Kimyasal maddelerle çalışanlara yeni düzenleme

Kimyasal maddelerle çalışanlara yeni düzenleme.İşveren, çalışanların bu maddelere maruz kalmasını önlemek, bunun mümkün olmadığı hallerde en aza indirmekle hükümlü olacak. Ayrıca bazı maddelerde belirtilen doz aşılırsa üretimi yasaklanacak.

Kimyasal maddelerle çalışan iş yerlerine yönelik yeni düzenleme geldi. Buna göre, işveren, kimyasal maddelerle çalışmalarda, çalışanların bu maddelere maruz kalmasını önlemek, bunun mümkün olmadığı hallerde de en aza indirmek ve çalışanların bu maddelerin tehlikelerinden korunması için gerekli tüm önlemleri almakla yükümlü olacak.

ÇALIŞANIN GÜVENLİĞİ İÇİN

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik, Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı. İşyerinde kullanılan veya herhangi bir şekilde işlem gören kimyasal maddelerin etkilerinden kaynaklanan mevcut veya ortaya çıkması muhtemel risklerden çalışanların sağlığını korumak ve güvenli çalışma ortamı sağlamak için asgari şartları belirlemeyi amaçlayan yönetmelik, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamına giren ve kimyasal maddelerin bulunduğu, kullanıldığı veya herhangi bir şekilde işlem gördüğü tüm işyerlerini kapsayacak.

EN AZ SAYIDA ÇALIŞANLA

Tehlikeli kimyasal maddelerle çalışmalar, en az sayıda çalışanla yapılacak, çalışanların maruz kalacakları madde miktarlarının ve maruziyet sürelerinin mümkün olan en az düzeyde olması sağlanacak, iş yerinde kullanılması gereken kimyasal madde miktarı en az düzeyde tutulacak. İş yeri bina ve eklentileri her zaman düzenli ve temiz tutulacak, çalışanların kişisel temizlikleri için uygun ve yeterli şartlar sağlanacak.

‘DAHA AZ TEHLİKELİ’Sİ SEÇİLECEK

Tehlikeli kimyasal maddelerin, atık ve artıkların iş yerinde en uygun şekilde işlenmesi, kullanılması, taşınması ve depolanması için gerekli düzenlemeler yapılacak, ikame yöntemi uygulanarak, tehlikeli kimyasal madde yerine çalışanların sağlık ve güvenliği yönünden tehlikesiz veya daha az tehlikeli olan kimyasal madde kullanılacak.

ŞU MADDELERE DİKKAT

Çalışanların, “2-naftilamin ve tuzları”, “4-aminodifenil ve tuzları”, “Benzidin ve tuzları” ve “4-nitrodifenil”den veya bu maddelerin kullanıldığı işlemlerden kaynaklanan sağlık ve güvenlik risklerinden korunması için bu maddelerin belirtilen oranlardan fazla bulunması halinde bu maddelerin üretilmesi, kullanılması ve işlemlerin yapılması yasak olacak.

Bu yönetmeliğin yayımlanmasıyla, 26/12/2003 tarihli ve 25328 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik de yürürlükten kaldırılmış oldu.
chem

 

Kaynak : Akşam

Kanada’da su ayrıştırması yöntemi ile yapılan petrol üretimi çevreye büyük zarar veriyor

Kanada’da su ayrıştırması yöntemi ile yapılan petrol üretimi çevreye büyük zarar veriyor. ABD’nin kuzeyindeki komşusu Kanada’nın çevreye duyarlı bir ülke olduğu kanısı tüm dünyada yaygındır. Ancak örneğin inşasına ABD Başkanı’nın karar vereceği, tartışmalı Keystone XL adlı boru hattından sevk edilecek ham petrol Kanada’da çıkartılıyor. Ne var ki su ayrıştırması yöntemi ile yapılan üretim sürecinde çevrenin büyük zarar gördüğü belirtiliyor.

