Petkim, MIT’nin Endüstriyel Bağlantı Programı (ILP) Üyesi Oldu

Petkim, MIT’nin Endüstriyel Bağlantı Programı (ILP) Üyesi Oldu. Türkiye’nin ilk ve tek entegre petrokimya şirketi Petkim, teknoloji, Ar-Ge ve kimya alanlarında dünyanın en iyi teknik okullarından Massachusetts Institute of Technology’nin (MIT) Endüstriyel Bağlantı Programı’na (ILP- Industrial Liaison Program) üye oldu. Petkim Ağustos ayından itibaren iki yıl boyunca ortak ilgi alanların üzerinde birlikte çalışılmasını sağlayacak bu üyelik ile ILP programına dahil olan global 250 şirket arasında yerini aldı.

SOCAR Türkiye’nin iştiraki Petkim, Ar-Ge çalışmalarını ve sektörün gelişimine katkı bulunacak stratejik araştırmalarını global arenaya taşımak amacıyla teknoloji ve mühendislik alanında dünyanın önde gelen üniversitelerinden olan Massachusetts Institute of Technology (MIT)’nin Endüstriyel Bağlantı Programı’na (ILP) üye oldu. MIT’nin dünya genelindeki şirketler ile karşılıklı olarak bilgi ve teknoloji alanında bağlantılar kurmak ve güçlendirmek amacı ile oluşturulan bu programda Petkim, stratejik önemi olan spesifik araştırma alanlarına odaklanacak. Petkim’in ana stratejilerinden birini oluşturan dijital dönüşüm ve inovasyon alanlarındaki projeleri açısından da büyük önem taşıyan MIT-ILP üyeliğinin ilk etabı iki yıl olacak. Bu süre, yürütülecek projelerin ihtiyacına göre karşılıklı olarak uzatılabilecek.

Program kapsamında, Ağustos ayında MIT araştırmacıları ve Petkim Ar-Ge ve Üretim birimleri proje ile ilgili potansiyel konuları saptayacaklar. Eylül ayında ise Petkim’den uzmanlar ABD’ye giderek MIT ile bir toplantı yapacaklar. Karşılıklı eğitim ve potansiyel ilgili alanları odaklı çalışmalar yıl boyunca devam edecek. Petkim, 2.500 kişilik doğrudan istihdamı ve 2017 yılında gerçekleştirdiği 7 milyar lirayı aşan net satışlarıyla, sektördeki öncü konumunu ve deneyimini MIT’nin global Ar-Ge ve mühendislik projelerindeki geniş uygulama ve insan kaynağı altyapısı desteği sayesinde daha da ileriye götürmeyi hedefliyor.

Petkim MIT’nin ILP ekosistemine katılan 250 şirket arasına girdi

MIT, endüstri sektörünün öncü kurumları ile gerçek dünyadaki problemlerin paylaşılması ve çözülebilmesi için bağlantılar kurarak, endüstri ve toplumlar için fayda sağlayacak önemli çalışmalara imza atıyor. MIT’nin bu misyonu çervesinde oluşturulan Endüstriyel Bağlantı Programı (ILP- Industrial Liaison Program) ise sektöründe öncü şirketler ile karşılıklı üretken bir etkileşim yaratmak amacıyla sürekli olarak geliştirilen özel bir program. Petkim, ILP üyeliğiyle MIT’deki araştırma ajandalarını genişleten, sektöründe öncü global 250 şirket arasında yerini aldı.

Sıradaki Mega Proje: PETROKİMYA YATIRIMLARI

Sıradaki Mega Proje: PETROKİMYA YATIRIMLARI. Yerlileştirmenin sıradaki hedefinde kimya sektörünün odakta olması gerekliliğine dikkat çeken Plastik Sanayicileri Derneği (PAGDER) Başkanı Reha Gür, “Yeni petrokimya yatırımının kamunun öncülüğünde hayata geçirilmesi gerekiyor” dedi.

