mimarlık”, “sağlık” ile “sosyal bilimler” üst alanlarında 73 farklı üniversiteden gelen toplam 635 başvuru ve 2 bin 964 kontenjan talebi ön değerlendirmeden geçirildi.

YÖK’ün kararı doğrultusunda belirlenen 53 üniversiteye öğrenciler doktora bursu başvurusu yapılabilecek.

Bu üniversiteler şu şekilde:

“Abant İzzet Baysal, Abdullah Gül, Afyon Kocatepe, Akdeniz, Anadolu, Ankara Sosyal Bilimler, Ankara, Ankara Yıldırım Beyazıt, Atatürk, Boğaziçi, Bursa Teknik, Bülent Ecevit, Çukurova, Dicle, Dokuz Eylül, Dumlupınar, Düzce, Ege, Erciyes, Erzurum Teknik, Eskişehir Osmangazi, Fırat, Galatasaray, Gazi, Gaziosmanpaşa, Gebze Teknik, Hacettepe, Harran, Hitit, İnönü, İskenderun, Teknik, İstanbul Teknik, İstanbul, İzmir Katip Çelebi, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Kahramanmaraş Sütçü İmam, Karabük, Karadeniz Teknik, Kocaeli, Marmara, Mersin, Namık Kemal, Necmettin Erbakan, ODTÜ, Ömer Halisdemir, Sakarya, Selçuk, Süleyman Demirel, Trakya, Türk-Alman, Uludağ, Yalova, Yıldız Teknik.”

Gerçekleştirilen paneller neticesinde, temel bilimler, mühendislik ve mimarlık alanlarında 46 üniversitede 855 kontenjan için alt alanlar şöyle belirlendi:

“Akıllı malzemeler, biyobenzetim, bilgi güvenliği, biyoenformatik, biyomalzeme ve doku mühendisliği, biyomedikal ekipmanlar (tıbbi cihazlar), enerji depolama ve enerji malzemeleri, güç ve depolama teknolojileri, hava ve uzay araçları tasarımı, hidrojen ve yakıt pilleri, insan-bilgisayar etkileşimi, insan beyni ve nörobilim, insansız sistemler, mikro ve nanoteknoloji, mimarlık, nanobiyoteknolojik güdümlü ilaçlar, nükleer enerji, örüntü tanıma analizi, savunma bilişimi, modelleme ve simulasyon, savunma sistemleri entegrasyonu, sensör teknolojileri, sürdürülebilir ve akıllı kentler, sürdürülebilir yapı malzemeleri ve teknolojileri, sürdürülebilir, etkin tarım, ulaştırma akıllı ulaşım sistemleri, veri madenciliği ve veri depolama, yeni 3B eklemeli üretim, yeni nesil kompozitler ve çok işlevli nanokompozit malzemeler, yenilenebilir enerji kaynakları/teknolojileri.”

Sosyal bilimler alanında 28 üniversitede 246 kontenjan için alt alanlar ise şöyle oldu:

“Afrika çalışmaları, aile psikolojisi, anayasa hukuku, Balkan çalışmaları, deniz ticaret hukuku, Ermenice, fikri mülkiyet hukuku, göç çalışmaları, hadis, idare hukuku, katılım bankacılığı, kentsel dönüşüm çalışmaları, klinik psikoloji, manevi danışmanlık, medeni yargılama usulü hukuku, okul öncesi eğitim, Ortadoğu çalışmaları, özel eğitim (yetenekli, engelli vb), sosyal medya çalışmaları, toplumsal cinsiyet çalışmaları, uluslararası güvenlik ve terör, Uzakdoğu çalışmaları, yoksulluk çalışmaları.”

Sağlık alanında 25 üniversite için 299 kontenjan için alt alanlar şöyle:

“Biyomalzeme ve doku mühendisliği, cerrahi hastalıklar hemşireliği, çocuk sağlığı ve hastalıkları hemşireliği, doğal ve bitkisel ürünler, kozmetik ürünler, farmasötik biyoteknoloji ve ilaç tasarımı, gen tedavisi, gıda-metabolizma etkileşimi, hastane enfeksiyonlarını önleme, iç hastalıkları hemşireliği, kanser epidemiyoloji, metabolizma (obezite, diyabet ve ateroskleroz), moleküler farmakoloji ve ilaç araştırmaları, moleküler onkoloji, moleküler patoloji, moleküler ve hücresel gastroenteroloji, odiyoloji, psikiyatri hemşireliği, tümör immunolojisi.”

