Çukurova Üniversitesi Tarafından Adana’ya Kimya Vadisi Kuruluyor

Çukurova Üniversitesi Tarafından Adana’ya Kimya Vadisi Kuruluyor. Çukurova Kalkınma Ajansı (ÇKA) desteği ile Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) tarafından yürütülecek olan cazibe merkezlerini destekleme programı kapsamında desteklenen “Adana Girişimcilik Merkezi” projesi ile “Kimyasal Madde Üretim Teknolojileri Merkezi Kimya Vadisi” güdümlü projesi için imza töreni yapıldı.

Adana Valiliğinde gerçekleştirilen törene Vali Mahmut Demirtaş’ın yanı sıra Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü, Çukurova Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Kibar, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Seyhan Tükel, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Tümay, Seyhan Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Adana Ticaret Odası Başkanı Atila Menevşe, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ayhan Kızıltan, Adana Sanayi Odası Meclis Başkanı İsrafil Uçurum, Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölge Müdürü Mustafa Keskin, KOSGEB Adana İl Müdürü Mücahit Alper Karcı, Çukurovssa Teknoloji Geliştirme Bölgesi Genel Müdürü Hamdi Soydan, Akdeniz Kimyevi Maddeler ve Mamülleri İhracatçı Birlikleri ÇKA Genel Sekreteri Dr. Lutfi Altunsu ile Çukurova Üniversitesi Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Selahattin Serin ve Doç. Dr. Selçuk Çolak ve diğer proje paydaşlarından yetkililer katıldı.

Vali Mahmut Demirtaş, desteklerinden dolayı Kalkınma Bakanlığı’na teşekkür ederek, Adana ekonomisine ivme kazandıracak projelerin kent ve bölge açısından hayırlı olmasını temenni etti.

Çukurova Üniversitesi, Bölgeden Dünyaya Açılan Kapı.

Çukurova Üniversitesi’nin temel yapılanmasını büyük ölçüde tamamlamış ve sadece teknolojiyi kullanan değil, teknoloji üreten üniversite olma yolunda evrilmeye başladığını hatırlatan Rektör Prof. Dr. Mustafa Kibar da, Üniversite Yönetimi olarak araştırma stratejilerini bu yönde geliştirmeye devam ettiklerini söyledi. Araştırma Üniversitesi olma konusundaki istek ve kararlılıklarının temel nedenin de, bu çıkışı gerçekleştirebilmek olduğunu söyleyen Rektör Prof. Dr. Kibar, “Araştırma üniversitesi başvurusunu hazırlarken Çukurova Üniversitesi’ni ‘Bölgeden Dünyaya Açılan Kapı’ sloganıyla tanımlamıştık. Üniversitemizi bu çerçevede konumlandırırken yüksek bilim, teknoloji ve uygarlığın olduğu her yer ile bölgemiz ve ülkemiz arasında bağ kurmayı önemli bir sorumluluk olarak görüyor, bu kapsamda paydaşlarımızla ortak çalışmalara özel önem veriyoruz.” dedi.

“Kalkınma Bakanlığımız ve Valimize Desteklerinden Dolayı Teşekkür Ediyoruz.”

Desteklerinden dolayı Kalkınma Bakanlığı ve Adana Valisi Mahmut Demirtaş’a teşekkür eden Prof. Dr. Kibar, “Adana Girişimcilik Merkezi projesi ile Kimyasal Madde Üretim Teknolojileri Merkezi Kimya Vadisi projesinden dolayı değerli belediye başkanlarımız, oda başkanlarımız, Kalkınma Ajansımız ve akademisyenlerimiz başta olmak üzere, paydaşlarımız ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” şeklinde konuştu.

ÇKA Genel Sekreteri Dr. Lutfi Altunsu ise, her iki proje ile Adana’da ilklerin gerçekleşeceğini vurgulayarak; “Kimyasal Madde Üretim Teknolojileri Merkezi Kimya Vadisi” projesi ülkemizde alanında kurulacak ilk Ar-Ge merkezidir. Girişimcilik Merkezi projesi ise Adana ilimizin cazibe merkezi programı kapsamında desteklenen ilk projesidir. Ayrıca merkez Türkiye’de ilk dijital ve film endüstrisini içerisinde bulunduran merkez olacaktır” dedi.

