Kimya Sektörünün Kimyasını Değiştirecek Yönetmelik

Kimya Sektörünün Kimyasını Değiştirecek Yönetmelik. Türkiye’nin en çok ihracat yapan üçüncü sektörü olan kimya sanayisini yeni bir dönem bekliyor.

Türk kimya sanayisinin yüzde 27’sini temsil eden Kocaeli Sanayi Odası, kimya sektöründeki dengeleri değiştirmesi beklenen yeni yönetmelikleri tartışmak üzere Proses Emniyeti Sempozyumu ve Sergisi’ni düzenledi. 14 Mayıs 2018 tarihinde The Green Park Pendik Hotel ve Kongre Merkezi’nde başlayan ve iki gün sürecek Sempozyum, mevzuat yapıcılar, denetçiler, firma sahipleri, sektör çalışanları, eğitimciler ve belgelendirme kuruluşlarını bir araya getirdi.

Kimya sanayi yeni yönetmelikle tanışıyor

Avrupa Birliği ülkelerinde büyük endüstriyel kazaların önlenmesi ve muhtemel kazaların insanlara ve çevreye olan zararlarının en aza indirme amacıyla hayata geçirilen SEVESO Direktifleri, Türkiye’de de en güncel haliyle uygulanmaya başlanacak. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, büyük endüstriyel kaza riskini milyonda bire düşürecek yeni yönetmelik taslağı üzerinde çalışmalarını tamamlamak üzere. Temmuz 2018’de güncellenmesi beklenen SEVESO Direktiflerini içeren Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkındaki Yönetmelik, Türkiye’de başta petrokimya, plastik, boya, kozmetik ve yalıtım malzemeleri sektörleri için yeni bir dönem başlatacak. Proses Emniyeti Sempozyumu ve Sergisi’nde tartışılan bu yeni yönetmelik güncellendiğinde firmaları, birçok yaptırım bekliyor.

Firmalara maliyeti yüksek

Proses Emniyeti Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı ve Kocaeli Sanayi Odası Meclis Üyesi Hasan Şerefhan, açılış konuşmasında, Türkiye’nin lokomotif sektörlerinden olan kimya sektörünün daha verimli koşullarda ilerlemesi, ülke güvenliği, çevrenin korunması ve her şeyden önce de insan sağlığı açısından sanayinin üzerine düşen yeni görevler bulunduğuna dikkat çekti.

Şerefhan, kimya sanayinin SEVESO Direktiflerine uyum sürecinde tüm proseslerini gözden geçirmek zorunda kalacağını ve bunun firmalara verimliliklerini ölçme ve gerekli iyileştirmeleri yapma fırsatı da sunacağını bildirdi. Büyük bir endüstriyel kazanın, firmanın kapanmasına kadar gidebilecek büyük yıkımlara neden olabileceğine de dikkat çeken Şerefhan, firmaların risklerini milyonda bire düşürmesinin yalnızca ülke için değil firmalar için de son derece kritik olduğuna dikkat çekti.

Artan rekabet koşullarında firmalar için SEVESO Direktiflerine uyum maliyetlerinin son derece yüksek olduğunun altını çizen Şerefhan, bu konuda Bakanlık yetkilileriyle sektörün üretim süreçlerinde bir aksama yaşanmaması adına neler yapılabileceğini ve teşvik desteğini müzakere ettiklerinin bilgisini paylaştı.

AB fonları yatırımlar için kullanılabilir

Kocaeli Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Çınar Ulusoy ise açılış konuşmasında sektör için son derece önemli olan böyle bir etkinliğe ev sahipliği yapmaktan dolayı çok mutlu olduklarını belirtti. Kimya sanayinin yüzde 27’sinin Kocaeli’de faaliyet gösterdiğine dikkat çeken Ulusoy, SEVESO Direktifleri kapsamına giren en fazla firmanın bulunduğu ilin de Kocaeli olduğunu bildirdi. Ulusoy, ülke güvenliği açısından kritik önem taşıyan SEVESO Direktiflerinin uyumlaştırılması sürecinde firmaları bekleyen büyük yatırımlar olduğunu ifade ederek, bu konuda Avrupa Birliği fonlarının kullanılmasını ya da teşvik ve destek mekanizmasının devreye sokulmasını talep ettiklerinin altını çizdi. Ulusoy, bu yıl ilkini düzenlediklerini Proses Emniyeti Sempozyum ve Sergisi’ni geleneksel hale getirmeyi hedeflediklerini de açıkladı.

SEVESO Direktifleri Hakkında:

Büyük endüstriyel kazaların önlenmesi ve etkilerinin azaltılması için geliştirilen Seveso Direktifleri, 1976 yılında İtalya’nın Seveso kasabasında gerçekleşen kazanın ardından, Avrupa Birliği tarafından benzer kazaların önlenmesi ve kontrolü amacıyla kabul edildi. Ülkemizde de ilk olarak 2010 yılında yayımlanan ve 2013 yılında revize edilen, SEVESO Direktiflerini içeren Büyük Endüstriyel Kazaların Kontrolü Hakkında Yönetmelik, Temmuz 2018’de bir kez daha güncellenecek.

