9. Kimya Endüstrisi Gelişim Şurası Ankara’da Gerçekleşti

9. Kimya Endüstrisi Gelişim Şurası Ankara’da Gerçekleşti. Dönem başkanlığını PAGDER’in üstlendiği Kimya Sektör Platformu 9. Kimya Endüstrisi Gelişim Şurası Ankara’da gerçekleşti. Kimya Sektör Platformu (KSP) üyeleri ile akademisyenlerin yanı sıra Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Ali Çelik, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Müsteşarı Veysel Yayan, Sanayi Genel Müdürü Zübeyde Çağlayan ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşarı Mustafa Öztürk katıldı.

Kimya sektörünü cari açığın azaltılmasına giderken en önemli sektör olarak gördüklerini ifade eden Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Ali Çelik, petrokimya sektörünün üzerinde yatırım yapılması gereken en önemli sektör olduğunun altını çizdi. Petrokimya sektöründeki eksikliği gidermek için çalıştıklarını ifade eden Çelik, “Petrokimya sektörü her tarafa dokunan ve devrim yapacak bir alan. Herkesin bu sektörle ilgili ‘Ben ne yaparım da bu sektör mesafe alır?’ diye düşünmesi gerekir. Bu sektörün ekonomimize çok şey katacağını düşünüyorum.” diye konuştu.

Çelik, konuşmasındaki sözlere şöyle devam etti:

“Kimya sektörünü, Sanayi 4.0‘a giderken ve cari açığın azaltılmasında en önemli sektör olarak görüyoruz. Gerek istihdamın artırılması gerekse cari açığın azaltılması için bu sektöre vermemiz gereken önemi biraz daha artırmamız gerekiyor. O da araştırmaları çoğaltmak, yatırımcıya gerekli şartları hazırlamak, Ar-Ge faaliyetleriyle yatırımcıların desteklenmesini temin etmek ve toplumda bu sektörün farkındalığını artırmaktan geçiyor. Yine dış ticaret açığımızdaki yüksekliğin bir bölümü bu sektörden kaynaklanıyor. Bu sektörün daha fazla desteklenmesi yönünde daha iyi neticeler alınacağını düşünüyorum.”

“Kimya sektörü stratejik önceliğimiz”

Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı Başkanı Arda Ermut da Ajans olarak bazı sektörel önceliklerinin olduğunu dile getirirken “Ülkemizde daha fazla istihdam sağlayacak, ihracatımızı artırıp ithalata bağımlılığımızı azaltacak, teknoloji transferine olanak sağlayacak ve Ar-Ge’ye yönelik olacak yatırımlara daha çok yoğunlaşmak istiyoruz” dedi. Ermut, uzun vadeli sermaye girişi sağlayan yabancı yatırımların, yerli firmaların küresel değer zincirine entegrasyonuna ve rekabet gücünün artmasına katkı sağlamasını beklediklerinin altını çizerek, bu anlamda kimya sektörünün ve kimya yatırımlarının kendileri için stratejik öncelik taşıdığını söyledi.

Kimya sektörünün ithalata dayalı olmasının bu önceliklendirmede belirleyici olduğuna işaret eden Ermut, şöyle konuştu: “Kurulan her bir tesis aynı zamanda sektördeki dış ticaret açığının azalmasına katkı sağlıyor. Ajans olarak sektör önceliklendirme stratejimiz doğrultusunda yaptığımız bir endekste, ithal ikame, doğrudan yatırım potansiyeli, teknoloji yoğunluğu, istihdam, sermaye, ihracat potansiyeli gibi faktörler bir araya getirildiğinde, kimya, plastik ve kauçuk sektörleri ilk 3 öncelikli sektör arasında yerini alıyor. Bu önceliklendirmenin sonucunda, ajansımızın kurulduğu yıldan bu yana, petrol ve plastik ürün imalatını da dahil ettiğimizde, kimya sektöründe 11 milyar doları aşan bir doğrudan yatırımın ülkemize geldiğini gözlemlemekteyiz.”

Ermut, 2006-2017 yıllarında uluslararası şirketlerin Türkiye’de kimya sektörüne 116 adet sıfırdan yatırım ve 62 adet birleşme ve satın alma işlemi gerçekleştirdiğini belirterek, “Uluslararası yatırımcıların Türk kimya sanayisine olan ilgilerinin artarak devam ettiğini görmekteyiz. Dünya genelinde kimya sektöründe her yıl yaklaşık 120 milyar dolar uluslararası doğrudan yatırım gerçekleşiyor. Bu pastadan aldığımız payın da giderek artacağına inanıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

“Sanayinin kimyaya ihtiyacı var”

Kimya Sektör Platformu (KSP) ve Plastik Sanayicileri Derneği (PAGDER) Başkanı Reha Gür ise kimyanın Türkiye’nin en kritik ve önemli sektörlerinden biri olduğunu ifade ederek, “Gelişmekte olan ülkelerin sanayiye, sanayinin de kimyaya ihtiyacı var. Dolayısıyla kimya sektörünü her anlamda desteklemek zorunda olduğumuz bir dönemden geçmekteyiz.” dedi. Türkiye’nin petrokimyaya ihtiyacının her geçen gün arttığına dikkati çeken Gür, “Türkiye’nin bir petrol ülkesi olmamasından hareketle petrokimyanın olmasının çok mantıklı gelmediği söylenir fakat bugün Güney Kore gibi hiç petrolü olmadığı halde petrokimyada çok kuvvetli hale gelmiş örnekleri görmekteyiz.” diye konuştu.

