ODTÜ, Türkiye’de Mikroplastiklerin Zararlarını Araştıran Dünyanın Bu Alandaki En Kapsamlı Deneyine Başladı

ODTÜ, Türkiye’de Mikroplastiklerin Zararlarını Araştıran Dünyanın Bu Alandaki En Kapsamlı Deneyine Başladı. ODTÜ, “AB UFUK 2020” tarafından desteklenen ve 21 ülke ortaklı AQUACOSM Projesi kapsamında, Türkiye’de mikroplastiklerin tatlı su kaynaklarına ve ekolojik dengeye zararlarını araştıran dünyanın bu alandaki en kapsamlı deneyine başladı.

ODTÜ, “AB UFUK 2020” tarafından desteklenen ve 21 ülke ortaklı AQUACOSM Projesi kapsamında, Türkiye’de mikroplastiklerin tatlı su kaynaklarına ve gezegenin ekolojik dengesine zararlarını araştıran dünyanın bu alandaki en kapsamlı deneyine başladı.

Üniversite kampüsündeki gölün ortasına kurulan deney düzeneğinde, mikroplastiklerin sularda yaşayan canlılar ve su kalitesi üzerine etkisi doğada ilk kez gerçek zamanlı takip ediliyor.

ODTÜ Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Meryem Beklioğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, denizler ve tatlı sularda sabun, duş jeli, deterjan, dekorasyon malzemeleri gibi petrokimya ürünlerinin ufalanması yoluyla mikroplastiklerin biriktiğini ifade etti.

Okyanuslardaki mikroplastik miktarının gelecek 10 yıl içerisinde balıklardan daha fazla olacağının tahmin edildiğine işaret eden Beklioğlu, “Dünyada 1950’den beri 8,3 milyar metreküp mikroplastik üretilmiş. Bu, aklın alması zor bir miktar. Dünyanın sekizinci en büyük ülkesi olan Arjantin’in yüzey alanının insan ayak bilek boyuna kadar mikroplastikle kaplandığını düşünebiliriz. Çok ciddi bir kriz.” bilgilerini verdi.

Tatlı su ve deniz canlıların mikroplastiği besin zannederek vücutlarına alıp sonrasında atabildiklerini ancak bu durumun canlıların sindirim sistemlerini, enerji metabolizmalarını, üreme ve büyümelerini engellediğini belirten Beklioğlu, mikroplastiklerin ayrıca kalıcı genetik zararlar verme ihtimalinin de bulunduğunu bildirdi.

Plastikler karalardan okyanuslara taşınıyor

Mikroplastiklerin büyük bir kısmının karalardan okyanuslara taşındığını kaydeden Beklioğlu, Manchester’da bir nehirde oluşan taşkın sırasında karadaki mikroplastiğin yüzde 70’inin denizlere taşındığını ve metrekarede 500 bin mikroplastik parçacığının nehir tabanında bulunmasının bunun bir kanıtı olduğunu söyledi.

Okyanuslardaki mikroplastik problemini ele alan araştırmaların 10 yıl öncesine dayandığını, ancak tatlı sulardaki durumun bilim dünyasında hiç bilinmediğinin altını çizen Beklioğlu, tatlısu ve denizel büyük deneysel araştırma altyapılarını birleştiren Avrupa Birliği Ağı AQUACOSM üyesi olan ODTÜ olarak yeni bir deneye başladıklarını bildirdi.

Beklioğlu, AB 2020 tarafından desteklenen AQUACOSM Projesi kapsamında Türkiye’de yürütülen deneyde ABD, İngiltere, Sırbistan ve Çekya’dan 10 bilim insanının da katıldığını bildirdi.

“Mikroplastikler birinci basamaktan üçüncü besin zinciri basamağına kadar geçiyor”
Sığ tatlı su göllerinde mikroplastiğin olumsuz etkilerini değerlendirilmesi üzerine ODTÜ kampüsündeki bir gölde “Mezokozm” isimli bir deney sistemi kurduklarını belirten Beklioğlu, şu bilgileri verdi:

“Sistemimizde, çapı 1,2 metre, boyu 1 metre olan küçük gölcükler oluşturduk. Bu gölcüklerin içinde düşük doz ve yüksek dozda mikroplastikler yerleştirdik. Mikroplastiklerin bakterilerdeki, bitkisel planktonlardaki, fotosentez yapan canlılardaki, hayvansal planktonlardaki ve omurgasız böceklerdeki besin zinciri üzerindeki etkilerini araştırıyoruz. Bu canlılardan bazı böceklerin larvalarını deney düzeneğine yerleştirdik ve gelişimlerini izliyoruz. Gördük ki mikroplastikler birinci basamaktan üçüncü besin zinciri basamağına kadar geçiyor. Bu canlıların vücutlarında biriktirdikleri mikroplastik miktarını da ölçüyoruz.

