İngiltere 2016 yılından itibaren piyasaya ‘Plastik Banknotlar’ sunmayı planlıyor

İngiltere 2016 yılından itibaren piyasaya ‘Plastik Banknotlar’ sunmayı planlıyor.Yırtılması zor olan, daha küçük, temizlenebilen, suya ve ısıya dayanıklı plastik paraların, günümüzde kullanılan kağıt paralara göre 2 buçuk kat daha uzun ömürlü olduğu bildiriliyor.

Polimer maddesi kullanılarak üretilecek yeni banknotların yanlışlıkla çamaşır makinesinde yıkanması durumunda günümüzde kullanılan kağıt paralara göre daha az deforme olduğu yapılan testlerle belirlendi.

Merkez Bankası, İngiltere genelinde gelecek iki ay boyunca düzenleyeceği tanıtım turlarıyla vatandaşların plastik banknotlarla ilgili fikrini alacak ve son karar Aralık ayında verilecek.

Dünyada ilk kez Avustralya’da 1988 yılında kullanılmaya başlanan plastik banknotlar, halihazırda Yeni Zelanda, Meksika, Singapur, Kanada, Fiji ve Morityus gibi ülkelerde kullanılıyor.

1 Temmuz’da İngiltere Merkez Bankası başkanlığına getirilen Kanadalı Mark Carney, Kanada Merkez Bankası başkanıyken 2011 yılında plastik banknotların bu ülkede kullanılmaya başlanmasını sağlamıştı.
para

 

Kaynak :cnnturk

Hayat Kimya Mısır’da yaşanan siyasi gelişmelere rağmen bölgede ikinci bir üretime hazırlanıyor

Hayat Kimya Mısır’da yaşanan siyasi gelişmelere rağmen bölgede ikinci bir üretime hazırlanıyor.Hayat Kimya Genel Koordinatörü Prof. Dr. Orhan İdil, 2012 yılından bu yana çocuk bezi üretimi gerçekleştirdikleri Mısır pazarında ikinci bir üretime hazırlandıklarını söyledi. Mısır’da yaşanan siyasi gelişmelerden dolayı üretime ara vermediklerini belirten İdil, “Hiçbir aksama yaşamadık. Mısır pazarından vazgeçmedik ve kâğıt üretimi konusunda planlarımız var. Bunun için arazi bakıyoruz. 80 milyon nüfuslu bir ülke ve buradaki pazar payımız yüzde 20’lere doğru gidiyor” dedi.
Mısır’daki üretim kapasitelerinin yıllık 950 milyon adet çocuk bezi olduğunu söyleyen İdil, “Mısır’daki çocuk bezi fabrikamız 2012 yılında Mısır’ın 6th October bölgesinde kuruldu. Bunun yanı sıra Cezayir’de de üretim yapıyoruz. Buradaki üretim kapasitemiz ise yıllık 870 milyon adet çocuk bezi” diye konuştu.

Hedefte Nijerya pazarı var
Şu sıralarda Rusya pazarına ağırlık vereceklerini kaydeden İdil, “2015 yılında faaliyete geçirmeyi planladığımız Rusya temizlik kâğıtları fabrikası 65 bin ton/yıl üretim kapasitesine sahip. Buradaki yatırım tutarı yaklaşık 100 milyon dolar olacak“ diye konuştu.
Rusya’dan sonra yeni hedef pazarlarının Nijerya olacağını söyleyen İdil, şöyle devam etti: “Ayrıca, Mersin Tarsus Organize Sanayi Bölgesi’nde 100 milyon dolar yatırımla, 203 bin 905 metrekare toplam alanda yeni bir temizlik kâğıdı üretim tesisini daha devreye sokmaya hazırlanıyoruz. Mersin – Tarsus fabrikası yıllık 70 bin ton üretim kapasiteyle faaliyete başlayacak.”

