Sağlıkta Devrim Yapan Yerli Teknoloji Digime3D 2,2 milyon TL Değerleme İle Yatırım Aldı

Sağlıkta Devrim Yapan Yerli Teknoloji Digime3D 2,2 milyon TL Değerleme İle Yatırım Aldı. Üç boyutlu görüntüleme teknolojisi ile vücut analizi yapan Digime3D girişimi 2,2 milyon TL değerleme ile ilk yatırımını Tarvenn’den aldı. İstanbul Aydın Üniversitesi bünyesinde sağlık girişimlerinin gelişimini hedefleyen ve Türkiye’de bu konuda bir ilki gerçekleştiren BioCube İstanbul Sağlık İnovasyon ve Girişimcilik Merkezi girişimlerinden biri olan Digime3D, yerli sermaye ile kurulmuş olan ve uluslararası alanda faaliyet gösteren yatırım ve danışmanlık firması Tarvenn’den yatırım aldı. Üç boyutlu vücut tarama teknolojisini, geliştirdiği yazılım ve özel donanımlar ile birleştirerek taşınabilir ve düşük maliyetli hale getiren Digime3D, tüm vücut ölçülerinin otomatik olarak alınmasını; vücut, yağ ve kalori analizi yapılabilmesini, grafik destekli raporlama araçları sayesinde tüm bu verilerin kolaylıkla takip edilmesini sağlıyor.

Türkiye’de ilk defa sağlık inovasyonunu ve girişimciliğini desteklemek için İstanbul Aydın Üniversitesi tarafından kurulan “Biocube İstanbul” çatısı altındaki girişimlerden Digime3D, geliştirdiği özel yazılım ve yüksek hassasiyetli 3D tarayıcı sayesinde, vücudunuzun kusursuz bir üç boyutlu modelini oluşturmanızı ve vücudunuzun hangi bölgesinde değişiklik olduğunu net bir şekilde görmenizi sağlıyor. Digime3D’nin “Digi Health” çözümü vücut yağ oranı ve günlük kalori ihtiyacı gibi birçok verinin eşzamanlı olarak hesaplanması ve gelişimlerin takip edilmesine imkan sağlıyor. Yüksek hassasiyeti ve taşınabilir özelliği sayesinde dünyadaki rakiplerinden ayrılan Digime3D; spor merkezleri, diyetisyenler, sağlık kurumları ve tekstil firmaları için düşük maliyetli, yüksek hassasiyetli ve kolay kullanılabilen bir çözüm sunuyor.

Yüksek hassasiyetle vücut analizi ve takibi

Geliştirdikleri özel yazılım sayesinde yüksek hassasiyetle vücut görüntülenmesi ve analizi yapılmasını sağladıklarını ifade eden Digime3D Kurucusu Derya Kavarna, sundukları hizmet ile spor merkezleri, diyetisyenler ve kişiye özel moda tasarımı yapan firmalar için müşteri memnuniyeti ve bağlılığını arttıran teknoloji odaklı bir çözüm sunmayı hedeflediklerini ve çalıştıkları müşterilerden harika geri dönüşler aldıklarını belirtti.

“Hedef yurtdışı pazarlar”

Kavarna; “Tarvenn’den aldığımız yatırımla finansal ve operasyonel olarak güçlenerek daha fazla müşteriye ulaşmayı ve yakın zamanda yurtdışına açılmayı hedefliyoruz. Tarvenn’in desteği ile büyüme ve kurumsallaşma yolunda büyük adımlar attık. Bir yatırımcıdan çok ekip arkadaşı gibi her adımda birlikte çalışıyoruz. Tarvenn’in geniş ağı ve uluslararası bağlantıları sayesinde kurumsal iş birliklerini arttırmanın yanında yurtdışı pazarlara da açılacağız” dedi.

Mobil cihazla kişisel değişim takibi

Taşınabilir ve yüksek hassasiyetli ölçümü ile dünyadaki rakiplerinden ayrılan girişim, üç boyutlu tarayıcı ile 40 saniye gibi kısa bir sürede vücudunuz 3 boyutlu bir modelini oluşturuyor. Bu model üzerinden hata payı bırakmayacak şekilde tüm vücut ölçülerinin alınmasını sağlıyor. Vücut yağ oranı, ideal vücut ağırlığı, günlük kalori ihtiyacı gibi verileri hesaplayarak, kişinin zaman içerisindeki gelişimini görsel olarak takip etmesini sağlıyor.

“Rakiplerinin çok ötesinde yerli teknoloji”

Geliştirdiği yazılım sayesinde bilimsel yöntemlere dayalı olarak yüksek hassasiyetle ölçüm yapabilen Digime3D’nin, dünyadaki rakiplerinden bile çok önde olduğunu belirten Tarvenn Genel Müdürü Mustafa Kopuk, “Kişiye özel teknolojik çözümler hayatımızda her geçen gün daha fazla öneme sahip oluyor. Digime3D sunduğu çözüm ile firmaların müşterilerine daha kaliteli ve kişiselleştirilmiş hizmetler sunmasına yardımcı oluyor. Sağlık, spor, tekstil gibi insan vücudunun konu olduğu birçok sektörde kullanılabilecek olan Digime3D; vücut yağ oranı, ideal vücut ağırlığı, günlük kalori ihtiyacı gibi verileri hesaplarken, kişiye zaman içindeki değişimini takip etme fırsatı veriyor. Hızlı bir şekilde yurtiçi ve yurtdışındaki kurumsal iş birliklerini arttırarak marka bilinirliği yaratmayı hedefliyoruz” dedi.

