“100/2000 YÖK Doktora Bursu” Projesi Kapsamında Desteklenecek Üniversiteler ve Alanlar Belli Oldu

“100/2000 YÖK Doktora Bursu” Projesi Kapsamında Desteklenecek Üniversiteler ve Alanlar Belli Oldu. 100 tematik alanda 2 bin kişiye yönelik aylık bin 550 Lira doktora bursu verilecek üniversiteler ve programları açıklandı. Üniversitelerinizin web sayfalarından duyuruları takip ederek başvuruda bulanabilirsiniz !!!

YÖK’ün kararı doğrultusunda belirlenen 53 üniversiteye doktora bursu başvurusu yapılabilecek.

YÖK Başkanı Yekta Saraç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’deki doktoralı insan sayısını artırmak için “100 / 2000 YÖK Doktora Bursları Projesi”ni başlattıklarını hatırlattı.

Doktoralı insan sayısında gerilerdeyiz

Kalkınmış ülkelere bakıldığında, doktoralı insan sayısının çok yükseklerde olduğuna işaret eden Saraç, Çin’de bin kişiye 2.2, Amerika’da bin kişiye 1.7, Avrupa Birliği ülkelerinde bin kişiye ortalama 1.5 doktoralı insan düşerken Türkiye’de bu sayının bin kişiye 0.4 oranında olduğunu söyledi.

Doktora için bin / bir hedefini koyduk

Ülkenin kalkınmış ülkeler arasındaki sıralamasını yükseltmek için doktoralı insan gücünün artırılması gerektiğinin altını çizen Saraç, “Biz de bu bağlamda bin/bir hedefini koyalım diyoruz. Yani bin kişiye 1 doktoralı kişi. Buradaki maksadımız aslında endüstriye de sanayiye de bir doktoralı iş gücü, doktoralı insan gücü kazandırmak.” dedi.

“100/2000 YÖK Doktora Bursları Projesi” kapsamında Türkiye için öncelikli alanlarda nitelikli bilgi üretmek amaçlı doktoralı insan kaynağına olan ihtiyacı karşılamak üzere, devlet üniversitelerindeki doktora programlarında öğrenim gören öğrencileri desteklemek için yükseköğretim tarihinde ilk kez doktora bursu verileceğini hatırlatan Saraç, dünyanın da üniversitelerden, ürettikleri bilginin kullanımında etkin rol oynamasını beklediğine işaret etti.

Artık üniversitelerin sadece kitlesel eğitim ile yetinmediğini, ürettikleri ve öğrettikleri bilginin kullanımının ekonomik, sosyal alanlarda değer bulmasını takip ettiklerini ve hedef olarak gördüklerini ifade eden Saraç, YÖK olarak bu amaçla üniversitelerdeki enstitülerin, araştırma merkezlerinin girişimci doğalarını, disiplinler üstü ve disiplinler arası çalışmalarını desteklemeye kararlı olduklarını vurguladı.

“‘Gelecek 10 Yıl İçin Güçlü Nesiller Yetiştirme’ Projesi”

Bu bağlamda doktora programlarının gelişmesine ve bu programlara, mezun olan en parlak öğrencilerin katılabilmesine her zamankinden daha fazla emek harcayacaklarını bildiren Saraç, şöyle devam etti:

“Bu düşünceyle ‘Gelecek 10 Yıl İçin Güçlü Nesiller Yetiştirme’ Projesi’ni başlatıyoruz. Bu öğrencileri 100/2000 YÖK Doktora Bursu ile mali olarak destekleyeceğiz. Yani ülkemizin ihtiyacı olan 100 alanda, 2 bin öğrenci YÖK bursu ile, Türkiye’nin güçlü üniversitelerinde doktora yapacak. Yüksek Öğretim Kurulu olarak bizler de öğrencilerin çalışmalarında gösterdiği başarıyı ve akademik performanslarını dikkate alarak, eğitimleri boyunca, özellikle araştırma kavramına yönelik olarak, kendilerine özgün olanaklar sunmaya çalışacağız.

Bu projenin önemli bir ayağı, YÖK’ün bu doktora programlarının eğitim ve araştırmalarını, ulusal ve uluslararası yaptıkları araştırma ve yayınlarını kalite süreci açısından takip kararı almış olmasıdır.”

YÖK Başkanı Saraç, 100/2000 doktora programını bir mükemmeliyet ve prestij programı olarak gördüğünü belirtti.