Gür, kimya sektörünün 40’tan fazla alt sektöre hitap ettiğini belirterek, şunları kaydetti: “Otomotiv, beyaz eşya, elektronik, inşaat, telekomünikasyon, ulaşım gereçleri gibi birçok sektöre biz hizmet ediyoruz. Bu anlamda kimya ve petrokimyanın bir an önce adım atılması gereken sektörler durumunda olduğunu görüyoruz. Bugün burada yapmamız gereken, sorunları çok net bir şekilde ortaya koymak, paydaşlarımızla çözüm odaklı yaklaşımlar geliştirip, takım çalışması halinde ilerleyerek sonuca gitmek olacak.”

2. Ulusal Biyosidal Kongresi Sona Erdi

2. Ulusal Biyosidal Kongresi Sona Erdi. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Çevre Sağlığı Daire Başkanlığı tarafından Çukurova Üniversitesi ve Ege Üniversitesi işbirliğinde 9 – 13 Kasım 2015 tarihleri arasında düzenlenen Uluslararası Katılımlı 2. Ulusal Biyosidal Kongresi başarı ile tamamlanmıştır.

Ülkemizden Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı başta olmak üzere Türkiye Belediyeler Birliği, Belediye Başkanları Birliği, Boya Sanayicileri Derneği, Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği, Türk Mikrobiyoloji Cemiyeti, İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği, Kimyagerler Derneği, Halk Sağlığı ve Haşere Kontrolü Derneği gibi çok sayıda kamu kurum ve kuruluşu ile sivil toplum kuruluşu kurumsal olarak kongremizi desteklemiş, ayrıca birçok özel sektör kuruluşu kongremizin organizasyonuna katkıda bulunmuştur.

Avrupa Kimyasallar Ajansı, Avrupa Komisyonu Sağlık ve Gıda Güvenliği Genel Müdürlüğü, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı, İtalya Yüksek Sağlık Enstitüsü ve uluslararası firmalardan yabancı konuşmacılar organizasyonda yer aldı.

Kongremize yurtiçinden 125 ve yurtdışından 11 olmak üzere toplam 136 konuşmacı, 165 akademisyen, 73 öğrenci, 133 belediye çalışanı, 285 sağlık çalışanı, 28 hastane temsilcisi, 407 özel sektör temsilcisi, 360 kurs katılımcısı ile toplam 1587 kişi katılım sağlamıştır. Kongre boyunca 21 oturum, 3 konferans, 2 uydu sempozyum, 2 panel düzenlenmiştir.

Kongre sonuç bildirgesine ulaşmak için TIKLAYINIZ !!!

2. Ulusal Biyosidal Kongresi Sona Erdi

Kaynak : cevresagligi.thsk.saglik

Kimya Sektörü Çalıştay’ı Kocaeli’de Gerçekleşti

Kimya Sektörü Çalıştay’ı Kocaeli’de Gerçekleşti. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri IŞIK; kimya sektöründe 2000 yılında 2,2 milyar dolar olan ihracat rakamının 2014 yılında 15,5 milyar dolara ulaştığını söyledi.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Türkiye’nin ikinci çeyrek büyüme oranlarında Avrupa’da üçüncü sırada yer aldığını belirterek, “Elbette daha yapmamız gereken işler, atmamız gereken adımlar var. Bilhassa ekonomide yapısal dönüşümü sağlayacak, Türkiye’nin yeni bir sıçrama yapmasına zemin hazırlayacak reform programlarını acilen hayata geçirmemiz gerekiyor” dedi.

Kocaeli Sanayi Odası ve Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği‘nce TOSB Otomotiv Yan Sanayi İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde düzenlenen Kimya Sektör Çalıştayı’na katılan Bakan Işık, konuşmasına, ülkenin birliği, milletin huzur ve refahı için canlarını feda eden aziz şehitlere Allah’tan rahmet, yakınlarına da başsağlığı dileyerek başladı.

Işık, içinde bulundukları coğrafyanın siyasi ve ekonomik krizlerden geçerken Türkiye’nin güçlü demokrasisi, sağlam toplumsal yapısı ve ekonomisiyle güç merkezi olmaya devam edeceğini vurgulayarak, “Bu ülkenin potansiyelini, ekonomik değerini, uluslararası itibarını, insan kaynağını, bilim ve teknoloji üretme kapasitesini daha da geliştirmek için bütün gücümüzle çaba sarf edeceğiz. Önümüzdeki dönemde de nitelikli ekonomi, rekabetçi bir sanayi ve daha fazla yetişmiş insan gücü vizyonumuzla çalışmalarımızı sürdüreceğiz” diye konuştu.

“Dünya ekonomisindeki çalkantılı ve dalgalı gidişat devam ediyor”

Ülkenin zor günlerden geçtiğine dikkat çeken Işık, “Bölgemizde çok ciddi siyasi gelişmeler yaşanıyor ve bunlar ne yazık ki bizi de doğrudan etkiliyor. Dünya ekonomisindeki çalkantılı ve dalgalı gidişat devam ediyor. Bütün bu gelişmelere rağmen bu yılın 8 ayında bütçemizin 639 milyon lira fazla verdiğini görüyoruz” ifadelerini kullandı.