Girişim ile ilgili detaylı bilgi için www.digime3d.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

Milli İlaç Projesi İçin Devlet 150 Türk Bilim İnsanının Peşinde

Milli İlaç Projesi İçin Devlet 150 Türk Bilim İnsanının Peşinde. Türkiye, son dönemde, birçok teknolojiye sahip olmak için programlar geliştiriyor, yatırımlar yapıyor. Bunlardan en popüler olanı yerli araba markası… Ancak milli uçak, milli tank, milli savaş gemisi, milli piyade tüfeği, milli füze, nükleer teknoloji gibi daha birçok alanda çalışma var. Bunlardan biri de milli ilaç! Türkiye’nin hedefleri arasında “Global sağlık hizmet ve ürün ticaretinde iddialı bir oyuncu, önemli bir ilaç geliştirme merkezi haline gelmek ve milli molekülün, Türk bilim insanları ve yerli firmalar tarafından geliştirilmesini sağlamak” da yer alıyor.

Türkiye’de ilaç üretimi öteden beri yapılıyor ancak bunlar yabancı şirketler tarafından geliştirilmiş ilaçların lisanslı üretimleri şeklinde… Formülü Türkiye’de üretilmiş, molekülü Türk şirketleri tarafından bulunmuş bir ilaç yok… Bu tür buluşlar milyarlarca dolar yatırım gerektirdiğinden bu ticari riski uluslararası ölçekte büyük iş yapan, büyük Ar–Ge bütçeleri ayırabilen küresel ilaç şirketleri alabiliyor. Türkiye’de devletin işin içinde olması bu bakımdan zorunlu. Birinci sorun kaynak! İkinci sorun ise insan kaynağı!.. Türkiye’nin böyle bir kaynağı var ama onları ABD’li, Avrupalı şirketler kapmış durumda. Milli ilaç projesini sahiplenen özel sektör kuruluşlarının da dikkati bu araştırmacıların üzerinde. İlk tespitlere göre 150 kişi! Bunların bazıları büyük proje ekiplerinin içinde, hatta başında!

“Başbakan ile 10 kez görüştük”

ABD Türk İş Geliştirme Konseyi Başkanı Uğur Terzioğlu ile Başkan Yardımcısı Dr. Kemal Oğuz Kalafat Başbakan Binali Yıldırım’ın direktifi ile çalışıyorlar. Yol haritası, iş programı çıkarmışlar. Terzioğlu, “Türkiye 25 milyar lira ödüyor yılda. Başbakan Yıldırım’ın ABD ziyaretinde konu gündeme geldi. ABD’deki Türk profesörlerin, araştırmacıların başarıları anlatıldı ve buluşlarının başka ülkelerin üzerine patentlendiği konuşuldu. ABD’de ilaç araştırmaları üzerinde çalışan gruplarda, işin mutfağında çok sayıda Türk araştırmacı var” dedi.

Türkiye bu gücünü kullanabilir ve yerli ilaç, molekül üretebilirse 9 -10 milyar dolar tasarruf edebilir. Dahası ihracatını yapabilir. Uğur Terzioğlu, “Başbakan Yıldırım’la belki 10 kez buluştuk. Şuna bağlandı; ‘İlaç şirketleriyle görüşün (74 şirket var!) Davet ettiğim zaman bu işte bizimle olurlar mı? Bakın, ona göre çağıralım’ dedi. Biz de ondan sonra görüşmelere başladık. Başbakan bir danışmanı görevlendirdi, günün 24 saati bizimle iletişimde. Biz de Eczacıbaşı, Abdi İbrahim (Nezih Barut), Kaya Turgut (Turgut İlaç) Ersin Erfa (Cenetrion) ve Turkuaz Medikal ile görüştük. Hepsi sıcak baktı, ‘varız’ dediler. Görüşmelerimiz devam ediyor” dedi.

Yol haritası hazır

– ABD’de Türk yöneticilerin liderliğinde bir girişim sermayesi fonu kurmak, önde gelen Türk bilim insanlarının yönetimi altında, ilaç ve medikal cihaz şirketlerine hisse yatırımları yapmak.
– Bu firmaların icra kurullarında söz sahibi olmak ve Türk ilaç firmalarının bünyelerine katılmalarının yolunu açmak.
– ABD’nin en önemli AR-GE merkezlerinde ABD bilim dünyasındaki Türk diasporasının teknolojilerini ticari bir platforma taşımak, diasporanın uluslararası arenada ses getirecek projeler geliştirmesinin yolunu açmak.
– Türk şirketleri, üniversiteleri, araştırma hastaneleri ve AR-GE kurumlarına girişim sermayesi ile finansman sağlamak.
– ABD’de en başarılı bilim merkezlerinde AR-GE faaliyetlerini eş-zamanlı yürütmek isteyecek Türk firmalarını fonlamak,
– Stratejik sağlık ve ilaç alanlarında kor kabiliyet ve rekabetçi avantaj geliştirecek yatırımları desteklemek.

Bu şirketlerle görüşmenin amacı ne? Dr. Kemal Oğuz Kalafat anlattı:

“Başlangıçta 70 – 100 milyon dolar fon gerekir. Hükümet de içinde olacak. Şirketler, yatırımcılar bu desteği sağlayacak. Kendi patentimiz, molekülümüz yok. Üretmek için patent parası ödüyoruz. Hükümet ilaç endüstrisini stratejik kabul ediyor, yüksek teşvikler veriyor. Hedef kendi molekülümüzü üretmek. Önde gelen Türk firmalarını bir araya getireceğiz. Kendi molekülünü üreten 13 ülke var. ABD, İsrail, Kore, Japonya… Molekül üretebilen 14. ülke olmak istiyoruz. Her 10 molekülden 8’i ABD’de üretiliyor. Çünkü orada bunun eko sistemi var. En elit hocaları da toplasanız, araştırma ortamı, özgürlükler ortamı, sağlıklı bir eko sistem olmadan yapmak zor. Koreliler de ABD’de yapmış. Bu önde gelen araştırmacılar içinde Türk hocalar da var. Hotamışlıgil gibi. Laboratuvarında 60 kişi çalışıyor, 30’ü Türk.”