Seçilen 100 doktora alanının, 2013’ten itibaren dünya bilim literatürüne katılan “Yükseköğretimde Akıllı Uzmanlaşma-Smart Specialisation” çalışmaları ve onlarca bilim insanının fikri alınarak kararlaştırıldığını açıklayan Saraç, “Bu kavramın esas gayesi, 21. yüzyılda öne çıkan yüksek teknoloji, inovasyon ve gerekli insani ve sosyal değerlerin çalışmalarını ve araştırmalarını üretmek ve ülkeye bu alanda bilim insanı kazandırmaktır. Bunu yaparken de kamu finansmanını doğru ve verimli harcamak ile yükseköğretim çalışma alanlarında dublikasyonu önlemek de üzerinde durulan diğer iki noktadır. Projeyi başarılı olması dileği ile yükseköğretim camiasına sunuyoruz.” değerlendirmesini yaptı.

Türkiye’yi geleceğe taşıyacak bilim alanları

YÖK, 22 Aralık 2016-12 Ocak 2017 tarihleri arasında 100 tematik alanda başvuru ilanına çıktı. Üniversiteler bu alanlar arasından seçtikleri en fazla 10 alt alan için yetiştirecekleri öğrenci sayılarını, kurumsal kapasitelerini ve ilgili alanlarda yetkinliklerine ilişkin YÖK’e başvurdu.

YÖK’e “temel bilimler”, “mühendislik ve mimarlık”, “sağlık” ile “sosyal bilimler” üst alanlarında 73 farklı üniversiteden gelen toplam 635 başvuru ve 2 bin 964 kontenjan talebi ön değerlendirmeden geçirildi.

YÖK’ün kararı doğrultusunda belirlenen 53 üniversiteye öğrenciler doktora bursu başvurusu yapılabilecek.

Bu üniversiteler şu şekilde:

“Abant İzzet Baysal, Abdullah Gül, Afyon Kocatepe, Akdeniz, Anadolu, Ankara Sosyal Bilimler, Ankara, Ankara Yıldırım Beyazıt, Atatürk, Boğaziçi, Bursa Teknik, Bülent Ecevit, Çukurova, Dicle, Dokuz Eylül, Dumlupınar, Düzce, Ege, Erciyes, Erzurum Teknik, Eskişehir Osmangazi, Fırat, Galatasaray, Gazi, Gaziosmanpaşa, Gebze Teknik, Hacettepe, Harran, Hitit, İnönü, İskenderun, Teknik, İstanbul Teknik, İstanbul, İzmir Katip Çelebi, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Kahramanmaraş Sütçü İmam, Karabük, Karadeniz Teknik, Kocaeli, Marmara, Mersin, Namık Kemal, Necmettin Erbakan, ODTÜ, Ömer Halisdemir, Sakarya, Selçuk, Süleyman Demirel, Trakya, Türk-Alman, Uludağ, Yalova, Yıldız Teknik.”

Gerçekleştirilen paneller neticesinde, temel bilimler, mühendislik ve mimarlık alanlarında 46 üniversitede 855 kontenjan için alt alanlar şöyle belirlendi:

“Akıllı malzemeler, biyobenzetim, bilgi güvenliği, biyoenformatik, biyomalzeme ve doku mühendisliği, biyomedikal ekipmanlar (tıbbi cihazlar), enerji depolama ve enerji malzemeleri, güç ve depolama teknolojileri, hava ve uzay araçları tasarımı, hidrojen ve yakıt pilleri, insan-bilgisayar etkileşimi, insan beyni ve nörobilim, insansız sistemler, mikro ve nanoteknoloji, mimarlık, nanobiyoteknolojik güdümlü ilaçlar, nükleer enerji, örüntü tanıma analizi, savunma bilişimi, modelleme ve simulasyon, savunma sistemleri entegrasyonu, sensör teknolojileri, sürdürülebilir ve akıllı kentler, sürdürülebilir yapı malzemeleri ve teknolojileri, sürdürülebilir, etkin tarım, ulaştırma akıllı ulaşım sistemleri, veri madenciliği ve veri depolama, yeni 3B eklemeli üretim, yeni nesil kompozitler ve çok işlevli nanokompozit malzemeler, yenilenebilir enerji kaynakları/teknolojileri.”