Karayipler’e kadar ihracat yapıyor
Hayat Kimya’nın Türkiye’deki İzmit fabrikasında deterjan, hijyen ve temizlik kâğıdı olmak üzere üç kategoride üretim yapıldığını belirten Orhan İdil, “Hayat Kimya’nın yıl sonu hedef cirosu 700 milyon dolar. Yıl sonunda yüzde 20 büyüme hedefliyoruz. 2014’teki büyüme hedefimiz de yüzde 20. Toplamda 5 bin 500 çalışanımız bulunuyor” diye konuştu.
Hayat Kimya’nın şu anda 101 ülkeye ihracat yaptığını kaydeden İdil, “İhracat ağımız dünyanın her köşesine yayılıyor ve Karayiplere kadar uzanıyor. Bu bağlamda en son ihracat yaptığımız ülkeler arasında Antigua ve Barbuda yer alıyor” dedi.

Örme havlunun yerini kâğıt ürünler alıyor
Hayat Kimya’nın ev bakım kategorisinde Bingo ve Test, Temizlik kağıtları kategorisinde Papia, Familia, Teno ve Focus, Hijyen kategorisinde ise Molped ve Molfix ile tüketicisiyle buluştuğunu dile getiren Orhan İdil, Türkiye pazarındaki tüketim eğilimleriyle ilgili şu bilgileri verdi:
Mutfaklarda kullanılan kurulama bezlerinin ve banyolarda kullanılan tekstil havlularının yerini artık kağıt havlular alıyor.
Tuvalet kâğıdı ve kâğıt havluda eskiden çift katlı ürünler pazara hakimken, bugün pazarda çok katlı ürünler tercih ediliyor.
Eskiden çamaşır makinelerinde toz deterjan kullanımı yaygınken, tüketiciler artık toz deterjanın yanı sıra sıvı deterjanı da tercih ediyor.
Tüketiciler tarafından performansı daha etkin bulunduğu için normal çamaşır suyunun yerine pazarda artık ultra yoğun çamaşır suyu kullanımı söz konusu.
Deterjan pazarında elde yıkama için kullanılan deterjanların tüketimi giderek küçülüyor.
Bulaşık makinesi deterjanında, eskiden toz deterjan kullanılırken bu alışkanlık zamanla yerini önce tablete ardından da jele bıraktı.
Eskiden sert yüzeylerde, krem temizleyici tercih edilirken, şu an pratik kullanım nedeniyle sprey temizleyiciler pazarda büyüme kaydediyor.
mısır

 

Kaynak :milliyet

Diyarbakır’da kaya petrolü aramak için ilk kuyu yakında açılacak.

Diyarbakır’da kaya petrolü aramak için ilk kuyu yakında açılacak. Çalışmalarının hızla ilerlediğini söyleyen Shell Türkiye Ülke Başkanı Ahmet Erdem, “Altyapı tamamlandı. İşlemi yapacak olan kulenin yerleşkesi kuruldu. Yakında ilk kuyumuzu açıyoruz” dedi.
Sabah’ın haberine göre, Erdem “Diyarbakır’da kaya petrolü arama ile ilgili çalışmalarımız hızla ilerliyor. Yakında ilk kuyumuzu açacağız. Sahada altyapı çalışmaları tamamlandı. İşlemi yapacak olan kulenin yerleşkesi kuruldu. 2012’de iki tane önemli anlaşma imzaladık. Özellikle petrol arama üretimi konusunda önümüzdeki yıllarda yapacağımız yatırımlar planlandığı gibi giderse 3-4 yıl içinde birkaç yüz milyon doların üstünde bir yatırım söz konusu. Akdeniz’in batı tarafında Türk kara sularında derin bir deniz araştırması yapıyoruz. Daha önce hiç araştırma kuyusu açılmamış bir bölgede çalışıyoruz. Oradan gelen sismik verileri değerlendirme aşamasındayız.” diye konuştu.