Bakan Işık, Türkiye ekonomisinin yılın ikinci çeyreğinde yüzde 3,8’lik büyüme kaydettiğini anımsatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye, ikinci çeyrek büyüme oranlarında Avrupa’da üçüncü sırada yer alıyor. Elbette daha yapmamız gereken işler, atmamız gereken adımlar var. Bilhassa ekonomide yapısal dönüşümü sağlayacak, Türkiye’nin yeni bir sıçrama yapmasına zemin hazırlayacak reform programlarını acilen hayata geçirmemiz gerekiyor. 25 Öncelikli Dönüşüm Programı’nı bu amaçla hazırlamıştık. Bu kadar kapsamlı bir reform programının hazırlanması güçlü bir siyasi irade gerektiriyordu ve biz bu iradeyi gösterdik.

“Her bir sektörün kendine özgü koşullarına daha fazla odaklandık”

Işık, bakanlık olarak sanayide her bir sektörün kendine özgü koşullarına artık daha fazla odaklandıklarını vurgulayarak, daha genel anlamda bütün sanayi sektörleri için Ar-Ge, kümelenme, tasarım gibi kavramların altını çizdiklerini ve bununla yetinmeyip daha spesifik alanlara yoğunlaştıklarını anlattı.

Amaçlarının, sorunları ortak akılla çözmek, birlikte çözüm önerileri geliştirmek ve kimya sektörünü daha ileriye taşıyacak politikaları ortaya koymak olduğunu belirten Işık, “Türkiye’ye baktığımızda kimya sektörünün 23 bin firmayla 290 binden fazla istihdam oluşturduğunu görüyoruz. Sektörün 2014 yılı faaliyet karlılığı, yüzde 7,3 ile imalat sanayi ortalamasının üstündedir” dedi.

Bakan Işık, sektörün 2000 yılında 2,2 milyar dolar olan ihracat rakamının 2014 yılında 15,5 milyar dolara ulaşmış olmasının sevindirici olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:

“Sektör geçen yıl 189 farklı ülkeye ihracat gerçekleştirerek de ciddi bir başarı göstermiştir ancak geçtiğimiz yıl 15,5 milyar dolar ihracata karşılık, 40 milyar dolarlık ithalat yapmışız. Böyle bir dış ticaret açığı elbette kabul edilebilir değildir. Geçen sene ihracatımızın ithalatı karşılama oranı yüzde 65’ti. Kimya sektöründe ise bu oranın sadece yüzde 38 civarında olduğunu görüyoruz. Ülkemizin 2014 yılı dış ticaret açığının 84,5 milyar dolar olduğunu düşünürsek bunun yüzde 30’a yakın kısmı kimya sektöründen kaynaklanıyor. Bu açığa esas olarak sanayicimizin ara malı ithalatı neden olmaktadır. Yurtiçi üretimin yetersizliği dolayısıyla sanayici mecburen ithalata yönelmektedir. İthalatı yapılan ara malların büyük bir bölümünü ise petrokimyasal ürünler oluşturuyor.”

“Bu tablo ara malı üretiminin ne kritik bir konu olduğunu ortaya koyuyor”

Bu tablonun ara malı üretiminin ne kadar kritik ne derece stratejik bir konu olduğunu açık bir şekilde ortaya koyduğunu vurgulayan Işık, özellikle sanayicinin ihtiyaç duyduğu ara malları üretmeye başlayabilirlerse hem ithalatı azaltacağını hem de ihracatı artıracağını söyledi.

Işık, TÜBİTAK Kimyasal Teknoloji Enstitüsü’nde çok önemli Ar-Ge projeleri yürüttüklerine işaret ederek, bu projelerle selüloz türevleri, füze yakıtı, asfalt katkıları, metanol, azido polimer veya yüksek enerjili infilak maddesi gibi çeşitli çıktılar elde ettiklerini, bu projelerde ortaya çıkan tecrübenin orta vadede reel sektör için ciddi bir kaynak teşkil edeceğini anlattı.

Enstitüde yürüttükleri projelerde, reel sektörün ihtiyaç duyduğu test ve laboratuvar altyapısını da geliştirdiklerini ifade eden Işık, bu kapsamda, özellikle bor ve diğer minerallerin test ve analizi ile polimer teknolojilerin test ve analiziyle ilgili iki önemli projenin başarıyla devam ettiğini sözlerine ekledi.

Bakan Işık’ın konuşmasının ardından basına kapatılan toplantıda, kimya sektörünün durumuyla ilgili sunum gerçekleştirilirken, sektör temsilcileri sorun ve taleplerini dile getirdi.

Kimya Sektörü Çalıştay'ı Kocaeli'de Gerçekleşti

 

Kaynak : Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı

Kimya Çalışma Grubu Hedefler Raporunu Yayınladı.