İÇME SUYUNDA KİRLİLİK DİKKAT ÇEKİYOR

Violet Cheechem Clarke, Kanada’nın Alberta yöresindeki Fort McMurray’in yerli kabilesinin yaşlılarından. 85 yaşındaki Violet, “Su o kadar kirli ki, çaylardan ya da çeşmelerden su içmenin imkânı artık kalmadı” diyor ve ekliyor: “Bu suyu artık içmeleri için hayvanlara bile veremiyoruz”.Violet’in mensubu olduğu Alberta’daki kabile, bu bölgede çıkartılan ham petrolden zengin olamamış. Buralara yolsuzluğun hâkim olduğu, bazı yerlilerin ham petrol firmalarıyla kârlı işler yaptıkları anlatılıyor.

AYRIŞTIRMA İŞLEMİNDE DEVREYE SOKULAN SU KULLANILAMIYOR

Alberta’daki ham petrol üretimi 1967’de başlatılmış. Bu bölge bir ham petrol denizi gibi olmasına rağmen petrol üretiminin zor olduğu, çünkü petrolü ayrıştırmak için özel ve pahalı tekniklere ihtiyaç duyulduğu belirtiliyor. İşte bu karmaşık ayrıştırma işlemi için de büyük miktarlarda suya ihtiyaç oluyor. Ancak evlerdeki atık sular daha sonra temizlenip yeniden kullanılabilirken, ham petrol çıkarımı sırasında ayrıştırma için devreye sokulan su tekrar kullanılamıyor.

Kanada Petrol Üretici (CAPP) firmasından Greg Stringham, ilgili sanayi sektörünün petrol üretiminde su tüketimini azaltmaya ve suyu kirli karışımdan daha hızlı bir biçimde filtrelemeye çalıştığını vurguluyor. Stringham, üretim sırasında kullanılan suların toplama havuzlarında yeniden değerlendirildiği ve hiçbir şeyin doğal çevreye karışmadığı güvencesini veriyor.
“SUYUN KİRLİNDİĞİNE İLİŞKİN EMARELER VAR”

Çevreye zarar verenlerin sürekli peşinde olan 53 yaşındaki çevreci Tony Boschmann, Stringham’ın bu söylediklerine inanmıyor ve Athabasca nehrinin taban suyunda özel bir durum tespit ettiğini söylüyor: ”Nehrin tabanına karışmış olan suyun kimyasal karışımı ile nehrin doğal suyu tamamen birbirinden farklıydı. Ve nehrin kıyılarında 30 ila 40 kilometreye varan bir tortu tabakası oluşmuştu.”

Ancak hükümetin buna karşı nadiren önlem aldığını belirten çevreci Boschmann, ilgili makamları uyardıklarını ve bunların ayrıntılı bir inceleme başlatacaklarını umduklarını, ama sonunda hiçbir şeyin yapılmadığını gördüklerini söylüyor.

KİRLİ SU İLE KANSER VAKALARI ARASINDAKİ BAĞ

15 yıldan bu yana Fort McKay ve Fort McMurray yerleşim birimleri çevresinde incelemelerde bulunan doktor John O’Connor da endişeli olanlardan. Doktor O’Connor, 2003 ile 2005 yılları arasında safra kesesi kanseri hastalıklarında artış olduğunu tespit etmiş. Doktor O’Connor bu konuda şunları söylüyor: “Kimse bu kanser vakalarının artmasının ham petrol üretimi ile ilgisi olduğunu iddia etmiyor. Ama münferit kanser vakalarına bakıldığında, yani hastalıkların sayısı ve ham petrol üretimi sürecinde çevreye ve gıda maddeleri zincirine geçen zehirler göz önüne alındığında, bunlarla birçok kanser hastalığı çeşidi arasında bağ kurulabilir.”

Ancak hekim O’Connor, ilgili makamların bu vakalarla hiç ilgilenmediğine tanık olduğunu da belirtiyor. Ama petrol üretiminde sadece suyun kirlenmesinin değil, üretim sürecinde geleneksel üretimde olduğundan yüzde 6 ila 9 oranında daha fazla sera etkisi yapan gazların da ortaya çıktığına dikkat çekiliyor.