Belirlenen alanlarda doktora yapacaklara aylık bin 550 Lira 4 yıl süreyle verilecek.​

100 / 2000 YÖK Doktora Bursları Türkiye’nin projesi

Saraç, bu projeyi ‘Türkiye’nin projesi’ olarak niteledi ve Yeni YÖK olarak ülkemizin kalkınmasına katkı sağlayacak bu büyük adımla gurur duyuyoruz dedi.

“100/2000 YÖK Doktora Bursları Projesi” ne ilişkin detaylı bilgi için:

http://www.yok.gov.tr/web/100-2000/ana-sayfa

SAÜ Kimya Bölümü Öğretim Görevlisi ‘Fenolsüz’ Mikro Besin Gübresi Üretti

SAÜ Kimya Bölümü Öğretim Görevlisi ‘Fenolsüz’ Mikro Besin Gübresi Üretti. Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü Anorganik Kimya Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Salih Zeki Yıldız, bitkilerin mineral ihtiyacını karşılamak için kullanılan fenol maddesi içermeyen yerli mikro besin gübresi imal etti.

Yıldız, tarım kimyasalları üzerine AR-GE araştırmaları yapmak için Sakarya TEKNOKENT içinde KOSGEB destekli kurdukları şirkette, ithal edilen ve içinde fenol bulunan gübre üzerinde çalışma yaptı.

Bitkilerin mineral ihtiyacını karşılamak için toprağa verilen demir, mangan, bakır, bor ve çinkodan oluşan mikro besin elementlerinin içinde zehirli madde içeren fenol olması üzerine Prof. Dr. Yıldız, yeni gübre üretmek için çalışmalara başladı.

Yıldız, yeni nesil şelatlı mikro besin gübrelerinde kullanılan fenol yerine alternatif molekül arayışı içerisine girerek, yaklaşık 6 ay süren çalışmalar neticesinde, etkinliği düşük bir molekül olan etilendiamin tetra asetik asitini, kompleksleşme çalışmalarında etkinliklerini çıkartarak, amino asit yapısında daha verimli, güvenilir, yüksek çevreci ve yerli “oksi-şelatlı” mikro besin gübresi üretti.

“TOPRAKLARIMIZIN PH’LARI YÜKSEK”

Salih Zeki Yıldız, bitkilerin de insanlar gibi minerallere ihtiyaç duyduğunu ve bunu topraktan aldığını söyledi.

Mikro besin elementlerinin topraktan bitkiler tarafından alınan çeşitli metal tuz ve iyonlarını içerdiğini belirten Yıldız, “Özellikle demir, mangan ve çinko bunların başında geliyor. Ülkemizde de bu konuda bazı problemler var, çünkü topraklarımızın PH’ları yüksek. Yüksek PH’larda bu metal iyonlarının toprakta çözülmeyen bileşiklerine dönüşmesi sebebiyle bitkiler tarafından yeterince alınamıyor. O yüzden de şelatlı bileşikler bu metal iyonlarını bitkilerin kolaylıkla alabilecekleri amaçla kullanılıyor. Bu sayede bitkilerin bu iyonları topraktan efektif bir şekilde alınması sağlanıyor.” diye konuştu.

Prof. Dr. Yıldız, bu tür bileşiklerin Türkiye’de üretilmediğini, çoğunlukla ithal edildiğini ve bu bileşiklerden bazılarının üretimi sırasında fenolden yararlanıldığını anlattı.

“Bu fenolün prosesten gelen kirlilikler olarak kalabilmesi söz konusudur.” diyen Yıldız, “Özellikle piyasada ithal edilmiş mikro besin gübreleri üzerinde yapmış olduğumuz analizlerde karşımıza çıkıyor bu fenol. Çeşitli oranlarda bulunuyorlar ve mikro besin elementleriyle ilgili yapılan gübreleme çalışmalarıyla toprağa verilmiş oluyor.” şeklinde konuştu.