Bulduğumuz sonuçlardan bir tanesi, sert yapılı mikroplastikleri besin zannederek yiyen canlıların ağız yapılarında deformasyon meydana geliyor. Tüm bu yapıları düşündüğümüzde mikroplastiklerin balıklar üzerindeki etkisinin de olacağı kesindir.”

Projenin 21 ortağının bulunduğunu ve bu ülkelerde 37 mezokozm deneyinin kurulduğunu, 3 yıl boyunca yapacakları deney sonuçlarını halka ve uluslararası kullanıma açmayı hedeflediklerini belirten Beklioğlu, şunları kaydetti:

“Tüm ülkelerde ortak amacımız, göllerde besin zincirinin nasıl etkilediğini, bu zincirin en alt grubundan yukarıya nasıl transfer edildiği, bu transfer sırasında organizmaların nasıl etkilendiğini ortaya koymak. Avrupa Birliği mikroplastik konusunu çok ciddiye alıyor ve 2020 yılına kadar mikroplastik kullanımı özellikle kozmetik, kişisel bakım ve deterjanlarda yasaklandı. Bu konuda mevzuatın geliştirilebilmesi için daha fazla bilgiye ihtiyaç var. Bizim deneyimiz de dünyada ilk defa bu ölçekte yapıldığı için bulgularımızın mevzuatın şekillenmesinde etkili olacağını düşünüyorum.”

ODTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Beklioğlu, projeye 3 yıl için ayrılan bütçenin 320 bin avro olduğunu sözlerine ekledi.

Kaynak : A.A

ODTÜ Enerji Malzemeleri Üzerine Araştırma Merkezi Kuruyor

ODTÜ Enerji Malzemeleri Üzerine Araştırma Merkezi Kuruyor. ODTÜ Enerji Malzemeleri ve Depolama Cihazları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde, savunma sanayisinin enerji kaynağı ihtiyacına cevap verecek teknolojilerin geliştirilmesi ve prototip cihaz üretilmesi hedefleniyor.
ODTÜ’de enerji malzemeleri üzerine ulusal ve uluslararası projelerin yürütüleceği Enerji Malzemeleri ve Depolama Cihazları Uygulama ve Araştırma Merkezi (ENDAM) kurulacak.

Merkezin kurulmasına yönelik yönetmelik, Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı.

Buna göre, ENDAM’da Türkiye’nin yenilenebilir enerjideki hızlı gelişimini sürdürebilmesi için şebeke enerjisinin depolanmasına ilişkin uygun alt yapının yerli olanaklarla oluşturulmasına katkı veren araştırmalar yürütülecek.

Şebeke dışı depolama ihtiyaçlarına çözüm oluşturmaya yönelik araştırma ve uygulama çalışmalarının yapılacağı merkezde, savunma sanayisinin enerji kaynağı ihtiyacına cevap verecek teknolojilerin geliştirilmesi ve prototip cihaz üretilmesi hedefleniyor.

Enerji malzemeleri ve depolama cihazları alanında araştırmaların yapılacağı merkezde, ulusal ve uluslararası projeler yürütülecek. Merkezde, öğrencilerin ilgili konularda yüksek lisans ve doktora çalışmalarına destek verilerek uzman insan gücü yetiştirilmesine katkı verilecek.

Kaynak : A.A

Tüpraş ve ODTÜ Güçlerini Birleştiriyor

Tüpraş ve ODTÜ Güçlerini Birleştiriyor. Tüpraş, ODTÜ ve ODTÜ TEKNOKENT ile üniversite-sanayi işbirliği kapsamında ortak çalışmalar için protokol imzaladı. ODTÜ TEKNOKENT’te Veri Analitiği Merkezi açılması ve teknokent ekosisteminde ortak projeler geliştirilerek, üniversitenin ilgili bölümleriyle işbirliği arttırılmasına yönelik çalışmalar protokol konuları arasında yer alıyor.