Kimyasal Madde Üretim Teknolojileri Merkezi Kimya Vadisi

“Kimyasal Madde Üretim Teknolojileri Merkezi Kimya Vadisi” Proje Koordinatörü Çukurova Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selahattin Serin proje ile ilgili teknik sunum gerçekleştirdi. Prof. Dr. Serin sunumda şunları söyledi;

“Proje ile ülkemiz ve bölgemizde üretilmeyen katma değeri yüksek kimyasal maddelerin belirlenmesi, nasıl üretilebileceklerinin ve üretim teknolojisinin ortaya koyulması, üretim teknolojisi ve fizibilitesi yapılan kimyasalların girişimcilerin bilgisine sunulması hedeflenmektedir. Bunun sonucunda da ithalatın azaltılması, ihracatın arttırılmasına katkı sağlanması beklenmektedir. Hâlihazırda ithal edilerek tedarik edilen 5 adet kimyasalın üretim teknolojilerinin belirlenmesi ve bunun yerli sanayi sektörü ile paylaşılması, kurulacak merkeze 10 sürekli, 2 geçici istihdam sağlanması, bölgede yer alan firmaların bünyesinde bulunan kimya ile ilgili makine ve teçhizatların etkin ve verimli kullanımına yönelik eğitimlerin verilmesi ve böylece kimya alanında yetişmiş kalifiye eleman sayısının artırılması da projenin beklenen sonuçlarıdır. Çukurova Üniversitesi ve ÇKA arasında imzalanan projesinin ortakları arasında, Adana Sanayi Odası, Adana Ticaret Odası, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası, Adana Büyükşehir Belediyesi, Çukurova Teknoloji Geliştirme Bölgesi, Akdeniz Kimyevi Maddeler ve Mamülleri İhracatçıları Birliği bulunmaktadır. 5 milyon TL bütçeli proje bütçesinin %75’i ÇKA tarafından karşılanmaktadır.”

Adana Girişimcilik Merkezi Projesi Nedir?

Adana Girişimcilik Merkezi Proje Koordinatörü Çukurova Üniversitesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Selçuk Çolak da proje sunumunda, şunları kaydetti:

“Girişimcilik Merkezi projesi ile yenilikçi girişimci adaylarının kent ekonomisine katma değer sağlayan is fikirlerini olgunlaştırabileceği bir girişimcilik merkezi oluşturulması, bölgesel girişimcilik ekosisteminin zenginleştirilmesi ve kentsel ekonominin gelişimine katkı sağlanması, Adana’nın ulusal girişimcilik ekosisteminde akıllı tarım, sağlık, enerji ve imalat sanayi yazılımları, nesnelerin interneti gibi yeni nesil teknolojilerde ve grafik, animasyon, film, oyun gibi dijital yaratıcı sektörlerde girişimcilik üssü haline getirilmesini amaçlamaktadır. Çukurova Üniversitesi Teknokent binası yanında yapımı tamamlanan “Kuluçka Merkezi” binası içerisinde oluşturulacak Girişimcilik Merkezi bünyesinde girişimcilerin ve işletmelerin mekânsal ihtiyaçlarını giderebilecekleri ofis ve ortak çalışma alanları, etkinlik ve toplantı alanlarının yanı sıra Motion Capture Studio, Digital Fablab ve MakerSpace gibi teknolojik alt yapıların kurulması ve girişimcilerin kullanımına açılması amaçlanmaktadır. Çukurova Üniversitesi ve ÇKA arasında imzalanan projenin ortakları arasında Adana Ticaret Odası, Adana Sanayi Odası, Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, Seyhan Belediyesi, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Adana İl Müdürlüğü ve KOSGEB Adana İl Müdürlüğü bulunmaktadır. 3,5 milyon TL bütçeli projenin tamamı CKA tarafından desteklenmektedir”

Proje sunumunun ardından Çukurova Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Kibar ile ÇKA Genel Sekreteri Dr. Lutfi Altunsu arasında sözleşmeler imzalandı.

Kaynak : Çukurova Üniversitesi

“100/2000 YÖK Doktora Bursu” Projesi Kapsamında Desteklenecek Üniversiteler ve Alanlar Belli Oldu

“100/2000 YÖK Doktora Bursu” Projesi Kapsamında Desteklenecek Üniversiteler ve Alanlar Belli Oldu. 100 tematik alanda 2 bin kişiye yönelik aylık bin 550 Lira doktora bursu verilecek üniversiteler ve programları açıklandı. Üniversitelerinizin web sayfalarından duyuruları takip ederek başvuruda bulanabilirsiniz !!!