Salih Zeki Yıldız, fenolün toksisitesinin yüksek olduğunu dile getirerek, “Bu uygulamalarda zehir etkisi olan bileşiğin gübreyle toprağı kirletmesi söz konusu. Bitki ve insanlarda farklı anomaliler meydana getirebilecek bir yapısı var. Zarar verebiliyor, ödemler oluşturabiliyor.” dedi.

“ALTERNATİF BİR YAPI ORTAYA KOYMUŞ OLDUK”

KOSGEB’ten aldıkları destekle Sakarya TEKNOKENT bünyesinde kurdukları şirkette AR-GE çalışmaları yaptıklarını vurgulayan Yıldız, “Bu çalışmalar sırasında özellikle dünyadaki üretilmiş olan molekülleri inceliyoruz. Bu yaptığımız çalışmalarda bahsettiğimiz unsur karşımıza çıktı ve bunu bu haliyle üretmek istemedik.” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Yıldız, fenol yerine alternatif molekül arayışı içerisine girdiklerini belirterek, etkinliği düşük bir molekül olan ve daha önce kullanılan etilendiamin tetra asetik asidin (EDTA) güvenilir bir kimyasal olması üzerine bunun üzerinde çalışmaya karar verdiklerini dile getirdi.

Bu durumda bu molekülün kompleksleşme kararlılıklarını istenilen seviyeye getirmek için çalışma başlattıklarını dile getiren Yıldız, şu ifadeleri kullandı:

“Özellikle etkinliğinin düşük olması sebebiyle etilendiamin tetra asetik asiti kullanılmıyor. Yapmış olduğumuz çalışmalarda mikro besin elementlerinden özellikle demir iyonu ile kompleksleşme etkinliğini düşük olan etilendiamin tetra asetik asidinin kompleks kararlılığını iyileştirerek, şu anda bilinen ve dünyada uygulanan yeni nesil moleküllerin durumuna getirdik. Dolayısıyla bizim için bir kazanım oldu. Bu molekülü kullanarak dünyada bilinen ve etkinliği yüksek şelatlı ajanlara alternatif bir yapı ortaya koymuş olduk.”

“TOPRAĞA ZARAR VERMEYEN, DOĞAL BİR UNSUR”

Ürünün patent sürecinde olduğunu aktaran Salih Zeki Yıldız, ortaya çıkan bu yapının diğer moleküllere göre daha güvenli olduğunu, bunu da Türkiye’ye kazandırdıklarını anlattı.

Ürünün amino asit yapısında olduğu için herhangi bir zehirli unsur içermediğini belirten Yıldız, toprağa zarar vermeyen bir yapıda ve doğal bir unsur olduğunu vurguladı.

Prof. Dr. Yıldız, Türkiye’de tarım kimyasalı konusunda çok fazla bilgi sahibi olunmadığına da dikkati çekerek, SAÜ Kimya ve Biyoloji bölümleri ile Abant İzzet Baysal Üniversitesi Doğa Bilimleri ve Ziraat Fakültesi ile ortak projeler yürüttüklerini sözlerine ekledi.

Kaynak : Milliyet

2. Uluslararası Türk Dünyası Kimya Bilimleri ve Teknolojileri Konferansı 3 Ağustos’da Başlıyor

2. Uluslararası Türk Dünyası Kimya Bilimleri ve Teknolojileri Konferansı 3 Ağustos’da Başlıyor. Türkiye ve Balkan ülkeleri arasında bilimsel, tarihi, kültürel, sosyal ve ekonomik düzeyde ve aynı zamanda araştırma alanında ilişkileri geliştirebilmek amacıyla Sakarya, Kahramanmaraş Sütçü İmam ve Tetova Üniversitesi iş birliği ile 3-7 Ağustos 2016 tarihleri arasında Makedonya’nın başkenti Üsküp’te “2. Uluslararası Türk Dünyası Kimya Bilimleri ve Teknolojileri Konferansı” düzenleniyor.