Sosyal bilimler alanında 28 üniversitede 246 kontenjan için alt alanlar ise şöyle oldu:

“Afrika çalışmaları, aile psikolojisi, anayasa hukuku, Balkan çalışmaları, deniz ticaret hukuku, Ermenice, fikri mülkiyet hukuku, göç çalışmaları, hadis, idare hukuku, katılım bankacılığı, kentsel dönüşüm çalışmaları, klinik psikoloji, manevi danışmanlık, medeni yargılama usulü hukuku, okul öncesi eğitim, Ortadoğu çalışmaları, özel eğitim (yetenekli, engelli vb), sosyal medya çalışmaları, toplumsal cinsiyet çalışmaları, uluslararası güvenlik ve terör, Uzakdoğu çalışmaları, yoksulluk çalışmaları.”

Sağlık alanında 25 üniversite için 299 kontenjan için alt alanlar şöyle:

“Biyomalzeme ve doku mühendisliği, cerrahi hastalıklar hemşireliği, çocuk sağlığı ve hastalıkları hemşireliği, doğal ve bitkisel ürünler, kozmetik ürünler, farmasötik biyoteknoloji ve ilaç tasarımı, gen tedavisi, gıda-metabolizma etkileşimi, hastane enfeksiyonlarını önleme, iç hastalıkları hemşireliği, kanser epidemiyoloji, metabolizma (obezite, diyabet ve ateroskleroz), moleküler farmakoloji ve ilaç araştırmaları, moleküler onkoloji, moleküler patoloji, moleküler ve hücresel gastroenteroloji, odiyoloji, psikiyatri hemşireliği, tümör immunolojisi.”

Belirlenen alanlarda doktora yapacaklara aylık bin 550 Lira 4 yıl süreyle verilecek.​

100 / 2000 YÖK Doktora Bursları Türkiye’nin projesi

Saraç, bu projeyi ‘Türkiye’nin projesi’ olarak niteledi ve Yeni YÖK olarak ülkemizin kalkınmasına katkı sağlayacak bu büyük adımla gurur duyuyoruz dedi.

“100/2000 YÖK Doktora Bursları Projesi” ne ilişkin detaylı bilgi için:

http://www.yok.gov.tr/web/100-2000/ana-sayfa

27. Ulusal Kimya Kongresi Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde Başladı

27. Ulusal Kimya Kongresi Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde Başladı. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin ev sahipliğinde 23-28 Ağustos 2015 tarihlerinde gerçekleştirilecek olan 27. Ulusal Kimya Kongresi başladı.

ÇOMÜ İÇDAŞ Kongre Merkezinde gerçekleştirilen kongrenin açılış töreninde, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Erdem, Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüsnü Baysal, Kongre Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ay, Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Yusuf Dilgin, Türkiye Kimya Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Barbaros Akkurt, akademisyenler ve kongre katılımcıları yer aldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşıyla başlayan tören, ÇOMÜ’yü tanıtan kısa filmin izlenmesinin ardından Mustafa Esen’in seslendirdiği türkülerle devam etti.

Açılış konuşmasını yapmak üzere söz alan, Kongre Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ay, “Çanakkale Savaşlarının 100. yılında 27. Kimya Kongresi’ni düzenliyoruz. Disiplinlerarası çalışmaların öne çıktığı kongrede ortak projeler üretebilmek amacıyla farklı alanlardan 8 farklı oturum düzenlenecek” dedi.

Türkiye Kimya Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Barbaros Akkurt ise yaptığı konuşmada kimya derneğinin kuruluş süreci ve yaptığı faaliyetler hakkında bilgi verdi.

Kongre Düzenleme Kurulu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Yusuf Dilgin, Çanakkale Savaşlarının 100. Yılı anısına Ulusal Kimya Kongresi’nin 27.’sini düzenlemenin onurunu yaşadıklarını belirterek Prof. Dr. Eyüp Özdemir’in bu kongrenin Çanakkale’de düzenlenmesini çok istediğini ancak elim bir trafik kazası sonucu aramızdan ayrıldığını vurgulayarak Prof. Dr. Eyüp Özdemir’e Allahtan rahmet diledi. Kongre düzenlemenin çok heyecanlı ve zahmetli bir süreç olduğunu ifade eden Dilgin, ÇOMÜ Rektörlüğüne ve FEF Dekanlığına teşekkür ederek Kimya bölümü hakkında bilgi verdi.

