SIFIR ATIK İÇİN SANAYİ NEFERLERİ PAGDER ÇATISI ALTINDA BİR ARAYA GELDİ

Plastik Geri Dönüşüm İşletmeleri için Stratejik Açılımlar Çalıştayı düzenlendi. Plastik Sanayicileri Derneği (PAGDER) Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Gülsün: “Ekonomimizin nefes alması için yeni bir yol açan plastik geri dönüşüm işletmeleri, cari açığımızı kapattığı gibi geleceğin sektörü olarak ülkemize büyük bir potansiyel sunuyor” dedi.

Döngüsel Ekonominin Neferleri Algı Operasyonlarından Memnun Değil

Küresel düzeyde geleceğin ekonomi modeli olarak sunulan döngüsel ekonominin en önemli unsurlarından birini oluşturan plastik geri dönüşüm işletmeleri, PAGDER tarafından düzenlenen çalıştayda bir araya geldi. İKMİB’in de partneri olduğu çalıştayda kamu politikalarının yanlış yöne savrulmasına neden olacak boyutta algı operasyonlarının yürütüldüğü vurgulandı.
Son zamanlarda Türkiye’nin atık ithalatının tehlike boyutlarına vardığı yönünde kamuoyu oluşturulmaya çalışıldığını ifade eden PAGDER Başkanı “algı ile bu iş olmaz, tüm veriler devletimizin elinde, lisanslı plastik geri dönüşümcüleri dünyaya ihracat yapıyor, şu andaki hesaplamalarımıza göre oluşturulan katma değer üç buçuk katı, hangi sektör bu kadar verimli?” dedi.

Selçuk Gülsün sözlerine şu şekilde devam etti: “işi hakkı ile yapmayanlar var ise davul da tokmak da devletimizin elinde, her türlü denetimi-gözetimi yapılmalı, yoksa dünyanın gittiği yönün tersine ihracatın da parlayan yıldızı olan lisanslı geri dönüşümcülerimizin içeride yeterince bulunmayan temiz ve geri dönüştürülmeye hazır atığı rekabetçi fiyatlardan elde etmesi kadar doğal ne olabilir?

Türkiye’nin Atık İthalatı Arttı Diyenler Çekya’ya Baksın
Çıkarları bunu gerektiren bazı çevrelerin “dünyanın atığı bize geliyor” diye gerçeklere yön saptırdığını dile getiren Gülsün: “bu yaklaşımın sıfır atık yaklaşımı ile uyumlu olmadığını vurguluyoruz. Kaynağında ayrıştırma sistemimiz şu an yeterli seviyeye daha gelmedi. Bu yüzden mevcut durumda geri dönüştürülebilir, temiz, yurtiçi fiyatlarının yarısına plastik atık alıyoruz ve bunları geri dönüştürerek dünyaya ihraç ediyoruz. Yatırımlarımız artıyor ve dünyanın döngüsel ekonomiye geçişi ile birlikte söz sahibi oyunculardan biri olacağız. Kimse, Türkiye’nin döngüsel ekonomi sistemi içinde söz sahibi olmasını çekememezlik yapmasın. Kendi çıkarlarını bir tarafa bıraksın ve ülkemiz ekonomisi için katma değer oluşturan, cari açığı kapatan bu sektörün hakkını versin” dedi.

PAGDER Genel Sekreteri Dr. Selçuk Mutlu ise çalıştayda yaptığı sunumda “yakın zamanda plastik atık geri dönüşümü için en fazla ithalat artışının yaşandığı 5. ülke Türkiye ise 6. ülke Çekya” dedi. Toplam plastik atık ithalatında Hollanda ve Almanya’nın gerisinde yer aldığımızın gösterildiği sunumda dünyanın geri dönüşüme yöneldiği belirtilerek, atık ithalatının denetim altında olduğu, yalnızca lisanslı işletmeler tarafından yapıldığı; Türkiye, Çekya, Bulgaristan, Romanya, Sırbistan gibi ülkelerin gelecek için pozisyon aldığının görüldüğü vurgulandı.

