Dumlupınar Üniversitesi Üniversitelerin Araştırma Laboratuvarları Çalıştayını Düzenliyor

Dumlupınar Üniversitesi Üniversitelerin Araştırma Laboratuvarları Çalıştayını Düzenliyor.“2023 Vizyonunda Üniversitelerin Araştırma Laboratuvarları” Çalıştayının ikincisi 14-15-16 Mayıs 2015 tarihlerinde, Kütahya da, Dumlupınar Üniversitesi Konferans salonunda gerçekleştirilecektir.

Çalıştay, Merkezi Araştırma Laboratuvarlarının güncel sorunları, orta ve uzun vade de laboratuvarların yapılanmalarıyla ilgili düşünceler ve hedefler, laboratuvarların bilim insanları ile sanayi arasındaki yeri ve rolü kapsamında yürütülecektir.

Ek olarak, Kalkınma Bakanlığı tarafından yeni çıkarılan 6550 sayılı ‘’Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun’’ hakkında detaylı görüşmeler yapılacaktır.

Çalıştaya Ülkemizdeki tüm araştırma laboratuvarlarından ve yurt dışındaki ilgili bazı araştırma laboratuvarlardan katılımcılar davet edilmiştir. Kalkınma Bakanlığı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, YÖK ve TUBİTAK yetkili kişilerinin katılımı beklenmektedir. Üniversitelerden öğretim üyelerinin ve uzmanlarının, sanayiden ilgili Ar-Ge personelinin ve laboratuvar cihazları tedarikçisi firmaların yetkililerinin teşrifi beklenmektedir.

Çalıştay Anasayfası : http://mrkzlab2023calistay.dpu.edu.tr/

Dumlupınar Üniversitesi Üniversitelerin Araştırma Laboratuvarları Çalıştayını Düzenliyor

DPÜ Kimya Bölümünden Muhteşem Çalışma “Rubidyum Elementini Keşfettiler”

DPÜ Kimya Bölümünden Muhteşem Çalışma “Rubidyum Elementini Keşfettiler” Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü Başkanı ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yunus Erdoğan başkanlığındaki bir grup bilim insanı, borun fabrikada işlendikten sonra ortaya çıkan endüstriyel atıklarında, dünya piyasalarında altından daha değerli olan gece görüş, tıbbi görüntüleme cihazları, fiber optik telekomünikasyon ve tıp alanın kullanılan rubidyum elementinin varlığını belirledi.

Erdoğan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yıllardır bor madeni üzerine çalışmalar yaparken bu madenin atıklarının da ilgilerini çektiğini söyledi.

Bor atıklarında bulunan bazı elementlerin günümüzde büyük önem kazandığını belirten Erdoğan, “Bor atıkları üzerinde rubidyum elementinin varlığının çalışmalarını da gerçekleştirdik. Bor atıklarındaki rubidyumla ilgili çalışmaların, dünyada bir örneği bulunmamaktadır. Bu konudaki çalışmanın dünyada bir ilk olduğunu söyleyebilirim. Bor atıklarından rubidyum üretilmesi çok önemli. Bir gram rubidyum 72, 1000 gramı ise 72 bin dolar. Uluslararası veriler bunu göstermektedir” diye konuştu.

Sezyum elementi üzerine de çalışmalar mevcut
Erdoğan, rubidyum elementinin gece görüş, tıbbi görüntüleme cihazları ile fiber optik telekomünikasyon, radyasyon algılama sistemleri ve tıp alanında kullanıldığını dile getirdi.

Bu elementin dünyada büyük öneme sahip olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:

“Bor madeninin türevlerinden olan bir ton borik asitin uluslararası fiyatı, 500 ile 700 dolar arasındadır. Yani bir kilogram borik asit, 0,5 ile 0,7 dolar arasında değişiyor. Bir kilogram rubidyum ise uluslararası piyasalarda 72 bin dolar. Dolayısıyla bizim bor atıklarında, lityum, rubidyum ve rubidyumun özelliklerini taşıyan sezyum konusunda çalışmalarımız vardır. Lityum ve rubidyum konusu uygulamaya gelmiş, sezyum ile ilgili çalışmalarımız ise devam etmektedir. Bunlar, kardeş element olduklarından bor atıklarında ortalama bin ‘ppm’e yakın rubidyum bulunmaktadır. Yani bir ton atıkta, 1000 gram rubidyum vardır. Bu az gibi görünmekle beraber, bu oran altın yataklarında ise 20 ppm bulunuyor. Dolayısıyla rubidyumun, bu atıklarda ne kadar zengin olduğunu tasavvur edebiliriz.”