Plastik Sanayicileri Derneği’nin (PAGDER) dönem başkanlığını yürüttüğü ve 36 kuruluştan temsilcilerin yer aldığı Kimya Sektör Platformu’nun (KSP) öncülüğünde gerçekleştirilen 9. Kimya Endüstrisi Gelişim Şurası, 14-15 Şubat 2018 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirildi. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Ali Çelik’in açılışını yaptığı programa Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı Başkanı Arda Ermut ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Müsteşar Yardımcısı Ramazan Yıldırım da iştirak etti.
Türkiye’de yeni petrokimya yatırımlarının değerlendirilmesi başlığı ile bir araya gelinen Şura’da PAGDER Başkanı Reha Gür; sanayinin ithalat bağımlılığını azaltacak, rekabet gücünü artıracak projelerin başında yeni petrokimya yatırımları yer alıyor dedi.

Ortak Akıl: “Hemen, Şimdi Petrokimya Yatırımı”

Akademisyen, sivil toplum kuruluşu ve kamu kurumu temsilcilerinin iştirak ettiği Şura’da vakit kaybetmeden bir petrokimya tesisi yatırımının devreye alınması gerektiği vurgulandı. Kimya sektörünün yarattığı katma değerde sıçrama yapacak hamlenin petrokimya yatırımı olduğu ifade edilen Şura’da; ithalata bağımlığı azaltmak için, yüksek katma değerli ürünler için ve yüksek ölçekli istihdam için “hemen, şimdi petrokimya yatırımı” denildi.
Gür: “Avrupa kimya devlerin bahçesinde zeytin ağaçları var”

Kimya yatırımlarının en çevreci yatırımlardan biri olduğunu ifade eden Plastik Sanayicileri Derneği (PAGDER) Başkanı Reha Gür, “Günümüz teknolojisi ile kimya yatırımlarının sürdürülebilirliğe en fazla katkı sağlayan yatırımlar olduğunu görüyoruz. Şuramızın da katılımcısı olan Avrupalı kimya devlerinin bahçesinde zeytin ağaçları olduğunu öğrendik. Dolayısıyla kurallara uygun yapılan üretim, çevreyi kirletmez. Hala eski teknoloji algısıyla kimya yatırımları değerlendirilemez. Kimya yatırımları ile dost olmayan sanayi gelişmez.”

40’tan fazla sektör yeni yatırımdan etkilenecek

Şura’da tek yatırımla 40’tan fazla sektörün olumlu etkilenmesinin sağlanabileceği ifade edildi. Yeni yatırımlar neticesinde mineral yağlar ve yakıtlar, plastik, kauçuk, kompozit mamuller, boya, kozmetik, ilaç ve eczacılık ürünleri, medikal ürünler, tekstil, otomotiv, beyaz eşya, elektronik, inşaat, telekomünikasyon gibi birçok sektörün girdisi yerli olarak tedarik edilecek.

9. Kimya Endüstrisi Gelişim Şurası’nda Dikkat Çeken Sonuçlar:

1. Yatırımın yeri konusu bir an önce çözülmeli. Alternatifler arası fizibilite çalışmalarının nihayete kavuşturulması çok önemli.
2. Altyapı yatırımı devlet tarafından yapılmalıdır.
3. Uluslararası bir limana sahip endüstri kompleksi meydana getirmeliyiz. Özel yönetime sahip olacak şekilde landlord modelini uygulayabiliriz.
4. Finansman için mevcut teşvik sistemi uygun değil. Petrokimya yatırımı milli bir proje ve milli projelerin finansman modeli de özel olmalı.
5. Finansman için Türkiye Varlık Fonu, halka arz, kalkınma bankası ortaklığı, yerli ortaklı yabancı yatırımcı gibi kaynaklar devreye alınabilir.
6. Yatırımcıyı çekecek sihir, mükemmel altyapıya sahip olunmasıdır. Petrokimya yatırımlarında belirleyici olan fiziki, hukuki, vergisel ve sosyal altyapının mükemmelliğidir. Yoksa hammaddeye sahip olmak değil.
7. Yatırımı engelleyen ÖTV’de düzenleme yapılmalıdır.
8. Türkiye’nin petrokimya yatırımının farkı lojistik erişimi olmalıdır.
9. Petrokimya yatırımı projesinde kümelenme modeli esas alınmalıdır. Ara girdi kimyasalları da üretebilmelidir.