Doğru Adımlarla Gelecek Ekonomisinin Can Damarı Olur
“Atık geri dönüşümünde lojistik üstünlüğü olan bir ülke olarak tabii ki yetersiz arz varsa hammaddeyi ithal eder, sonra katma değerli olarak ihraç ederiz” diyen PAGDER Başkanı Selçuk Gülsün, geri dönüşüm ekonomilerinin sunduğu fırsattan en etkin şekilde yararlanılması gerektiğinin altını çizdi. Gülsün: “atık yönetim sistemlerimiz, sıfır atık yaklaşımı ile daha da verimli hale gelecek. Ancak daha yolun başındayız. Şu anda değerlendirilebilir atığın ancak %20’sini döngüsel ekonomiye dahil edebiliyoruz. Büyük bir potansiyelimiz var ancak konjonktürel olarak çok rekabetçi fiyatlardan (kaynağında ayrıştırmadaki zayıflıktan dolayı) kendi atıklarımızdan daha temiz atığı Batılı ülkelerden elde edebiliyoruz. Geri dönüştürülemeyen atığa ihtiyacımız yok, devletin denetimi altındaki lisanslı işletme, bu atığı para verip alır mı? Geri dönüştürülebilen her şey döngüsel ekonomi için değerdir. Biz de bu alanda Türkiye ekonomisi olarak küresel oyuncu olacağız ve 2030 yılında inşaat yerine Türkiye’nin geri dönüşüm tesisleri ve teknolojileri konuşulacak” dedi.

Çin, Verdiği Karardan Dönmek İçin Yollar Arıyor
Dünyanın en büyük geri dönüşüm destinasyonu olan Çin, denetim ve gözetimde yaptığı hatalardan sonra komünist yönetim anlayışının da neden olduğu bir sonuçla atık ithalatını komple yasaklamıştı. Oysa böylece temiz ve geri dönüştürülebilir atıkların alımı yönündeki avantajını da yitirmiş oldu. Bugün Türkiye’nin geri dönüşümde en büyük ihracat pazarı, Batılı ülkelerden sonra Çin oldu. Küresel şirketlerin geri dönüştürülmüş materyal kullanımını şart koşması, Çinli ihracatçıları Türkiye’den geri dönüştürülmüş hammadde almaya mecbur kıldı. Çin’e yaptığımız geri dönüştürülmüş hammadde ihracatı hızla artmaya devam ediyor. Bölgemizde yer alan ülkelerin de geri dönüşüm tesislerine olan yatırımları devam ederken, rekabet üstünlüğümüzü kaybetmemek için hükümetimizin geri dönüşüm işletmelerine verdiği destek ve teşvikin artması algı operasyonlarını kıracaktır.

Depresyonu Yenen Molekül Araştırması Ödül Aldı

Depresyonu Yenen Molekül Araştırması Ödül Aldı. Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Sinan Çavun, Türkiye’nin en büyük dijital hekim platformu Doktorclub Awards tarafından verilen Türkiye’nin Sağlık Ödüllerinde “Yılın Ar-Ge/ İnovasyon Uygulaması” dalında birincilik ödülüne layık görüldü. Ülkemizde sağlık sektörü profesyonelleri ve paydaşlarının üye olduğu web sitesinin 17 kategoride verdiği “Doktorclub Awards 2018” ödülleri belli oldu.

Toplam 15 bin hekim üyenin oyları sonucunda, “Gly-Gln’in depresyonda kullanımı” konulu araştırmasıyla Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Çavun, “Yılın İlaç Endüstrisi Ödülleri” başlığı altında verilen “Yılın Ar-Ge / İnovasyon Uygulaması” dalında birincilik ödülü aldı.

Prof. Dr. Sinan Çavun ödülünü, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bahaüddin Çolakoğlu’ndan aldı. Çavun, törende yaptığı konuşmada, çağımızın en büyük vebası olarak tanımlanan depresyona bir umut olabilmek adına 10 yıldır çalışmaların devam ettiğini, deney hayvanları aşamasının tamamlandığını belirterek, “Bundan sonra, ilaç firmalarıyla birlikte klinik aşamanın da tamamlanmasıyla Türkiye’den bir ilaç modülünü dünya tıbbına adamaktan büyük mutluluk duyacağım” dedi.

Doktorclub Awards’ın BUÜ Tıp Fakültesi’ne verdiği teşekkür belgesini teslim alan BUÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ekrem Kaya da, Prof. Dr. Sinan Çavun’u tebrik ederek, çalışmanın bundan sonraki süreçleriyle ilgili bilgi aldı.