BTSO Tarafından Nanoteknoloji Araştırma Ve Geliştirme Çalıştayı Gerçekleştirildi

BTSO Tarafından Nanoteknoloji Araştırma Ve Geliştirme Çalıştayı Gerçekleştirildi. İleri teknoloji üretiminde Bursa’yı Türkiye’nin üssü yapma hedefiyle hamlelerini sürdüren Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), Nanoteknoloji Mükemmeliyet Merkezi kurmak için çalışmalara başladı.

BTSO, Türkiye’nin ve Bursa’nın 2023 hedeflerine ulaşmasında önemli rol oynayacak yüksek katma değerli üretim ve ihracatı için seferberliğini sürdürüyor. Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’nde BEBKA’nın da destekleriyle Bursa Teknoloji Koordinasyon ve ARGE Merkezi (BUTEKOM) binasında Tekstil ve Teknik Tekstil Mükemmeliyet Merkezi ile İleri Kompozit Malzemeler Araştırma ve Mükemmeliyet Merkezi’ni kazandıran BTSO, nanoteknoloji odaklı üretimi artırmayı amaçlayan mükemmeliyet merkezi için kolları sıvadı. BTSO, bu merkezle tıp ve sağlık sektöründen, havacılık ve uzay araştırmalarına kadar pek çok alanda uygulanan Nanoteknoloji’yi Bursa’nın yüksek teknoloji üretim yelpazesine katmayı hedefliyor.

İLK ADIM ATILDI

Nanoteknoloji mükemmeliyet merkezi için ilk olarak Bursa iş dünyası ile akademisyenlerin katılımıyla ‘Nanoteknoloji Araştırma ve Geliştirme Çalıştayı‘ gerçekleştirildi. BTSO Hizmet Binası’nda gerçekleştirilen çalıştayda konuşan BTSO Yönetim Kurulu Üyesi İlker Duran, sürdürülebilir kalkınma ilkeleri çerçevesinde bilgiyi ürüne dönüştüren toplumların rekabet avantajını da elinde bulundurduğunu söyledi. İlker Duran, BTSO olarak ‘Bursa Büyürse Türkiye Büyür’ mottosuyla Bursa’yı yüksek teknolojili ve daha katma değerli üretim modeline taşımak istediklerini kaydetti.

NANOTEKNOLOJİ MÜKEMMELİYET MERKEZİ

İlker Duran, BTSO’nun liderliğinde Türkiye’nin inovasyon ve katma değerli üretiminin rehberi olan BUTEKOM’un yaklaşık 50 milyon liralık bir yatırımla tekstil, teknik tekstil ve kompozit alanlarında faaliyet gösteren firmalara Ar-Ge ve inovasyona dayalı üretime geçişini sağladığını kaydetti. BUTEKOM çatısı altında nanoteknoloji alanında da yeni bir mükemmeliyet merkezi kurmayı amaçladıklarını kaydeden Duran, “Bursa’nın, standart ürünler yerine; nanoteknolojilerle birlikte özgün ve yüksek kaliteli üretimle dünya pazarlarındaki gücüne güç katmayı amaçlıyoruz. 2023 yılında kentimizin kilogram başı ortalama ihracat fiyatını üniversitelerimizin akademik kadrolarıyla birlikte 8 dolara taşımayı hedefliyoruz. Bu hedefe nanoteknoloji alanında hayata geçireceğimiz mükemmeliyet merkezimiz de önemli katkı sağlayacaktır” dedi.

“HER ZAMAN İŞ DÜNYAMIZIN YANINDAYIZ”

Uludağ Üniversitesi (UÜ) Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay, stratejik sektörlerin güçlenmesinde firmalar arasındaki işbirliği kültürünün ve planlamanın önemli rol oynadığını söyledi. Çalıştay ile firmaların nanoteknoloji mükemmeliyet merkezi konusunda fikirlerini aldıklarını kaydeden Ulcay, nanoteknolojinin geleceğin sektörlerinden birisi olduğunu söyledi. Bu teknolojinin hayatın her alanında olduğunu vurgulayan Ulcay, “Bursa, bu sektördeki payı artırmalıdır. Uludağ Üniversitesi olarak BTSO tarafından BUTEKOM bünyesinde hayata geçmesi planlanan mükemmeliyet merkezinin kurulması için desteğimizi sürdüreceğiz. İnanıyorum ki bu merkezimiz hayata geçerse, kentimizin yüksek katma değerli üretimine büyük güç katacaktır” diye konuştu.

AKADEMİSYENLERDEN NANOTEKNOLOJİ BRİFİNGİ

Programda ayrıca Uludağ Üniversitesinden Prof. Dr. Atilla Aydınlı ‘Nanateknolojinin Neresindeyiz’; Sabancı Üniversitesinden Prof. Dr. Yusuf Menceloğlu ‘Nanoteknolojinin ticarileşmesindeki beklentiler, zorluklar ve kısıtlar’, İTÜ’den Prof. Dr Ali Demir de Nanolif araştırmalarında laboratuvardan sanayiye geçiş için bir başarı hikayesi’ konusunda Bursa iş dünyasına bilgiler aktardı. Program, akademisyen ve firmaların yer aldığı çalışma gruplarının yuvarlak masa toplantıları ile devam etti.