Prof. Dr. Ahmet Tutar ve Prof. Dr. Vullnet Ameti Yayınlamış oldukları davet mesajında “Kimya merkez bilimdir,kimya bilimi, diğer bilim dalları ile ilişkili ve çok sayıda ortak uygulama alanı bulmaktadır. Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar ortak bilim alanların oluşturulması ve geliştirilmesi alanlarında hız kazanmıştır.

Disiplinler arası çalışmalar dünya üzerinde her yıl seminer, konferans ve sempozyum olarak düzenlemektedir, Türk Dünyası olarak bizlerde böyle bir çalışma yapmaya karar verdik, bu bağlamda dünyanın dört bir yanında bilim adamlarını bir araya getirerek bilimsel bir ağ oluşturmak, ortak çalışma alanları yaratmaktır”

Konferansın Kapsamı

Tarımsal Kimya
Analitik Kimya
Biokimya
Kataliz
Kimya Mühendisliği
Kromatografi ve Ayırma Teknolojileri
Çevre Kimyası
Akış Kimyası
Gıda Kimyası
Yeşil Kimya
Heterosiklik Kimya
Humik maddeler
İnorganik kimya
Tıp Kimyası
Metaller ve Malzeme Kimyası
Nano Kimya
Doğal Organik Madde (NOM)
Organik Kimya
Organometalik Kimya
Petrokimya
Farmasötik Kimya
Fotokimyasal
Fiziksel kimya
Bitki Kimyası
Polimer Kimyası
Süreç Kimyası
Niceliksel Yapı-Etkinlik Relatiionship ( QSAR )
Bilim ve Kimya Eğitimi
Toprak Kimyası
Spektroskopisi
Tekstil kimyası
Teorik ve Hesaplamalı Kimya
Su Kimyası

Detaylı Bilgi İçin : https://www.itwccst.com/

2. Uluslararası Türk Dünyası Kimya Bilimleri ve Teknolojileri Konferansı 3 Ağustos'da Başlıyor

IV. Eser Analiz Kongresi’nin Ev Sahibi Bu Yıl Sakarya Üniversitesi

IV. Eser Analiz Kongresi’nin Ev Sahibi Bu Yıl Sakarya Üniversitesi. 19-22 Mayıs 2016 tarihleri arasında düzenleyecek olan “IV. Eser Analiz Kongresi’ne (EsAn-2016)” yıl Sakarya Üniversitesi ev sahipliği yapacak.

İki yılda bir düzenlenen Eser Analiz Çalıştayı (EsAn) genç bilim insanlarının daha katılımcı olduğu, alanında deneyimli, araştırıcı ve eğitici bilim insanları ile tanışma-tartışma olanağı bulduğu hem bilimsel hem de sosyal bir ortam oluşturmaktadır. Kimyacıların yanı sıra çevre, jeoloji, biyoloji, gıda, tıp, ziraat, farmakoloji ve arkeoloji gibi farklı alanlardaki araştırıcı ve uygulayıcılar da EsAn çalıştayına katılmaktadır. Sırasıyla Pamukkale Üniversitesi (EsAn-2010), Karadeniz Teknik Üniversitesi (EsAn-2012) ve Gaziosmanpaşa Üniversitesi (EsAn-2014) kimya bölümleri tarafından düzenlenen Eser Analiz Çalıştaylarına katılımlar her zaman beklenenin üzerinde olmuştur. IV. Eser Analiz Çalıştayı, bu yıl IV. Eser Analiz Kongresi (EsAn-2016) olarak Sakarya Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü’nce düzenleniyor.

KONGRE KONULARI

-Önderiştirme, Zenginleştirme ve Ayırma Yöntemleri
-Organik Eser Analiz
-İnorganik Eser Analiz
-Türleme ve Eser Analiz
-Çevresel Eser Analiz
-Gıda ve Sağlıkta Eser Analiz
-Endüstriyel Proseslerde Eser Analiz
-Kalite Kontrolde Eser Analiz
-Malzeme ve Materyal Karakterizasyonunda Eser Analiz
-Jeoloji ve Arkeolojide Eser Analiz
-Medikal ve Biyomedikal Eser Analiz
-Klinik Eser Analiz
-Sorpsiyon ve Adsorpsiyon Yöntemleriyle Eser Analiz
-Yüzey Analizleri
-Eser Analizde Kemometrik Uygulamalar
-Proteomik, Metalomik ve Metabolomikler
-Eser Analizde Aletli Uygulamalar
-Spektrometrik Uygulamalar
-Elektroanalitik Uygulamalar
-Kromatografik Uygulamalar
-Nükleer Uygulamalar
-Eser ve Ultra Eser Diğer Yeni Analiz Yöntemleri ve Uygulamaları