YÖK’ün kararı doğrultusunda belirlenen 53 üniversiteye doktora bursu başvurusu yapılabilecek.

YÖK Başkanı Yekta Saraç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’deki doktoralı insan sayısını artırmak için “100 / 2000 YÖK Doktora Bursları Projesi”ni başlattıklarını hatırlattı.

Doktoralı insan sayısında gerilerdeyiz

Kalkınmış ülkelere bakıldığında, doktoralı insan sayısının çok yükseklerde olduğuna işaret eden Saraç, Çin’de bin kişiye 2.2, Amerika’da bin kişiye 1.7, Avrupa Birliği ülkelerinde bin kişiye ortalama 1.5 doktoralı insan düşerken Türkiye’de bu sayının bin kişiye 0.4 oranında olduğunu söyledi.

Doktora için bin / bir hedefini koyduk

Ülkenin kalkınmış ülkeler arasındaki sıralamasını yükseltmek için doktoralı insan gücünün artırılması gerektiğinin altını çizen Saraç, “Biz de bu bağlamda bin/bir hedefini koyalım diyoruz. Yani bin kişiye 1 doktoralı kişi. Buradaki maksadımız aslında endüstriye de sanayiye de bir doktoralı iş gücü, doktoralı insan gücü kazandırmak.” dedi.

“100/2000 YÖK Doktora Bursları Projesi” kapsamında Türkiye için öncelikli alanlarda nitelikli bilgi üretmek amaçlı doktoralı insan kaynağına olan ihtiyacı karşılamak üzere, devlet üniversitelerindeki doktora programlarında öğrenim gören öğrencileri desteklemek için yükseköğretim tarihinde ilk kez doktora bursu verileceğini hatırlatan Saraç, dünyanın da üniversitelerden, ürettikleri bilginin kullanımında etkin rol oynamasını beklediğine işaret etti.

Artık üniversitelerin sadece kitlesel eğitim ile yetinmediğini, ürettikleri ve öğrettikleri bilginin kullanımının ekonomik, sosyal alanlarda değer bulmasını takip ettiklerini ve hedef olarak gördüklerini ifade eden Saraç, YÖK olarak bu amaçla üniversitelerdeki enstitülerin, araştırma merkezlerinin girişimci doğalarını, disiplinler üstü ve disiplinler arası çalışmalarını desteklemeye kararlı olduklarını vurguladı.

“‘Gelecek 10 Yıl İçin Güçlü Nesiller Yetiştirme’ Projesi”

Bu bağlamda doktora programlarının gelişmesine ve bu programlara, mezun olan en parlak öğrencilerin katılabilmesine her zamankinden daha fazla emek harcayacaklarını bildiren Saraç, şöyle devam etti:

“Bu düşünceyle ‘Gelecek 10 Yıl İçin Güçlü Nesiller Yetiştirme’ Projesi’ni başlatıyoruz. Bu öğrencileri 100/2000 YÖK Doktora Bursu ile mali olarak destekleyeceğiz. Yani ülkemizin ihtiyacı olan 100 alanda, 2 bin öğrenci YÖK bursu ile, Türkiye’nin güçlü üniversitelerinde doktora yapacak. Yüksek Öğretim Kurulu olarak bizler de öğrencilerin çalışmalarında gösterdiği başarıyı ve akademik performanslarını dikkate alarak, eğitimleri boyunca, özellikle araştırma kavramına yönelik olarak, kendilerine özgün olanaklar sunmaya çalışacağız.

Bu projenin önemli bir ayağı, YÖK’ün bu doktora programlarının eğitim ve araştırmalarını, ulusal ve uluslararası yaptıkları araştırma ve yayınlarını kalite süreci açısından takip kararı almış olmasıdır.”

YÖK Başkanı Saraç, 100/2000 doktora programını bir mükemmeliyet ve prestij programı olarak gördüğünü belirtti.

Seçilen 100 doktora alanının, 2013’ten itibaren dünya bilim literatürüne katılan “Yükseköğretimde Akıllı Uzmanlaşma-Smart Specialisation” çalışmaları ve onlarca bilim insanının fikri alınarak kararlaştırıldığını açıklayan Saraç, “Bu kavramın esas gayesi, 21. yüzyılda öne çıkan yüksek teknoloji, inovasyon ve gerekli insani ve sosyal değerlerin çalışmalarını ve araştırmalarını üretmek ve ülkeye bu alanda bilim insanı kazandırmaktır. Bunu yaparken de kamu finansmanını doğru ve verimli harcamak ile yükseköğretim çalışma alanlarında dublikasyonu önlemek de üzerinde durulan diğer iki noktadır. Projeyi başarılı olması dileği ile yükseköğretim camiasına sunuyoruz.” değerlendirmesini yaptı.