Kaynak : BUTEKOM

Bursa İleri Kompozit Malzemeler Araştırma ve Mükemmeliyet Merkezine Dev Destek

Bursa İleri Kompozit Malzemeler Araştırma ve Mükemmeliyet Merkezine Dev Destek. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) tarafından yenilikçi bir sanayi –üniversite işbirliği modeliyle hayata geçecek olan İleri Kompozit Malzemeler Araştırma ve Mükemmeliyet Merkezi (İKMAMM) Projesi BEBKA’nın ‘Güdümlü Proje Desteği’nden faydalanmaya hak kazandı. Tekstil ve Teknik Tekstil Mükemmeliyet Merkezi’nin (TTTM) de yer aldığı kompleks bu alanda devlet destekli en büyük proje oldu.

2015 yılının Aralık ayında BTSO tarafından DOSAB’ta temeli atılan Tekstil ve Teknik Tekstil Mükemmeliyet Merkezi ile İleri Kompozit Mükemmeliyet Merkezi’nin inşaatlarında çalışmalar sona geldi. Eylül ayında açılışları yapılması planlanan merkezlerden Tekstil ve Teknik Tekstil Mükemmeliyet Merkezi’nin ardından ileri Kompozit Malzemeler Araştırma ve Mükemmeliyet Merkezi Projesi de Kalkınma Bakanlığı’nın 2016 yılı çalışma programına dahil edilerek BEBKA ‘Güdümlü Proje Desteği’ almaya hak kazandı. Bakanlık tarafından toplamda 25 milyon liralık kaynağın sağlandığı proje bu alanda devlet desteği alan en büyük yatırım konumunda.

İKMAMM ENTEGRE BİR MERKEZ OLACAK

Yenilikçi bir sanayi-üniversite işbirliği modeliyle hayata geçecek olan İKMAMM, otomotivden havacılık ve rüzgar enerjisine kadar birçok sektörde dönüşüm sağlayan, üretim, test, sertifikasyon ve eğitim faaliyetleri ile entegre edilmiş bir merkez olacak. BUTEKOM tarafından özel sektör mantığı ile işletilecek olan merkezde; kompozit malzeme teknolojileri alanında lisansüstü eğitim, temel araştırma, uygulamalı araştırma, ürün geliştirme, üretim ve ticarileştirme faaliyetleri gerçekleştirilecek. Lisans üstü öğrencileri, doktora sonrası araştırmacılar, öğretim üyeleri, araştırmacılar, mühendisler ve prototip üretiminde yer alacak insan kaynaklarının eşzamanlı olarak aynı çatı altında bulunacağı merkez çok disiplinli araştırmanın, öğrenmenin, üretmenin oluşturacağı çığır açıcı bir ekosistem oluşturacak. Teknik tekstil ve kompozit malzeme disiplinlerinin bir arada çalışacağı merkez disiplinler arası sinerji üretecek.

BÖLGEDEKİ REKABET GÜCÜNÜ ARTIRACAK

ileri Kompozit Malzemeler Araştırma ve Mükemmeliyet Merkezi’nin bölgedeki rekabet gücünün artması ve Ar-Ge çalışmaları ile yerli katma değeri yüksek teknolojik ürünlere geçiş noktasında köprü görevi göreceğini ifade eden BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, “Aynı zamanda Tekstil ve Teknik Tekstil Mükemmeliyet Merkezi’mizin tamamlayıcı kuruluşu olacak olan bu merkezde kompozit malzeme üreten firmalarımız ile hem önemli projeler geliştirilecek, hem de önemli Ar-Ge çalışmaları yapılacak. Bu sayede merkezimiz firmalarımızın katma değerli ürünleri üretmeleri noktasında tamamlayıcı kuruluş olarak da işlev görecek.” diye konuştu.

Kaynak : BTSO

BTSO Bor Madenini Ekonomiye Kazandırmak İçin Çalışmalarını Sürdürüyor

BTSO Bor Madenini Ekonomiye Kazandırmak İçin Çalışmalarını Sürdürüyor. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) bünyesinde faaliyet gösteren Bor Araştırma ve Geliştirme Komisyonu, dünya bor rezervinin yüzde 72’sine sahip Türkiye’de bor madenini ekonomiye kazandırmak için çalışmalarını sürdürüyor.

Türkiye’de oda borsalara rol model projelerin merkezi olan BTSO, bor konusunda adımlarına devam ediyor. BTSO liderliğinde akademisyenler, kamu kurum temsilcileri ve sanayicilerin yer aldığı komisyon, BTSO Altıparmak Temsilcilik Binası’nda bir araya geldi. Programa, BTSO Yönetim Kurulu Üyesi ve Bor Araştırma ve Geliştirme Komisyonu Başkanı İlker Duran, BTSO Kimya ve Maden Konseyi Yöneticisi Cemal Tuna, komite üyeleri, iş dünyası temsilcileri, akademisyenler, BOREN ve Etimaden’den uzmanlar katıldı.