Tüpraş, ODTÜ ve ODTÜ TEKNOKENT arasında üniversite-sanayi işbirliği kapsamındaki ortak çalışmalar için imzalanan protokol, Tüpraş’ın faaliyet alanlarına yönelik olarak akademik bilgiye erişim ve üniversite-sanayi işbirliği konularında ortak çalışmaları içeriyor. ODTÜ’de ilgili bölümlerle işbirliği içerisinde ODTÜ TEKNOKENT’te Veri Analitiği Merkezi açılması ve teknokent ekosisteminde ortak projeler geliştirilmesi, eğitim programları ve etkinlikler düzenlenmesi, ortak projeler için ODTÜ TEKNOKENT tarafından destek sağlanması, girişimcilere yönelik “start-up” programları düzenlenmesi, mevcut programlara dahil olunması, Tüpraş’ın araştırma faaliyetlerini desteklemek üzere nitelikli insan kaynağına erişim desteği verilmesi, sektörel teknokent, kuluçka merkezi ve benzeri yapılar oluşturulmasına yönelik işbirliği geliştirilmesi hedefleniyor.

2018’de faaliyetlerine başlaması planlanan ODTÜ TEKNOKENT Bilişim İnovasyon ve Veri Analitiği Merkezinde, teknokent ekosisteminde ortak projeler ile ODTÜ TEKNOKENT yönetimi, Tüpraş ve ODTÜ TEKNOKENT arasında ortak projeler geliştirilmesi için destek sağlayacak.

Tüpraş Genel Müdürü İbrahim Yelmenoğlu, imza töreninde yaptığı konuşmada uzun yıllardır ODTÜ ile ortak çalışmalar yürüttüğümüzü, ODTÜ Kimya Mühendisliği Bölümü’nden mezun pek çok Tüpraşlının genel müdürlük ve rafinerilerde görev yaptığını belirtti. Yelmenoğlu “Kimya alanındaki işbirliğimizi öncü şirketlerin stratejilerinin gündeminde olan bilişim alanına taşımak ve ODTÜ TEKNOKENT’te Veri Analitiği Merkezi kurmak yeni işbirlikleri yolunda önemli bir başlangıç olacak. Veri ve bilgiden değer yaratmak şirketimizin stratejik hedefleri arasında; geçmişimizin bilgisi ile hem bugün hem de geleceğimize ışık tutarak, yeni değerler oluşturmayı hedefliyoruz. Bugün de burada bunun adımlarından birini atıp, ODTÜ’nün gücünü de gücümüze katmış olduk.” dedi.

ODTÜ Rektörü ve ODTÜ TEKNOKENT Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Verşan Kök, ODTÜ’nün, iyi bir eğitim üniversitesi olmak kadar iyi bir araştırma üniversitesi olmayı da hedeflediğini, araştırma sonuçlarının da en iyi üniversite-sanayi işbirliği ile ekonomik değere dönüşmesi amacıyla ülkemizin öncü yapıları ODTÜ TEKNOKENT ve ODTÜ Teknoloji Transfer Ofisi’ni kurmuş olduklarını belirterek, “Bugün burada, bu çerçevede önemli bir adım daha atıyor, ülkemiz için çok önemli bir şirket olan Tüpraş ile uzun soluklu bir işbirliği protokolünü imzalıyoruz. Daha önce üniversitemiz ile Tüpraş arasında proje işbirliklerimiz olmuştu. Ama bu protokol ile stratejik işbirliği sürecini başlatıyoruz” şeklinde konuştu.

6 Kasım 2017 tarihinde imzalanan protokol ile hali hazırda ODTÜ Kimya Mühendisliği Bölümü ile işbirliği bulunan Tüpraş’ın öncelikli araştırma alanları ile ilişkili olarak ODTÜ’de ilgili bölümlerle de ortak çalışma içerisine girerek, sanayi üniversite işbirliğinin arttırılması amaçlanıyor.

ODTÜ’de Bilim İnsanları Kanseri Hızlı Teşhis Edebilen Çip Geliştirdi

ODTÜ’de Bilim İnsanları Kanseri Hızlı Teşhis Edebilen Çip Geliştirdi. Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin (ODTÜ) Biyomalzeme ve Doku Mühendisliği Mükemmeliyet Merkezi kurucusu Prof. Dr. Vasıf Hasırcı ve doktora öğrencisi Dr. Menekşe Ermiş Şen, tükürük, kan, balgam, idrar gibi vücut sıvılarından kanserli hücreleri çok kısa zamanda belirleyen çip teknolojisi geliştirdi.

