Türkiye’nin En Kapsamlı Kimya Dergisi “CHEMLİFE” 19. Sayısı İle Yayında

Türkiye’nin En Kapsamlı Kimya Dergisi “CHEMLİFE” 19. Sayısı İle Yayında. Kimya Sektörü ve Biliminin En Etkili Dergisi CHEMLİFE, Yeni Sayısı İle Yayında. Türkiye’nin Alanında En Kapsamlı ve En Çok Okunan Kimya Dergisi 19. Sayısı ile sizlerle. Birbirinden özel yazıların bulunduğu bu sayıda dergini kapak konusu “Nasa’nın Kimya’ya Nasıl Katkısı Var” Kimya olmadan Nasa var olabilir mi ? Bu soruların ve daha nicelerinin cevabını bu sayıda bulacağınıza eminiz.

Chemlife 19. sayısında bizlere oldukça geniş bir haber içeriği sunuyor. Önemli konulara şöyle bir göz atacak olursak.

“Elektrokimya, Mars’ın organik maddelerini açıklayabilir.”
“Avrupa, biyoekonomiyi artırmak için 100 milyon Avro yatırım yapacak.”
“Symrise, parfüm tasarımında IBM’in yapay zekasını kullanıyor.”
“Kanada hükümeti füzyon enerjisi üzerine çalışan start-up firmasına yatırım yapacak.”
“Boyalar ve Kaplamalar Sektöründe Avrupa Pazarına Bakış”
“1. Çevre Kimyası Kongresi – EnviroChem 01-04 Kasım 2018 tarihleri arasında Antalya Side’de gerçekleştirildi.”

ÇOK DAHA FAZLASI İÇİN

Dergiyi Dijital Olarak Okumak İçin Resmin Üzerine Tıklayınız !!!!

ChemLife 18. Sayısı İle Sizlerle

ChemLife 18. Sayısı İle Sizlerle. Kimya Sektörü ve Biliminin En Etkili Dergisi CHEMLİFE, Yeni Sayısı İle Yayında. Türkiye’nin Alanında En Kapsamlı ve En Çok Okunan Kimya Dergisi 18. Sayısı ile sizlerle. Birbirinden özel yazıların bulunduğu bu sayıda dergini kapak konusu “2018 Nobel Kimya Ödülü”

Chemlife 18. sayısında bizlere oldukça geniş bir haber içeriği sunuyor. Önemli konulara şöyle bir göz atacak olursak.

“Abdullah Gül Üniversitesi Akademisyeni’nden Bakteriler İle Kendini Onaran Beton Çalışması”
“GTÜ Kimya Bölümü Akademisyenin Projesi İngiltere Kraliyet Bilim Akademisi (Royal Society) tarafından desteklenmeye hak kazandı.”
“Kanser gelişimini öngörmek için yapay zekanın kullanılması.”
“Covestro, CO2 teknolojisine dayanan ilk TPU’yu geliştirdi.”
“Kauçuk sektörü temsilcilerinden “pozitif ayrımcılık” talebi”
“Kimyasal güvenlik projesi ilgi görmeye devam ediyor”

ÇOK DAHA FAZLASI İÇİN

Dergiyi Dijital Olarak Okumak İçin Resmin Üzerine Tıklayınız !!!!

2018 Nobel Kimya Ödülü Kimin ve Hangi Çalışmanın Olacak

2018 Nobel Kimya Ödülü Kimin ve Hangi Çalışmanın Olacak. 2018 Nobel Kimya Ödülü, Çarşamba günü sahip yada sahiplerini bulacak. Ama öncesinde dünyada yapılan yorumlar neler bir bakalım.
Nobel Kimya ödüllünü kazanacak çalışmaya yönelik tahminler, süper kapasitörlerden, metal-organik çerçevelere (MOF’ler) ve lityum-iyon pillere kadar geniş bir yelpazeyi kapsamakta.