Başaranlar ne yaptı?
Son yıllarda özellikle İsrail, İrlanda, Çin, Japonya, Rusya ve Güney Kore gibi ülkeler aktif teknoloji politikaları sonucu, sağlık ve ilaçta ciddi mesafeler aldı, global oyuncu oldular. Bunu özel sektör yatırımlarının beraberinde, kamunun desteğiyle yaptılar.
İsrail: Yozma Programı, Teva İşbirliği Fonu, Bridge Investment Fund, Massachusetts-İsrail Yaşam Bilimleri İşbirliği Fonu ile yaptı.
İrlanda: Innovation Fund Ireland, Enterprise Ireland ve Ulusal Emeklilik Rezerv Fonu ve Elan Corporation Venture Capital ile başardı.
Güney Kore: LG ve Samsung’un biyoteknoloji yatırımlarına ek olarak, Harbour Pacific Capital LLC, Korea Investment Corporation ile sektörde söz sahibi oldu.

Kaynak : Dünya 

7. Kimya Ar-Ge Proje Pazarı Ödülleri Sahiplerini Buldu

7. Kimya Ar-Ge Proje Pazarı Ödülleri Sahiplerini Buldu. 7. Kimyevi Maddeler ve Mamulleri Ar-Ge Proje Pazarı Ödülleri Sahiplerini Buldu. Ekonomi Bakanlığı onayında, TİM (Türkiye İhracatçılar Meclisi) koordinatörlüğünde İKMİB (İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği) ile AKMİB (Akdeniz Kimyevi Maddeler ve Mamülleri İhracatçıları Birliği) ortaklığı ve TÜBİTAK desteğiyle düzenlenen “7. Kimyevi Maddeler ve Mamulleri Ar-Ge Proje Pazarı” ödülleri 11 Kasım 2017 Cumartesi günü Dış Ticaret Kompleksi’nde gerçekleştirilen törenle sahiplerini buldu.

Türkiye’nin lokomotif sektörlerinden kimya sanayi, ihracatı sürdürülebilir kılmak amacıyla hayata geçirdiği Ar-Ge Proje Pazarı etkinliğinin bu yıl yedincisini düzenledi. 2011 yılından beri gerçekleştirilen, kimya sektörünün en büyük inovasyon etkinliği olan “Ar-Ge Proje Pazarı”, üniversiteler, araştırma kurumları, sanayiciler ve girişimciler ile ilgili kamu kurumlarını bir araya getirdi. Etkinlikte, en başarılı projeler 15 bin lira, ikinciler 10 bin lira, üçüncüler ise 5 bin lira ile ödüllendirildi.

İlaç ve eczacılık ürünleri kategorisinde “Alerjik rinit tedavisinde nazal yoldan kullanılmak üzere ın sıtu jelleşen topikal formülasyonların geliştirilmesi ve etkinliğinin değerlendirilmesi” adlı projesiyle Ebru Altuntaş ikinci, “Göz içi lens (oftalmik implant) üretiminde kullanılan başlangıç monomerlerinin katalitik üretimi” projesiyle Serkan Dayan üçüncülüğü alırken değerlendirmeler sonucunda birinciliğe uygun proje bulunamadı.

Kozmetik, sabun ve temizlik ürünleri kategorisinde “Propolis içeriğine bağlı olarak yara iyileşmesini hızlandıran antibakteriyel özellikte poliüretan temelli yara kapayıcıların hazırlanması” projesiyle Merve Gökşin Karaaslan birinci olurken, “Reyhan (ocimum basilicum) bitkisinden yüksek antimikrobial etkili hava filtresi üretimi: elektroeğirme yöntemi ile nanomalzeme sentezi ve uçucu yağ kombinasyonu” projesiyle Ayşe Baldemir ikinci ve “Saç ve cilt tedavisinde kullanıma yönelik hücre çoğalmasını ve doku yenilenmesini hızlandırılan büyüme faktörünün genetik mühendisliği yöntemleri ile üretilmesi” projesiyle Hülya Kuduğ üçüncü oldu.

Boyalar ve yapıştırıcılar kategorisinde “Nanoselüloz ve bor mineralinden insan sağlığına zarar vermeyen ve yanmaya karşı dayanıklı yapıştırıcıların üretimi” projesiyle Mert Yıldırım birincilik ödülünü alırken, “Gül posası ve benzeri endüstriyel bitkisel atıklardan selüloid üretimi” projesiyle Mustafa Karaboyacı ikincilik ödülünü, “Bor ve dekstrin katkılı emprenye boyalar” projesiyle İshak Afşin Kariper ise üçüncülük ödülünü aldı.