KAYA PETROLU

 

Kaynak :gazetea24

Türk mucit ‘Sodyum Pentaborat’ maddesi sayesinde dünyanın en dayanıklı ve radyasyon emici betonunu üretecek

Türk mucit ‘Sodyum Pentaborat’ maddesi sayesinde dünyanın en dayanıklı ve radyasyon emici betonunu üretecek.Dünya rezervinin yüzde 72’si Türkiye’de bulunan ‘Bor’ maddesinin saflaştırılmasıyla elde edilen ‘Sodyum Pentaborat’ maddesi sayesinde dünyanın en dayanıklı ve radyasyon emici betonunu Türkiye üretecek.Taşı su haline getirerek bu suyun yanmayan malzeme üretiminde kullanılmasını sağlayarak bu çalışmasıyla bilim dalında Nobel ödülüne aday gösterilen Türk kaşif Faruk Durukan, Türkiye’deki 10’a yakın üniversite ile ortaklaşa yürüttüğü ‘Bor’ madenini saflaştırma çalışmasını tamamladı.

Üniversitelerdeki akademisyenler ile aylardır ‘Bor’ maddesi üzerinde çalışmalar yapan Faruk Durukan, dünyada yalnızca Amerika’da gerçekleştirildiği bilinen ‘Bor’ maddesini saflaştırma çalışmasını Türkiye’de de tamamlayarak, daha da fazlasını yaptı. Amerika’da ‘Bor’ maddesinin yalnızca saflaştırılarak içinden ‘Sodyum Pentaborat’ maddesinin alınabildiği bilinirken, Faruk Durukan, bu maddenin kullanımı konusunda keşfettiği buluşuyla Türkiye’de ve dünyada inşaat sektörüne yeni bir boyut kazandırdı.

Bu beton inşaat sektöründe çığır açacak

Balıkesir’in Edremit ilçesinde bulunan dünyanın en gelişmiş bitki özü üretim tesislerindeki laboratuarında çalışmalarını yürüten Türk kaşif Faruk Durukan, ‘Bor’ elementini saflaştırarak elde ettiği ‘Sodyum Pentaborat’ maddesini çimento imalatında denedi ve sürpriz bir sonuçla karşılaştı. Çimentosunun içine belirli miktarda ‘Sodyum Pentaborat’ karıştırılarak imal edilen betonun normal betona kıyasla kırılması veya deforme olması kesinlikle mümkün olmuyor. Ayrıca, ‘Sodyum Pentaborat’ katılarak üretilen betonun en büyük özelliğinin radyasyonu tamamen absorbe edebilmesi olduğu belirlendi.

Bu sayede, ülkemizde kurulacak olan bir nükleer santralin yapımında ‘Sodyum Pentaborat’ içerikli beton kullanıldığı takdirde, bu yapı dünyanın en güvenli nükleer santrali olacak. Bu beton, askeri depo binalarında, düşük hidrotasyon nedeniyle, tüp geçit, tünel, köprü, beton yol yada barajlarda, güvenli atık depolama alanlarında, hastanelerin röntgen odalarında, güçlendirilmiş olması nedeniyle de yüksek binaların inşasında da kullanılabilecek. ‘Kale Naturel’ isimli tesislerde elde edilen ‘Sodyum Pentaborat’ın üretimi için gereken patentin de alındığı öğrenildi.

Türkiye artık bor’u işleyebiliyor!

Yüzyıllardır, dünyanın yüzde 72’si Türkiye’de olduğu bilinmesine rağmen işlenememesinden yakınılan dünyanın en değerli yakıtı ve elementi olarak varsayılan ‘Bor’u saflaştırmayı ve insan hayatına kolaylıklar getiren bir madde elde etmeyi başarmanın sevinci içinde olduklarını ifade eden Türk kaşif Faruk Durukan, “Ülkemizde yıllardır hep bir söylenti vardır. Bor’un dünya rezervinin yüzde 72’si bizde, ama işlenemiyor diye.