Erdoğan, Emet ve Hisarcık ilçelerindeki bor işletmelerinde ise bir yılda 3,5 milyon ton endüstriyel atık çıktığını sözlerine ekledi.
DPÜ Kimya Bölümünden Muhteşem Çalışma Rubidyum Elementini Keşfettiler

 

Kaynak : Milliyet

Lityum’u Bor Endüstrisi Atıklarından Elde Edebiliriz

Lityum’u Bor Endüstrisi Atıklarından Elde Edebiliriz. Dumlupınar Üniversitesinde (DPÜ) bir grup akademisyenin yaptığı çalışmalar sonucunda, Japonya’da okyanus suyundan elde edilmeye çalışılan ve “geleceğin nükleer yakıtı” olarak da gösterilen lityum elementinin, bor atıklarında okyanus suyuna göre 10 bin kat daha fazla olduğu belirlendi.

DPÜ Rektör Yardımcısı ve Fen-Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü Başkanı Prof. Dr. Yunus Erdoğan başkanlığındaki akademisyenler, bor atıkları üzerine çalışma yaptı. Erdoğan, çalışmaları hakkında AA muhabirine yaptığı açıklamada, bor işletmelerinde borik asit, boraks pentahidrat, boraks dekahidrat, susuz boraks, sodyum perborat ve zenginleştirilmiş maden üretimi gerçekleştirildiğini söyledi.

Bu üretimler yapılırken yıllık ortalama 3,5 milyon tondan fazla bor endüstriyel atıklarının oluştuğunu belirten Prof. Dr. Erdoğan, “Gençlik yıllarımdan beri, özellikle 1975 yılından beri en çok ilgi duyduğum araştırma konusu bordur. Türkiye’de bor üzerine çalışanlar arasında emek çekmiş bir bilim adamı olduğumu söyleyebilirim” diye konuştu.

Erdoğan, çalışmalarını gerçekleştirdiği zaman en çok dikkatini çeken unsurlardan birinin de bor endüstriyel atıkları olduğunu dile getirdi.
Çalışmalarını bu yönde yoğunlaştırdığını ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:
“Bu bor atıklarında çok kıymetli elementlerin olduğunu tespit ettik. Özellikle son yıllarda lityum, doldurulabilen pillerde, uzay hava araçlarında, elektrikle çalışan emisyon yaymayan araçlarda ve nükleer füzyonlar için geleceğin enerji yakıtı olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye’de lityum üretimi yapacak bir maden kaynağımız bulunmamaktadır. Japonlar lityum üretimini okyanus sularından üretmeye çalışmaktadırlar. Okyanus sularında 0,1 ppm lityum bulunmaktadır. Biz, bor endüstriyel atıklarda ise ortalama bin ppm’den fazla lityum bulunduğunu ortaya çıkardık.”
Erdoğan, “ppm”in milyonda bir anlamına geldiğini ifade etti.

Yani bunun bir ton okyanus suyunda 0,1 gram lityum bulunması anlamına geldiğini aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:
“Bizim bor atıklarımızda ise bir tonunda, 1000 gram lityum bulunmaktadır. Yaklaşık bunun 10 bin katı. Yani bir tarafta 0,1 gram, diğer tarafta 1000 gram lityum bulunmaktadır. Son zamanlarda elektrikli arabaların da piyasaya çıkmasıyla birlikte lityum üretiminin de ülkemiz için çok önemli bir hale geldiğini söyleyebiliriz. Dolayısıyla okyanus suyundan 10 bin kat daha fazla olan lityumu değerlendirmek, bizim için çok önemli bir konuydu. Bu konuda birçok lisans ve doktora çalışması yaptık. Bu konuda Eti Maden İşletmelerinin Türkiye‘de endüstriyel ölçekte üretim çalışmalarına başlandığını duyuyoruz. Ülkemiz için hayırlı olmasını temenni ediyoruz.”
Erdoğan, dünya piyasalarında 1000 gram borik asitin 0,7 dolar olduğunu fakat aynı miktarda lityumun ise yaklaşık 60 dolar olduğunu sözlerine ekledi.

 

bor

 

Kaynak :beyazgazete

Dumlupınar Üniversitesi’nde Biyokimya Bölümü Açıldı

Dumlupınar Üniversitesi’nde Biyokimya Bölümü Açıldı.Kütahya Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Biyokimya Bölümü Başkanı Doç.Dr.Metin Bülbül, DPÜ’de Biyokimya Bölümü’nün açıldığını bildirdi.

Gelişen teknolojilerin uzmanlık alanlarını geliştirdiğini, bu gelişmelerin de alt uzmanlık alanlarını gerektirdiğini kaydeden Doç.Dr. Metin Bülbül şunları ifade etti:”Kimya bilim dalı; Analitik Kimya, Fizikokimya, Anorganik Kimya, Organik Kimya ve Biyokimya gibi alt bilim dallarına ayrılır. Bu alt bilim dallarının her biri de, başlı başına ayrı bir bilim dalı haline gelmiştir. Bu bilim dalları çok farklı disiplinlerle etkileşim halindedir. Bunlardan Biyokimya alt bilim dalını ele aldığımızda; bu bilim dalı Tıp, Veterinerlik, Gıda, Tarım, Eczacılık, Moleküler Biyoloji, Genetik, Koruyucu Hekimlik, Diyetisyenlik, Toksikoloji ve Mikrobiyoloji gibi bilim dalları ile etkileşim içerisindedir. Biyokimya Bölümündekibilimsel çalışmalar ile bu bilim dallarındaki madde ve malzeme ihtiyacının karşılanması gerekmektedir.”