Plastik ve kauçuk kategorisinde “Endüstriyel atıklar ve yenilenebilir kaynaklardan konut ve sanayinin kullanımına uygun yalıtım malzemesi üretimi” projesiyle Hasan Arslanoğlu ikinci olurken, “Çevre kirliliği yaratan atik pet şişelerin modifikasyonu ile nanofiber membran eldesi ve kirli sularin temizlenmesi” projesiyle Yaşar Can Ayra, Memet Vezir Kahraman ve Bahattin Yalçın üçüncülük ödülünü aldı. Değerlendirmeler sonucunda birinciliğe uygun proje bulunamadı.
Temel kimyasallar kategorisinde ise “PP/PVA/SAP ile nonwoven/nanolif kompozit yapısında virüslere karşı koruyucu ve konforlu laboratuvar maskesi geliştirilmesi” projesiyle Çağlar Sivri birinci olurken, ikinci ve üçüncülüğe uygun proje bulunamadı.

126 proje başvurdu

Etkinlik başvurusunun birincil alanı kimyevi maddeler ve mamullerinin hammadde/yarı mamul çalışmaları olarak belirlendi. Bununla birlikte sektörün ve diğer sektörlerin ihtiyaç duyduğu primer malzemelerden ortaya çıkan inovatif mamuller de etkinlik kapsamında değerlendirildi.

İlaç ve eczacılık ürünleri, boyalar ve yapıştırıcılar, plastik ve kauçuk, kozmetik, sabun ve temizlik ürünleri ile temel kimyasallar kategorilerinde başvuruda bulunan toplam 126 yenilikçi proje, önde gelen akademisyen ve sanayicilerden oluşan değerlendirme kurulu üyeleri tarafından puanlama sistemiyle değerlendirildi. İlk 30’a giren proje sahipleri, ödül töreni öncesinde gerçekleştirilen “Ödül Kurulu Toplantısı”nda projelerini jüri üyelerine detaylı olarak anlattıkları sunumlar yaptı.

Kimya sektöründe üniversite, sanayi işbirliğinin en güzel örneklerinden biri haline gelen etkinliğin değerlendirme sonucunda akademisyen, sanayici, girişimci ve öğrenci olmak üzere 4 farklı kategoride en başarılı projeler 15 bin lira, ikinciler 10 bin lira, üçüncüler ise 5 bin lira ile ödüllendirildi. Ayrıca etkinlik kapsamında yıl içinde düzenlenecek faaliyetler ile dereceye giren projelerin sanayici ile buluşturulması planlanıyor.

Türkiye İnovasyon Haftası’nda da yarışacaklar

Kimyevi Maddeler ve Mamulleri Ar-Ge Proje Pazarında dereceye giren projeler, Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından her yıl düzenlenen ve inovasyon bilincini arttırmaya yönelik olarak ülke çapındaki en büyük organizasyon olan Türkiye İnovasyon Haftasında yılın en yenilikçi projesi kategorisinde büyük ödül için yarışmaya hak kazanacak.

“Sürdürülebilir Büyüme Ar-Ge ve İnovasyon Gücüne Bağlıdır”

Ödül töreninde konuşan İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akyüz, sürdürülebilir ihracata ulaşmanın ve ihracatın birim kilogram değerini artırmanın önemli ölçüde AR-GE ve inovasyon gücüne bağlı olduğunu vurgulayarak, “Üniversite-sanayi işbirliğinin geliştirilmesi, yüksek katma değerli üretim yapılması ve ihracatın artırılması amacıyla yedi yıldır aralıksız Kimya Ar-Ge Proje Pazarı etkinliğimizi düzenliyoruz. Sektörümüzü bugün bulunduğu konumdan çok daha iyi noktalara taşımayı ve ihracatımızı artırmayı hedefliyoruz. Bunun için katma değeri yüksek üretime odaklanmamız gerekli. Ar-Ge çalışmaları ve inovasyon gerçekleştirmeden katma değeri yüksek üretimden bahsetmek ise mümkün değil. Uzun yıllardır bu iki konunun öneminin altını çiziyor ve bu alanlarda teşvik edici çalışmaları hayata geçiriyoruz.

6 yılda 800’ün üzerinde yenilikçi proje başvurusu aldık ve toplam 551 bin TL ödül dağıttık. Bu yıl dereceye giren proje sahiplerine toplamda 150 bin TL değerinde ödül verilecek. Bizim için burada dereceye giren projelerin sadece proje olarak kalmaması, üretilebilir olması ve sanayiye kazandırılması büyük önem taşıyor. Fikirler ne kadar üretilebilir olursa hem sektörümüze hem de ülke ekonomisine katkısı o derece fazla olacaktır. Bu doğrultuda dereceye giren projelere desteğimizi sonrasında da sürdüreceğiz” dedi.

“İhracatın artması için yüksek katma değerli üretim şarttır”

Türkiye kimya sektörünün 2023 yılı ihracat hedefinin 50 milyar dolar olduğuna dikkat çeken Akyüz, öncelikle mevcut dış ticaret açığının kapatılması gerektiğini belirterek, “Sermaye ve teknoloji yoğun kimya sektörü için önemli olan ihracatı sürdürülebilir kılmaktır. Büyük oranda hammadde açısından dışa bağlı olan üretimin artması, sektör ve alt sektörleri için Ar-Ge destekli büyümenin sağlanması şarttır. Ülkemizin kimya sektörü dış ticaretine baktığımızda, 2016 yılında 14,0 milyar dolar ihracat yapıldığını ve yaklaşık 52 milyar dolar ithalat gerçekleştiğini görüyoruz. Bu sayılar “Yüksek Katma Değerli Üretim” gerekliliğini açıkça gösteriyor. Bu üretim de Ar-Ge destekli olmalıdır. İhracat rakamları için Ar-Ge-tasarım-inovasyon-marka dörtlüsü ile yerli teknolojik gelişme ile ilerlemek şarttır. İKMİB olarak ihracata katkı sağlayacak yeni fikirler ve projeleri desteklemeye bundan sonra da devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