Tüpraş ve ODTÜ Güçlerini Birleştiriyor

Tüpraş ve ODTÜ Güçlerini Birleştiriyor. Tüpraş, ODTÜ ve ODTÜ TEKNOKENT ile üniversite-sanayi işbirliği kapsamında ortak çalışmalar için protokol imzaladı. ODTÜ TEKNOKENT’te Veri Analitiği Merkezi açılması ve teknokent ekosisteminde ortak projeler geliştirilerek, üniversitenin ilgili bölümleriyle işbirliği arttırılmasına yönelik çalışmalar protokol konuları arasında yer alıyor.

Tüpraş, ODTÜ ve ODTÜ TEKNOKENT arasında üniversite-sanayi işbirliği kapsamındaki ortak çalışmalar için imzalanan protokol, Tüpraş’ın faaliyet alanlarına yönelik olarak akademik bilgiye erişim ve üniversite-sanayi işbirliği konularında ortak çalışmaları içeriyor. ODTÜ’de ilgili bölümlerle işbirliği içerisinde ODTÜ TEKNOKENT’te Veri Analitiği Merkezi açılması ve teknokent ekosisteminde ortak projeler geliştirilmesi, eğitim programları ve etkinlikler düzenlenmesi, ortak projeler için ODTÜ TEKNOKENT tarafından destek sağlanması, girişimcilere yönelik “start-up” programları düzenlenmesi, mevcut programlara dahil olunması, Tüpraş’ın araştırma faaliyetlerini desteklemek üzere nitelikli insan kaynağına erişim desteği verilmesi, sektörel teknokent, kuluçka merkezi ve benzeri yapılar oluşturulmasına yönelik işbirliği geliştirilmesi hedefleniyor.

2018’de faaliyetlerine başlaması planlanan ODTÜ TEKNOKENT Bilişim İnovasyon ve Veri Analitiği Merkezinde, teknokent ekosisteminde ortak projeler ile ODTÜ TEKNOKENT yönetimi, Tüpraş ve ODTÜ TEKNOKENT arasında ortak projeler geliştirilmesi için destek sağlayacak.

Tüpraş Genel Müdürü İbrahim Yelmenoğlu, imza töreninde yaptığı konuşmada uzun yıllardır ODTÜ ile ortak çalışmalar yürüttüğümüzü, ODTÜ Kimya Mühendisliği Bölümü’nden mezun pek çok Tüpraşlının genel müdürlük ve rafinerilerde görev yaptığını belirtti. Yelmenoğlu “Kimya alanındaki işbirliğimizi öncü şirketlerin stratejilerinin gündeminde olan bilişim alanına taşımak ve ODTÜ TEKNOKENT’te Veri Analitiği Merkezi kurmak yeni işbirlikleri yolunda önemli bir başlangıç olacak. Veri ve bilgiden değer yaratmak şirketimizin stratejik hedefleri arasında; geçmişimizin bilgisi ile hem bugün hem de geleceğimize ışık tutarak, yeni değerler oluşturmayı hedefliyoruz. Bugün de burada bunun adımlarından birini atıp, ODTÜ’nün gücünü de gücümüze katmış olduk.” dedi.

ODTÜ Rektörü ve ODTÜ TEKNOKENT Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Verşan Kök, ODTÜ’nün, iyi bir eğitim üniversitesi olmak kadar iyi bir araştırma üniversitesi olmayı da hedeflediğini, araştırma sonuçlarının da en iyi üniversite-sanayi işbirliği ile ekonomik değere dönüşmesi amacıyla ülkemizin öncü yapıları ODTÜ TEKNOKENT ve ODTÜ Teknoloji Transfer Ofisi’ni kurmuş olduklarını belirterek, “Bugün burada, bu çerçevede önemli bir adım daha atıyor, ülkemiz için çok önemli bir şirket olan Tüpraş ile uzun soluklu bir işbirliği protokolünü imzalıyoruz. Daha önce üniversitemiz ile Tüpraş arasında proje işbirliklerimiz olmuştu. Ama bu protokol ile stratejik işbirliği sürecini başlatıyoruz” şeklinde konuştu.