Oysa biz Bor’u artık en son saflık derecesine kadar getirip işlemeyi başardık. Bor’un başlangıç işleme hali ise Sodyum Pentaborat’tır. Biz bu maddeyi de üretmeyi başardık. Bu maddenin en özellikli kullanım alanı ise, radyasyon geçişini durdurma görevi yaptığı için nükleer santralleridir. Betonu kırılamayacak sertliğe ulaştırdığı için de yüksek binaların yapımında da rahatça kullanılabilir.

Biz bu çalışmanın patentini de almış bulunmaktayız. Artık ülkemiz işlenmiş Bor satma safhasına gelmiştir. Biz de bu konuda çalışmalarımızı geliştirerek sürdürüyoruz. Bizim amacımız, bundan sonra Bor’un daha da geniş kullanım alanlarını belirleyip, buna uygun malzemeler yaparak ülkemizdeki ham maddeyi işleyip dünya piyasasına satmaktır” dedi.
‘Bor’ madeninden alınan ham madenin işlenmesiyle elde ettikleri ‘Sodyum Pentaborat’ karışımlı betonu laboratuarlarda test ettiren şirket, daha sonra ‘Bor’ karışımlı betonu bir inşaatın kolon betonlarında denedi.

Tüm buluşları Türk literatürüne girdi

Türkiye’nin ilk ve tek, dünyanın da en gelişmiş bitki özü üretim tesislerinin sahibi olan Türk kaşif Faruk Durukan, tüm servetini ortaya koyarak yıllardır ülkedeki yaklaşık 20 üniversite ile ortaklaşa sürdürdüğü bilimsel çalışmalarında; Zeytin yaptığı çayını keşfetti, Domuz Gribi hastalığı için en etkili aşıyı üretti, zeytin özünden alınan Oleuropein maddesinin kanser hastalığı tedavisinde kullanılabildiğini ispatladı.

Zeytin üretimi yapan ülkelerin 3 bin yıldır baş edemedikleri sorunu olan zeytin kara suyunu ayrıştırarak içinden 3 faydalı maddeyi üretmeyi başardı, farklı bitki özlerinden elde ettiği kök boya ile tekstil firmalarının önünü açtı, zeytin çekirdeğinden dünyanın en kaliteli aktif karbon maddesini üretmeyi başardı, taşın suyu buluşu ile stratejik önem taşıyan yanmaz madde üretimine yeni bir boyut kazandırdı ve daha bir çok buluşa imza attı. Faruk Durukan, sonuçlandırdığı tüm bilimsel buluşlarını tıp literatürüne yazdırmayı başaran, Türkiye’nin resmi akademik eğitimi bulunmayan gelmiş geçmiş tek kaşifi durumunda.

 

bor

 

Kaynak :kanalahaber

Mevzuatlara uymayan kozmetik şirketlerine Avrupa’ya ihracat kapısı kapanıyor.

Mevzuatlara uymayan kozmetik şirketlerine Avrupa’ya ihracat kapısı kapanıyor.Avrupa Kozmetik Tüzüğü ile Avrupa Birliği dışındaki üreticiler, AB’ye ihracat yapabilmek için geçtiğimiz 11 Temmuz’dan bu yana ürünlerini kaydettirmek ve sorumlu kişi atamak zorunda. Bu kapsamda İKMİB öncülüğünde Brüksel’de Reach Global Services S.A.’nın (RGS) kurulduğunu ifade eden İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamülleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akyüz, RGS’nin, Türk kimya sektörü firmalarının yüzde 75’ine hizmet verdiğini söyledi.

İHRACAT ARTABİLİR

Avrupa Kozmetik Tüzüğü’ne göre, sadece AB içerisinde sorumlu kişi olarak atanmış gerçek veya tüzel kişiliğe sahip kozmetik ürünlerin pazara sunulabileceği bilgisini veren Akyüz, “Türkiye, Çin ve Hindistan gibi ülkeler karşısında bu durumu lehine çevirebilir. AB’ye yapılan 300 milyon dolarlık kozmetik ihracatını iki yıl içinde rahatlıkla 1 milyar dolara çıkarabiliriz. Bu tüzüğe uyamayan ülkelerden pay alabiliriz. Ancak uyum sağlayamazsak pazarı da bulamayız” diye konuştu.