AR-GE Proje Pazarı Yürütme Kurulu Başkanı Necmi Sadıkoğlu ise ödül töreninde yaptığı konuşmasında Türkiye ekonomisi için vazgeçilmez konumda bulunan kimya sanayisi ihracatının son 10 yılda büyük artış gösterdiğini vurgulayarak “2017 yılının ilk 10 ayında toplam ülke ihracatımız ise, bir önceki döneme göre %11 artarak yaklaşık 129 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Kimya sektörünün toplam ihracatımız içinde aldığı pay ise yaklaşık %10’dur. Kimya ihracatında katma değeri artırmak ve sanayicilere inovatif fikirler sunabilmek amacıyla düzenlediğimiz AR-GE Proje Pazarı’na bu yıl da çok değerli proje başvuruları yapıldı. Ülkemizin dört bir yanından akademisyenlerimize, sanayicileri-mize, girişimcilerimize ve öğrencilerimize proje başvuruları ve organizasyonumuza yaptıkları katkılar sebebiyle teşekkür ediyoruz. Kimya Ar-Ge Proje Pazarı organizasyonumuz ile en önemli hedefimiz, projelerin kısa sürede sanayiye uyarlanması ile ülke ekonomisine fayda sağlayacak ortamın oluşmasına katkıda bulunmak. Bilim insanlarımızın etkinliğimize olan ilgisi bizi çok memnun ediyor ve bu konuda devam eden çalışmalarımız için bize cesaret veriyor” dedi.

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK), Uluslararası İlaç Denetim Birliği (PIC/S) üyeliğine kabul edildi

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK), Uluslararası İlaç Denetim Birliği (PIC/S) üyeliğine kabul edildi. Sağlık Bakanlığı’nın girişimleri sonuç verdi ve ilaç sektörünün uzun süredir beklediği güzel haber geldi. Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK), aralarında İsviçre, ABD, İngiltere, İrlanda, Almanya, Kanada, Japonya ve Avusturalya’nın da bulunduğu Uluslararası İlaç Denetim Birliği (PIC/S) üyeliğine kabul edildi. İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akyüz, sektörde sevinçle karşılanan bu üyeliğin Türkiye’de üretilen ilaçların kalitesinin uluslararası alanda tescili anlamına geldiğini belirterek katma değerin yüksek olduğu ilaç ihracatında artış beklediklerini söyledi.

Dünyada ilaç ruhsatı veren otoritelerin kurduğu bir birlik olan Uluslararası İlaç Denetim Birliği (PIC/S), bu alanda kabul gören en saygın ve geçerli kurum olarak biliniyor. PIC/S’e üye olmak ise o kadar kolay değil. Ülkeler, zorlu geçen denetimler sonucu Birlik üyeliğine kabul ediliyor. Türkiye’nin PIC/S’e üye olması ile birlikte Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunca yapılan tüm denetimler dünyada kabul görecek ve ülkemizde üretilen ilaçların kalitesi ve güvenliği tescil edilmiş olacak. 01 Ocak 2018 tarihinden itibaren geçerli bu üyelik ilaç ihracatının önündeki engelleri de ortadan kaldıracak.

Türk ilaç sektörü dünya liginde…

İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akyüz, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede ilaç sektörünün de destek verdiği üyelik çalışmalarının sonuçlandırılmasındaki kararlılığı ve sektöre katkıları dolayısıyla Sağlık Bakanlığı’na teşekkür etti. İlerleyen süreçte ilaç ihracatında artış beklediklerini kaydeden Murat Akyüz şunları söyledi: “Bu üyelikle birlikte Türkiye’de üretilen ilaçların kalitesi ve güvenliği uluslararası alanda tescillenirken, ülkemiz ilaçta dünya ligindeki yerini de sağlamlaştırmıştır. İlaç sektörümüzün de destek verdiği üyelik sürecinde gerek Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu gerekse de üreticilerimiz çok ciddi ve zorlu denetimlerden geçtiler.

Yaklaşık 4 yıldır bu konuda çalışmalar yürütülüyor. Sağlık Bakanlığımızın girişimleri ve kararlılığı ile sonunda beklediğimiz güzel haberin gelmesinden dolayı mutluyuz. PIC/S Uluslararası İlaç Denetim Birliği’ne üyelik ilaç sektörümüzün tüm dünyadaki itibarını ve güvenilirliğini artıracak. PIC/S üyeliği sayesinde Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından yapılan denetimlerin tüm dünyada geçerli olması firmalarımızın işlerini kolaylaştıracak, maliyetlerini azaltacak ve ihracatta tarife dışı engelleri ortadan kaldıracak. Kimya sektörümüzün katma değeri en yüksek ürün gruplarından olan ilaç ihracatında artışı da beraberinde getirecektir. Geçtiğimiz yıl 777 milyon dolarlık ilaç ihracatı gerçekleştirdik ve kilogram başına birim ihracat fiyatı 15,5 dolar oldu. Bu rakam Türkiye ortalamasının 10 katından fazla. Bu yılın 7 aylık döneminde ise ihracatımız 455 milyon dolara ulaştı. Ülkemizin ilaç üretimindeki yüksek kalite seviyesinin tescillenmesi ile beraber ihracatta yüksek teknoloji ürünler ile gerçek potansiyelimizi yakalayabilecek bir ortamın oluşacağına inanıyoruz.”