Türkiye’yi geleceğe taşıyacak bilim alanları

YÖK, 22 Aralık 2016-12 Ocak 2017 tarihleri arasında 100 tematik alanda başvuru ilanına çıktı. Üniversiteler bu alanlar arasından seçtikleri en fazla 10 alt alan için yetiştirecekleri öğrenci sayılarını, kurumsal kapasitelerini ve ilgili alanlarda yetkinliklerine ilişkin YÖK’e başvurdu.

YÖK’e “temel bilimler”, “mühendislik ve mimarlık”, “sağlık” ile “sosyal bilimler” üst alanlarında 73 farklı üniversiteden gelen toplam 635 başvuru ve 2 bin 964 kontenjan talebi ön değerlendirmeden geçirildi.

YÖK’ün kararı doğrultusunda belirlenen 53 üniversiteye öğrenciler doktora bursu başvurusu yapılabilecek.

Bu üniversiteler şu şekilde:

“Abant İzzet Baysal, Abdullah Gül, Afyon Kocatepe, Akdeniz, Anadolu, Ankara Sosyal Bilimler, Ankara, Ankara Yıldırım Beyazıt, Atatürk, Boğaziçi, Bursa Teknik, Bülent Ecevit, Çukurova, Dicle, Dokuz Eylül, Dumlupınar, Düzce, Ege, Erciyes, Erzurum Teknik, Eskişehir Osmangazi, Fırat, Galatasaray, Gazi, Gaziosmanpaşa, Gebze Teknik, Hacettepe, Harran, Hitit, İnönü, İskenderun, Teknik, İstanbul Teknik, İstanbul, İzmir Katip Çelebi, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Kahramanmaraş Sütçü İmam, Karabük, Karadeniz Teknik, Kocaeli, Marmara, Mersin, Namık Kemal, Necmettin Erbakan, ODTÜ, Ömer Halisdemir, Sakarya, Selçuk, Süleyman Demirel, Trakya, Türk-Alman, Uludağ, Yalova, Yıldız Teknik.”

Gerçekleştirilen paneller neticesinde, temel bilimler, mühendislik ve mimarlık alanlarında 46 üniversitede 855 kontenjan için alt alanlar şöyle belirlendi:

“Akıllı malzemeler, biyobenzetim, bilgi güvenliği, biyoenformatik, biyomalzeme ve doku mühendisliği, biyomedikal ekipmanlar (tıbbi cihazlar), enerji depolama ve enerji malzemeleri, güç ve depolama teknolojileri, hava ve uzay araçları tasarımı, hidrojen ve yakıt pilleri, insan-bilgisayar etkileşimi, insan beyni ve nörobilim, insansız sistemler, mikro ve nanoteknoloji, mimarlık, nanobiyoteknolojik güdümlü ilaçlar, nükleer enerji, örüntü tanıma analizi, savunma bilişimi, modelleme ve simulasyon, savunma sistemleri entegrasyonu, sensör teknolojileri, sürdürülebilir ve akıllı kentler, sürdürülebilir yapı malzemeleri ve teknolojileri, sürdürülebilir, etkin tarım, ulaştırma akıllı ulaşım sistemleri, veri madenciliği ve veri depolama, yeni 3B eklemeli üretim, yeni nesil kompozitler ve çok işlevli nanokompozit malzemeler, yenilenebilir enerji kaynakları/teknolojileri.”

Sosyal bilimler alanında 28 üniversitede 246 kontenjan için alt alanlar ise şöyle oldu:

“Afrika çalışmaları, aile psikolojisi, anayasa hukuku, Balkan çalışmaları, deniz ticaret hukuku, Ermenice, fikri mülkiyet hukuku, göç çalışmaları, hadis, idare hukuku, katılım bankacılığı, kentsel dönüşüm çalışmaları, klinik psikoloji, manevi danışmanlık, medeni yargılama usulü hukuku, okul öncesi eğitim, Ortadoğu çalışmaları, özel eğitim (yetenekli, engelli vb), sosyal medya çalışmaları, toplumsal cinsiyet çalışmaları, uluslararası güvenlik ve terör, Uzakdoğu çalışmaları, yoksulluk çalışmaları.”