ÖDÜL GETİREN ARAŞTIRMA

Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Çavun ve ekibinin çalışması, “Mutluluk hormonu” olarak bilinen “B-endorfin”in yıkımı sırasında ortaya çıkan ve vücutta sentez edilebilen (Glycyl-glutamine) Gly-Gln’in depresyon tedavisindeki etkinliğini kanıtlamıştı. Klinik deneyler aşamasındaki çalışmaya Avrupa ve ABD patenti de alınmıştı.

Etü’lü Akademisyenler Çevre Dostu Laboratuvar Ürünleri Geliştirdi

Etü’lü Akademisyenler Çevre Dostu Laboratuvar Ürünleri Geliştirdi. Erzurum Teknik Üniversitesi Fen Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyeleri Dr. Ömer Faruk Karataş, Dr. Serkan Örtücü ve Dr. Elanur Aydın Karataş, genetik materyallerin saflaştırılmasında kullanılan ürünlerdeki petrol kaynaklı kimyasal maddelerin yerine aynı işlev ve özelliklere sahip mikroorganizma kaynaklı doğal molekülleri ekleyerek, bu ürünlere ekolojik bir boyut kazandırdı.

Bu kapsamda TÜBİTAK ve KOSGEB tarafından desteklenen projeler ile kurulan EcoTech Biyoteknoloji adlı şirket, istihdam edilen Erzurum Teknik Üniversitesi mezunu 2 personeli ile Moleküler Biyoloji ve Genetik sektöründe kullanılan yerli ve milli ürünlerin AR-GE ve üretimi yapmaktadır. Ülkedeki birçok akademisyen tarafından test edilerek olumlu geri dönüş bildirilen ürünlerden bazıları ise, dünyada ilk olma özelliği taşımaktadır.

Türk Bilim İnsanları “İnsan Nöral Kök Hücreleri İle Elektrik Üreten Biyoyakıt Hücresi” Geliştirdi

Türk Bilim İnsanları “İnsan Nöral Kök Hücreleri İle Elektrik Üreten Biyoyakıt Hücresi” Geliştirdi. Üsküdar Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi akademisyenleri tarafından bilimsel işbirliğinde ortak bir çalışmayla geliştirilen biyoyakıt hücresinin Avrupa Patent başvurusu yapıldı.

Üsküdar Üniversitesi, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Belkıs Atasever Aslan, Üsküdar Üniversitesi, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi ve PROMER Müdürü Prof. Dr. Tunç Çatal, Sabancı Üniversitesi Malzeme Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fevzi Çakmak, Yıldız Teknik Üniversitesi Mekatronik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erhan Akdoğan tarafından gerçekleştirilen ortak çalışmayla, insan kök hücreleriyle biyoyakıt hücresi geliştirildi.

Avrupa Patent başvurusu yapıldı

Bilimsel calismalarda model olarak kullanılan nöral hücre hatlarından tasarlanan, yüksek elektrik enerjisi üreten ve bu enerjiyle LED ampul yaktığı ispatlanan biyoyakıt hücresi için Avrupa Patent başvurusu yapıldı.

Projenin ürüne dönüşmesi gurur verici

Suan Chicago’da Illinois Üniversitesi, Tip Fakültesi’nde misafir öğretim üyesi olarak nörofizyoloji çalışmaları için bulunan Doç. Dr. Belkıs Atasever Aslan, “Geliştirdigimiz model elektronik cihazlara uygulanabilmektedir. Multidisipliner ekibimizle uzun yıllardır sürdürdüğümüz bu çalışmanın başarılı bir biyoteknoloji ürününe dönüştüğünü görmek mutluluk ve gurur verici. Patent basvurusu yapacağımız diğer modelin de çalışmaları devam etmektedir” dedi.

Yenilenebilir Enerji Alanında PROMER Laboratuvarları

İstanbul Protein Araştırma Geliştirme ve İnovasyon Merkezi (PROMER) laboratuvarlarında mikroorganizmalarla yenilenebilir enerji üretimi alanında AR-GE çalışmalarının yıllardır yürütüldüğünü belirten PROMER Kurucu Müdürü Prof. Dr. Tunç Çatal, insan hücre kültürü soyu kullanarak böyle bir çalışmanın ilk kez başarıldığını ve uygulamaya dönük geliştirilen sistemle LED ampül aydınlatılmış olmasının ileriye dönük, ulusal enerji ihtiyacımıza katkısı bakımından umut vaadettiğini belirtti.