Fen Edebiyat Fakültesi (FEF) Dekanı Prof. Dr. Hüsnü Baysal, FEF’de alanında uzman olan kimyacıların bulunmasından dolayı gurur duyduğunu belirterek kongrenin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür etti.

Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Erdem ise konuşmasında; ‘’27. Uluslararası Kimya Kongresi’nin burada olmasının çok önemli bir nedeni var; Çanakkale’nin Zaferi’nin 100. Yılı. Dünyanın dört bir yanından onbinlerce insan Çanakkale’ye gelerek, düşmana Çanakkale geçilmez mesajı verdiler. Bu savaş sonunda onbinlerce insan, genç, öğrenci ve bilim insanı yitirdik. Bu kayıp Kurtuluş Savaşı’ndan sonra filizlenecek olan Türkiye Cumhuriyeti’nin hızla gelişmesini durağanlaştıran bir kayıp oldu. Ancak 100 yıl sonraya baktığımızda Türkiye’de çok önemli gelişmeler olduğunu görmekteyiz” dedi.

Prof. Dr. Ahmet Erdem, üniversitemizin bilimsel araştırmalarda Kimya Bölümünün birçok başarısına şahit olduklarını da belirterek emeği geçenleri tebrik etti. Temel bir bilim alanında böyle ulusal düzeyde büyük bir kongreye ÇOMÜ olarak ev sahipliği yapmaktan gurur duyduklarını söyledi.

Konuşmaların ardından Ankara Üniversitesi’nden Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ender Erdik tarafından açılış sunumu ve Karadeniz Teknik Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nurettin Yaylı tarafından da TÜBİTAK Destek Programları tanıtımı gerçekleştirildi.

Prof. Dr. Ender Erdik ve Prof. Dr. Nurettin Yaylı’ya, Prof. Dr. Mehmet Ay ve Prof. Dr. Yusuf Dilgin tarafından teşekkür plaketi takdim edildi.

Beş gün sürecek kongrenin açılış töreni, verilen resepsiyon ile sona erdi.

27. Ulusal Kimya Kongresi Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nde Başladı

Tübitak BiGG-SEA İle Fikirlerinizi Gerçeğe Dönüştürebilirsiniz

Tübitak BiGG-SEA İle Fikirlerinizi Gerçeğe Dönüştürebilirsiniz. Türkiye’de girişim hızlandırma programlarının ve girişim desteklerinin sayısı giderek artıyor. Girişimcilerin TÜBİTAK 1512 Teknogirişim Sermaye Desteği Programı’ndan faydalanmasını hedefleyen BiGG-SEA de bu yeni programlardan biri.

Marmara, Ege ve Akdeniz bölgeleri öncelikli olmak üzere girişimicilerin başvuruları almaya başlayan BiGG-SEA, iş modelleme, mentorluk ve ön kuluçka hizmetleri sunuyor.

Şartlar;

TÜBİTAK 1512 Teknogirişim Sermaye Desteği Programı’na teknoloji ve yenilik odaklı girişim faaliyetinde bulunmaya aday, teknogirişim sermaye desteği çağrısında belirtilen nitelikleri taşıyan, üniversitelerin örgün öğrenim veren herhangi bir lisans programından mezun ya da üniversitelerin herhangi bir yüksek lisans veya doktora programına kayıtlı öğrenci ya da üniversitelerin herhangi bir yüksek lisans veya doktora programından mezun kişiler başvurabilir.

2015 Teknogişim Sermaye Desteği Çağrısı
1 Temmuz 2015 itibariyle açılacaktır ve kesin başvuru nitelikleri çağrıda yer alacaktır.

SECME KRiTERLERi

İş fikri değerlendirme kriterleri 3 ana kriter altında değerlendirilecektir:

Uygulama Alanı: Geliştirilecek ürün / hizmet pazar büyüklüğü ve ticarileşme potansiyeli açısından değerlendirilecektir.

Özgünlük: İş fikri sonucu geliştirilecek ürün/hizmetin yurtiçi ve yurtdışı pazardaki benzerlerine göre öngörülen farklılıkları, üstünlükleri, fikri mülkiyet koruması değerlendirilecektir.

Yapılabilirlik: Başvuru sahibinin tek başına mı yoksa bir takımla mı beraber çalıştığı, iş fikrinin hayata geçirilmesinde ihtiyaç duyulacak teknik altyapıya sahip olup olmadığı değerlendirilecektir. Ayrıca iş fikrinin teknolojik olarak yapılabilirliği ve hangi aşamada olduğu da göz önüne alınacaktır.