BAŞKA EKONOMİ TARZI ARZU EDİLİYOR

Küresel sera gazı emisyonunun azaltılmasını hedefleyen Kyoto Protokolü’nü hazırlayanlar arasında bulunan ekonomi uzmanı Graciela Chichilnisky, Kanada’nın suyla ayrıştırma yöntemi ile daha fazla ham petrol üreterek Çin’e ve Avrupa’ya ihraç etmesinin hatalı bir yol olduğunu belirtiyor: “Ben Kanada’nın Çin’e çok miktarda petrol ürünleri satmasından çok büyük bir çıkarı olacağını sanmıyorum. Kanımca Kanada akıllı insanların ve mükemmel teknolojilerin bulunduğu muhteşem bir ülkedir, bundan dolayı da temiz enerji kaynakları yaratmayı ön plana almalıdır. İşte bu, bizim arzu ettiğimiz ekonomi tarzıdır.”
canada

 

Kaynak : ntvmsnbc

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından Girişimciye 50 bin TL Hibe!

Girişimciye 50 bin TL hibe! Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, geliştirdiği teknolojik ürünü yurt içinde ve yurtdışında tanıtmak ve pazarlamak isteyen girişimcilere 50 bin liraya kadar hibe desteği vereceklerini açıkladı. Ergün, Ar-Ge ve yenilik projeleri neticesinde ortaya çıkan teknolojik ürünler veya prototiplerin yeterli derecede tanıtım ve pazarlanmasının yapılamadığını belirterek, fikirden ürüne, üründen pazara giden zincirin halkalarında eksiklik kaldığını ve böylece bu ürünlerin ticarileşemediğini ifade etti.

NELERE DESTEK VAR?
Bu yeni destek programıyla genç ve yenilikçi girişimcilerin yaratıcı fikirleriyle ekonomik birer aktör haline getirilmesini hedeflediklerini vurgulayan Ergün, şunları kaydetti: “‘Teknolojik Ürün Tanıtım ve Pazarlama Destek Programı’ kapsamında yurt içinde yerleşik kuruluşların, kamu kurum ve kuruluşları ile kanunla kurulan vakıflar veya uluslararası fonlar tarafından desteklenen Ar-Ge ve yenilik projeleri sonucunda ortaya çıkan teknolojik ürünlerin veya prototiplerin yurt içi ve yurt dışında tanıtımı ve pazarlanmasına yönelik faaliyetler desteklenecektir.

Bu aydan itibaren birer aylık periyodlarla başvurular alınacak ve takip eden ay içerisinde başvuruların değerlendirilmesi tamamlanacaktır. Bütçe imkanları dikkate alınarak desteklenmesi uygun görülen başvurular için talep edilen destek tutarının, yurt dışındaki tanıtım ve pazarlama faaliyetlerine katılım bedelinin 50 bin liraya kadarı, yurt içindeki tanıtım ve pazarlama faaliyetlerine katılım bedelinin ise 25 bin liraya kadarı faaliyet sayısına bakılmaksızın Bakanlıkça hibe olarak karşılanacak.”
girişimci

 

Kaynak:haberturk

Türkiye’de hızla artan tersine beyin göçüne ilaç sektörü de eklendi

Türkiye’de hızla artan tersine beyin göçüne ilaç sektörü de eklendi.Abdi İbrahim İlaç’a ABD’den CV yağıyor.Özellikle ABD’den yoğun iş başvurusu gelen Abdi İbrahim’de çalışan 150 bilim insanının %10’u yabancılardan oluşuyor.
Türkiye’de son yıllarda bilim ve teknoloji alanında büyük adımlar atılıyor. Bilim insanlarına sağlanan rahat çalışma ortamları ve Ar-Ge’ye ayrılan kaynakların büyümesiyle birlikte tersine beyin göçü de hızla artıyor. Bilim insanları için artık cazibe merkezi olan Türkiye’de ilaç anındaki gelişmeler dünyada büyük yankı buluyor. Abdi İbrahim İnsan Kaynakları Direktörü Hakan Önel yurtdışından, özellikle ABD’den biyoteknoloji alanında çalışan Türk ve yabancılardan yoğun başvuru aldıklarını söylüyor. Önel, “Bilim insanları eskiden Türkiye’de akademik alandan başka bir yerde iş bulamıyordu. Bugün ise bilime ve Ar-Ge’ye büyük önem veriliyor. Bu da bilim insanını cezbediyor” diyor. Abdi İbrahim’in Ar-Ge Merkezi’nde 150 bilim insanının araştırma yaptığını belirten Önel, bunun yüzde 10’unun yabancılardan oluştuğunu dile getiriyor.