Clarivate Analytics, Web of Science veritabanından en çok alıntı yapılan makalelere dayanarak 2018 Nobel Kimya ödülünü almaya en yakın aday çalışmayı ve çalışmaları yapanları açıkladı. Clarivate, Ödül için en güçlü adayların;

  • Harvard Üniversitesinden kimya profesörü Eric Jacobsen’in, katalitik reaksiyonlar ve Jacobsen epoksidasyonunun buluşu üzerine yaptığı çalışmalardan dolayı.
  • Almanya’nın Göttingen Üniversitesinden Organik Kimyager George Sheldrick’in, kristalografi için SHELX bilgisayar programını tasarlaması üzerine yaptığı çalışmalardan dolayı.
  • Ve son olarak Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden Kimyager Joanne Stubbe’nin, ribonükleaz redüktazlarının işlevini ve etkisini ortaya konması üzerine yaptığı çalışmalar dolayı ödülü kazanabileceğini tahmin etti.

Twitter’da Nature Chemistry editörü Stuart Cantrill tarafından başlatılan bir ankette ise, kullanıcılar bu yılki Nobel Kimya ödülünün lityum-iyon piller üzerine yapılan çalışmalara verileceğini tahmin etti, onu Crispr ve MOF’ler üzerine yapılan çalışmalar takip etti.

Tüm bunların aksine Harvard Üniversitesi’nden Stuart Schreiber’in, Sigma Xi isimli blog sayfasından verilen oylara göre, terapötik küçük moleküllü sondalar çalışması ile ödülü alabileceği ön görüldü.

Everyday Scientist blog yazarı Sam Lord’a göre ise, biyokimyacı Jim Spudich ve hücre biyologları Ron Vale ve Mike Sheetz ödül için en kuvvetli adaylar. Bu üçlü, 2012’de mikrotübüller aracılığıyla kromozom ve membran hareketi yapan sitoskeletal motor proteinleri üzerindeki çalışmaları nedeniyle Lasker Ödülü’ne layık görülmüştü.

Bu arada, Ürdün asıllı Amerikalı Kimyager Ömer Yaghi ve Polonyalı Polimer kimyacısı Krzysztof Matyjaszewski, ChemistryView’un olası kazananları arasında bulunuyor. Matyjaszewski, atom transfer radikal polimerizasyonu için Yaghi ise MOF’lar üzerine yaptığı çalışmalar için muhtemel adaylar arasında. Organik kimyacı Steven Ley ve boya duyarlı güneş pili geliştiricisi Michael Grätzel de adaylar arasında yer aldı.

2018 Nobel Kimya ödülü 3 Ekim Çarşamba günü, Pazartesi günü fizyoloji veya ilaç ödülü ve Salı günü ise fizik ödülü açıklanacak.

Kaynak  : Chemistryworld

Kimya Sektörü ve Biliminin En Etkili Dergisi CHEMLİFE, Yeni Sayısı İle Yayında

Kimya Sektörü ve Biliminin En Etkili Dergisi CHEMLİFE, Yeni Sayısı İle Yayında. Türkiye’nin Alanında En Kapsamlı ve En Çok Okunan Kimya Dergisi 17. Sayısı ile sizlerle. Birbirinden özel yazıların bulunduğu bu sayıda dergini kapak konusu “Dünyanın En Temiz Su Damlası”

Chemlife 17. sayısında bizlere oldukça geniş bir haber içeriği sunuyor. Önemli konulara şöyle bir göz atacak olursak.

“Bilim İnsanları Beyin Kimyasallarını İzlemek İçin Yeni Bir Sistem Geliştirdi”
“Araştırmacılar, Kimyasal Tahminleri Yapmak İçin Makine Öğrenimi Kullanıyor”
“Kimyagerler, Terpenleri Sentezlemek İçin Yeni Bir Yöntem Geliştirdiler”
“PAÜ Öğrencileri MRCP’de Görüntü Kalitesini Artıran %100 Doğal Ürün Tasarladı”
“AkzoNobel 2019 Yılının Rengini Açıkladı “Baharatlı Bal”
“Yeni Moleküllere Erişmek İsteyen İlaç Firmaları ile Start-Uplar Buluşacak”

ÇOK DAHA FAZLASI İÇİN

Dergiyi Dijital Olarak Okumak İçin Resmin Üzerine Tıklayınız !!!!