BORA SAHİP ÇIKMAK MİLLİ BİR GÖREVDİR

İlker Duran toplantıda yaptığı konuşmada, ülkenin en büyük zenginliklerinden olan borun sanayide daha fazla kullanılması için yola çıktıklarını söyledi. “Bora sahip çıkmak milli bir görevdir” diyen Duran, “2014 yılından bu yana BTSO liderliğinde bor konusunda önemli çalışmalara imza attık. Asrın madeni olarak gösterilen boru ülke ekonomisine kazandırmayı istiyoruz. BTSO Yönetim Kurulu Başkanımız İbrahim Burkay’ın da öncülüğünde sanayide bor ağırlıklı üretimi artırmasını sağlamak ve farkındalık oluşturuyoruz. Ülkemizin bor politikasının oluşmasına katkı sağlamak için bir sempozyuma ihtiyacımız var. BTSO öncülüğünde borun sanayiye daha fazla katkı sağlaması için sempozyum yapmayı hedefliyoruz” dedi.

Uludağ Üniversitesi (UÜ) Kimya Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cevdet Demir, BTSO öncülüğünde kurulan komisyonun Türkiye’de ve Bursa’da ciddi bir farkındalık oluşturduğunu söyledi.

HER YIL 1 MİLYAR DOLAR BOR SATIYORUZ

Dumlupınar Üniversitesi Kimya Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yunus Erdoğan, 40 yılı aşkın süredir bor alanında önemli akademik çalışmalara imza attığını dile getirdi. 1950’li yıllarda bor madeni ihracatının ton başı 20 dolar olduğunu hatırlatan Erdoğan, bugün ise bu rakamın 200 dolarlar seviyesinde olduğunu kaydetti. Türkiye’nin her yıl yurt dışına yaklaşık 1 milyar dolarlık bor sattığını dile getiren Erdoğan, BTSO öncülüğünde kurulan Bor Araştırma Geliştirme Komisyonu’nun tarihi bir göreve liderlik ettiğini kaydetti. Erdoğan, şöyle konuştu: “Bor madeninin ihracata daha fazla katkı sağlamasını istiyorsak, mutlaka bu cevheri ileri teknoloji üretiminde kullanmalıyız.”

BTSO Bor Madenini Ekonomiye Kazandırmak İçin Çalışmalarını Sürdürüyor

Kaynak : BTSO

Dünyanın 7’nci, Avrupa’nın ise 2’nci En Büyük Plastik Üreticisi Konumundayız

Dünyanın 7’nci, Avrupa’nın ise 2’nci En Büyük Plastik Üreticisi Konumundayız. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Işık: “Küresel düzeye baktığımızda Türkiye, 2013 yılı itibarıyla dünyanın 7’nci, Avrupa’nın ise 2’nci en büyük plastik üreticisi konumundadır”dedi.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, “Girişimciler için daha fazla sanayi parseli üretmek ve girişimcilerin bu parsellere daha uygun şartlarda ve daha hızlı erişebilmeleri için önemli adımları hayata geçireceğiz” dedi.

Bakan Işık, Gebze Plastikçiler Organize Sanayi Bölgesi (GEPOSB) açılında, buranın yüzde 90’ı geçen doluluk oranı, altyapısı, çevre hassasiyeti açısından gerçekten de en başarılı, örnek OSB’lerden biri olduğunu söyledi.

OSB’de faaliyet gösteren 129 firmanın 10 binden fazla istihdam ürettiğine işaret eden Bakan Işık, “Biz Bakanlığımızda 3Y anlayışıyla, yani yerli, yenilikçi ve yeşil üretim anlayışıyla hareket ediyoruz. Aynı anlayışın plastikçiler OSB tarafından da sahiplenilmesi, bizleri çok memnun ediyor” diye konuştu.

Özellikle plastik gibi sektörlerde yapılan üretimin çevreye etkilerini en aza indirmenin çok büyük önem taşıdığına değinen Işık, şöyle konuştu:

“Bu nedenle, hem OSB yönetimine hem de burada üretim yapan sanayicilerimize çok teşekkür ediyorum. Bu yeni idare binasıyla birlikte, burada üretim yapan sanayicilerimize çok daha iyi hizmet verilecek olmasından büyük bir mutluluk duyuyorum. Plastikçiler OSB, hem OSB’lerin sanayimiz için önemini hem de Türkiye’deki OSB uygulamalarının geldiği seviyeyi göstermesi açısından çok güzel bir örnektir. İnşallah, üzerinde yoğun bir şekilde çalıştığımız Üretim Reform Paketi ile OSB’lerdeki başarımızı daha da ileriye taşıyacağız. Girişimciler için daha fazla sanayi parseli üretmek ve girişimcilerin bu parsellere daha uygun şartlarda ve daha hızlı erişebilmeleri için önemli adımları hayata geçireceğiz.”

Yeni girişimcilere parsel üretme hedefi

Bakan Işık, plastik OSB’lerin hem OSB’lerin sanayiciler için önemini hem de Türkiye’de OSB uygulamalarının geldiği seviyeyi göstermesi açısından iyi bir örnek olduğunu dile getirerek, “İnşallah üzerinde yoğun bir şekilde çalıştığımız yeni girişimciler için daha fazla sanayi parseli üretmek ve girişimcilerin bu parsellere daha uygun şartlarda ve daha hızlı erişebilmeleri için önemli adımları atacağız, önemli düzenlemeleri hayata geçireceğiz” diye konuştu.