Doç.Dr.Metin Bülbül, biyokimyasal çalışma alanları ile ilgili şu bilgileri verdi: “Tıp bilim dalında gerekli kitlerin geliştirilmesi ve serum vb. çözeltilerin üretimi. Veterinerlik ile ilgili ilaç olabilecek kimyasalların belirlenmesi, geliştirilmesi ve deney hayvanları üzerinde uygulanması. Gıda alanında alternatif gıda kaynaklarının bulunması ve biyotransformasyon ile yeni besinlerin üretilmesi. Moleküler Biyoloji ve Genetik sahasında yapılan klonlama, transplantasyon ve hibridizasyon çalışmaları ile daha dayanıklı nesil ve daha dayanıklı ürünlerin elde edilmesi. Tarımda organik ürün elde etmek için doğal gübre ve hormon içeriklerinin düzenlenmesi ve ekonomik değeri olmayan bitkisel kaynakların biyokütle, biyogaz ve biyobenzin olarak değerlendirilmesi . Eczacılık alanında ilaç olarak kullanılabilecek maddelerin eldesive bu bileşiklerin etkisinin in vitro (enzimler üzerinde) ve in vivo (deney hayvanları ve insanlar üzerinde) çalışılması. Koruyucu hekimlikte hangi vitaminlerin hangi metabolik yollar ve basamaklarda görev aldıklarının belirlenmesi ile hastalığa sebep olan faktörlerin bulunması ve hastalık için önceden önlem alınmasının sağlanması. Diyetisyenlikte biyokimyasal verilere bakılarak dengeli beslenilecek bir diyet düzenlenmesi, yeni gıda takviyeleri ve diyet ürünlerinin geliştirilmesi. Toksikolojide zehirlenme türlerine göre sunulan biyokimyasal çözümler ve alınan tepkilerin değerlendirilmesi. Mikrobiyolojide sanayi ve bilimsel çalışmalar için gerekli olan enzim, protein ve karbohidrat gibi biyokimyasalların, doğal ve ekonomik bir yol olan bakteri ve mantarlar ile üretimi gibi bu çalışma alanlarına çok sayıda örnekler verilebilir.”

Biyokimya ile ilgili çok sayıda araştırma alanı olmakla birlikte, bu alanlarda ülkemizde çok az çalışma olduğunu ifade eden Doç.Dr. Metin Bülbül, “Hastalık tanısında ve tahlilinde kullanılan kitler ve kullandığımız ilaçların çoğu hala yurtdışından ithal edilmektedir. Üniversite olarak bu alanlarda üretime yönelik çözümler bulmak ve bu çözümler üzerinde çalışmalar yaparak yeni ürünler geliştirmek ve aynı zamanda ülkemizin ihtiyaç duyduğu nitelikli eleman ihtiyacını karşılamak amacı ile üniversitemizin Fen Edebiyat Fakültesi bünyesinde Biyokimya Bölümü açılmıştır. Bölümümüzde ilaç biyokimyası, doğal ilaç tasarımı, enzim teknolojileri, biyosensörler, nanoteknolojikbiyopolimerler, kanser nanobiyosensörleri ve doğal yakıt pilleri üzerinde çalışmalar yapılmaktadır. Dumlupınar Üniversitesi Biyokimya Bölümü; genç ve dinamik kadrosu ve disiplinler arası çalışmaları ile geniş bilimsel ufka sahip ve araştırmacı kimliği olan lisans ve yüksek lisans öğrencilerini yetiştirmeyi hedeflemektedir. Bu amaçla 2013-2014 öğretim yılı ÖSYM ek yerleştirmede Biyokimya Bölümüne 30 adet öğrenci alınacaktır. 2013-2014 öğretim yılının Bahar döneminde de Yüksek Lisans programına öğrenci alınması hedeflenmektedir. Biyokimya bölümü mezunlarına Yök, Biyokimyager ve Kimyager unvanı verdiğinden, bölümümüzden mezun olan öğrenciler ile sanayi ve hastane laboratuarlarının Biyokimyager ve Kimyager ihtiyacı karşılanacaktır. Aynı zamanda bilim dünyasına bilimsel ufku geniş yeni bilim insanları kazandırılmış olacaktır” ifadelerini kullandı.
dumlupinar

 

Kaynak:.stargundem