Kanserli hücrelerin çekirdeklerinin, geliştirilen mikro ve nano desenli özel plastik yüzeyler üzerine konulduğunda çok aşırı bir deformasyona uğradığının ve desenlerinin değiştiğinin keşfedildiği çalışma, ucuzluğu ve kısa sürede sonuç vermesiyle biyopsi gibi tanı sistemlerini geride bırakmaya hazırlanıyor.

Biyomalzeme ve Doku Mühendisliği Derneği Başkanı ve ODTÜ Biyomalzeme ve Doku Mühendisliği Merkezi (BİOMATEN) Kurucu Müdürü Prof. Dr. Vasıf Hasırcı ve doktora öğrencisi tıp doktoru Menekşe Ermiş Şen, “mikrodesenli yüzeylerin çekirdek deformasyonuna etkisi kullanılarak kanserli hücrelerin saptanması” projesini geliştirdi.

Prof. Dr. Hasırcı, kanser çipi konusundaki projelerine ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, ABD Stanford Üniversitesinden ve aynı zamanda Dr. Menekşe Ermiş Şen‘in ortak tez danışmanı Prof. Dr. Utkan Demirci ile ortak yürüttükleri çalışmalarında ön patent aldıklarını, ayrıntılı bir uluslararası patent başvurularının, ODTÜ Teknokent aracılığıyla tamamlanmak üzere olduğunu bildirdi.

Çalışmayı ilk olarak mikrodesenli olarak ürettikleri yüzeylerin üzerine ektikleri kanserli ve kansersiz hücrelerin çekirdeklerinin normalde yuvarlağa çok yakın olan şekillerinin değiştiğini, çatallanmaya, uzamaya başladıklarını fark ettiklerinde bu şekil değişimini ölçmeye başladıklarını bildiren Hasırcı, bir yandan da hücrelerin çekirdeklerindeki şekil değişikliğine neyin ittiğini, hücrelerin sağlık durumlarıyla bu şekil değişikliklerinin arasındaki ilişkiyi araştırmaya başladıklarını anlattı.

Hasırcı, geliştirdikleri çipin maliyetinin çok düşük olduğunu belirterek, raf ömrünün de diğer kimyasal yöntemlere göre çok daha uzun olduğunu kaydetti.

Yorum için uzman görüşüne ihtiyaç kalmadı

Dr. Ermiş Şen ise yazılımın, deformasyon sonrası her bir çekirdeğin yüzey alanı, çevre uzunluğu, şekil olarak bir daireye yakınlığı gibi özelliklerinin ölçülmesi ve bunların kanserli olduğu bilinen hücrelerle sağlıklı hücreleri arasında bir farklılık saptayıp saptamayacağına dayandığını belirterek, “Eğer kalabalık bir grup hücre kullanılırsa bu rakamlar kanserli grupları tanımada yüzde 100, sağlıklı gruplarda ise yüzde 85 olarak hesaplanmıştır.” bilgisini paylaştı.

Bu sonuçların özellikle hızlı ve ucuz bir tarama yöntemi olarak kanserli dokuyu yakalamakta daha hassas bir tanı koyma aracını geliştirmekte başarılı olduklarını gösterdiğine işaret eden Şen, “Sistemimizin çalışma prensibinde sonuçları yorumlayacak bir uzmana ihtiyaç yok.” dedi.

Çip buluşlarının, önemli bilim dergilerinden Nature’un “Scentific Reports” isimli dergisinde yayımlandığını aktaran Dr. Menekşe Ermiş Şen, çalışmanın “2016 ODTÜ Prof. Dr. Mustafa Parlar En İyi Tez Ödülü”ne layık görüldüğünü de sözlerine ekledi.

Kaynak : A.A

Türk Bilim Kadını Uzay Radyasyonu Hakkındaki Çalışmasıyla UNESCO’nun Uluslararası Yükselen Yetenek Ödülüne Layık Görüldü

Türk Bilim Kadını Uzay Radyasyonu Hakkındaki Çalışmasıyla UNESCO’nun Uluslararası Yükselen Yetenek Ödülüne Layık Görüldü. Doç. Dr. Bilge Demirköz, UNESCO tarafından her yıl düzenlenen ve uluslararası bilim kadınlarına verilen Uluslararası Yükselen Yetenek Ödülü’ne layık görüldü.

L’Oreal ve UNESCO tarafından bu yıl 19.su düzenlenen ödülü ilk kez Türkiye’den ODTÜ Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Demirköz, uzay radyasyonu hakkındaki çalışmasıyla kazandı. Demirköz, ödülünü Paris’te düzenlenen törende L’ORÉAL Vakfı Başkanı Isabel Marey Semper’den aldı.