Bu konuda net kararlarının olduğuna işaret eden Işık, şöyle devam etti:

“Bir tarafta üretim yapmak için yer arayan ve bulamayan sanayicimiz, diğer taraftan yarın ‘daha fazla para eder’ diye arazisini satmayan veya değerlendirmeyen gayrimenkul sahipleri var. Üretim yapılmayan parsel kamulaştırmayla elde edilmişse o kamulaştırmayla elde edildiği için tapu dahi olsa geri alacağız. Her kim OSB’de rant için bir yatırım yapıyorsa onun eli yanacak, bu konuda kararlıyız. Kamulaştırmayla elde edilen sanayi parsellerinde kesinlikle tolerans göstermeyeceğiz. Dededen kalmıştır, babadan kalmıştır, kendisi almıştır, o kendi bileceği iştir ama bu noktada kesin kararlı bir duruşumuz var ve inşallah üretim reform paketinde bu konuyla ilgili çok önemli bir düzenlemeyi hayata geçirmeyi hedefliyoruz.”

OSB’de kullanılan suya indirim

Işık, ayrıca OSB’lerdeki su konusuna da değinerek, “Sizlerle bir müjdeyi daha paylaşmak istiyorum. Büyükşehir belediyemiz, Kocaeli’deki OSB’lerde yüzde 10 indirimli uygulanan su fiyatlarını yüzde 20 indirimli uygulama kararını aldı. Bu örnek kararıyla sanayicilerimizin yanında olduğunu bir kere daha gösteren Büyükşehir Belediye Başkanımıza ve ekibine teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

Plastiklerin telefondan televizyona, otomobilden su şişelerine, yalıtım malzemelerinden yiyecek ambalajlarına kadar hayatın her alanında gittikçe artan bir hızla kullanım alanı bulunduğunu belirten Işık, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Her geçen gün yeni uygulama alanları ortaya çıkan plastikler, bugün demir, tahta ve cam gibi materyallerin yerine alternatif bir malzeme olarak kullanılmaktadır. Plastik gibi sektörler, diğer birçok sektöre girdi ürettiği için de ayrı bir önem taşıyor. Hafif, çok yönlü ve dayanıklı plastikler perakende, ambalaj, inşaat, sağlık, tarım, mobilya, otomotiv ve yenilenebilir enerji gibi sektörler için stratejik önem taşıyor. Türkiye’nin plastik sektöründe çok ciddi bir potansiyel taşıdığına inanıyorum. Zira ülkemizin petrokimya piyasası, Çin ve Hindistan’dan sonra dünyanın en hızlı büyüyen pazarlarından biridir. Plastik sanayi girdisinin yüzde 90’ını bu sektörden sağlamaktadır. 2015 yılında, 33 milyar dolar değerinde 8,6 milyon ton plastik mamul ürettik. 2,9 milyar dolar ithalata karşılık 4,3 milyar dolar ihracat yaptık, yani bu sektörde dış ticaret fazlası verdik.”

” Türkiye dünyanın en büyük 7. plastik üreticisi”

Bakan Fikri Işık, Girişimci Bilgi Sistemi (GBS) verilerine göre, 2014 yılında ülkede kauçuk ve plastik sektöründe 165 bin kişiye istihdam sağlayan firmaların faaliyet karlılığının da yüzde 6,4 olduğunu belirtti.

Türkiye’nin 2002 yılında dünyada üretilen toplam plastiğin yüzde1,1’ini ürettiğini aktaran Işık, “2013 yılında ise bu oran yüzde 2,8’e yükseldi. Türkiye’nin plastik üretimi, 2002’den sonra, dünya ortalamasından ortalama 3 kat daha hızlı büyüdü. Küresel düzeye baktığımızda Türkiye, 2013 yılı itibarıyla dünyanın 7’nci, Avrupa’nın ise 2’nci en büyük plastik üreticisi konumundadır. Bugün dünyada üretilen her 10 kilogram plastiğin 4 kilogramını Çin ve ABD üretmektedir. Ancak Çin, düşük katma değerli plastik ürünleri üretirken ABD, teknik plastiğe yoğunlaşmıştır. Dünyada plastik üretimi son 60 yılda 150 kattan fazla artış göstermiştir. Her yıl kişi başı plastik talebinin yüzde 4 arttığını düşünürsek, bu sektörde atacağımız adımların önemi daha iyi anlaşılacaktır” dedi.

Işık, Türkiye’nin plastik sektöründe karşılaştığı iki temel sorun olduğuna işaret ederek, “Bunlardan birincisi, petrokimya ürünlerini girdi olarak kullanan bu sektörün yüzde 86 dışa bağımlı olmasıdır. Ne yazık ki bu konuda kısa vadede yapılabilecek fazla bir şey yok. Sektörün yaşadığı ikinci temel sorun ise katma değerin düşük olmasıdır. İşte bu konuda, sektörle birlikte kısa, orta ve uzun vadede yapabileceğimiz, yapacağımız çok iş var” değerlendirmesinde bulundu.