Kaynak : İKMİB

İlaç Ambalajları Görme Engelli Vatandaşlarımızın Hayatını Kolaylaştıracak

İlaç Ambalajları Görme Engelli Vatandaşlarımızın Hayatını Kolaylaştıracak. Geçtiğimiz Nisan ayı içerisinde yürürlüğe giren yönetmelik ile üzerinde kabartma yazı (Braille Alfabesi) bulunan ilaç ambalajları zorunlu hale geliyor. Uygulamaya geçmek için ilaç firmalarının 2018 yılının sonuna kadar vakti bulunuyor. Üzerinde kabartma yazı bulunun ilaç ambalajları sayesinde görme engelli vatandaşlarımıza ilaç alımında kolaylık sağlanması hedefleniyor.

Geçtiğimiz Nisan ayında Sağlık Bakanlığı yayınladığı yeni yönetmelikle tüm ilaç kutularındaki isimlerin, görme engelliler için Braille alfabesiyle de yazılması zorunluluğunu getirdi.

Yürürlüğe giren “Beşeri Tıbbi Ürünlerin Ambalaj Bilgileri, Kullanma Talimatı Ve Takibi Yönetmeliği” kapsamında kabartma yazı uygulaması için firmalara 31/12/2018’e kadar süre verildi. Braille alfabesi uygulaması ambalaj sektöründe yarattığı değişimi değerlendiren Ambalaj Sanayicileri Derneği (ASD) Başkanı Zeki Sarıbekir, şunları söyledi:

“Türkiye Ambalaj Sanayicileri olarak karton kutu üzerine ucuz, pratik, kaliteli Braille uygulamasını Dünya çapında yapabiliyoruz. Bu da Türkiye ambalaj sanayinin gücünü bir kez daha kanıtlıyor. Sektörümüzü daha ileriye taşımak için Ar-Ge’ye ve inovasyona önem veriyor, katma değerli ürünler ve yeni teknolojiler geliştirmek için sürekli çalışıyoruz.”

İlaç ambalajlarına Braille alfabesi uygulamasının ilaç fiyatlarını etkileyecek boyutta olmadığının altını çizen ASD Başkanı Zeki Sarıbekir, Türkiye ambalaj sanayicileri bu konuya evrensel bir sosyal sorumluluk bilinciyle yaklaştığını belirtiyor. Sarıbekir, “Tabii ki bu uygulamanın bir maliyeti var ama hiçbir sanayicimiz Braille Alfabesi uygulamasından bir kar amacı gütmüyor. Bu uygulamayı yaparken, bunun görme engelli insanlarımıza sosyal bir görevimiz olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla Braille Alfabesi uygulaması yapılan, üzerinde kabartma bulunan, ilaç ambalajlarının piyasaya sürülmesinin, sektörümüze sağlayacağı katma değer, bu ambalajları kullanan insanlarımıza yaptığımız hizmetin huzuru ve mutluluğu olacak” diyor.

Not: Kabartma yazı (Braille alfabesi) Karton Ambalajlarda uygulanırken, kabartma şeklinde diğer işaretler, örneğin kabartma üçgen işareti, tehlikeli maddeler için kullanılan Sert (Rijit) Plastik ve Metal Ambalajlarda kullanılıyor. Böylece görme engelli vatandaşlarımız ambalajın içerdiği ürünlerle ilgili olarak bilgilendiriliyor.

Kimya Devi Bayer, Sağlık Teknolojisi Girişimcilerini Arıyor

Kimya Devi Bayer, Sağlık Teknolojisi Girişimcilerini Arıyor. Bayer, Grants4Apps programında bu yıl iki farklı kategori yer alıyor. Sağlık alanında yenilikçi projeleri ile genç girişimciler Accelerator kategorisine, yenilikçi şirketler ise bu yıl başlatılan DealMaker kategorisine başvuruda bulunabiliyor.

Bayer’in sağlık alanında teknoloji girişimlerini desteklemek, girişimcilik ekosistemini güçlendirmek ve girişimlerle iş birliği yaparak inovatif sağlık hizmetlerini geliştirmek amacıyla hayata geçirdiği Grants4Apps Programı’nın yeni başvuru dönemi başladı.

Geçtiğimiz yıllarda yalnızca girişimcilerin katılımına açık olan programda bu yıl; bilim insanlarından, olgunluk seviyesine ulaşmış inovasyon şirketlerine kadar sağlık teknolojileri ile ilgilenen herkes projeleriyle yer alabilecek.

Girişimcilere yönelik düzenlenen “Accelerator” kategorisine, 18 yaşını doldurmuş tüm genç girişimciler başvuruda bulunabiliyor. Sağlıkta yeni teknolojiler ve iş modellerinin öncelikli olarak destekleneceği beşinci dönem Grants4Apps başvuruları http://www.grants4apps.com/accelerator adresinden 31 Mayıs’a kadar kabul ediliyor.

Grants4Apps’ten dijital sağlık alanındaki uygulamalara tam destek!

Bu yıl, ilk kez olgunluk seviyesine ulaşmış şirketler, bilim insanları ve geliştiriciler de artık Grant4Apps’e başvurabilecek. Programın “Dealmaker” kategorisinde değerlendirilecek başvurular, klinik araştırmalar, data analizi, biyobilişim araçları, yapay zeka,eğitim teknolojisi,nefroloji, kadın sağlığı, endometrioz, göğüs hastalıkları, kardiyoloji, hematoloji, onkoloji, radyoloji, bulaşıcı hastalıklar ve oftalmoloji alanlarında geliştirilecek müşteri odaklı ve rakipsiz kullanıcı deneyimi sağlayan yenilikçi teknolojilerin kullanılması gibi ölçütlere göre değerlendirilecek.Bu alanlara ek olarak, tüm yenilikçi sağlık çözümleri ile de başvuruda bulunulabiliyor.