Kaynak : Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)

PAÜ Kimya Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Ramazan Donat ve Ekibi Yaptığı Gerçek Saç İle Kaplı Sentetik Saç Çalışması İle Türkiye’de ve Dünyada Bir İlke İmza Atıyor

PAÜ Kimya Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Ramazan Donat ve Ekibi Yaptığı Gerçek Saç İle Kaplı Sentetik Saç Çalışması İle Türkiye’de ve Dünyada Bir İlke İmza Atıyor. Pamukkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Ramazan Donat ve ekibi yaptığı gerçek saç ile kaplı sentetik saç çalışması ile Türkiye’de ve Dünyada bir ilke imza atıyor. Dr. Öğr. Üyesi Ramazan Donat ve ekibi Gıda Mühendisi ve Gıda Güvenliği Uzmanı H. Pınar Koralay, Saç Tasarım Uzmanı Anıl Gökçay, Elektrik Teknikeri Ramazan Akköse ve PAÜ Kimya Mühendisliği Öğrencisi Elif Ünal ile birlikte gerçek saç ile kaplı antibakteriyel, antialerjik sentetik saç üzerine çalışmalarına devam ediyor.

Türkiye’de sentetik saç üretimi olmadığına ve bu protez saç üretiminin oldukça geniş bir piyasası olduğuna vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Ramazan Donat, Türkiye’de ve Dünyada bu alanda yapılan ticaretin ülkemizden de yüklü miktarlarda döviz kaybına neden olduğunu belirtti. Çin’in sentetik saç üretiminde büyük rakamlarla ihracat yaptığına değinen Dr. Öğr. Üyesi Donat, yaptığımız çalışma ile kişinin kafa ve saç yapısı ile özelliklerine (parlak/mat/ince/kalın telli) özel saç tasarlanabileceğinin altını çizdi. Türkiye’de ve Dünya’da bir ilk olacağını söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Donat, özellikle kemoterapi tedavisi gören hastaların, ileri yaşlarda yaşanan saç dökülmesi problemi yaşayan insanların doğal saç ile kaplı sentetik saçı peruk, postiş, mikro kaynak gibi çeşitli şekillerde kullanılabileceğini ifade etti. Doğal saçla kaplı sentetik saç çalışması ile ilgili Türkiye’de ve Dünyada literatürde herhangi çalışma olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Donat, dünyada bu çalışmaya benzer iki çalışmanın patenti olduğunu fakat bu patentli çalışmaların üretimi olmadığının da altını çizdi. Türk saçının dünya standartlarına göre en kaliteli olduğuna değinen Dr. Öğr Üyesi Donat, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden toplanan saçlar ile kaplama yapıp protez saçın hem doğala en yakın hem de kaliteli saç üreterek ülke içi ticarette ve yurt dışına yapılacak ihracatta ülkeye büyük fayda sağlayacağını söyledi.

Proje ekibinden H. Pınar Koralay konuyla ilgili son olarak şunları kaydetti: ‘‘Doğala yakın saç üretmek için çalışmalar yapıyoruz. Topladığımız doğal saçları hidrolizetme yöntemi kullanarak saçtan ince, sentetik (naylon 6.6, polyester, polamid) ve doğal (ipek, pamuk, bambu vb.) gibi maddelerden oluşan iplikleri hidroliz edilmiş doğal saç ile kaplıyoruz. Bugüne kadar yapılan deneme çalışmaları başarılı oldu. Yaptığımız testler ile çalışmalarını sürdüğümüz doğal saç ile kaplı sentetik saçların 240 derecelik ısıya kadar dayanıklı olduğu sonucuna vardık. Normalde piyasadaki sentetik saçlar boyanamıyor, perma gibi işlemler görmüyor ve yüksek ısıyla şekil verilemiyor. Şimdi bu çalışmaları kimyasallarla (saç boyası, saç spreyi gibi) tepkime vermeyecek, antibakteriyel ve antialerjik olarak gerçek saçla kaplı protez saç üzerinde çalışmalarımıza hızla devam ediyoruz.’’