CHEMLİFE Kimya Teknolojileri Dergisinin Yeni Sayısı Okuyucuları İle Buluştu

CHEMLİFE Kimya Teknolojileri Dergisinin Yeni Sayısı Okuyucuları İle Buluştu. Türkiye’nin Alanında En Kapsamlı ve En Çok Okunan Kimya Dergisi 15. Sayısı ile sizlerle. Birbirinden özel yazıların bulunduğu bu sayıda dergini kapak konusu “NEONİKOTİNOİDLER HAKKINDA BİLMENİZ GEREKENLER”

Chemlife 15. sayısında bizlere oldukça geniş bir haber içeriği sunuyor. Önemli konulara şöyle bir göz atacak olursak.

“Kompozit Metamateryel Kuralları Değişiyor ”
“Mantarların Kozmetik Ürünlerdeki Yeri ”
“Tarım’da Kimyasal Bir Bakış Açısı, Hidroponik Tarım”
“Evonik, Türkiye’deki Silika Üretim Kapasitesini Arttırıyor”
“Bakteriler Işığı Enerjiye Dönüştürüyor”

Dergiyi Dijital Olarak Okumak İçin Resmin Üzerine Tıklayınız !!!!

 

Dergiyi Dijital Olarak Okumak İçin Resmin Üzerine Tıklayınız !!!!

İletken Polimerler Geleceğimizi Şekillendiriyor

Son yıllara kadar bilinen organik polimerlerin hepsinin oda sıcaklığında çok düşük iletkenliğe sahip yalıtkanlar olduğu bilinmekteydi. Bu özelliklerinden dolayı polimerler uzun yıllar elektriksel açıdan yalıtkan malzeme olarak kullanılmışlardır. Polimerlerin de iletken karaktere sahip olabileceği ilk kez poliasetilen (PA) ile ilgili çalışmalarla anlaşılmıştır. İlerleyen yıllar içinde yapılan çalışmalarla farklı iletken polimerlerin sentezi ve iletkenlik değerlerinin artırılması yönünde önemli gelişmeler gözlenmiştir.

Konjuge π bağlarına sahip olan anilin, pirol, furan, tiyofen, inden ve azulen gibi organik maddelerden iletken polimerler sentezlenmiştir.

İletken polimer terimi, elektriği dağıtabilen veya iletebilen özel polimerler olarak geniş manasıyla tanımlanmıştır fakat bu terim gerçekte tamamıyla farklı iki tür polimeri içerir.

Birinci tür polimerler karbon siyahı, metal tabakaları ve metal fiberleri gibi iletken dolgu maddeleri ile birleştirilmiş polimerleri içerir ve bunların çoğu ticari polimerler olarak kullanılırlar.

İkinci tür polimerler ise kendiliğinden iletken polimerler olup, kimyasal yapıları nedeniyle kendi molekül zincirleri boyunca elektriği dağıtabilen veya iletebilen polimerlerdir.

İletken polimerlerin çeşitli dopantlar kullanılarak katkılanması ile elektriksel iletkenliklerinin neredeyse metallerle kıyaslanabilecek kadar yüksek olduğu görülmüştür. Metallerin, polimerlere göre elektriksel özellikleri, üstün dirençleri ve genleşme avantajları yanında ağır, pahalı ve korozyona meyilli olmaları gibi dezavantajları bulunmaktadır. Benzer şekilde metalik yapıdaki yarı iletkenlerin de kırılgan olmaları, saflaştırma ve işlenmelerinin güç olması gibi olumsuzlukları vardır. Polimerler ise işlenme kolaylığı, mekanik davranışları, esnek yapıları ve düşük yoğunluğa sahip olmaları gibi avantajlarla ön plana çıkmışlardır.