İş fikri başvuruları her hafta değerlendirilecek, bir sonraki aşamalara kabul edilecek ve edilmeyecek projeler belirlenip email ile girişimcilere dönülecektir. Değerlendirme için ekstra bilgi gereken projelerden de bu bilgi rica edilecektir. Kabul edilmeyen projeler diğer BİGG programlarına başvurabilirler.

1512 Teknogirişim Sermaye Desteği Programı-BİGG 1.Aşama Uygulayıcı Kuruluş Çağrısı sonuçlarına göre desteklenmeye uygun bulunan Uygulayıcı Kuruluşların listesi aşağıda yer almaktadır.

Anadolu Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi
Ankara Teknoloji Geliştirme Bölgesi Kur. ve İşl. A.Ş. (Bilkent CYBERPARK)
Ankara Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi Yönetici A.Ş.
Dokuz Eylül Teknoloji Geliştirme A.Ş.
Erciyes Teknopark A.Ş.
Etohum Bilişim Teknolojileri Yatırım ve Ticaret A.Ş.
Fırat Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi
Hacettepe Teknokent Tek.Tran. Ar-Ge Dan. En. Sa. Çe. İle.San. ve Tic. A.Ş.
ide-EGE Teknoloji Geliştirme Bölgesi A.Ş.
İTÜNOVA Teknoloji A.Ş.
İzmir Teknoloji Geliştirme Bölgesi A.Ş.
Karadeniz Teknik Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi
Konya Teknokent Teknoloji Geliştirme Hizmetleri A.Ş.
ODTÜ Teknokent Yönetim A.Ş
Özyeğin Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi
TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi
Türk Ekonomi Bankası A.Ş.
Uludağ Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi A.Ş.
Girişimci adayları, Temmuz ayında yayınlanacak olan 1512 Teknogirişim Sermaye Desteği Programı – BİGG Çağrısı Çağrı Metni’ne uygun olarak, yukarıda belirtilen kuruluşlardan birine başvuru yapabileceklerdir.

2012-2015 arasında 350 girişimci TÜBİTAK 1512’den faydalandı
Kısaca bahsetmek gerekirse TÜBİTAK 1512 Teknogirişim Sermaye Desteği Programı, teknolojik ve inovatif projelere teminat almaksızın 150 bin TL hibe (geri ödemesiz) sağlayan bir program. 2012-2015 arasında 3200’den fazla girişimci bu programa başvurmuş ve 350 girişimci hibe almaya hak kazanmış. BiGG-SEA’nin amacı da girişimcilerin bu destekten faydalanmasını sağlamak.

Eğer yenilikçi olduğuna inandığınız bir iş fikriniz veya girişiminiz varsa biggsea.com‘dan detaylı bilgi alabilir ve BiGG-SEA başvuru formunu doldurarak bu önemli destekten faydalanmak için aday olabilirsiniz.

1512 Teknogirişim Sermaye Destek Programı : http://www.tubitak.gov.tr/tr/destekler/girisimcilik/ulusal-destek-programlari/icerik-1512-teknogirisim-sermaye-destegi-programi

TÜBİTAK BİGG İle Fikirlerinizi Gerçeğe Dönüştürebilirsiniz

 

Kaynak : Webrazzi & Tübitak

A.Ü Kimya Bölümü 2 Saat’te Çevre Dostu Kömür Üretti

A.Ü Kimya Bölümü 2 Saat’te Çevre Dostu Kömür Üretti. 2 saatte üretilen kömür evlerde ısınma amaçlı ve işletmelerde kullanılabilecek, böylece maden facialarının önüne geçilecek.

Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü Başkanı Prof.Dr.Ali Sınağ ve ekibi, tarımsal atıkları kullanarak özel bir yöntemle 2 saat gibi kısa bir sürede ısıl değeri yüksek çevre dostu biyokömür üretti.Üretilen biyokömürün ülkemizde çıkartılan linyitlere göre ısıl değerinin çok daha yüksek (7 bin 200 Kalori/Kilogram) olduğunu belirten Sınağ, biyokömürün, kükürt içeriğinin de kabul edilebilir sınırların çok altında seyretmesi (yaklaşık yüzde 0.1) nedeniyle çevre dostu olduğunu vurguladı.