L’ORÉAL Türkiye ve UNESCO Türkiye Milli Komisyonu, her yıl bağımsız jüri tarafından seçilen 6 bilim kadınını, UNESCO Uluslararası Bilim Kadınları Ödülleri için aday gösteriyor.

Demirköz projesiyle Türkiye’de geliştirilmiş özgün malzemelerin ve elektronik bileşenlerin, uzay için toplam doz etkisi (TID) radyasyon testleri altındaki etkilerinin araştırılması ve dayanıklılığının artırılmasını hedefliyor. Demirköz’ün çalışmalarıyla uydu teknolojilerindeki radyasyon etkileri hakkında bilgi birikimi sağlanacak ve uzay sektöründe çalışmaya hazır deneyimli bilim insanları yetişecek.

Ödül töreni sonrası Türk basın mensuplarına konuşan Demirköz, Atom Enerjisi Kurumunun desteklediği bir proje için çalıştığını belirterek, “Ödülü aldığım için çok büyük onur duyuyorum. Türkiye’ye ilk kez böyle bir ödülü taşımaktan dolayı çok mutluyum.” dedi.

Demirköz, “Uzaydaki çok enerjili, yüksek enerjili parçacıkları ölçüyoruz. Parçacıkları ölçerek evrenin sırlarına ulaşmaya çalışıyoruz. Bunlardan en önemlisi karanlık madde. Uzaydaki radyasyon miktarını da ölçmüş oluyoruz. Uydularımızın alacağı radyasyon miktarlarını hesaplayabiliyoruz.” diye konuştu.

Proje kapsamında Türkiye’de ilk kez uzay radyasyon testlerinin yapıldığı bir laboratuvar kuracaklarını söyleyen Demirköz, “Ankara atom kurumunda protonları hızlandırıcı tesisinde rrotonları genişlettiğimiz, uzaydaki radyasyonun standartlarına uygun Avrupa Uzay Ajansı’nın bir radyasyon bölgesi oluşturduğumuz 14 mühendis ve teknisyenlerden oluşan projenin başındayım. CERN’den teknoloji ve bilgi transferi yaparak Türkiye’de projemiz için ihtiyacımız olan mıknatısları ve diğer malzemeleri ürettiriyoruz.” ifadelerini kullandı.

Demirköz, projenin yaklaşık bir yıl sonra hizmete gireceğini belirterek, şunları kaydetti:

“Tüm uzay camiasına bileşen üretmek isteyen tüm şirketlerin ve enstitülerin geliştirdiği tüm malzemelerin testlerini yapabileceğiz. İmece uydusu kapsamında verilmiş bir proje. Güneş panelleri bataryalarının radyasyon testlerini ilk kez Türkiye’de yapıp onları uzay uçuşu için kalifiye edeceğiz. İmece bir yer gözlem uydusu. Türkiye’nin hem coğrafi bilgisini öğrenmemiz hem de güvenliğini artırmamız için çok önemli bir uydu. 2020’den sonra uzaya gidecek bir uydu.”

Resim Ve Haber Kaynağı : A.A

“100/2000 YÖK Doktora Bursu” Projesi Kapsamında Desteklenecek Üniversiteler ve Alanlar Belli Oldu

“100/2000 YÖK Doktora Bursu” Projesi Kapsamında Desteklenecek Üniversiteler ve Alanlar Belli Oldu. 100 tematik alanda 2 bin kişiye yönelik aylık bin 550 Lira doktora bursu verilecek üniversiteler ve programları açıklandı. Üniversitelerinizin web sayfalarından duyuruları takip ederek başvuruda bulanabilirsiniz !!!

YÖK’ün kararı doğrultusunda belirlenen 53 üniversiteye doktora bursu başvurusu yapılabilecek.

YÖK Başkanı Yekta Saraç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’deki doktoralı insan sayısını artırmak için “100 / 2000 YÖK Doktora Bursları Projesi”ni başlattıklarını hatırlattı.

Doktoralı insan sayısında gerilerdeyiz

Kalkınmış ülkelere bakıldığında, doktoralı insan sayısının çok yükseklerde olduğuna işaret eden Saraç, Çin’de bin kişiye 2.2, Amerika’da bin kişiye 1.7, Avrupa Birliği ülkelerinde bin kişiye ortalama 1.5 doktoralı insan düşerken Türkiye’de bu sayının bin kişiye 0.4 oranında olduğunu söyledi.