KÂR AMACI YOK

RGS’nin şu an Türk kozmetik sektörünün yüzde 15’ine hizmet verdiğini belirten Akyüz, sektörün AB’ye uyum sürecinde yavaş kaldığını, firmaların çoğunun mevzuattan bile haberdar olmadığını söyledi. RGS’nin kar amacı gütmediğinin altını çizen Akyüz, “RGS Türk kozmetik sektörünün yüzde 15’ine hizmet veriyor. Şirket, sektör firmalarının uyumluluk ihtiyaçlarının kabul edilebilir fiyatlara giderilmesi konusunda da önemli bir misyonu yerine getiriyor” dedi.

Maliyetleri arttırıyor

KOZMETİK firmalarının ihraç ettikleri her bir ürün için dosya hazırlamasının firmalara ciddi bir maliyet yüklediğini kaydeden Akyüz, “Ürün sayısı arttıkça maliyet de katlanıyor. Bir firmanın ortalama maliyetinin 150 bin Euro olduğu göz önüne alındığında, uyum süreci Türk kozmetik sektörüne milyonlarca Euro’ya mal olacak. Ancak RGS ile bu maliyetleri düşürmeyi amaçlıyoruz” dedi.
ikmib

 

Kaynak :hurriyet

Norveç yeni petrol ve doğalgaz kaynakları buldu

Norveç yeni petrol ve doğalgaz kaynakları buldu.Açıklama çalışmalarını devlet şirketi Statoil ile yürüten Avusturyalı enerji firması OMV tarafından yapılırken, uzun süredir yapılan sismik çalışmaların ancak sonuç verdiği kaydedildi.

Norveç Petrol ve Enerji Bakanı Ola Borten Moe, “Bu Norveç için müthiş bir gün. Barents Denizi’nde tekrar petrol bulduğumuz için çok mutluyuz. Özellikle de bu kadar kuzeyde.” dedi.

Petrol yatağının Kuzey Buz Denizi’ne ve koruma altındaki bölgelere yakın olması ise çevrecilerin tepkisini çekti.

Çevreci sivil toplum örgütü Bellona Vakfı Başkanı Frederic Hauge, “Sondaj bölgesinin Bjornoya adasına yakın ve buz sınırında olması benim açımdan tamamen kabul edilemez. Bu mevcut Petrol ve Enerji Bakanı Ola Borten Moe’nin politikalarının kontrolden çıktığının kanıtı. Yeni hükümet bu durumu ele almalı.” şeklinde konuştu.

Ülkede gelecek Pazartesi yapılacak genel seçimlerde mevcut merkez-sol koalisyona fazla şans tanınmazken, seçim kampanyalarının ana maddelerinden biri enerji kaynakları olmuştu.
norveç

 

Kaynak : tr.euronews

Kimya sektörü ve birçok sektörde ham madde olarak kullanılan Pomza madeni tüm dünyada tükenmek üzereyken Bitlis’te yeni işlenmeye başladı.

Kimya sektörü ve birçok sektörde ham madde olarak kullanılan Pomza madeni tüm dünyada tükenmek üzereyken Bitlis’te yeni işlenmeye başladı.

Dünya genelinde sadece İtalya, Yunanistan ve Türkiye’de bulunan pomza madeni, Türkiye dışındaki diğer iki ülkede tükenme noktasına geldi. Türkiye’de ise Afyon, Isparta, Nevşehir, Erciyes’te de çıkarılan pomzanın Türkiye rezervinin yüzde 70’lik bölümü sadece Bitlis’te buluyor. Tüm dünyada tükenmek üzere olan ve günümüzde beyaz altın olarak adlandırılan pomza yapı malzemesinin Türkiye rezervlerini yüzde 70’lik bölümüne sahip olması Bitlis’e ayrı önem katıyor.Pomza madeni başta savunma sanayisi, inşaat sektörü, tarım sektörü, tekstil sektörü ve kimya sektörü olmak üzere birçok sektörde ham madde olarak kullanılabiliyor.