Kimya Çalışma Grubu Hedefler Raporunu Yayınladı.Kimya sanayiinin gelecek perspektifi değerlendirildiğinde aşağıdaki konuların ön plana çıktığı görülmektedir.
• Katma değeri yüksek üretim,
• Sürdürülebilir rekabet,
• Üretim için gerekli alt yapı,
• Güncel teknoloji,
• Ar-Ge ve inovasyon,
• Dış ticarette başarı,
2012/14 Sayılı Başbakanlık Genelgesine göre Onuncu Kalkınma Planı için oluşturulan “Kimya Sanayii Çalışma Grubu” ağırlıklı olarak bu hedeflerin detayları üzerinde durmuş ve “sürdürülebilir rekabetçilik” ön plana çıkmıştır.

RAPOR İÇİN TIKLAYINIZ !

Kimya sanayinin 2023’e kadar yeni yatırımlarla büyümesi ve 40 milyar dolarlık ihracat hedefine ulaşması için bir dizi ev ödevinin yapılması gerekiyor.
Kalkınma Bakanlığı koordinasyonunda 10. Kalkınma Planı çalışmaları kapsamında oluşturulan Kimya Çalışma Grubu tarafından hazırlanan raporda, sektörün 2023’te 40 milyar dolarlık ihracat hedefinin yakalanmasına yönelik önerilerde bulunuldu.
Rapora göre, Türkiye’de cari açığın azaltılması için kimya sanayinde yeni yatırımlara ihtiyaç bulunuyor. Ancak sosyal imkanların gelişmiş olduğu yerleşim yerlerine yakın yatırım yeri bulabilmek sektör için önemli bir sorun oluşturuyor.
Sektörde yeni yatırımlara ve bu yatırımların gerçekleştirileceği altyapısı uygun ihtisas organize sanayi bölgelerine (OSB) ihtiyaç bulunuyor.
Enerji maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle enerji verimliliği, üretimin niteliği için ise enerjinin sürekliliği sektör için hayati önem taşıyor.
Sektörün, demiryolu, liman ve karayolu taşımacılığı için uygun altyapıların bulunduğu yatırım yerlerine ihtiyacı bulunuyor.
Sektördeki piyasa gözetiminin yetersiz oluşu, standart dışı ürünlerin kolayca piyasaya girmesi, piyasanın her tür ithal ürüne açık olması, üreticileri olumsuz etkiliyor, yabancı yatırımları engelliyor.

Yenilikçilik teşvik edilmeli
Kimya alanındaki faaliyetleri yenilikçiliğe teşvik eden, yenilikçilik kültürünü oluşturmaya yönelik (kamunun yenilikçi ürün talebini oluşturması, depreme dayanıklı, enerji verimliliği yüksek konutlar için ürün talebi gibi) düzenlemeler gerekiyor.
Diğer sektörlere girdi sağlayan ana kimya sanayinde Türkiye’nin yatırım ihtiyacı bulunuyor. Diğer sektörlerin rekabet güçlerini olumlu etkileyecek ana kimya sanayi yatırımlarının arttırılmasının önemi vurgulanıyor.
Ana kimya sanayinde ölçek ekonomisini yakalayabilen büyük şirketlerin varlığına ihtiyaç duyuluyor. Mevcut KOBİ yapısından bu tür şirketlere geçilebilmesi için KOBİ’lerin birlikte çalışabilmesi, birleşmelerinin teşvik edilmesi gerekiyor.
Kimya sanayinde, KOBİ‘lerin, bugünkü yapıları ile sektörde artan küresel mevzuatı takip etmeleri ve uymaları mümkün görünmüyor. Söz konusu mevzuatın takip edilmesi ve uyumu için KOBİ’ler arasında işbirliğine imkan verecek veya KOBİ’lerin bir araya gelmelerini sağlayacak modellerin geliştirmesine ihtiyaç bulunuyor.

Kanunlar olaylara ve güncel taleplere göre değişmemeli
Sektörde faaliyet gösteren mevcut firmaların verimliliklerini arttırmak amacıyla kümeleşmenin desteklenmesi gerekiyor. Ancak kümeleşme firmaların sadece bir arada faaliyet göstermesi şeklinde değil, firmaların birbirleri ile üretim entegrasyonunu sağlaması yoluyla gerçekleştirilmesi önem taşıyor.
Sektörde en büyük 500 sanayi kuruluşu listesinde yer alan 27 şirket yer değiştirmeye zorlanıyor. Söz konusu şirketlere ihtiyaç duyulan özelliklerde OSB’lerin sağlanması gerekiyor.
Olaylara ve güncel taleplere göre kanuni düzenleme yapılması yerine mevcut kanunların (OSB, serbest bölge, endüstri bölgeleri gibi) bütüncül olarak ele alınmasına ve dünya örnekleri incelenerek temel düzenlemeler yapılmasına ihtiyaç bulunuyor.

Kimya Çalışma Grubu Hedefler Raporunu Yayınladı.

 

Kaynak : trtturk

Kimyasallar ve Kimyasal Ürünler İmalatı Sanayi Sektör Raporu Açıklandı. “Çare Kümelenme”

Kimyasallar ve Kimyasal Ürünler İmalatı Sanayi Sektör Raporu Açıklandı. “Çare Kümelenme” İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) hazırladığı “Kimyasallar ve Kimyasal Ürünler İmalatı Sanayi Sektör Raporu”na göre, Türkiye’nin kimyasal ürün ihracatı 2007-2013 döneminde iki kat artarak 6 milyar dolara çıktı.

İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) kimya sanayi meslek komiteleri ve sivil toplum kuruluşları katkılarıyla oluşturulan “Kimyasallar ve Kimyasal Ürünleri İmalatı Sanayi Sektör Raporu” açıklandı. Buna göre kimya sanayinin alt sektörlerinden kimyasallar ve kimyasal ürünler imalatı sanayi ihracatı 2007-2013 döneminde iki kat artarak 6 milyar dolar oldu. Sektörün toplam ihracat içindeki payı da yaklaşık yüzde 4’e çıktı. İhracat birim değeri yüzde 66 artan sektör, imalat sanayi ortalama değer artışını 8 puan geçti. Sektörün yine 2013 yılında ithalatı 25 milyar dolar, toplam Türkiye ithalatındaki payı da yaklaşık yüzde 10 olarak gerçekleşti.
Tüm sanayi dallarına ham madde ve ara ürün üreterek ekonominin gelişmesine katkıda bulunan Türkiye kimya sanayinin 2023 yılında 17 milyar dolar ihracat hedeflediği belirtilen raporda; bu hedefe ulaşmak için ham madde ve ara malı üretim kapasitesinin artırılması, yüksek katma değerli ürün üretimi ve sanayinin kümelenmesi gibi tedbirler alınması gerektiği ifade edildi.

İthalatta bağımlılığın azaltılması için destek şart

İSO Kimyasallar ve Kimyasal Ürünler İmalatı Sanayi Sektör Raporu, sektör temsilcilerinin de katıldığı toplantı ile açıklandı. Açılış konuşmasını yapan İSO Yönetim Kurulu Üyesi Nahit Kemalbay, “Tüm sanayi dallarına ara ve ham madde sağlayan kimya sektörünün rekabetçi yapıya kavuşturulması ve ithalatta bağımlılığın azaltması için gerek AR-GE gerekse üretim maliyetleri açısından desteklenmesi önem taşımaktadır” dedi.
Kimyasallar ve kimyasal ürünler imalatı sektörünün, imalat sanayimizde üretilen katma değerin yüzde 4,5 gibi önemli bir miktarını oluşturduğunu belirten Kemalbay “Sahip olduğu ürün çeşitliliğiyle hemen hemen tüm sanayi dallarımıza ham madde ve ara ürün sağlayan sektör son derece stratejik bir öneme sahiptir. Bu nedenle, kimya sektörümüzün rekabetçi bir yapıya kavuşması, özellikle ithalata bağımlılıktan doğan dezavantajlarını azaltacak politika ve yatırımlarla desteklenmesi sanayimizin tümü açısından büyük önem taşımaktadır” şeklinde konuştu.

Raporun sunumunu yapan İSO Danışmanı Dr. Can Fuat Gürlesel sektörün kapsamının geniş olmasından dolayı raporun kapsamının da oldukça geniş olduğunu belirterek sektörün imalat sanayi ortalamasının üzerinde büyüdüğünün altını çizdi. Gürlesel “Genellikle sektörlerin ihracat rakamlarının Türkiye’nin ihracatı içindeki payı yatay seyir izlerken kimyasallar ve kimyasal ürünler sektörü payını artırdı. Önümüzdeki dönemde ham madde ve ara malı ürünlerdeki dışa bağımlılığın azaltılması gerekir” dedi.

Cari açığın panzehri kimya sanayinin kümelenmesi

Raporun açıklanmasının ardından düzenlenen ve moderatörlüğünü İSO Danışmanı Can Fuat Gürlesel’in yaptığı panelde konuşan İSO 17. Grup Temel Kimya Sanayi Meslek Komitesi Başkanı Haluk Erceber, tüm sanayi dallarına ham madde ve ara madde sağlaması nedeniyle olmazsa olmaz bir özelliğe sahip olan kimya sanayinin, Türkiye’nin dış ticaret açığında ikinci büyük paya sahip olduğunu söyledi. Sektörün dış ticaret açığına katkısının şu anda 29 milyar dolara çıktığına dikkat çeken Erceber, “Çünkü Türkiye kimya sektöründe ithalat kapılarını ardına kadar açtı. Bu açığın gelecekte 80-90 milyar dolarlara çıkmasından endişe ediyoruz. Bu durumun panzehri kümelenmedir ancak Türkiye’de kimya alanında kümelenme yok. Ekonomisi güçlü ülkelerden ve bu alanda yılda 200 milyar doların üzerinde ihracat yapan Almanya’da 50’den fazla kümelenme var. Türkiye’nin pazar odaklı kümelenme kurması gerektiği ortada. Uygulamaya geçmek ve katkılarını görmek lazım. Kümelenme olsaydı sektörün cari açığa katkısı 29 milyar dolardan 12 milyar dolara düşerdi. Türkiye’deki kimya sanayini oluşturan firmaların sadece yüzde 1’i büyük ölçekte fakat gelişmiş ülkelerde bu oran yüzde 56” dedi.
Chemport Kimya İhtisas Endüstri Bölgesi Kümelenme Projesi’nden bahseden Haluk Erceber, “Sanayisi kuvvetli bir ülkeden bahsetmek için o ülkenin sanayisi kimyada kuvvetli olması gerekir. Kimya sanayi ana sektörlerin başında geliyor. Ancak Türkiye’de kimya alanında kümelenme hiç yok” diye konuştu.