Doktora için bin / bir hedefini koyduk

Ülkenin kalkınmış ülkeler arasındaki sıralamasını yükseltmek için doktoralı insan gücünün artırılması gerektiğinin altını çizen Saraç, “Biz de bu bağlamda bin/bir hedefini koyalım diyoruz. Yani bin kişiye 1 doktoralı kişi. Buradaki maksadımız aslında endüstriye de sanayiye de bir doktoralı iş gücü, doktoralı insan gücü kazandırmak.” dedi.

“100/2000 YÖK Doktora Bursları Projesi” kapsamında Türkiye için öncelikli alanlarda nitelikli bilgi üretmek amaçlı doktoralı insan kaynağına olan ihtiyacı karşılamak üzere, devlet üniversitelerindeki doktora programlarında öğrenim gören öğrencileri desteklemek için yükseköğretim tarihinde ilk kez doktora bursu verileceğini hatırlatan Saraç, dünyanın da üniversitelerden, ürettikleri bilginin kullanımında etkin rol oynamasını beklediğine işaret etti.

Artık üniversitelerin sadece kitlesel eğitim ile yetinmediğini, ürettikleri ve öğrettikleri bilginin kullanımının ekonomik, sosyal alanlarda değer bulmasını takip ettiklerini ve hedef olarak gördüklerini ifade eden Saraç, YÖK olarak bu amaçla üniversitelerdeki enstitülerin, araştırma merkezlerinin girişimci doğalarını, disiplinler üstü ve disiplinler arası çalışmalarını desteklemeye kararlı olduklarını vurguladı.

“‘Gelecek 10 Yıl İçin Güçlü Nesiller Yetiştirme’ Projesi”

Bu bağlamda doktora programlarının gelişmesine ve bu programlara, mezun olan en parlak öğrencilerin katılabilmesine her zamankinden daha fazla emek harcayacaklarını bildiren Saraç, şöyle devam etti:

“Bu düşünceyle ‘Gelecek 10 Yıl İçin Güçlü Nesiller Yetiştirme’ Projesi’ni başlatıyoruz. Bu öğrencileri 100/2000 YÖK Doktora Bursu ile mali olarak destekleyeceğiz. Yani ülkemizin ihtiyacı olan 100 alanda, 2 bin öğrenci YÖK bursu ile, Türkiye’nin güçlü üniversitelerinde doktora yapacak. Yüksek Öğretim Kurulu olarak bizler de öğrencilerin çalışmalarında gösterdiği başarıyı ve akademik performanslarını dikkate alarak, eğitimleri boyunca, özellikle araştırma kavramına yönelik olarak, kendilerine özgün olanaklar sunmaya çalışacağız.

Bu projenin önemli bir ayağı, YÖK’ün bu doktora programlarının eğitim ve araştırmalarını, ulusal ve uluslararası yaptıkları araştırma ve yayınlarını kalite süreci açısından takip kararı almış olmasıdır.”

YÖK Başkanı Saraç, 100/2000 doktora programını bir mükemmeliyet ve prestij programı olarak gördüğünü belirtti.

Seçilen 100 doktora alanının, 2013’ten itibaren dünya bilim literatürüne katılan “Yükseköğretimde Akıllı Uzmanlaşma-Smart Specialisation” çalışmaları ve onlarca bilim insanının fikri alınarak kararlaştırıldığını açıklayan Saraç, “Bu kavramın esas gayesi, 21. yüzyılda öne çıkan yüksek teknoloji, inovasyon ve gerekli insani ve sosyal değerlerin çalışmalarını ve araştırmalarını üretmek ve ülkeye bu alanda bilim insanı kazandırmaktır. Bunu yaparken de kamu finansmanını doğru ve verimli harcamak ile yükseköğretim çalışma alanlarında dublikasyonu önlemek de üzerinde durulan diğer iki noktadır. Projeyi başarılı olması dileği ile yükseköğretim camiasına sunuyoruz.” değerlendirmesini yaptı.

Türkiye’yi geleceğe taşıyacak bilim alanları

YÖK, 22 Aralık 2016-12 Ocak 2017 tarihleri arasında 100 tematik alanda başvuru ilanına çıktı. Üniversiteler bu alanlar arasından seçtikleri en fazla 10 alt alan için yetiştirecekleri öğrenci sayılarını, kurumsal kapasitelerini ve ilgili alanlarda yetkinliklerine ilişkin YÖK’e başvurdu.