Sağlık alanında 25 üniversite için 299 kontenjan için alt alanlar şöyle:

“Biyomalzeme ve doku mühendisliği, cerrahi hastalıklar hemşireliği, çocuk sağlığı ve hastalıkları hemşireliği, doğal ve bitkisel ürünler, kozmetik ürünler, farmasötik biyoteknoloji ve ilaç tasarımı, gen tedavisi, gıda-metabolizma etkileşimi, hastane enfeksiyonlarını önleme, iç hastalıkları hemşireliği, kanser epidemiyoloji, metabolizma (obezite, diyabet ve ateroskleroz), moleküler farmakoloji ve ilaç araştırmaları, moleküler onkoloji, moleküler patoloji, moleküler ve hücresel gastroenteroloji, odiyoloji, psikiyatri hemşireliği, tümör immunolojisi.”

Belirlenen alanlarda doktora yapacaklara aylık bin 550 Lira 4 yıl süreyle verilecek.​

100 / 2000 YÖK Doktora Bursları Türkiye’nin projesi

Saraç, bu projeyi ‘Türkiye’nin projesi’ olarak niteledi ve Yeni YÖK olarak ülkemizin kalkınmasına katkı sağlayacak bu büyük adımla gurur duyuyoruz dedi.

“100/2000 YÖK Doktora Bursları Projesi” ne ilişkin detaylı bilgi için:

http://www.yok.gov.tr/web/100-2000/ana-sayfa

Çukurova Üniversitesi Kimya Bölümü 7+1 Sistemine Geçiyor, Okul Fabrikada Bitiyor

2

Çukurova Üniversitesi Kimya Bölümü 7+1 Sistemine Geçiyor, Okul Fabrikada Bitiyor. ÇÜ Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü, Türkiye’de bir ilke imza atacak. 2017-2018 Eğitim-Öğretim Yılı ile birlikte ‘7+1’ olarak formüle edilen bir eğitim sistemine geçecek. Söz konusu sistemde kimya öğrencisi, 7 yarıyıl boyunca bölümünde hem teorik, hem de uygulamalı ders alacak ve sekizinci yarıyılda mezun olacak. Öğrenci özellikle son yarıyılda eğitimini fabrikada tamamlayacak.

Çukurova Üniversitesi (ÇÜ), Türk eğitim sisteminde yeni bir reformu hayata geçiriyor. ÇÜ Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü, 2017-2018 Eğitim-Öğretim Yılı ile birlikte ‘7+1’ olarak formüle edilen bir eğitim sistemini hayata geçirecek. Akademik eğitim için tercihini ÇÜ’den yana kullanan öğrenciler, 7 yarıyıl boyunca hem teorik, hem de uygulamalı ders alacak, 8. yarıyılda da fabrikada çalışıp, bilgilerini pratikte sınayacak.

TÜRKİYE’DE BİR İLK

Yeni eğitim sistemi hakkında açıklamalarda bulunan ÇÜ Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölüm Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Emel Yıldız, ‘7+1’ olan sistemin, bugün ÇÜ bünyesindeki bazı mühendislik birimlerinde uygulandığını hatırlatarak, yönetim ve bölüm kurulunun kararıyla yaptıkları araştırmalar sonucunda Türkiye’de hiçbir Kimya Bölümünde böyle bir uygulamanın olmadığını tespit ettiklerini söyledi.

YENİ YILDA UYGULAMADA

Doç. Dr. Yıldız, 7+1 sistemini ilk kez Çukurova Üniversitesi Kimya Bölümü’nde gerçekleştireceklerini ifade ederek, söz konusu sistemin nasıl işleyeceğini de anlattı. Yıldız, önümüzdeki öğretim yılında uygulamaya geçecekleri bu sistemin öğrenci ve kimyanın gelişimi için çok önemli olduğu yorumunu yaparak, bu sistemin ÇÜ’nün tercih edilebilirliğini arttıracağını da savundu.