ÇEVRE KİRLİLİĞİNE ÇÖZÜM

Kül ve nem içerikleri çok düşük olduğu için enerji verimliliği yüksek olan Biyokömür, bu özelliği ile termik santrallerin neden olduğu çevre kirliliğine bir çözüm oluşturma potansiyeline sahip.

3 yıldır proje üzerinde çalıştıklarını anlatan Sınağ, “Biyokömürümüz özellikle çimento sektörü için oldukça önemli.Çünkü çimento sektöründe toz kömüre ihtiyaç var ve çimento sektöründe toz kömür farklı ülkelerden, yüksek maliyetlerle elde ediliyor.Bunun yanında yüksek ısıl değere sahip toz kömür ihtiyacı olan tüm alanlarda da kullanılabiliyor” dedi.

SOMA FACİASI ÖRNEĞİ

Yakın zamanda yaşadığımız Soma faciasında kömür çıkartmanın nelere mal olabileceğinin görüldüğünü vurgulayan Sınağ, bu yöntem yaygınlaştığında işletmelerin kendi kömürlerini kendilerinin yapabileceğini belirtti.Sınağ, “Biyokömürün büyük ölçekte üretimi ve ticarileştirilebilmesi için gerekli fizibilitenin yapılabilmesi amacıyla TÜBİTAK’ın 1003 kodlu Enerji projeleri çağrısına bir proje sunduk, projemiz 1’inci aşamayı geçti, 2’nci aşama sonucundan da oldukça ümitliyiz.Eğer abu projemiz kabul edilirse yakın zamanda biyokömürü birçok yerde görmeniz mümkün olacaktır” diye konuştu.

kömür

 

Kaynak : haberfx

7. Asya Süperiletkenlik ve Kriyojenik Sempozyumu Bugün Başladı

Ankara Üniversitesi Ulusal Süperiletkenlik Merkezi’nin ev sahipliğinde düzenlenen “7. Asya Süperiletkenlik ve Kriyojenik Sempozyumu”, Nevşehir’in Ürgüp ilçesinde başladı.

Nevşehir Valisi Mehmet Ceylan, Ürgüp’teki bir otelde gerçekleştirilen sempozyumun açılışında yaptığı konuşmada, böyle önemli bir sempozyumun kentte yapılmasından dolayı mutlu olduklarını belirterek, 21 ülkeden gelen çok sayıda bilim adamını Kapadokya’da ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını söyledi.

Kapadokya’nın tarihi ve kültürüyle dünya turizminde önemli yere sahip olduğunu belirten Ceylan, yılda 2,5 milyon turistin ziyaret ettiği bölgenin, önemli sempozyumların da merkezi haline geldiğini vurguladı.

Önemli bir araştırma konusu olan süperiletkenliğin dünyada uygulama alanı da bulduğunu dile getiren Ceylan, Türkiye’de de bu alanda son yıllarda önemli çalışmalar yapıldığını, bu gelişmelerin ülke adına son derece sevindirici olduğunu ifade etti.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Fen Fakültesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ekrem Yanmaz ise bu sempozyumların 2 yılda bir farklı ülkelerde organize edildiğini belirterek, Türkiye’nin bu gruba yeni katılmasına rağmen 7’ncisi düzenlenen sempozyumu Nevşehir’e almayı başardıklarını söyledi.

Sempozyuma 21 ülkeden süperiletkenlik konusunda çalışmaları olan 250’den fazla bilim insanının katıldığını kaydeden Yanmaz, “Adı Asya kongresi ama ABD’den de Almanya’dan da İspanya’dan da çok sayıda katılımcı var. Grupta Asya ülkesinden çok sayıda bilim insanı olduğu için Kapadokya bölgesini seçtik. Onlardan bize denizden uzak bir yer olması talebi geldi. 3 gün sürecek bu sempozyumda herkes geliştirdiği çalışmalar hakkında sunumlar yapacak ve bilgi paylaşımı yapılacak” diye konuştu.

Türkiye’de süper iletkenlikle ilgili çalışmaların 1988 yılından itibaren başladığını dile getiren Yanmaz, “O süreçte bu alanda Türkiye’de hiç çalışan yoktu diyebiliriz ama şimdi ne mutlu ki Türkiye’de 300’den fazla bilim insanı bu alanda çalışıyor. Gayret veriyoruz, geri kalmayalım diyoruz, bizim de bu alanda bir sözümüz olsun diyoruz” dedi.