Kaynak : Chemlife

Fındığın Coğrafi Kökeninin Belirlenmesi İçin NMR Spektroskopisi Yöntemi

Fındığın Coğrafi Kökeninin Belirlenmesi İçin NMR Spektroskopisi Yöntemi. Zeytinyağı, peynir ve diğer gıda ürünleri gibi fındıklar, coğrafi kökenlerine göre lezzet bakımından farklılık gösterir. Tüketiciler ve işlemciler daha iyi fındık için daha fazla ödeme yapmaya istekli olduklarından ( özellikle çikolatalarda ve diğer lezzetlerde ) – fındıkların kökenin güvenilir bir şekilde doğrulamak için farklı test yöntemleri gereklidir. Yeni yayınlanan bir araştırmaya göre araştırmacılar artık NMR analizleri ile doğrulama yapabilecek.

İnsanlar asırlardan beri fındık yiyor. Bugün, badem ve cevizlerden sonra en çok yetiştirilen üçüncü kabuklu yemiş fındıktır. İtalyan fındığı en yüksek fiyatlı olandır, bunu Türkiye, ABD, Gürcistan ve Azerbaycan takip ediyor. Önceki birkaç çalışma, fındığın kimyasal olarak profillendirilmesi için analitik teknikleri değerlendirmiştir, ancak bunlar ya küçük bir bölgeye ya da belirli fındık çeşitlerine odaklanmaktaydı. Thomas Hackl ve meslektaşları, çeşitliliğe bakılmaksızın coğrafi kökenini belirleyebilecek bir yöntem bulmak istediler.

Araştırmacılar, dünyanın farklı bölgelerinden 262 fındık örneğini oluşturdular ve proton NMR spektroskopisi ile tanımladıkları metabolitleri çıkardılar. Spektrumlar, farklı bölgelerden gelen fındıkların, belirli bölgeler için belirgin olduğunu kanıtlayan belirli bileşiklerle farklı metabolit profillerine sahip olduğunu göstermiştir. Örneğin, bir amino asit türevi olan betain miktarı, farklı ülkelerdeki fındıklarda önemli ölçüde değişiklik göstermiştir.

Araştırmacılar, bu nedenle, belirli bir fındık kümesinin kaynağını tanımlamak için gelecekte yapılacak bir testte betainin potansiyel olarak iyi bir biyolojik belirteç olabileceğini söylüyor. Daha doğru bir saptama için, takımın yeni NMR yöntemi ( yüzde 96 doğrulukta ) daha önce geliştirilen ve sıvı kromatografi ve kütle spektrometresi kullanılarak farklı bir grup fındık metabolitini değerlendiren bir testle birlikte kullanılabilir.

Araştırma Hamburg Üniversitesi tarafından desteklenmiştir .

Kaynak : ACS

Avrasya’nın En Büyük Plastik Fuarı PlastEurasia’ya Rekor Katılım

Avrasya’nın En Büyük Plastik Fuarı PlastEurasia’ya Rekor Katılım. Her yıl dünyanın en büyük plastik üreticilerinin boy gösterdiği Plast Eurasia Fuarı, 28. kez kapılarını açtı. Dünya plastik sektörüne yön veren STK yöneticilerinin açılışında hazır bulunduğu PlastEurasia İstanbul 2018’e ilgi ilk günden çok yoğundu. Katılımcı firma ve ziyaretçi sayısını her yıl istikrarlı şekilde artıran PlastEurasia Fuarı, bu yıl 50’nin üzerinde ülkeden 1100’e yakın firma ve 100’den fazla ülkeden 8 bine yakın uluslararası ziyaretçi ve toplamda 60 bini aşkın profesyonel ziyaretçi ile rekor kırmaya hazırlanıyor. Çin, Hindistan, Tayvan ve İran’ın milli katılım ile yer aldığı fuar; Rusya, Suudi Arabistan, Irak, Filistin, Yunanistan ve Azerbaycan başta olmak üzere 30’un üzerinde ülkeden alım heyetlerine de ev sahipliği yapıyor.