“Ar-Ge’ye yoğunlaşmak durumundayız”

Geçen yıl ihraç edilen bir kilogram plastik için 2,75 dolar gelir elde edildiğini dile getiren Işık, şunları söyledi:

“Bu fiyat, bizi, dünya plastik mamul ihracatını yönlendiren 20 ülkenin içinde 18’inci sıraya düşürüyor. Bu nedenle, plastik sektöründe Ar-Ge, inovasyon, tasarım gibi alanlara yoğunlaşmak durumundayız. Bu açıdan Ar-Ge Reform Paketi’nin tüm sanayi sektörlerimiz için olduğu gibi plastik sektörü için de bir dönüm noktası olacağını düşünüyorum. Tasarım faaliyetlerinin destek kapsamına alınması, Ar-Ge merkezlerinde daha fazla ve daha nitelikli personel istihdamının sağlanması, sipariş yoluyla yaptırılan Ar-Ge ve tasarım projelerinin de vergi indirimine tabi tutulması gibi adımlar bu açıdan çok önemlidir.”

“Bölgeyi teknoloji merkezine dönüştürmeyi hedefliyoruz”

KOBİ’lerin marka, patent ve standart belgelerinin ücretini KOSGEB‘in karşılayacağını belirten Işık, bu ve benzeri adımlarla, sektörlerin daha fazla Ar-Ge ve tasarım projesini hayata geçireceğine inandığını bildirdi.

Gebze Plastikçiler OSB’de üretim yapan sanayicilerin bu açıdan çok şanslı olduğunu düşündüğünü ifade eden Işık,” Zira bu bölgeyi, sadece Türkiye çapında değil küresel çapta bir teknoloji merkezine dönüştürmeyi hedefliyoruz. Bilişim Vadisi başta olmak üzere bu bölgede hayata geçireceğimiz projelerle, burada çok güçlü bir teknoloji ve yenilik ekosistemi oluşturacağız. Bu ekosistemin bu bölgede üretim yapan ve yapacak olan tüm sanayicilerimizi olumlu etkileyeceğine, adeta zincirleme bir reaksiyon başlatarak tüm sektörlerimizin teknoloji kapasitesini artıracağına inanıyorum” şeklinde konuştu.

“Rekabetçi bir plastik sektörü inşa edeceğiz”

“Bakanlığımızda birçok sektörü olduğu gibi plastik sektörünü de çok yakından takip ediyoruz” diyen Fikri Işık, şunları kaydetti:

“Uygulaması bu yıl bitecek olan Kimya Sektörü Stratejimizin üç ana bileşeninden biri de kauçuk ve plastik ürünlerdi. 2014’ün sonunda benim de katıldığım bir sektör buluşması gerçekleştirmiştik. O toplantıda 18 firma tarafından 26 sorun iletilmişti. Orada dile getirilen sorunları da yakından takip ettiğimizi, Ar-Ge paketimizde ve hazırlıklarını sürdürdüğümüz üretim paketimizde bazılarının çözümlerine yer verdiğimizi ifade etmek istiyorum. İnşallah, her açıdan çok daha rekabetçi bir plastik sektörünü sizlerle birlikte inşa edeceğiz. Sektörün ürettiği ve ihraç ettiği ürünlerin ortalama kilogram fiyatını artırmak için yoğun bir şekilde çalışacağız. Bu çalışmaların semerelerini de yine sizlerle birlikte toplayacağız.”

Türk Plastik Sektörü Katma Değerli Ürünlere Odaklanmalı

Kaynak: Sanayi Bakanlığı

3.Uluslararası İstanbul Nükleer Santraller Zirvesi 8-9 Mart’ta Düzenlenecek

3.Uluslararası İstanbul Nükleer Santraller Zirvesi 8-9 Mart’ta Düzenlenecek. Türkiye’deki nükleer santral yatırımları, yabancı yatırımcıların iştahını kabartmaya devam ediyor. Akkuyu, Sinop ve üçüncü nükleer santral projelerinde yer almak isteyen yabancı yatırımcılar İstanbul’da üçüncü kez düzenlenecek Uluslararası Nükleer Santraller Zirvesi’nde buluşuyor.

Zirve’ye 7 büyük enerji firmasıyla katılacağını açıklayan Finlandiya Nükleer Enerji Derneği, Ortadoğu’daki nükleer projeler için İstanbul’u giriş kapısı olarak görüyor. Her yıl Zirve’de yer alan Rosatom’un bu yılki katılımı ise Akkuyu’da yola devam demek için kritik bir anlam taşıyor.

Nükleer ekonomisinin nabzını tutan Uluslararası Nükleer Santraller Zirvesi, üçüncü kez kapılarını 8-9 Mart 2016 tarihlerinde İstanbul WOW Convention Center’da açacak. Güneydoğu Avrupa ve Ortadoğu’nun en büyük nükleer etkinliği olan Uluslararası Nükleer Santraller Zirvesi, bu yıl yabancı katılımcılarla dikkat çekiyor.

‘FİNLANDİYA DAMGASINI VURACAK’
Türkiye, Ortadoğu ve Afrika’daki nükleer projeleriyle yakından ilgilenen Finlandiya, Zirve’ye Warstila, Inspecta, Konecranes, VTT, Fortum, Platom Oy, Qualifinn olmak üzere 7 önemli enerji firmasıyla katılacağını açıkladı. Türkiye’nin Ortadoğu’ya nükleer teknoloji transferi için üs konumuna geldiğine dikkat çeken Nükleer Sanayi Derneği Kurucu Genel Sekreteri Koray Tuncer, Zirve’ye bu yıl Finlandiya’nın damgasını vuracağını belirtti.