İletken polimerler elektriksel etkilerle kimyasal, elektriksel, optik ve mekanik özelliklerinde değişime uğrarlar. Bu özellikleri sayesinde bu polimerler çeşitli akıllı cihazların yapımında yaygın olarak kullanılmaktadır.

Elektrokimyasal olarak indirgenip yükseltgenirken optik özelliklerindeki, dolayısıyla renklerindeki değişim (elektrokromizm) sebebiyle iletken polimerler akıllı camlarda, polimerik data depolama cihazlarında, OLED’lerde, yapay kaslarda, süperkapasitörlerde, biyosensör uygulamalarında, akıllı camlarda ve birçok teknolojik uygulamalarda kullanılabilmektedir. Bu teknolojik uygulamalar için istenilen özelliklere sahip polimerlerin sentezi için monomer dizaynı çok önemlidir.

Yaygın olarak kullanılan iletken polimerler

İletken polimer sentezi için; elektrokimyasal polimerizasyon, kimyasal polimerizasyon, piroliz, katalitik polimerizasyon (Ziegler – Natta katalizörlü) gibi birçok yöntem kullanılmaktadır. Bunlardan en yaygın olanı kimyasal ve elektrokimyasal yöntemlerdir.

Bazı İletken Polimerler ve Genel Uygulama Alanları

İletken polimer çalışmaları ile ilgili bir takım çalışmalara bakacak olursak ;

Yeşil kimya ile iletken polimer sentezi ve elektrokromik özellikleri

Metin AK, Tuğba SOĞANCI, Ogün GÜMÜŞAY, Sibel ÇUKURLUOĞLU –  Pamukkale University Journal of Engineering Sciences Synthesis of conducting polymer with green chemistry and its electrochromic properties

Bu çalışmada, iletken polimerler organik çözücüler (diklorometan, asetonitril, kloroform vb.) yerine  polistirensülfonikasit yardımıyla hazırlanan sulu dispersiyonunun elektrokimyasal olarak polimerleştirilmesiyle elde edilmiştir. Böylelikle suda çözünmeyen bir monomer, çevre ve insan sağlığına zararlı organik çözücüler yerine sulu ortamda polimerleştirilmiştir. Ayrıca sulu ortamda elde edilen iletken polimerin organik çözücü varlığında elde edilen iletken polimere göre optik ve elektriksel özelliklerinin daha üstün olduğu saptanmıştır. Bu makale ile çevre ve insan sağlığına zararlı organik çözücülerde sentezlenen diğer iletken polimerlerin de sulu ortamda sentezlenebileceği ve elde edilen polimerlerin teknolojik uygulamalarda kullanımı için çok önemli olan optik ve elektriksel özelliklerinin daha üstün olabileceği gösterilmiştir.

İletken Polimerlerin akıllı camlarda kullanımı

Termoelektrik Enerji Üretimi İçin İletken Polimerler

Meetu Bharti Ajay Singh Soumen Samanta D K. Aswal  – Progress in Materials Science – Volume 93, April 2018, Pages 270-310

Son on yıl boyunca iletken polimerlerin, elektronik, süperkapasitörler, sensörler ve transistörler gibi çeşitli cihazlara dönüştüğü gerçeğine rağmen, termoelektrik enerji üretimi alanındaki çalışmaları eksiktir. Bu makale, özel yapısal ve fizikokimyasal özelliklerine bağlı olarak çeşitli iletken polimerlerin termoelektrik performansı ile ilgili kapsamlı bir çalışmadır.  Termoelektriklerdeki son eğilimler şu şekilde tartışılmaktadır:
1- Termoelektrik performansı etkileyen faktörler
2- Güç faktörünün iyileştirilmesi için gerekli stratejiler (içsel düşük termal iletkenlik nedeniyle)
3- Halen devam eden zorluklar.

Bu çalışma iletken polimerlerin, çeşitli rapor edilen mimari tasarımları özetleyerek, verimli termoelektrik jeneratörlerine nasıl uygulanabileceğinin vurgulanması için girişimlerde bulunulmuştur. Bu cihazlar, giyilebilir tıbbi sensörleri ve akıllı elektronik cihazları güçlendirmek için düşük sıcaklıktaki ısıya (örneğin vücut / cihazların ısı, jeo-termal / okyanus ısıları vb.)