YÖK’e “temel bilimler”, “mühendislik ve mimarlık”, “sağlık” ile “sosyal bilimler” üst alanlarında 73 farklı üniversiteden gelen toplam 635 başvuru ve 2 bin 964 kontenjan talebi ön değerlendirmeden geçirildi.

YÖK’ün kararı doğrultusunda belirlenen 53 üniversiteye öğrenciler doktora bursu başvurusu yapılabilecek.

Bu üniversiteler şu şekilde:

“Abant İzzet Baysal, Abdullah Gül, Afyon Kocatepe, Akdeniz, Anadolu, Ankara Sosyal Bilimler, Ankara, Ankara Yıldırım Beyazıt, Atatürk, Boğaziçi, Bursa Teknik, Bülent Ecevit, Çukurova, Dicle, Dokuz Eylül, Dumlupınar, Düzce, Ege, Erciyes, Erzurum Teknik, Eskişehir Osmangazi, Fırat, Galatasaray, Gazi, Gaziosmanpaşa, Gebze Teknik, Hacettepe, Harran, Hitit, İnönü, İskenderun, Teknik, İstanbul Teknik, İstanbul, İzmir Katip Çelebi, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Kahramanmaraş Sütçü İmam, Karabük, Karadeniz Teknik, Kocaeli, Marmara, Mersin, Namık Kemal, Necmettin Erbakan, ODTÜ, Ömer Halisdemir, Sakarya, Selçuk, Süleyman Demirel, Trakya, Türk-Alman, Uludağ, Yalova, Yıldız Teknik.”

Gerçekleştirilen paneller neticesinde, temel bilimler, mühendislik ve mimarlık alanlarında 46 üniversitede 855 kontenjan için alt alanlar şöyle belirlendi:

“Akıllı malzemeler, biyobenzetim, bilgi güvenliği, biyoenformatik, biyomalzeme ve doku mühendisliği, biyomedikal ekipmanlar (tıbbi cihazlar), enerji depolama ve enerji malzemeleri, güç ve depolama teknolojileri, hava ve uzay araçları tasarımı, hidrojen ve yakıt pilleri, insan-bilgisayar etkileşimi, insan beyni ve nörobilim, insansız sistemler, mikro ve nanoteknoloji, mimarlık, nanobiyoteknolojik güdümlü ilaçlar, nükleer enerji, örüntü tanıma analizi, savunma bilişimi, modelleme ve simulasyon, savunma sistemleri entegrasyonu, sensör teknolojileri, sürdürülebilir ve akıllı kentler, sürdürülebilir yapı malzemeleri ve teknolojileri, sürdürülebilir, etkin tarım, ulaştırma akıllı ulaşım sistemleri, veri madenciliği ve veri depolama, yeni 3B eklemeli üretim, yeni nesil kompozitler ve çok işlevli nanokompozit malzemeler, yenilenebilir enerji kaynakları/teknolojileri.”

Sosyal bilimler alanında 28 üniversitede 246 kontenjan için alt alanlar ise şöyle oldu:

“Afrika çalışmaları, aile psikolojisi, anayasa hukuku, Balkan çalışmaları, deniz ticaret hukuku, Ermenice, fikri mülkiyet hukuku, göç çalışmaları, hadis, idare hukuku, katılım bankacılığı, kentsel dönüşüm çalışmaları, klinik psikoloji, manevi danışmanlık, medeni yargılama usulü hukuku, okul öncesi eğitim, Ortadoğu çalışmaları, özel eğitim (yetenekli, engelli vb), sosyal medya çalışmaları, toplumsal cinsiyet çalışmaları, uluslararası güvenlik ve terör, Uzakdoğu çalışmaları, yoksulluk çalışmaları.”

Sağlık alanında 25 üniversite için 299 kontenjan için alt alanlar şöyle:

“Biyomalzeme ve doku mühendisliği, cerrahi hastalıklar hemşireliği, çocuk sağlığı ve hastalıkları hemşireliği, doğal ve bitkisel ürünler, kozmetik ürünler, farmasötik biyoteknoloji ve ilaç tasarımı, gen tedavisi, gıda-metabolizma etkileşimi, hastane enfeksiyonlarını önleme, iç hastalıkları hemşireliği, kanser epidemiyoloji, metabolizma (obezite, diyabet ve ateroskleroz), moleküler farmakoloji ve ilaç araştırmaları, moleküler onkoloji, moleküler patoloji, moleküler ve hücresel gastroenteroloji, odiyoloji, psikiyatri hemşireliği, tümör immunolojisi.”