‘AKKUYU KARARLILIĞI İÇİN KRİTİK ÖNEM TAŞIYOR’
Rusya’nın Zirve’ye katılımıyla ilgili de açıklamalarda bulunan Koray Tuncer şunları söyledi: “Rosatom’un Zirve’ye katılımı Akkuyu’daki kararlılığını göstermesi için kritik önem taşıyor. Bu yıl Rosatom’un hem kendisinin hem de tedarik zincirindeki firmalarla birlikte Zirve’ye aktif katılması, Akkuyu projesine kararlılıkla devam edeceklerini göstermesi için de fırsat olacak.”

Koray Tuncer, II. Zirve’de 122 yabancı firmanın katıldığı Uluslararası Nükleer Santraller Zirvesi’nde bu yıl yer alması beklenen diğer ülkeler arasında Brezilya, Arjantin, Japonya, Macaristan, Hindistan, Almanya, İspanya, Kenya, Katar, İsviçre, Çin, Kore, İsveç ve Norveç’in de bulunduğunu belirtti.

Zirve ana sayfası : http://www.nuclearpowerplantssummit.com/tr/

3.Uluslararası İstanbul Nükleer Santraller Zirvesi 8-9 Mart'ta Düzenlenecek

Kaynak : enerjigazetesi

Kauçuk Sektörü Temsilcileri Sektörün Sorunları ve Çözüm Önerilerini Görüşmek İçin Toplandı

Kauçuk Sektörü Temsilcileri Sektörün Sorunları ve Çözüm Önerilerini Görüşmek İçin Toplandı. Kauçuk Sektörü Genişletilmiş Toplantısı 15 Aralık 2015 tarihinde Odakule Meclis salonunda gerçekleşti. Kauçuk Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Zeynep Tülin Yılmaz’ın açılışını yaptığı toplantıda kümelenme konusuna vurgu yapıldı, sektörün sorunlarına ve çözüm önerilerine değinildi. Toplantının açılış konuşmalarını ise aynı zamanda Kauçuk Derneği Yönetim Kurulu Başkanı olan İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Üyesi Nurhan Kaya ve İSO 21. Grup Meslek Komitesi Başkanı Fatih Tunçbilek yaptı.

İlk olarak kürsüye gelen Nurhan Kaya konuşmasına iki yıl süren seçim sürecinin ardından 64. Hükümetin kurulduğunu ve ülke gündeminin ekonomi ağırlıklı bir şekilde sürdürülmesini umduğunu belirterek başladı. Nurhan Kaya İSO ve Kauçuk Derneği olarak sektörel çalışmalar içinde bulunduklarını belirterek şöyle konuştu:

“Önemli olan yarı kamu düzeyindeki Sanayi Odası gibi İstanbul Kimyevi Maddeler ve mamuller İhracatçıları Birliği (İKMİB) gibi sektörel mevzilerin mutlaka Kauçuk Derneği’nin de içinde yer alacağı bir platforma dönüştürmek. Sorunlarımızın o platformlar aracılıyla çözüm yolunu bulmasını daha kolaylaştırıcı bir faktör olarak görüyoruz. Bu vesileyle yola çıktığımızdan beri İSO, İKMİB, Ekonomi Bakanlığı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın alt komisyonları plastik, kauçuk kompozit olarak sektörel sorunlarımızı çözecek bir platforma dönüştürdük. Kauçuk sektörünün en önemli problemleri olan girdi tedarikinde yaşamış olduğumuz zorlukları çözmek amaçlı üç tane ana hedef belirledik. Birincisi Türkiye’de SDR üretiminin yeniden başlatılması, ikincisi karbon üretiminin Türkiye’de yeniden başlatılması ve diğeri de en azından toplu alımla üreticilerimizi biraz daha ham madde tedarikine kavuşturma yolu olarak gördük.”

Nurhan Kaya’nın konuşmasının ardından Fatih Tunçbilek konuşmasını yapmak üzere kürsüye geldi. Tunçbilek sanayici olmanın zor olduğunu bu zorluğun önümüzdeki dönemlerde daha çok artacağını ifade etti. Tunçbilek, şöyle konuştu:

“Önümüzdeki günlere baktığımızda karşımıza çevre ile ilgili yeni kanunlar geliyor. Sanayicinin üstüne ilave yükler geliyor. Bunun yanında kauçuk sektörünün kullandığı ham maddelerin yaklaşık yüzde 90’ı ithal. 2014 yılına baktığımızda yaklaşık 220 ton karbon karası, yaklaşık da 130 bin ton sentetik kauçuğu ithal etmişiz. Parantez içinde bunların yaklaşık yüzde 30’unu Rusya’dan almışız. Diğer bir sorun adil şartlarda rekabet. Kanunlara uyduğunuz sürece merdiven altı dediğimiz rekabeti zorlayan şartlarda sektörün ayağına dolanan farklı konular karşımıza çıkıyor. Dolayısıyla toplanıp beraber hareket ettikçe sektörün önündeki sorunlara çok daha hızlı eğilebiliriz.”