ÖNERİ SİSTEMİ YAYGINLAŞIYOR
Toplam 3 bin 400 kişinin istihdam edildiği Abdi İbrahim’de 400 de yabancı çalışan bulunuyor. Şirket bünyesinde insan kaynakları yönetiminin bir kültür haline getirildiğini vurgulayan Önel, bu doğrultuda farklı ihtiyaçlara hizmet eden gelişim programlarını hayata geçirdiklerini ifade ediyor. Önel, “Çalışan bağlılığı ve motivasyonun, performansı beraberinde getirdiğine inanıyoruz. Bu yolda katılımcı, öz sorumluluğa ve takım oyununa değer veren bir kültürün oluşturulması ve yaygınlaştırılmasını hedefliyoruz” şeklinde konuşuyor. Şirket hedeflerine ortak akıl, sürekli iyileştirme, yenilikçi fikir ve önerilerle ulaşabileceklerine inandıklarını kaydeden Önal sözlerini şöyle sürdürüyor: “Çalışanlarımızın önerilerini almayı, etkinlik ve yenilikçilik adına bunları hayata geçirmeyi, edindirdiği kazanç doğrultusunda ödüllendirmeyi hedefleyen bir öneri sistemini hayata geçirdik. Buna AİDEA Öneri Sistemi diyoruz. Hedefimiz uygulamayı tüm çalışanlarımız arasında yaygınlaştırmak.”
ilac_arastirma

 

Kaynak : isteinsan

Kimyevi Maddeler ve Mamulleri Sektöründe 3. Ar-Ge Proje Pazarı

Kimyevi Maddeler ve Mamulleri Sektöründe 3. Ar-Ge Proje Pazarı. Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) koordinasyonunda, İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) ve Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB) olarak 02 Kasım 2013 günü İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde, ülkemiz ihracatına katkıda bulunmak üzere, 3. Kimyevi Maddeler ve Mamulleri Ar-Ge Proje Pazarı düzenlenecektir.
Etkinlik kapsamında, kimya ve malzeme sektörünün yüksek katma değerli üretim yapabilmesi, gerçekleştirilen ihracatın sürdürülebilir kılınması ve dünya pazarlarında rekabet avantajı sağlayacak ortamın oluşması, kalite ve standardın yükseltilmesi amacıyla yeni ürün ve üretim teknolojileri ile ilgili projeler üretecek yerli üniversiteler, araştırma kurumları, sanayiciler, girişimciler, ilgili kamu kurumları ve diğer paydaşlara açık bir ortam oluşturularak ilgili kesimlerin bir araya gelip, bu konuları karşılıklı görüşüp işbirliği oluşturmaları hedeflenmektedir.

Hedef Kitle
Akademisyenler
Küçük, orta ve büyük ölçekli işletmeler
Ar-Ge/İnovasyon çalışması olan proje sahipleri
Proje fikri olan girişimciler
Yatırımcılar (projelere ortak olmak isteyen ve finansman sağlamak isteyen müteşebbisler)
Girişimciler
Öğrenciler
Etkinlik hakkındaki proje kapsamlarını,katılım koşullarını,yarışma kategorilerini ve ödüller hakkındaki daha fazla bilgiyi etkinliğin sitesi olan http://www.kimyaargeprojepazari.org