Yanmaz, 7 üniversitenin katılımıyla Ankara’da Ulusal Süperiletkenlik Merkezi kurulduğunu ayrıca birçok üniversitede bu alanda yoğun çalışmalar yürütüldüğünü belirterek, şunları söyledi:

“Biz KTÜ’de büyük bir grup olarak bu alanda çalışıyoruz ve meyvelerini de almaya başladık. Bilindiği üzere uçan tren yaptık. Çin’de, Japonya’da bu trenlerden var ve denemeleri devam ediyor. Önümüzdeki yıllarda yolcu taşımaya başlayacaklar. Biz bu alanda geride kalmamalıyız, bizim yaptığımız tren de Türkiye açısından önemli bir prototiptir ama ülke olarak bilgi ve uygulama olarak diğer ülkelerden geride değiliz.”

Sempozyum, 25 Ekim Cuma günü sona erecek.

super-iletken 1

Kaynak :haberciniz

İsviçre kökenli bir ilaç firması son evresine gelmiş lenf kanseri için yeni bir ilaç keşfetti.

İsviçre kökenli bir ilaç firması son evresine gelmiş lenf kanseri için yeni bir ilaç keşfetti.Kod adı ‘GA101’ olan ve yan etkisi bulunmayan ilaca Türkiye’den 8 merkez bilimsel destek verdi.
Kanserle mücadelede devrim yaratacak yeni bir ilaç geliştirildi. İsviçre’de üretim yapan bir ilaç firmasının 10 milyar dolar bütçe ayırdığı uluslararası çalışmadan olumlu sonuçlar elde edildi. Buna göre son evresine gelen ve artık umut taşımayan lenf kanseri hastalar için yeni bir ilaç keşfedildi. Kod adı GA101 olarak belirlenen ilaç hayvanlar üzerinde olumlu sonuçlar verdi. Ayrıca insanlar üzerinde herhangi bir yan etkiye sebep vermediği anlaşıldı.

60 bilim adamının 8’i Türk

Projede ABD, İngiltere, Fransa gibi 37 ülkeden 60 bilim adamı görev alıyor. Türkiye’nin de öncü rol oynadığı projede 8 ayrı üniversiteden bilim adamı çalışıyor. Bu üniversiteler Hacettepe Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, İzmir 9 Eylül Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Erciyes Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Pamukkale Üniversitesi, Samsun 19 Mayıs Üniversitesi olarak sıralanıyor. “GA101” ismini verdikleri lenf kanseri ilacı üzerinde uzun zamandır çalışmalarını sürdüren bilim adamları başarılı sonuca ulaştı.

Projenin Türkiye Başkanı Ankara Üniversitesi İç Hastalıkları ve Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Osman İlhan, oldukça başarılı sonuçlar veren bu ilacın kanserin kendisine yönelik tedavi hedeflediğini söyledi. İlacın lenf bezinde kansere yol açan hücreleri bulup yok ettiğini belirten İlhan, “Bunu yaparken de normal dokuyu öldürmüyor. Yani bu kesinlikle kemoterapi olmayıp ondan daha etkili. Tedavisi mümkün olmayan kanser hastalarında kemoterapi olmadan hedeflenmiş ve hastalığı yok eden bir ilaç. İlaç hayvan deneylerinde başarılı sonuçlar verirken insanlar üzerinde de herhangi bir yan etkiye sebep olmadığı anlaşıldı. Şimdi farklı genler üzerinde etkisi deneniyor” dedi.

2015’in başlarında piyasada

Prof. Dr. İlhan, ilacın 2015’in ilk aylarında piyasaya sunulacağını açıklarken, şunları söyledi:

“Burada güzel olan henüz Amerika’daki hastalar kullanmadan deneme amaçlı grubun bu ilacı ücretsiz alması ve Türkiye’nin bilimsel olarak geldiği noktayı göstermiş olmasıdır. Bu açıdan onur verici bir durum. Önceden örneğin Amerika’da keşfedilen yeni bir ilaca biz çok zor ulaşırdık. Ya alamazdık ya da çok geç Türkiye’ye gelirdi. Bugün geldiğimiz noktada Türk hematolojisi uluslararası düzeye ulaştı. Sağlık Bakanlığı’na başvurup ruhsat alacağız.”
lab

 

Kaynak :haber.stargazete