EĞİTİM FABRİKADA BİTECEK

Emel Yıldız, “Kimya öğrencisi 7 yarıyıl boyunca bölümünde hem teorik, hem uygulamalı dersler alacak. Burada bir donanıma sahip olacak. Bölümde güçlü akademisyenlerimiz var. Uluslararası nitelikte çalışmalar ve projeler yapıyoruz, dolayısıyla kimyanın hamuruyla yoğrulan bir öğrenci sekizinci yarıyılda artık mezun diyebiliriz. Bundan sonraki süreçte öğrenci, fabrikalarda eğitimini tamamlayacak” dedi.

MEZUN OLMADAN İŞ FIRSATI

Bir bakıma öğrencinin son yarıyılını uygulamalı olarak, birebir ve sigortalı çalışarak değerlendireceğini vurgulayan Yıldız, “Öğrencilerimiz hem okuyup, hem öğrenecek ve hem de tecrübe kazanacak. Öğrencimiz mezun olduktan sonra işe başlayacak. İş dünyasına girecek. Bu çalışmalarımız ona daha mezun olmadan işe yerleşme fırsatı veriyor. Yani son dört ayı fabrikada geçiyor” ifadesini kullandı.

SİSTEM İSTİHDAM YARATACAK

ÇÜ Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölüm Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Emel Yıldız, açıklamasını da şöyle sürdürdü; “Orada uygulamaya başlıyor, çalışmalarını yürütüyor, bilgisini daha da pekiştiriyor. Örnekleyecek olursak; siz işverensiniz, gelen öğrencinin çalışma düzenini çok beğendiniz ve hemen sizin dikkatinizi çekti. Ve siz de işveren olarak birlikte çalışmak isteyeceksiniz. İşte size iş fırsatı, işte istihdam.”

Kaynak : Akşam

“Fazla su içilmesi ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir”

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Balal, sağlıklı yaşam için gereğinden fazla su içilmesinin ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini söyledi.
Her insanın günlük su ihtiyacının hava sıcaklığı ve beslenme alışkanlığı gibi durumlara göre farklılık gösterdiğini anlatan Prof. Dr. Mustafa Balal, susadıkça su içilmesinin yeterli olacağını belirtti.

Halk arasında ’çok su içmek sağlıklıdır’, ’günlük en az 3 litre su içilmeli’, ’suyu sadece su olarak almalısınız’ ve ’içtiğiniz ayran su yerine geçmez’ gibi yanlış inanışların olduğunu aktaran Prof. Dr. Mustafa Balal, özellikle böbrek hastaları için dile getirilen ’çok su için böbreğiniz çalışsın’ söyleminin çok doğru olmadığını kaydetti.
Prof. Dr. Balal, “Çünkü içtiğimiz suyun büyük kısmını vücudumuzdan uzaklaştıran organ böbrek. Eğer böbrek yetmezliğiniz varsa bu su uzaklaştırılamıyor olacak. Vücutta biriken su ödeme, yüksek tansiyona ve ileriki dönemde kalp yetersizliğine ve vücutta tuz düşmesine neden olur. Bunlar ciddi sağlık problemleridir” dedi.
Suyun hayat olduğunu ve susuz kalmanın da sıkıntı yaratacağını ifade eden Prof. Dr. Balal, şöyle konuştu:

‘SUSADIKÇA SU İÇİLMELİ’
“Bilinmeli ki suyun fazlası da zararlıdır. Yetişkin, aklı başında bir insanın susuz kalması aslında çok mümkün değildir. Su miktarı azaldıkça vücudumuz susama hissiyle bizi uyarıyor ve su içiyoruz.
İçtiğiniz çay, meyve suları, çorba, yoğurt, meyve bunlar sudur. Mesela karpuz yiyorsanız su alıyorsunuzdur. Günlük 1.5 litre kadar su içmek yeterlidir. Bunların içinde çorba, meyve, yoğurt gibi su yönünden zengin yiyecekler de vardır. Yani sadece su olarak bunu değerlendirmemek gerekir. Hepsini su olarak kabul etmeliyiz.
Mesela klima altında kuru ve serin bir ortamda oturan birisiyle dışarıda terleyerek çalışan birinin su ihtiyacı farklıdır. Burada susama hissine güvenilmeli. Sadece hastalık nedeniyle yaşlı hastalarımız, fazla idrar çıkmasına neden olan hastalıkları bulunanlar ve bebeklik çağındaki çocuklar su ihtiyacını dile getiremez. Bunun için susadıkça su içmeliyiz. Sağlık için gereğinden fazla su içmek ciddi sağlık sorunları doğurabilir. Bu konuda dikkatli olunmalı.”

su

 

Kaynak :posta

Çukurova Üniversitesinin bilim adamları bir ilke imza attılar ve “aflatoksin” (zehirli küf mantarı) ayrıştırma makinası icat etti.