Adresinden öğrenebilirsiniz.

kimya_arge

19.Avrasya Ambalaj İstanbul Fuarı

19.Avrasya Ambalaj İstanbul Fuarı ,ambalaj Sanayicileri Derneği –  Reed TÜYAP işbirliğinde her yıl gerçekleştirilen İstanbul Ambalaj Endüstrisi Fuarı önem verdiğimiz etkinliklerimizden birisidir. 2012 yılında 18.si, 20-23 Eylül 2012 tarihinde gerçekleştirilen fuarımız ilk yapıldığı yıldan bu yana yaklaşık 30 kat büyüme kat etmiştir. Fuara katılan firma sayısının artması beraberinde sergileme alanının da genişlemesine neden olurken; fuarın niteliklerinin de olumlu yönde gelişmeler gösterdiği gözlenmektedir. Avrupa genelinde büyüklük sıralamasında dördüncü sırayı, Avrupa’da her yıl düzenlenen fuarlar arasında ise en ön sırayı alan fuar Türkiye Ambalaj Endüstrisinin en güncel ve kapsamlı durumunu yansıtan ana platformdur.

Fuar hakkında ayrıntılı bilgiyi http://www.packagingfair.com adresinden öğrenebilirsiniz.

Avrasya-Ambalaj-2013-_6164557300

Hong Kong’da geri dönüşüm için yaratıcı fikirler

Hong Kong’da geri dönüşüm için yaratıcı fikirler.Yetersiz koşullar sık sık parlak fikirlerin doğuşunu sağlıyor. Çöpleri depolayacak alan sıkıntısı çekilen Hong Kong’da uzmanlar hem çevreyi rahatlatacak hem de çöp sorununu hafifletecek bir yenilik geliştirdi. Hong Kong’da her gün binlerce ton organik çöp atılıyor. Yeni geri dönüşüm yöntemleri geliştiren bilim insanları da organik çöpten plastik üretmeye başladı. Kentin bazı bölgelerinde yemek, elma, ya da Kahve gibi gıdaların atıklarından elde edilmiş ürünler tüketiciyle buluşmaya başladı bile..

Çöp kamyonları aralıksız çalışıyor. Milyonluk kent Hong Kong’un atıklarını taşıyorlar.

Her gün Kahve telvesi, meyve ya da yemek artıklarından oluşan 3 bin 500 tondan fazla organik çöp toplanıyor.

Kentin bu kadar çöpü depolayacak yeterli alanı olmadığı için Hong Kong Üniversitesi’nden bilim insanları da yeni bir fikir geliştirdi. Organik çöpten plastik alışveriş torbası ya da ambalaj gibi ürünler elde ediliyor.

Hong Kong Üniversitesi’nden Carol Lin, “Burada iyi olan, bu plastiğin doğada geri dönüşümü olması. Yani sonsuza kadar doğada kalmıyor. Ayrıca bir depo ya da başka bir yerde tutulduğunda özel bir işlem gerektirmiyor. Kendi kendini imha ediyor” diyor. Kahve artığından altlık, sütten poşet Laboratuvarda henüz yeni geliştirilen organik çöpten plastik üretimi, şimdiden ürün şeklinde raflarda yerini aldı. Kahve artıklarından altlıklar, sütten alışveriş poşetleri… Yumurta, elma ve çay da Green and Associates’in laboratuvarlarında yeniden hayat buldu.

Green and Associates Ge Wah Lam, “Kullanabileceğimiz yaklaşık yirmi farklı çeşit gıda ürünü var. Bunlar kimi zaman günlük atılan çöpler arasındaki Kahve atıkları, çay poşetleri, yumurta kabukları ya da elmalar. Yani herşey” diye konuşuyor.

Geh Wa Lam, insanların saç fırçaları ya da oyuncakların nelerden yapıldığını duyduklarında memnun olduklarını söylüyor. Üstelik petrolden üretilmiş plastik ürünlere göre biraz daha fazla ödemeye de hazırlar…
geri dönüşüm

 

Kaynak : haberler