Belirlenen alanlarda doktora yapacaklara aylık bin 550 Lira 4 yıl süreyle verilecek.​

100 / 2000 YÖK Doktora Bursları Türkiye’nin projesi

Saraç, bu projeyi ‘Türkiye’nin projesi’ olarak niteledi ve Yeni YÖK olarak ülkemizin kalkınmasına katkı sağlayacak bu büyük adımla gurur duyuyoruz dedi.

“100/2000 YÖK Doktora Bursları Projesi” ne ilişkin detaylı bilgi için:

http://www.yok.gov.tr/web/100-2000/ana-sayfa

Türkiye’nin En Girişimci ve Yenilikçi Üniversiteleri Belli Oldu

TÜBİTAK tarafından, üniversitelerin girişimcilik ve yenilikçilik performanslarına göre sıralandığı Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi 2016 yılı sıralaması Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü tarafından TÜBİTAK’ta düzenlenen basın toplantısında açıklandı.

Bu yılın birincisinin 95,3 puanla Sabancı Üniversitesi olduğunu bildiren Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, ikinci sırada 85,80 puanla Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin (ODTÜ), üçüncü sırada ise 82,63 puanla Bilkent Üniversitesi‘nin bulunduğunu ifade etti.

Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi ile üniversitelerde girişimcilik ve yenilikçilik faaliyetlerinin teşvik edilmesinin amaçlandığını belirten Bakan Özlü, “Bu çalışma, üniversitelerin eğitim kalitesine göre sıralandığı bir liste veya en başarılı üniversiteyi ortaya koyan bir sıralama değildir” dedi.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, geçtiğimiz günlerde açıklanan Global İnovasyon Endeksi’nin 2016 yılı sonuçlarında, bir önceki yıla göre 16 basamak birden yükselerek 42. sıraya çıktığımızı bildirdi. Böyle bir endekste çok daha yukarılarda olmamız gerektiğine işaret eden Bakan Özlü, “Eğer dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olacaksak, kurumlarımızı da dünya çapında lider kurumlara dönüştürmeliyiz. Özellikle üniversitelerimizi, dünya çapında bilim yapılan ve teknoloji üretilen merkezler haline getirmeliyiz” diye konuştu.

Endeks sıralamasına giren üniversiteleri tebrik eden, listenin hazırlanmasında katkısı bulunan Kurum ve Kuruluşlara da teşekkürlerini sunan Bakan Özlü, girişimcilik ruhunu ve yenilikçilik kültürünü geliştirme noktasında en çok üniversitelerimize güvendiğini belirtti.

Beş yıl önce başlatılan endeks çalışmalarının, bugün başta üniversitelerimiz ve öğrencilerimiz olmak üzere kamuoyu tarafından merakla beklenen bir sıralamaya dönüştüğüne değinen Bakan Özlü, şunları kaydetti:

“Görüyoruz ki son yıllarda üniversitelerimiz bünyesinde girişimcilik ve yenilikçiliğe dair önemli adımlar atıldı, atılıyor. Gençlerimiz de artık kendi işlerini kurmanın, girişimci olmanın hayallerini kuruyor. Dolayısıyla artık üniversitelerimiz için girişimci ve yenilikçi olmak, bir tercih meselesi değil, bir zorunluluktur. Biz de bu endeksi açıklayarak, üniversitelerimizi bu alanlara teşvik ediyoruz. Üniversitelerimizin sanayicilerimizle daha fazla işbirliği yapmalarını amaçlıyoruz. Üniversitenin kapısı sanayiciye, sanayicinin kapısı da üniversitelere açık olmalı. Üniversite, sanayinin ihtiyaç duyacağı bilgiyi üretmeli. Sanayici, sorunlarını aşmak için üniversiteye başvurmalı. Zira, sadece üniversitede, sınıflarda, laboratuvarlarda çalışarak, ekonomik ve sosyal faydaya dönüşen nitelikli bilgi üretilemez.”

2016 Yılı İlk 10 Sıra

1.Sabancı Üniversitesi
2.Orta Doğu Teknik Üniversitesi
3.İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi
4.İstanbul Teknik Üniversitesi
5.Boğaziçi Üniversitesi
6.Koç Üniversitesi
7.Gebze Teknik Üniversitesi
8.Özyeğin Üniversitesi
9.İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü
10.Yıldız Teknik Üniversitesi

TAM LİSTE İÇİN TIKLAYINIZ !!

Türkiye’nin En Girişimci ve Yenilikçi Üniversiteleri Belli Oldu

Kaynak : TÜBİTAK