ÖNEMLİ TARİHLER

Bildiri özeti göndermek için ilk tarih : 02 Kasım 2015

Bildiri özeti göndermek için son tarih : 04 Mart 2016

Kabul edilen bildirilerin ilan tarihi : 02 Nisan 2016

Katılım ücretlerinin yatırılması için son tarih : 15 Mart 2016

Kongre başlangıç tarihi : 19 Mayıs 2016

Kongre bitiş tarihi : 22 Mayıs 2016

Kongre Ana Sayfası : http://www.esan2016.sakarya.edu.tr/index.htm

IV. Eser Analiz Kongresi'nin Ev Sahibi Bu Yıl Sakarya Üniversitesi

Sakarya Üniversitesi’nden Lisans Son Sınıflar İçin Pedagojik Formasyon Açıklaması

Sakarya Üniversitesi’nden Lisans Son Sınıflar İçin Pedagojik Formasyon Açıklaması . Pedagojik Formasyon (PF) ilgili olarak gelen yoğun sorular ve belirsizlik üzerine aşağıdaki açıklamanın yapılması zorunlu kılınmıştır:

Bilindiği üzere YÖK bir taraftan mezunlar için merkezi sistemle (ÖSYM) PF’ye öğrenci yerleştirirken üniversitelerden de mezun olabilecek olan son sınıflardan ön kayıt almasını istemişti (Ara sınıflardan da alınmasını istemişti ama YÖK’ün daha sonra aldığı kararla sadece son sınıfları bu kapsama almıştır.). Bu kapsamda Üniversitemizin ağırlığı İlahiyat ve Fen Edebiyat Fakültesi olmak üzere 2300 civarında son sınıf öğrencisi Mayıs 2014 ortalarında ön kayıtta bulunmuşlardı (Ara sınıflarla berber ön kayıtta bulunan öğrenci sayısı 8000 civarında idi). Fakat bu öğrencilerimizin 1800’ünün 2.00 ve üzeri bir akademik ortalamaya sahip olduklarının ve mezun olabilecek konumda olacaklarını belirtmekte fayda vardır.

Mezun öğrenciler için ÖSYM tarafından üniversitemize verilen 700 kişilik kontenjan geçtiğimiz günlerde açıklanmış ve yerleşen 560 kişinin kesin kayıtları 23-27 Haziran 2014 tarihlerinde yapılacaktır. YÖK’ün 19 Haziran 2014’te yaptığı açıklama ile PF uygulamasında daha önce izlenen yolun değiştiği ve yeni kararlar alınacağı gözlenmiştir. Örneğin AÖF mezunlarının da bulunduğu, mezun olabilecek son sınıf öğrencilerine ikametlerinin bulunduğu illerde PF’ye başvurma hakkı tanırken bir üniversitenin kendi mezun olabilecek son sınıf öğrencisine ayırdığı kontenjanın %25’ini diğer üniversite öğrencilerine ayırmasını istemiştir.

Gerek Rektörlüğümüze gerekse de Fakültemize; telefon, mail ve sosyal medya aracılığıyla ulaşan öğrenciler PF’nin ne zaman açıklanacağı, kontenjanın ne kadar olacağı, eğitimlerin ne zaman olacağı gibi sorular sorarak, bir kısmı da gerçeğe dayanmayan başka üniversitelere ait uygulama örneği göstermektedirler.