İnovasyona dayalı sağlık çözümleri geliştiren projeler için başvurular, 30 Haziran 2017’ye kadar https://www.grants4apps.com/berlin/program/dealmaker-berlin-2017/ üzerinden yapılabiliyor.

Grants4Apps, Accelerator kategorisine katılmaya hak kazanarak programda ilk beşe giren her ekibe 50 bin Euro nakit desteği sunulurken, Deal Maker kategorisinde ise Bayer ile iş birliği fırsatı sunuluyor. Ayrıca kazanan ekipler, Eylül – Ekim 2017 tarihleri arasında Bayer’in Berlin’de bulunan Genel Merkezi’nde özel ofis ve uzman mentorlarla çalışma fırsatlarıyla da destekleniyor.

Bayer Grants4Apps bugüne kadar 70’in üzerinde ülkeden 1.000’den fazla başvuru yapıldı. Yaklaşık 50 yeni girişimciye hibe desteği sağlanarak, 14 girişimci “Accelerator” kategorisine katılma fırsatını yakaladı. Grants4Apps programının destek verdiği ülkeler arasında; Seul, Toronto, Singapur, Tokyo, Moskova, Milano, Şanghay, Bangkok, Budapeşte ve daha pek çok şehirin yer aldığı toplam 22 ülkede yerel olarak çalışan girişimler yer alıyor. Daha fazla bilgiye link üzerinden ulaşabilirsiniz: https://www.meetup.com/pro/stem4health/

3. İVEK Uluslararası İlaç ve Eczacılık Kongresi Sona Erdi

3. İVEK Uluslararası İlaç ve Eczacılık Kongresi Sona Erdi. Marmara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Güniz Küçükgüzel’in başkanlığını üstlendiği, sektörün tüm paydaşlarını bir araya getiren İVEK Uluslararası İlaç ve Eczacılık Kongresi’nin açılışı Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ’ın katılımıyla yapıldı. İkincisi geçen yıl 6 binden fazla katılımcı ile gerçekleştirilen kongreye, bu sene aralarında akademisyenlerin, eczacılık fakültesi öğrencilerinin, serbest eczacıların, kamu eczacılarının, meslek örgütlerinin ve ilaç endüstrisinin temsilcilerinin olduğu 8800 kişi kayıt yaptırdı. İVEK Vakfı, bu sene ayrıca bir ilke imza atarak, Türkiye’nin ilaç biyoteknolojisi atılımlarının detaylıca ele alındığı İVEKBio kongresini de eş zamanlı olarak gerçekleştirdi.

Sağlıkta Dönüşüm Başarıyla Devam Ediyor

Açılışta konuşan Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ, “Sağlıkta dönüşüm programımızın bütün hikayesi, vatandaşın yaşadığı problemlerin sonlandırılmasıdır. Bizim dönemimiz kuyrukların ve buyrukların son bulduğu dönem olmuştur. Amacımız herkesin hayatını kolaylaştırıp sıkıntılarını ortadan kaldırmak amaçlı bir programdı. Bu programlar ve yaptığımız çalışmalar doğrultusunda bağımsız kuruluşlar tarafından yapılan anketlerle vatandaş memnuniyetinin %39’dan %75’e yükseldiği belirlendi. Vatandaşın sağlık memnuniyeti neredeyse 2’ye katlanmış durumda. Yine 2002 yılından önce yıkıcı sağlık harcamasına maruz kalan 166 bin ailemiz varken, 2015’e geldiğimizde bu sayı 60 binlerin altına düştü. Sağlıkta dönüşümün ikinci dönemi vatandaşlarımızı finansal anlamda korumayı ve daha da güçlendirmeyi amaçlıyor. Türkiye’de hiç bir vatandaşımız her hangi bir sağlık harcaması yapma ihtiyacı duyduğu zaman harcadığı paradan dolayı mağdur olmamalıdır. Sayın Cumhurbaşkanımızın sağlıkta dönüşüm ile ilgili bana verdiği en önemli görev de budur” şeklinde konuştu.

“Vatandaşlarımızın Daha Sağlıklı Yaşaması için Çalışıyoruz”

2023 İlaç ve Sağlık Hedefleriyle ilgili değerlendirmelerine devam eden Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ, sözlerine şu şekilde devam etti: “Sağlıkta dönüşümün birinci dönemi gerek finansal, gerekse fiziksel açıdan, gerekse kullandığımız ilaçlar açısından sağlığa erişimin sağlandığı bir dönemdir. Aynı zamanda kalitenin de arttığı bir dönemdir. İkinci dönem, kalitenin üzerine daha çok odaklanacağımız bir dönem olacak. Bu doğrultuda vatandaşlarımızın sağlıkta okur-yazarlığının artması da çok önemli. Sağlık sisteminde ‘ne zaman kullanacağız, nasıl kullanacağız’, bunun gibi konularda sağlık okur-yazarlılığının ve sağlıklı yaşam biçimlerinin arttığı bir dönemden bahsediyoruz. Eğer biz sigara içmeye devam eden bir toplum olursak, şişmanlamaya devam edersek ve hareketsiz bir toplum olursak bu toplumun sağlık geleceği yok. Detaya girmeden 3 maddede bunu söylüyorum. O zaman ne yapacağız? Bu yeni dönemde sağlık okur-yazarlığının arttırılması, halkımızın önüne imkanlar açarak aile hekimlerimizle yeni sağlıklı yaşam merkezleri oluşturarak vatandaşlarımızın daha sağlıklı yaşamasını temin etmeye çalışacağız.”