PAGEV (Türk Plastik Sanayicileri, Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı) ve TÜYAP iş birliğinde düzenlenen dünyanın ikinci, Avrasya’nın ise en büyük plastik fuarı olan PlastEurasia-Uluslararası İstanbul Plastik Endüstrisi Fuarı’nın 28.’si TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde açıldı. 05-08 Aralık tarihleri arasında ziyaret edilebilecek PlastEurasia, dünya plastik sektörünün buluşma noktası olmaya bu yıl da devam ediyor. Fuarın açılışını PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu ile birlikte TİM Başkanı İsmail Gülle, EuPC-Avrupa Plastik Üreticileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Renato Zelcher, PlasticsEurope Avrupa Hammadde Üreticileri Derneği İcra Direktörü Karl Foerster, ACC Amerikan Kimya Konseyi Genel Müdürü Keith A. Christman, Yunanistan Plastik Sanayicileri Derneği (AHPI)Başkanı Dimitrios Syrmos, Plastics Europe Akdeniz Bölge Direktörü Giuseppe Riva yaptı. TİM Başkanı İsmail Gülle, Türkiye ekonomisinin ihracat ile büyüdüğünü ve ihracatın bu dönemde firmalar açısından her zamankinden fazla önem taşıdığını vurguladı.

TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde bu yıl toplam 10 salonda yerini alan firmalar, 4 gün boyunca PlastEurasia Fuarı’nda plastik makinelerinden kimyasallar ve hammaddelere, makine yan sanayiinden ısı, kontrol cihazları ve kalıplara kadar birçok farklı alanda en son teknolojik ürünlerini sergileyecek. Firmaların yeni ürün ve teknolojilerini binlerce ziyaretçi ile paylaşma şansını yakaladığı PlastEurasia Fuarı yeni pazar ve işbirlikleri için de fırsatlar yaratıyor.

PlastEurasia Fuarı’nın açılışında yaptığı konuşmada Türk plastik sektörünün hem Avrupa hem de kendi bölgesinde önemli bir güç haline geldiğini belirten TOBB Plastik Kauçuk Kompozit Sanayi Meclisi ve PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, “PAGEV olarak kurulduğumuz günden bu yana Türk plastik sektörümüzü ileri taşıyacak çalışmaları hayata geçirmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Bugün dünyanın altıncı Avrupa’nın ise ikinci en büyük plastik üreticisi konumunda bulunuyoruz. Bu büyük bir başarı ancak yeterli değil. Liderliği hedefliyoruz. Hedeflerimize giden yolda tam 28 yıldır hayata geçirdiğimiz PlastEurasia Fuarı’nın özel bir yeri bulunuyor. Her geçen yıl daha fazla firmanın katıldığı, ziyaretçi sayısının arttığı PlastEurasia Fuarı sektörün gelişim çizgisinde önemli bir yer tutarken Türk fuarcılığında da bir örnek teşkil ediyor. Geçtiğimiz yıl 43 ülkeden bini aşkın firma temsilcisi ile yerli ve yabancı 50 binden fazla sektör profesyonelini ağırlayan fuarımızı bu yıl yüzden fazla ülkeden 8 bine yakın uluslararası ziyaretçinin ve toplamda 60 bini aşkın sektör temsilcisinin ziyaret etmesini bekliyoruz. Çin, Hindistan, Tayvan ve İran’ın milli katılım ile yer aldığı ayrıca Rusya, Suudi Arabistan, Irak, Filistin, Yunanistan ve Azerbaycan başta olmak üzere 31 ülkeden alım heyetlerine ev sahipliği yapacak fuarımız yeni işbirlikleri için önemli fırsatlar sunacak. Dünyanın en büyük ikinci, Avrasya’nın en büyük plastik fuarı olan PlastEurasia, sanayicilerimiz açısından dünyaya açılan bir kapı olma misyonunu önümüzdeki yıllarda da sürdürerek sektörün büyümesine katkı sağlamaya devam edecek.”

Bu yıl PlastEurasia Fuarı’nda önemli bir yenilik de sunduklarını belirten Yavuz Eroğlu, bu yıl ilk defa uygulanan ve fuar ziyaretçilerinin firma eşleştirmelerini sağlayan “MyTuyap Eşleştirme Sistemi” sayesinde ilgi alanlarında hizmet veren katılımcıları görüp 7/24 toplantı organize edebilme ve doğrudan e-posta gönderebilme şansına sahip olduklarını söyledi.