6 Kasım 2017 tarihinde imzalanan protokol ile hali hazırda ODTÜ Kimya Mühendisliği Bölümü ile işbirliği bulunan Tüpraş’ın öncelikli araştırma alanları ile ilişkili olarak ODTÜ’de ilgili bölümlerle de ortak çalışma içerisine girerek, sanayi üniversite işbirliğinin arttırılması amaçlanıyor.

Total, Petrol ve Gaz Keşiflerini Artık Yapay Zeka İle Yapacak

Total, Petrol ve Gaz Keşiflerini Artık Yapay Zeka İle Yapacak. Fransız petrol şirketi Total, enerji sektöründe yapay zeka ile petrol ve gaz keşifleri konusunu Google ve Microsoft ile değerlendiriyor.

Total, enerji sektörünün dijital teknolojileri kullanmaya yönelik yarışında yapay zeka (AI) geliştirmelerine yardımcı olması için teknoloji devleri Google ve Microsoft ile görüşüyor. Total mühendisleri, karmaşık algoritmaların petrol ve gaz çalışmalarına nasıl uygulanabileceğini keşfetmek için üst düzey yazılım geliştiricileri ile birlikte çalışıyorlar.

Total sözcüsü Frederic Gimenez, araştırma ve sismik analiz konusunda güçlü bir bilgiye sahip olduklarını ancak Google ve Microsoft’un yapay zeka konusunun en iyilerinden olduğunu belirterek, “Bu bilgimizi, petrol ve gaz keşifleri yapmada yeni bir yol bulmak için tamamen farklı ortaklarla çalışmak ve güçlerimizi birleştirmek zorundaydık “ dedi.

Dijitalleşme, Total’in enerji sektöründeki değişikliklere uyum sağlama konusunun bir parçası. Diğeri ise, daha temiz enerji kaynakları ve verimlilik.

Total, Salı günü yaptığı açıklamada, yenilenebilir enerji üretimi şirketi Eren Re’ye 238 milyon avro (211 milyon pound) sermaye artırımı yapacağını söyledi. Ayrıca, Total, enerji verimliliği konusunda uzmanlaşmış Fransız bir şirket olan GreenFlex’i devraldığını açıkladı.

Gimenez, “Satın alımlar stratejinin sadece bir bölümü, bu bölüm, dijital dönüşümün petrol ve gazdaki mevcut faaliyetlerine kıyasla şirkette daha küçük bir odak noktası olmaya devam ediyor” diyor.

Kaynak : telegraph & enerjigunlugu

Saf Kimyasallar Pazarı 2021’de 191 Milyar Dolara Ulaşacak

Saf Kimyasallar Pazarı 2021’de 191 Milyar Dolara Ulaşacak. Saf kimyasallar endüstrisi, ileri sanayilere hammadde ve yardımcı malzemeler tedarik etmek için temel kimyasallar temin eden işlenmiş ve ara malzeme endüstrisidir. Saf kimyasalların imalatı toplu işlemlerde gerçekleştirilir, sentezin ardından ayırma ve saflaştırma adımları izlenir. IndustryARC tarafından hazırlanan bir rapora göre, ilaç sektörü her zaman için saf kimyasal endüstrisi için en büyük pazar olmuştur.

“IndustryARC’ın saf kimyasallar pazarı raporuna Göre: Son Kullanıcı (İlaç, Tarım Kimyasalları, Polimer Katkı Maddeleri, Gıda ve Yem, Pigmentler, Boyalar, Elektronik, Parfüm, Kokular ve Diğerleri) Coğrafya (Kuzey Amerika, Avrupa, Asya-Pasifik ve dünyanın geri kalanı (RoW)), tahmin (2017 – 2021 yılları arası), pazarın 2021’de 191.03 milyar dolara ulaşacağını tahmin ediyor.

İlaç sektörü, her zaman saf kimyasal endüstrisi için en büyük pazar olmuştur.