Biyomedikal Uygulamalar İçin Biyobozunur ve Elektrik İleten Polimerler

Baolin Guo Lidija Glavas Ann-Christine Albertsson – Progress in Polymer Science, Volume 38, Issue 9, September 2013, Pages 1263-1286

İletken polimerler biyosensörler ve doku mühendisliği gibi biyomedikal uygulamalarda yaygın olarak kullanılmaktadır, ancak bunların bozunabilirlikleri hala bir sınırlama teşkil etmektedir. Bu nedenle, yeni geliştirilen, bozunabilir ve elektriksel olarak iletken polimerlere (DECP’ler) yönelik büyük bir dikkat gösterilmiştir. İletken oligomerleri içeren bozunabilir ve iletken polimerlerin sentezi için farklı stratejiler geliştirilmiştir.

Bu makalede doğrusal, yıldız şekilli, aşırı dallı ve çapraz bağlanmış DECP’ler gibi farklı makromoleküler yapıların etkisi burada anlatılmıştır. Biyobozunur ve iletken polimerlerin karışımları ve kompozitleri de ayrıca tartışılmaktadır.

İletken Polimer / PtCo Hibridlerinden Film Tipi Yağmur Enerji Dönüştürücüleri

Yingli Wang Jialong Duan Yuanyuan Zhao Haiwen Yuan Benlin He Qunwei Tang – Applied Energy – Volume 218, 15 May 2018, Pages 317-324

Doğadan enerji üretimi, enerji krizi ve çevre kirliliği sorunlarını çözmek için umut vericidir. Bu çalışmada, yağmurlu atmosferde elektrik üretmek için polipirol (PPy) / PtCo, polianilin (PANi) / PtCo ve poli (3,4-etilendioksitiofen) (PEDOT) / PtCo dahil olmak üzere iletken polimer (CP) / PtCo hibritlerinden film tipi yağmur enerji dönüştürücüler geliştirilmiştir. Bu film tipi yağmur enerji dönüştürücüleri, film yüzeyinin zenginleştirilmiş elektronları ile sinyal değerlerini ve daha fazla elektrik çıkışını belirgin bir şekilde yükseltebilir ve bu nedenle, bol yağış alan alanlarda elektrik üretmelerini mümkün kılabilir.

SONUÇ :

İletken polimerler yeni, üstün ve teknolojik uygulamalar için yeri geldiğinde kimyasal yapısında modifikasyonlar yapılarak kullanılabilecek anahtar malzemelerdir. Günümüzün gerektirdiği taşınabilir, maliyeti düşük her türlü ortama hacimce uyum sağlayabilen, elektriksel ve mekanik tersinir olabilen, elektrokimyasal, optiksel, termal olarak kararlı iletken polimerler enerji depolama konusunda da üstün özelliklere sahiptir.

Elektriksel uygulamalarda hem tekniksel hem de ekonomik avantajları olan bu malzemeler güç uygulamaları, bilgisayar hafızası koruyucu, mikroçipler, yakıt hücreleri ve bataryalarda süperkapasitör vazifesi görerek bataryalar ve bilindik kapasitörlere oranla 20-200 kat arasında verimli enerji depolama görevinde kullanılabilirler. İletken polimerler ışık saçan diyotlar, güneş panelleri, elektrokromik, biyosensör özellikleri ile bu gibi veya diğer elektronik uygulamalara entegre edilerek hayatımızı daha çok kolaylaştırabilecek potansiyel malzemelerdir.