Makine ve ekipman desteği şart

İSO 18. Grup Boya, Vernik, Reçine ve Çeşitli Kimya Sanayi Meslek Komitesi Üyesi Adil Pelister, mevzuatlara takılan kimya sanayinin şevkinin kırıldığını söyleyerek, “Kimyasal ürünlerin girmediği alan yok. Dolayısıyla dünyada olduğu gibi Türkiye’de de bu sektöre önem vermek durumundayız. Kimya sektörünün 2023 yılı hedeflerinde 50 milyar dolar var. Bu sene 18 milyar dolar ihracat oldu. Bu rakamın aşağı yukarı iki misline çıkmamız gerekiyor. Özellikle nitelikli eleman ve mevzuat konusunda sıkıntı yaşıyoruz. Mevzuatlar büyüme hedefimizi bir nebze kırıyor. Kimya ithalata dayalı bir sanayi. Bu yüzden yatırımlarda KKDF kalkmalı ve teşvikler verilmeli. Rantı önleyen, üretimi artıran tedbirler alınmalı” dedi.

İSO 19. Grup Sabun, Deterjan, Kozmetik ve Esans Sanayi Meslek Komitesi Başkanı Sevda Arıkan, ilgili sektörün geçmişini değerlendirerek, “Sektördeki gelişim dünyadaki gelişimle çok paralel. Ayakta kalmanın tek yolu dünyaya ayak uydurmanın yolundan geçiyor. Sabunun geçmişine baktığımızda MÖ 3000’li yıllara Roma’da varlığını görebiliyoruz. Yine MÖ 2000’li yıllarda Babil’de de sabunun izine rastlıyoruz. Daha sonra temizlik ürünleri Orta Doğu’dan Avrupa’ya geçiyor. Çamaşır makineleri ile birlikte katı sabun toz haline geliyor. Kozmetik ürünleri ise MÖ 11. yüzyıla kadar uzanıyor. 1900’lü yıllarla birlikte kozmetik sektörü hızla gelişiyor. Bugün bu alanlarda petro-kimya ürünler yerine bitkisel bazlı ürünler tercih ediliyor” dedi.

Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Timur Erk, Türkiye’nin gelişmesinin kimya sanayinin gelişmesine bağlı olduğunu dile getirerek şunları söyledi: “Türkiye’de 12 yıldır yatırım ortamının iyileştirilmesine çalışıyoruz. Artık yüzlerce milyon dolarlık yatırım yapıp yedi yılda geri dönüşümünü bekleyemeyiz. Yok böyle bir şey. Kimya sanayi, bir ülkenin sanayisinin gelişmişlik göstergesidir. ABD ve Almanya gibi gelişmek istiyorsak, kimya endüstri bölgeleri ve AR-GE, inovasyon merkezleri kurmalıyız. Ayrıca kimya sanayinin gelişimi için makine ve ekipmanda hibe desteği şart. Tek avantajımız olan genç nüfusu çok iyi eğitmeli ve entelektüel sermayeyi geliştirmeliyiz.”

Boya Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Faik Bitlis boya sektörünün diğer kimyasal ürünlere göre daha az risk taşıyan bir sektör olduğunu belirterek sadece inşaat boyası değil sanayi boyası alanında da büyük fırsatlar olduğunu belirtti. Bitlis “Dünyada boya sektöründe Batılı ülkelerin büyümesi yatay seyir izlerken Asya ülkeleri büyümelerini sürdürüyor. Türkiye Asya ülkeleri kadar olmasa da önümüzdeki dönemde de büyümesini sürdürecektir. Dünyadaki trendlere bakarsak solvent bazlı boyalar yerine su bazlı boyaların öne çıktığını ve daha çevreye saygılı boya çeşitlerinin rağbet gördüğünü gözlemliyoruz” şeklinde konuştu.

Kimya sanayinin imalat sanayi içerisindeki konumundan ve yakın dönemdeki gelişmelerden bahseden Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Sanayi Genel Müdürlüğü, Kimya Sanayi Şube Müdürü Orhan Çetinkaya, “2023 hedefleri ancak AR-GE ve inovasyon konularına önem vererek, üniversite-sanayi iş birliğini geliştirerek, teknoloji kapasitesini artırarak gerçekleştirilebilir. Bu nedenle Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak yeniden yapılandık. Sanayinin yapısal dönüşümü için stratejik planlama yaklaşımını benimsedik. Türkiye’nin Sanayi Strateji Belgesi’ni (2011-2014) hazırlayıp, vizyonumuzu orta ve yüksek teknoloji ürünlerde Avrupa’nın üretim üssü olmak olarak belirledik” dedi.
Panelin ardından söz alan Boya Sanayicileri Derneği Genel Sekreteri Tufan Çınarsoy “Ortaya koyulan stratejik hedefler yetkililerce eylem planına dönüştürülmeli. Ülke olarak rekabet edebileceğimiz ve büyüyeceğimiz alt sektörler tespit edilip buralara yoğunlaşmalıyız. Yeni bir ekonomik modeli benimseyip geçmişte koyulan hedefleri revize etmeliyiz” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin en güçlü yönü; ileri teknoloji kullanımı
Üretim değeri 2012 yılı itibarıyla 125 milyar TL olan Türkiye kimya sanayinin dört alt sektöründen biri olan kimyasallar ve kimyasal ürünler imalatı sanayinde; 2012 yılı itibarıyla girişim sayısı 3 bin 660, istihdam sayısı 62 bin 483, yaratılan katma değer 5.9 milyar TL olarak gerçekleşti. Üretim değeri 2006-2012 döneminde iki katı artarak 35.2 milyar TL’ye ulaştı.
Kimyasallar ve kimyasal ürünler imalatı sanayinin alt sektörlerinde boya sanayi, hem yüzde 18’lik oranla en yüksek katma değeri hem de yüzde 20 pay ile en yüksek üretim değerini gerçekleştirdi. Alt sektörlerde en yüksek yatırımı da yüzde 28,1 payı ile temizlik ürünleri alt sanayi yaptı.
Raporda Türkiye’nin güçlü yönleri arasında üretimde ileri teknoloji kullanımı ve üretim çeşitliliğinin yüksek olması sayılırken ham madde ve ara malı kullanımında yurt dışına bağımlı olması da zayıf yönü olarak öne çıktı.