Ardından Ankara OSTİM kauçuk Teknolojileri Kümelenmesi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ziya Burhanettin Güvenç “Nuh’un Gemisi: Kümelenme, En Akılcı Kalkınma Modeli” başlıklı bir sunum yaparak teknoloji devrimini gelişmekte olan ülkeler için bir tufan olarak değerlendirdiğini kaydetti. Kümelenmeyen şirketlerin şirketler mezarlığına gömüleceğini vurgulayan Güvenç “Kümelenmenin geleceğini güven, iş ahlakı ve kamunun politikaları belirler. Firmaların yenilikçi olabilmeleri için uygun bir ortamlarının olması şart. Bunun için de bölgesel kümelenmeyi desteklemeliyiz” dedi.

İstanbul Kalkınma Ajansı Planlama, Programlama ve Koordinasyon Birimi Başkanı Fatih Pişkin, Sanayi Bakanlığı’na yapılan kümelenme başvurusu için Kalkınma Ajanslarından referans mektubu istendiğini söyledi. Pişkin, “Geçen seneki desteklerde 7’ye yakın referans yazdık. Umarız önümüzdeki yıl kauçuk sektörü için de referans yazma bize nasip olur. Ayrıca böyle bir kümelenmeyi İstanbul’da da görmeyi isteriz” diye konuştu.

İKMİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Faik Bitlis, kauçuk sektörünün ihracat yapan bir sektör olduğunu söyledi. Kauçuğun en büyük tedarikçisinin otomotiv sektörü olduğunu kaydeden Bitlis, “Kauçuk sektörü otomotiv sektörünün gelişiminden son derece olumlu etkilenmiş durumda. İthalatta ciddi hedefler belirlemiş durumdayız. İnovasyon, kümelenme ve teknoloji gibi faaliyetlerle daha fazla katma değer elde eden ürünler üretmeliyiz ki bu hedefe ulaşalım” dedi.

Daha sonra İKMİB Yönetim Kurulu Üyesi Doğu Kaya, kauçuk sektörü için UR-GE ve önemi konulu bir sunum yaptı. Kauçuk sektörünün çeşitli kurumlarca temsil edilmesinin önemine değinen Kaya, mevcut pazarların doluluğuna işaret etti. Sektörel ticaret heyetlerinin çalışmalarını da anlatan Kaya şöyle konuştu: “Doğru yerde doğru nokta atışı yapılarak, profesyonel olarak bire bir karşılık olarak görüşmelerde bulunmalıyız. Bunu birlikte doğan güç olarak değerlendiriyorum” dedi.

Nanomam Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Özmete şirket olarak devlet teşvikleri ile ilgili çalışmalar yaptıklarını kaydetti. 14 yıldır sanayicinin AR-GE, inovasyon ve yatırıma hibe alması için çalıştıklarına vurgu yapan Özmete, destek mekanizmasının değerli yerlere gitmesi için uğraş verdiklerini söyledi.

TASK Atık Yönetimi AŞ’den Yusuf Sezai Oğuz, atık türleri hakkında bilgi vererek Bakanlık, sanayici ve geri kazanımcı (bertarafçı) olmak üzere atık yönetim sürecinin üçayaklı olduğunu anlattı. Oğuz, bertarafçının bu süreçteki önemine değinerek ağıtı dönüştürdüğünü söyledi. Oğuz, “Atık yönetimi ve uygulamasının İSO ve Kauçuk Derneği’nin çevresinde oluşturularak bir kümelenme oluşturulması herkese çok şey katacaktır” dedi.

Kauçuk Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımıcısı Zeynep Tülin Yılmaz, emekliliğin herkesin hakkı olduğunu belirtti. Yılmaz, “Kauçuk sektörü işçileri sağlık, ergonomik, sosyal ve ruhsal açıdan çok büyük yıpranma içindeler” dedi ve sektörde çalışanların tehlikeli sınıf içinde yer aldığına vurgu yaptı.

Kauçuk Derneği Yönetim Kurulu Üyesi, Kadri Yağan, Kauçuk Derneği olarak verilen eğitimler hakkında katılımcıları bilgilendirdi. Yeni bir proje olarak dernek olarak bir laboratuvar girişiminde bulunduklarının altını çizen Yağan, bu laboratuvar sayesinde firmaların analiz sürelerinin daha kısalacağını ve bunun için Avrupa’ya başvurmak zorunda kalmayacaklarını ifade etti.

Tüm konuşmaların Ardından İSO Danışmanı Erkin Şahinöz’ün moderatörlüğünde katılımcılar sektörün sorunları ve çözüm önerileri hakkında görüşlerini bildirdiler. Toplantının bu bölümünde kümelenme modelleri içindeki hedeflerin belirlenmesi gerektiği, ulusal ve uluslararası regülasyonların ek maliyetlerinin kimya sektörü üzerindeki yükü, uluslararası alanda pazar dinamiklerinin göz önüne alınması, atıkla ilgili mevzuatlarda uygun kodların bulunmaması gibi konuların altı çizildi.

Kauçuk Sektörü Temsilcileri Sektörün Sorunları ve Çözüm Önerilerini Görüşmek İçin Toplandı

Kaynak :İSO