Kaynaklar : 1-  Yingli Wang Jialong Duan Yuanyuan Zhao Haiwen Yuan Benlin He Qunwei Tang – Applied Energy – Volume 218, 15 May 2018, Pages 317-324

2- Baolin Guo Lidija Glavas Ann-Christine Albertsson – Progress in Polymer Science, Volume 38, Issue 9, September 2013, Pages 1263-1286

3- Meetu Bharti Ajay Singh Soumen Samanta D K. Aswal  – Progress in Materials Science – Volume 93, April 2018, Pages 270-310

4- Metin AK, Tuğba SOĞANCI, Ogün GÜMÜŞAY, Sibel ÇUKURLUOĞLU –  Pamukkale University Journal of Engineering Sciences Synthesis of conducting polymer with green chemistry and its electrochromic properties

5- Buket Bezgin Çarbaş – CONJUGATED POLYMERS AND THEIR ENERGY APPLICATIONS -Volume:3 Issue:1 (2016) 46–60 – 3rdAnatolia Energy Symposium Special Issue

 

Bilim İnsanları, Ne Yediğinizi İzleyebilecek Dişe Takılabilen Sensör Geliştirdiler

Bilim İnsanları, Ne Yediğinizi İzleyebilecek Dişe Takılabilen Sensör Geliştirdiler. Mühendisler, doğrudan diş üzerine monte edilebilen ve bir mobil cihazla kablosuz olarak iletişim kurarak, glikoz, tuz ve alkol alımı hakkında bilgi iletebilen minyatür sensörler geliştirdiler. Araştırmacılar, bu sensörlerin gelecekteki adaptasyonlarının, çok çeşitli besinlerin, kimyasalların ve fizyolojik durumların saptanmasını ve kaydedilmesini sağlayabileceğini belirtiyorlar.

Vücudumuzun içinde neler olup bittiğinin gerçek zamanlı olarak izlenmesi sağlık hizmetleri veya klinik çalışmalar bağlamında paha biçilemez. Ancak bunun yapılması çok kolay değildir. Tufts Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’ndeki araştırmacıların geliştirdiği minyatür sensörler, bir dişe doğrudan monte edilebilmekte ve bir mobil cihazla kablosuz olarak iletişim kurarak glikoz, tuz ve alkol alımı hakkında bilgi aktarabilmektedir. Araştırmacılar, Advanced Materials dergisinde yayınlanacak araştırmalarda, bu sensörlerin gelecekteki uyarlamalarının, çok çeşitli besinlerin, kimyasalların ve fizyolojik durumların tespitini ve kaydedilmesini sağlayabileceğini belirtiyorlar.

Tufts üniversitesinden bilim insanları dişin yüzeyine esnek bir şekilde uyum sağlayabilen ve tutunabilen sadece 2mm x 2mm’lik bir sensör geliştirdiler. Sensörler gelen bir radyofrekans sinyaline cevap olarak verilerini kablosuz olarak iletebilmektedirler.

Sensörler üç katmandan oluşur: tespit edilecek olan besinleri veya diğer kimyasalları emen merkezi bir “biyolojik tepki” tabakası ve iki adet kare şeklinde altın halkadan oluşan dış tabakalar.

Üç tabaka, küçük bir anten gibi davranır ve radyo frekansı spektrumunda dalgaları toplar ve iletir. , bir kısmı mavi renkteki boyayı emer ve maviyi gözlerimize yansıtır.

Gelen bir dalga sensöre çarptığında, rengini değiştirebilir. Örneğin, eğer orta tabaka tuz ya da etanol alırsa, elektriksel özellikleri değişecektir, bu da sensörün değişen yoğunlukta farklı bir radyo frekansı dalgaları spektrumunu emmesine ve iletmesine neden olacaktır. Besin ve diğer analitlerin nasıl tespit edilip ölçülebileceğinin temeli budur.

Araştırmacılar, “Teoride, diğer kimyasalları tespit edebilmek için bu sensörlerdeki biyolojik tepki katmanını değiştirebiliriz. RFID [radyofrekans Kimligi] teknolojisini, bir dişe, cilde veya başka bir yüzeye yapıştırılmış olsun, çevresiyle ilgili bilgileri dinamik olarak okuyabilen ve aktaran bir sensör paketine genişlettik ” diyorlar.

Kaynak : sciencedaily