İhracatta ilk sırada Irak var, Çin üçüncülüğe yükseldi

Dünya kimyasallar ve kimyasal ürünler ihracatındaki payı yüzde 0,5 olan Türkiye’nin 2013 yılında en büyük pazarları; Irak, İran, Rusya ve Azerbaycan oldu. Çin sektörün üçüncü büyük pazarı haline geldi. Sektör en çok ihracatı 443 milyon dolarla Irak’a gerçekleştirirken, bu ülkeyi 359 milyon dolarla İran ve 351 milyon dolarla Çin takip etti. Sektörün dünyadaki en büyük ihracatçı ülkeleri sırasıyla ABD, Almanya, Çin olurken; en büyük ithalatçı ülkeleri ise Çin, ABD ve Almanya oldu.
Sektörde en çok ihraç edilen ürün; 890 milyon dolar ile inorganik kimyasal ürünler ile organik ve inorganik bileşenler oldu. Bunu 457 milyon dolar ile sabunlar ve 361 milyon dolar ile yıkama ve temizleme ürünleri izledi.
Raporda Türkiye’nin petrol ve doğalgaz rezervlerinin yeterli olmaması ve yeterli bir petrokimya üretim kapasitesine sahip olunmaması nedeniyle kimyada ithalata bağımlılığın devam ettiği belirtildi.

Kimyasalda 12 stratejik hedef belirlendi

Raporda Türkiye kimyasallar ve kimyasal ürünler imalatı sanayinde belirlenen 12 stratejik hedef şöyle:
Ham madde ve ara malı üretim kapasitesinin artırılması,
Organize ihtisas sanayi bölgeleri kurulması ve kümelenme,
Küresel ölçekte liman ve alt yapı sağlanması,
Yüksek katma değerli ürünlerin üretimi,
Enerji maliyetlerinin düşürülmesi, çevre yatırımları ve harcamalarının desteklenmesi,
Araştırma geliştirme faaliyetlerinin artırılması,
AB mevzuatına uyum çerçevesinde firmaların teknik ve mali olarak desteklenmesi,
2023 yılında 17 milyar dolar ihracat yapılması,
Yatırım teşviklerinin iyileştirilmesi ve yatırım finansman olanaklarının artırılması,
Sektör üzerindeki dolaylı ve dolaysız vergi yükünün azaltılması,
Nitelikli insan kaynakları yetiştirilmesi,
Test, ölçme, sınıflandırma ve belgelendirme için akredite kurumlar ve laboratuvarların varlığı.

İSO, Kimyasallar ve Kimyasal Ürünler İmalatı Sanayi Sektör Raporu’nu Açıkladı

 

Kaynak : http://www.iso.org.tr/

II. Uluslararası Proses Güvenliği Sempozyumu ve Sergisi 22-24 Ekim 2015 Tarihleri Arasında

II. Uluslararası Proses Güvenliği Sempozyumu ve Sergisi 22-24 Ekim 2015 Tarihleri Arasında. Önlem Dergisi 2008 yılında yayın hayatına başlamış ve sektörünün ilk özel dergisi olma özelliğini taşımaktadır. 2008 yılından bu yana İSG, yangın, acil durum, risk yönetimi ve çevre yönetimi alanlarında iki ayda düzenli olarak bir yayınlanmaktadır. Dergimizin birinci sayısından itibaren Endüstriyel Kaza Tarihi, Tehlikeli Kimyasalların Yönetimi gibi köşeleri ve benzer yayınları ile Proses Güvenliği konusuna özel bir önem verdi ve Türkiye’nin bu alandaki en zengin arşivini oluşturdu.

Başta kimya sanayi olmak üzere pek çok sektörde yaşanan yangın, patlama, kimyasal yayılması gibi olayların, sadece teknik önlemlerle önlenemeyeceği gerçeğinden hareketle geliştirilen Proses Güvenliği Yönetimi konusunda, Türkiye’de ilk defa I. Uluslararası Proses Güvenliği Sempozyum ve Sergisi’ni gerçekleştirdi.