Türkiye’de ağırlıklı olarak inşaat sektöründe yalıtım malzemesi olarak kullanılan pomza madeni, Bitlis’ten yurdun birçok bölgesine de gönderiliyor. Bitlis’in pomza madenciliğinde Türkiye rezervinin yüzde 70’ine sahip olduğunu belirten Tatvan Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Bilal Dağdağan, “Madencilik sektöründe ponza madeni Bitlis için çok önemli bir kaynak. Özellikle Nemrut Kalderası ile Süphan Dağı’nın burada olması büyük bir önem kazanmakta. Bu alan ve çevresi volkanik tüflerden oluşuyor. Bu madencilik açısından, yöre için büyük bir nimet. Tatvan ve Adilcevaz arasında, büyük bir yoğunlukta pelit ve pomza yataklarına sahibiz” dedi.

“POMZA SAVUNMA SANAYİSİNDE DE KULLANILIYOR”

Pomza madeninin dünyada ender görülen bir madde olduğuna dikkat çeken Başkan Dağdağan, “Pomza, yapım ve özellikle yatılım malzemesi olarak kullanılan madde. Bu madde başta savunma sanayisi, inşaat, tarım, tekstil ve kimya sektörü olmak üzere birçok sektörde ham madde olarak kullanılabiliyor. Bu madene özellikle volkanik kalıntıların olduğu bölgelerde rastlamak mümkün. Dünya rezervi tükenmek üzere ancak Türkiye’de ağırlıkla bu maddeye rastlamak mümkün. Bu madende Türkiye’de Afyon, Isparta, Nevşehir, Erciyes ve Bitlis’te bulunuyor. Bitlis dışındaki bölgelerdeki rezervler genelde asitlik bir malzeme. Bitlis sınırında bulunan pomza madeni ise bazik yapıya sahip bir madde. Buradaki madde aynı zamanda ham ve homojen bir madde. Diğer bölgelerde ise bu madde karışık ve kirli haldedir ama burası hem yapı bakımından çok hafif malzeme olarak da homojen bir madde. Katma değeri yüksek olmasına karşın burada en büyük sıkıntı nakliye sıkıntısı. Çünkü çok ucuza mal edilen maden maalesef nakliye sıkıntısı nedeniyle ve nakliye giderlerinin yüksek olması nedeniyle sıkıntı yaşatıyor” diye konuştu.Tatvan’da bulunan BİMS Pomza İşletme Fabrikası sahibi Selahattin Öğet ise, pomza madenini iş makineleri vasıtasıyla çıkardıklarını ve çıkardıkları madeni fabrikaya getirerek işlediklerini anlattı.

Pomzanın geleceğin beyaz altını değerinde olduğunu vurgulayan Öğet, “Pomza dünyada 3 ülkede bulunuyor. Türkiye dışındaki bu iki ülkede bu maden tükenmek üzere. Bu yüzden ülkemizde olan bu madeni daha iyi işlememiz gerekiyor ancak ne yazık ki lojistik sıkıntısı nedeniyle iç piyasaya açılamıyoruz. Bölge lojistiği tren yoluyla olduğu için trenin de tamamıyla bölge sıkıntılarından dolayı bir türlü lojistik sıkıntısını aşamıyoruz. Eğer lojistik bölgeye açılırsa, Türkiye’nin yüzde 70 pomza rezervi Bitlis ilindedir. Bitlis’e baktığımızda şu an irili ufaklı ortalama 15’e yakın bims fabrikası var. Neden bu sayı 100’e çıkmasın? Bunların hepsi mümkün ancak karayolu taşımacılığının pahalı olması tren yolundaki sıkıntıların ise bir türlü çözülememesi nedeniyle nakliyede sıkıntı yaşıyoruz. Bu sıkıntıların aşılmasıyla daha çok ihracat yapacağımıza inanıyorum” diye konuştu.
pomza

 

Kaynak :ekonomi.milliyet