Dahası, farmasötik ara ürünlerin 2017 yılı sonuna kadar saf kimyasalların yüzde 70’inden fazlasını oluşturacağı tahmin edilmektedir. Saf kimyasal üreten şirketlerin sayısı geçmişte sınırlı kalmış olsa da pazar, daha fazla şirketin ilgisini çekmiştir ve son yıllarda bu alanda yatırımlar yapılmaktadır.

Son kullanıcılara göre, saf kimyasallar pazarı ilaç, tarım kimyasalları, polimer katkı maddeleri, gıda ve yem, elektronik, boya ve pigmentler, parfümler ve diğerlerine bölünür. Saf kimyasallar pek çok sanayide kullanılmaktadır, ancak IndustryARC analizine göre, zirai kimyasallar ve parfümler ve katkıları, ilaçlardan sonra diğer tüm uygulamalar arasında önemli bir paya sahip olan son kullanıcı segmentidir. Ayrıntılandırmak için, Agrochemical şirketleri saf kimyasalların en büyük ikinci kullanıcısıdır. Son yirmi yılda yoğun bir birleşme ve satın alma faaliyetinin bir sonucu olarak, sanayi şimdi ilaç endüstrisinden daha da sağlamlaşmıştır.

İlaç endüstrisinin büyümesi ile birlikte, etkili protein esaslı katalizörler, enzim yetenekleri ve saf kimyasal işlemedeki yeni reaktör teknolojilerinin geliştirilmesinin gelecekte olan talebi artırması beklenmektedir.

Global saf kimyasallar pazarının % 5,76’lık ile büyüyeceği ve 2021’de 191,03 milyar dolara ulaşacağı tahmin edilmektedir. Saf kimyasalların pazarı coğrafya temelinde Kuzey Amerika, Asya-Pasifik, Avrupa ve Dünyanın Geri kalanına bölünmüştür ( RoW).

Bununla birlikte, Asya Pasifik, tahmini dönemde saf kimyasallar için en hızlı büyüyen pazardır. Asya-Pasifik’teki ince kimyasalların büyümesi, Çin, Hindistan ve diğer büyük Güneydoğu Asya ülkeleri gibi gelişmekte olan ülkelerde artan ilaçların yanı sıra tarım kimyasal endüstrilerinden kaynaklanmaktadır.

Bu pazardaki öne çıkan oyuncular şunlardır.

BASF SE
Evonik AG
Johnson Matthey
Lanxess AG
Lonza Group AG

Kaynak : worldofchemicals

Petrokimya Devi LyondellBasell, Dünyanın En Büyük Propilen Oksit Tesisi Kuracak

Petrokimya Devi LyondellBasell, Dünyanın En Büyük Propilen Oksit Tesisi Kuracak. LyondellBasell, Teksas, ABD’de dünyanın en büyük propilen oksit ve tersiyer bütil alkol tesisini inşa etmek için 2.4 milyar dolar harcayacak.

2021 yılına kadar sürecek olan bu tesis petrokimya devinin şimdiye kadarki tek en büyük sermaye yatırımı olacak.

Propilen oksit, poliüretan (yatak takımları ve yapı malzemeleri köpüklerinin önemli bir bileşenidir), reçineler ve yüzey aktif cisimleri üretmek için kullanılan bir kimyasal ara maddedir. Tersiyer butil alkol, propilen oksidin sentezlenmesinin bir yan ürünüdür ve benzine katılmak suretiyle daha verimli yanma için eter esaslı oksi yakıtlara rafine edilir.

LyondellBasell CEO’su Bob Patel, “Bu dünya ölçeğindeki proje, hissedarlarımıza gerçek ve uzun vadeli değer yaratırken, hem üretanlara, hem de daha temiz yakıcı oksi yakıtlara yönelik artan küresel talebi karşılamak üzere tasarlanmış büyüme stratejimizin kilit bir parçası” dedi.

İnşaatın 2018 yılının ikinci yarısında başlaması bekleniyor. LyondellBasell, tesisin her yıl 470.000 ton propilen oksit ve 1 milyon ton tersiyer bütil alkol üreteceğini öngörüyor.