Kongre Başkanı Marmara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Güniz Küçükgüzel ve Kongre Genel Sekreteri Yrd. Doç. Dr. Mahmut Tokaç yaptıkları değerlendirme açıklamasında şunları söyledi:

“Saygıdeğer Katılımcılar, 26-29 Nisan 2017 tarihleri arasında İstanbul WOW Kongre Merkezi’nde 8800 kayıtlı katılımcı ile gerçekleştirdiğimiz 3. İVEK Uluslararası İlaç ve Eczacılık Kongremiz’in gerek ülkemize gerekse dünya ilaç ve eczacılık sektörüne hayırlı olmasını diliyoruz.

İlaç ve eczacılıkla ilgili “benim de söyleyecek bir sözüm var” diyerek kongremize katılan sizlerle, onlarca ülkeden 300’ün üzerinde ulusal ve uluslararası konuşmacımızın katıldığı, 1000’in üzerinde posterin sunulduğu dolu dolu bilimsel bir programı tamamladık. 4 günlük Kongremizin eczacılık ve ilaç sektörümüze yeni ufuklar açarken yeni umutları yeşertmesi; birbirimizi daha fazla anlayacağımız, dinleyeceğimiz ve ortak akılla çözümler üreteceğimiz bir ortamı yaratabildiğimizi ümit ediyoruz.

Öncelikle bu kongrenin gerçekleşmesine katkı sağlayan T.C. Sağlık Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı’na; destek veren basın kuruluşlarına, desteklerini esirgemeyen 34 Eczacılık Fakültemizin Dekanlarına, Türk Eczacıları Birliği ve bir çok Eczacı Odamıza, İlaç Endüstrisinin değerli kuruluşları ve firma temsilcilerine, desteklerini esirgemeyen tüm kurum ve kuruluşlara şükranlarımızı sunarız.

İVEK’in dernek olarak kuruluşunun ardından 2016 yılında İlaç, Eczacılık, Sağlık Bilim ve Teknolojileri Vakfı’na dönüştükten sonraki bu ilk kongresinde İlaç ve Eczacılıkta Küresel Bilgi Paylaşımını en üst düzeye çıkarmak için Türkiye’de ve dünyada ilaç, tıbbi cihaz, eczacılık, eczacılık eğitimi ve meslekteki gelişmeler 4 gün boyunca ayrıntılı olarak tartışıldı.

Bu vesile ile her sene bir öncekinden daha iyisini gerçekleştirme iddiamızla yol aldığımız İVEK kongremize bu sene İVEKBio 2017 sempozyumumuzu da eklemekten büyük gurur duyduğumuzu bildirmek isteriz. Sektörün geleceğinin biyoteknolojik ilaçlarda olduğunun bilincinde olarak İVEK Vakfı, bu konuda bu sene şubat ayında yapmış olduğu Arama Toplantısı’nın ardından Türkiye’de ilk defa İVEKBio 2017’yi de gerçekleştirerek, geleceğimiz için önemli bir adım atmıştır.

Mesleki eğitimlerini destekleyecek yönde bilgi birikimlerini ve farkındalıklarını artırmak, meslektaşları ile tanışmak ve kendi aralarında kaynaşmak amacıyla İVEK çatısı altında bir araya gelen ve kongre için aylarca toplantılar yaparak hazırlanan öğrencilerimiz, İVEK Öğrenci Çalıştayı ile dinlenmeye değer, mesleğe yön verecek panellerin mimarları oldular.

3. İVEK Uluslararası İlaç ve Eczacılık Kongresi ve Öğrenci Çalıştayı”mızın gelecek sene uluslararası katılımını daha çok güçlendirmek ilk hedefimizdir. Kongremizin güçlü bilimsel içeriğinin sizlerden gelen katkı ve görüşlerle daha da güçlendirilmesi bir başka hedefimizdir.

Yine bu toplantımızın önemli bir geleneği haline gelen Eczacılık Fakültesi Dekanları-Öğrenci buluşması başarıyla gerçekleştirilmiş, öğrencilerimiz için fakültelere kontenjan sınırlamasının getirilmesi, zorunlu stajlarda endüstri stajına ağırlık verilmesi dilekleri olmuş, kariyer alanları konularında soruları yer almıştır. Ardından Dekanlar Konseyi toplantısında 2017’nin ilk 6 ayında yapılacaklar şekillendi, yol haritaları oluşturuldu ve çalışmalar başlatıldı.

İVEK kongremizin diğer bir özelliği de söylenenlerin uçup gitmemesi için video kayıtlarının sitemizde paylaşılmasıdır.

3. Uluslararası İlaç ve Eczacılık Kongremizde tartıştığımız, yıl içerisinde çalıştığımız ve sonuca ulaştırdığımız konuları ‘4. Uluslararası İlaç ve Eczacılık Kongresi ve Öğrenci Çalıştayı’mızda sizlerle paylaşma arzusundayız.

İlaç ve eczacılıkla ilgili çözüm odaklı olma adına “benim de söyleyecek bir sözüm var” diyerek ülkemizin ve dünyamızın değişik yerlerinden koşup buralara gelmiş tüm katılımcıları bir kez daha gönülden kutluyor, saygı ve sevgi ile selamlıyoruz.”

Çeşitli sosyal etkinliklerle zenginleştirilen 3. İVEK Uluslararası İlaç ve Eczacılık Kongresi, dördüncü günün sonunda yapılan kapanış oturumu, ödül töreni ve öğrenci çalıştayının tamamlanmasıyla son buldu.

Kaynak : http://www.ivek.org.tr/