Öğrencilerimizden gelen haklı talep karşısında Üniversitemiz Yönetim Kurulu (ÜYK)’nın YÖK’e gönderdiği kararla ön kayıtta bulunan bütün son sınıf öğrencilerimize PF’nin verilmesi talep edilmiş, fakat diğer üniversitelerden de benzer talepleri dikkate alan YÖK; az mezun veren üniversitelere bütün mezunlarına PF verilmesi, çok mezun veren üniversitelere de kontenjan koyacağı izlenimi vermiştir. Dolayısıyla Üniversitemizin talebine henüz resmi bir cevap verilmemiştir. Bu sebeple sadece Fen Edebiyat Fakültesi mezunlarına PF veren ve/veya mezun sayıları az olan üniversiteler ile Üniversitemizin kıyaslanarak “o üniversiteler bütün mezunlarına PF verirken bizim üniversite neden vermiyor?” sorusunun cevabı tarafımız dışındadır.

PF eğitim verme görevini Eğitim Fakültelerine veren YÖK; 100 civarında öğretim elemanı bulunan Eğitim Fakültemizin 5000 civarında lisans öğrencisi olduğunu, 1000 civarında lisansüstü öğrencisi olduğunu bildiğinden ve bu öğretim elemanlarının aynı zamanda (ve öncelikli olarak) buradaki hizmetleri de yerine getirmesi gerektiğinden PF’ye kontenjan getirmeyi düşünmektedir. Bu düşünce, öğrenci sayısı fazla bütün üniversiteler için geçerlidir. Çünkü yukarıda da değinildiği gibi koyduğu kontenjanın en az %25’ini de diğer üniversitelere ayrılmasını talep etmektedir.

Bunlara rağmen YÖK’ten kesin ve resmi bir açıklama gelmeksizin, bazı üniversitelerin son sınıf öğrencilerine kontenjan belirleyerek kayıtlara başlaması ve öğrencilerimizin bunları örnek göstermelerine “suimisal, misal değildir” sözünü hatırlatmamız gerekir.

Kısacası, ön kayıt başvuru listeleri elimizde mevcut olup, her türlü senaryoya hazırlıklı bir şekilde YÖK’ten gelecek resmi ve kesin açıklamanın ardından listeler yayınlanacak ve ivedilikle kayıtlar alınacaktır. Daha önce de belirtildiği gibi derslerimizin ilk dönemi uzaktan eğitimle yapılacağından “geç kalındı, yetişemeyecek…” gibi endişelere gerek kalınmayacağını belirtmek isteriz.

Anlayışlarından dolayı öğrencilerimize teşekkür eder, her türlü gelişmenin burada paylaşılacağını belirtmek isteriz…

http://www.ef.sakarya.edu.tr/tr/duyuru/24178/pedagojik-formasyon-egitimi-yaz-donemi-hakkinda-sakarya-universitesi-son-sinif-ogrencileri

üniversite

Sakarya Üniversitesi ile ESA Kimya işbirliği ile kompozit çubukların betonda kullanımı araştırılacak.

Sakarya Üniversitesi (SAÜ) ile ESA Kimya işbirliği ile elyaf takviyeli kompozit çubukların betonda donatı olarak kullanımı araştırılacak.
Sanayi Tezleri (SANTEZ) Destek Programı projeleri kapsamında betonda donatı malzemesi olarak çelik yerine alternatif donatı malzemesi olarak pultruzyon metodu ile üretilen Fiber Takviyeli Plastik (FRP) malzemelerin kullanılabilirliği araştırılacak. Proje, Teknoloji Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık tarafından yürütülecek.

Günümüzde en yaygın kullanılan yapı malzemesi olan beton içinde kullanılan donatının korozyonu betonarme yapılarda sorun olabiliyor ve ülke ekonomisine zararı yıllık yaklaşık 45 milyar doları buluyor. Su ile temas eden yapılarda beton içerisinde yer alan donatı korozyonuna bağlı olarak hem çelik hem de beton elemanlar önemli ölçüde zarar görüyor. Özelikle kıyı yapıları, saha betonları, beton yollar, çelik hasır kullanılan betonlar, tünellerde kullanılan bir kısım betonlar ve zemin betonları gibi birçok uygulamada FRP donatıların kullanılması ile beton içerisinde yer alan çelik donatının paslanma sorununa çözüm üretilmesi planlanıyor.

SuperCam

 

Kaynak : beyazgundem