Yediğimiz birçok kurutulmuş gıda maddesinde olma riski bulunan ve ihracatta sanayiciyi gümrük kapılarında zora sokan zehirli küf mantarı aflatoksin, Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) bilim adamlarının çalışmasıyla artık kabus olmaktan çıktı. Bilim adamları, Türkiye’de bir ilke imza atarak, aflatoksin (zehirli küf mantarı) ayrıştırma makinası icat etti.

İhracatçı firmalar ve ülkelerin ekonomilerine darbe vuran aflatoksinin tespit edilebilmesi için yıllarca pek çok çözüm yoluna başvurulduğu biliniyor. Hatta bazı firmalar, ürünlerinde aflatoksin olup olmadığını anlayabilmek için kurdukları büyük tezgahlarda yüzlerce insan çalıştırıp UV ışınları altında elle ayrıştırma yöntemine giderek zaman ve işgücü kaybına uğruyordu.

Ancak bu zehir, Çukurova Üniversitesi bilim adamlarının icat ettiği “Aflatoksin Ayrıştırma Makinesi” sayesinde artık kabus olmakta çıktı. Çünkü bir üründe zehir olup olmadığı bu makine sayesinde hemen anlaşılıyor ve hastalıklı ürünler ayrıştırılabiliyor. ÇÜ Ziraat Fakültesi Tarım Makineleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emin Güzel’in başkanlığında oluşan ekip tarafından hayata geçirilen projeye Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve Akyürek Teknoloji Firması da destek veriyor.

Önemli bir buluşa imza atan ekipten Prof. Dr. Emin Güzel, aflatoksinli ürünlerin ayrıştırılması için günümüzde yoğun işgücü gerektiren geleneksel yöntemler kullanıldığını belirterek, “İşçiler karanlık bir odaya kurulan UV lambalı tezgahlarda günde 8-12 saat arasında ayakta çalışarak bantlardan geçen ürünlerde aflatoksin olup olmadığını tespit etmeye çalışıyor. El yordamıyla yapılan bu ayırma tekniği çalışma verimini düşürdüğü gibi, uzun süre ışığa maruz kalan işçilerin sağlığını olumsuz etkiliyor. Ayrıca yorgunluğun yarattığı dikkat dağınıklığına bağlı olarak da ayrılması gereken hastalıklı ürünler gözden kaçabiliyor. Zehirli ürünlerin gözden kaçmaması, daha seri ayrıştırma yapılması ve insan gücünün az kullanılacağı UV ışık esaslı ayrıştırma makinesi geliştirdik. Bu makine sayesinde birçok olumsuz koşul ortadan kalkacak” dedi.

AFLATOKSİN KANSERE NEDEN OLUYOR

Kuru gıda ürünlerin güneş ve hava temasıyla oluşan aflatoksinin başta kanser olmak üzere birçok tehlikeli hastalığa neden olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Güzel, Türkiye’de ‘ilk’ olma özelliği taşıyan “Aflatoksinli Ürün Ayrıştırma Makinesi” sayesinde bu hastalıkların önüne geçilebileceğini ifade etti.

Prof. Dr. Emin Güzel ile birlikte çalışan ve tez konusu olarak 2009 yılında projeye başlayan tez öğrencisi Dr. Barış Özlüoymak, kamera sistemleri ve yazılımlarla geliştirdikleri bu çalışma sonucunda gümrük kapılarından dönen aflotoksinli ürünlerin ortadan kalkacağını belirtti.

Patent aşaması sürecinde olan makinenin çalışma prensibiyle ilgili de bilgi veren Dr. Barış Özlüoymak, “Aflatoksin Ayrıştırma Makinesi, gelişmiş kameralar, görüntü işleme, otomasyon yazılımları, pnömatik ayırma ünitesi ve ürünün taşındığı bant sisteminden oluşuyor. Oluşturduğumuz sistemle, UV ışıklı bant üzerinde uygun hızda ilerleyen ürünler arasından aflatoksin tespit edilirse cihazın ayrıştırma kolu devreye girerek ürün banttan uzaklaştırılıyor. Böylece hata yapma oranınız sıfıra inmiş oluyor” diye konuştu.

aflatoksin makinası

 

Kaynak : medya73