Kaynak : chemistryworld

Özel Tasarlanmış Zeolitler İle Daha İyi Katalizörler Üretilebilir

Özel Tasarlanmış Zeolitler İle Daha İyi Katalizörler Üretilebilir. Zeolitler, birbirine bağlı, molekül boyutunda gözenekler ve kanallar ağıyla donatılmış olup, onlarca yıldır kimyasal ayırımlarda, petrol arıtımında ve katalizörlerde kullanılmaktadır. Bununla birlikte, bilim adamları hala belirli bir uygulama için bu büyük kristal materyal ailesinin en iyi üyesini bulmak için bir deneme yanılma yaklaşımı kullanmaktalar.

İspanya’daki araştırmacılar, zaman alan bu arama sürecinin maliyetini kısaltmanın ve azaltmanın bir yolu bulmuş olabilir. Stratejileri, belirli bir reaksiyonun önerilen geçiş durumu yapısına yakından uyan gözenekli zeolit katalizörlerini uyarlamaktır. Özelleştirilmiş zeolitin bu reaksiyon için yaygın olarak kullanılan ticari zeolit katalizörlerinden daha iyi performans gösterdiğini bulmuşlardır (Science 2017, DOI: 10.1126 / science.aal0121).

Bu yaklaşımın bir örneğinde, Valencia Politeknik Üniversitesi Kimya Teknolojisi Enstitüsü müdürü Avelino Corma liderliğindeki ekip, toluenden ksilen üretimi için katalizörler üretti. Ticari olarak başta ZSM-5 ve mordenit zeolitler ile yapılan reaksiyon, iki tolüen molekülünü bir benzen molekülü ve dimetilbenzen izomerleri (o-, m- veya p-ksilen) haline dönüştürür.

Araştırmacılar daha önceki çalışmalara dayanarak, reaksiyonun, pozitif yüklü bir karbon atomu ile birleştirilen iki fenil halkasından oluşan bir kompleksi içeren bir geçiş durumu yoluyla ilerlediğini ileri sürdüler. Bir zeolit katalizörü, reaktantlardan ve ürünlerden daha büyük olan bu yapıyı barındıracak kadar büyük gözeneklere ihtiyaç duymaktadır.

Bu nedenle Valencia ekibi, geçiş halinin yapısını ve yükünü taklit eden bir difenilfosfonyum bileşiği seçti ve bir zeolit sentezlemek için bir yapı yönlendirici ajan (SDA) olarak kullandı.

Tüm zeolitler alüminosilikat mineralleridir.

Ekip, mineralin difenilfosfonyum molekülleri çevresinde kristalleşmesine izin vererek, ITQ-27 olarak adlandırılan zeolit katalizörünü üretti. Daha sonra zeoliti, organik materyali çıkarmak için ısıtıp, SDA’ya ve geçiş hali yapısına uyan gözenekli bir alüminosilikat çerçeveye bıraktılar.

Daha sonra ekip ITQ-27’nin performansını ZSM-5, mordenit ve diğer zeolitlerin performansıyla karşılaştırdı. Zeolitlerin bazılarının ITQ-27’den çok sayıda katalitik alana sahip olmasına rağmen, özel üretilen ITQ-27, en aktif katalizör olduğunu keşfettiler. Aynı zamanda seçici ya da daha seçiciydi, yani diğer katalizörlerden daha az yan ürün üretti.

Geçiş süreci stratejisinin bir başka örneğinde, Corma ve arkadaşları, etilbenzen izomerleşmesi için zeolitleri başarıyla sentezledi.

İtalya merkezli bir petrol ve gaz şirketi Eni‘nin malzeme kimyası ve katalizi uzmanı Roberto Millini, “zeolit biliminde yeni bir paradigmayı temsil eden bu yaklaşım, son derece aktif ve seçici zeolit katalizörlerinin keşfini hızlandırabilir” diyor.

Millini, petrokimyasal proseslerin verimliliğini arttırmanın yanı sıra, bu strateji, kristalin gözenekli materyaller için yeni uygulamalar sağlayabileceğini belirtti. Örneğin, bu malzemeler, biyoyakıtları biyoyakıtlara ve kimyasallara dönüştürmek için çevresel olarak iyi huylu güzergahlar sağlayabilir.

Kaynak : ACS