2014 yılında başarıyla gerçekleştirilen sempozyumdan aldığımız olumlu geri dönüşler neticesinde, II. Uluslararası Proses Güvenliği Sempozyumu ve Sergisi, 22-24 Ekim 2015 tarihlerinde gerçekleştirilecek.

Mevzuat ve standartlardan proses kontrolüne, patlayıcı ortamlara yönelik çalışmalardan değişim yönetimine, kimyasalların yönetiminden tehlike ve risk analizlerine, fonksiyonel güvenlikten proses kontrol sistemlerine kadar geniş bir yelpaze oluşturan Proses Güvenliği Yönetimi kavramının tartışılacağı bu sempozyumda kurumlerın değerli desteği büyük önem taşıyor.

Bu kapsamda, 22-24 Ekim 2015 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleşecek olan II. Uluslararası Proses Güvenliği Sempozyumu ve Sergisine katılımınızı bekleriz.

Sempozyum Ana Konuları

Güvenli proses tasarımı
• SIS, SIF, SIL belirlenmesi
• Fonksiyonel güvenlik
• Güvenliği arttırıcı proses otomasyon sistemleri
• Kimyasallara maruz kalma etkilerinin incelenmesi
• HAZOP, LOPA, ETA, FTA, gibi proses tehlike analizleri
• Etki şiddetinin belirlenmesine yönelik simülasyonlar
• Domino etkisinin belirlenmesi
• Proses güvenliğinde kullanılan diğer yazılımlar
• ATEX ve ekipman seçimi
• ATEX’e uygun ekipmanların bakımı, işletilmesi
• Tehlikeli bölge sınıflandırması
• Büyük endüstriyel kazaların önlenmesine yönelik politika ve yönetim sistemlerinin geliştirilmesi
• Güvenlik raporu hazırlanması
• PGY açısından iyi uygulama örnekleri
• Tehlikeli kimyasalların yönetimi ve PGY arasındaki ilişki
• Çevre Yönetimi ve PGY arasındaki ilişki
• İSG ve PGY arasındaki ilişki
• Alt işveren yönetimi ve PGY arasındaki ilişki
• Değişiklik yönetimi ve PGY arasındaki ilişki
• Acil durum yönetimi ve PGY arasındaki ilişki
• Güvenlik kültürü inşa süreci
• Çalışanların eğitimi
• PGY ve çalışan yetkinliklerinin yükseltilmesi
• Proses güvenliği ve insan faktörü
• Büyük endüstriyel kazaların incelenmesi
• Türkiye’de PGY açısından mevzuat ve standartlar
• Kamu denetimi ve PGY
• Arazi planlaması ve arazi planlamasının büyük endüstriyel kaza kavramı ile ilişkisi
• PGY’ye dair organizasyon önerileri ve prosedürler

Destekleyen Kurumlar

Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği
Kocaeli Üniversitesi
Türkiye İş Güvenliği İş Adamları Derneği
TMMOB Kimya Mühendisleri Odası
TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası
Petrol Sanayi Derneği

Sempozyum İnternet Sayfası  :  http://www.prosesguvenligi.org/?lang=tr_tr

II. Uluslararası Proses Güvenliği Sempozyumu ve Sergisi 22-24 Ekim 2015 Tarihleri Arasında

‘Chemport’ 5 Milyar Dolar Yatırımla Biga’da Kurulacak

‘Chemport’ 5 Milyar Dolar Yatırımla Biga’da Kurulacak. Kimya ihtisas bölgesi somutlaşıyor. 5 milyar euroyu bulabilecek projenin fizibilitesi tamamlandı. Kimya ihtisas bölgesi somutlaşıyor. 5 milyar euroyu bulabilecek projenin Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın, bir yıl önceden verdiği ‘fizibilitesini getirin’ talimatıyla fizibilitesi tamamlandı. Babacan, bu kez projenin başlatılması talimatı verdi. Bu gelişmeleri Kimya Sanayicileri Derneği Başkanı Timur Erk anlattı. Erk,”Sanayi Bakanımız Fikri Işık’a da sunum yapıldı. Sanayi Bakanlığı’nda teknik komite kurulduğunu öğrendik” dedi.

Bu projenin önemi şuradan geliyor: Türkiye, akaryakıt, yağlar vs. hariç kimyasallar dış ticaretinde 25 milyar dolar açık veriyor. Bu bölge, özellikle ithalata konu olan bu ürünleri, ara girdileri üretmeyi amaçlıyor. Erk’in analizine göre bu 25 milyar dolarlık açığın en azından yarısının üretilmesi mümkün… Kimya İhtisas Bölgesi işte bunu yapacak. Bu projenin başka bir özelliği daha var: Türkiye’de şimdiye kadar kurulmuş bütün ihtisas bölgelerinden daha komplike bir yapıya sahip olacak. Bunun için alt ve üst yapılar dahil nihayetinde 5 milyar euroluk bir yatırım gerekecek. 5 milyar euro, dolar olarak ifade edersek 7 milyar dolar demek!

A.T. Kearney fizibilite yaptı

Projenin fizibilitesini A.T. Kearney yaptı. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’a 29 Nisan’da yapılan sunumda şirket yetkilileri de bulundu. Kimya Sanayicileri Derneği Başkanı Timur Erk, “Ben daha önce konuyu TOBB Ekonomi Şurası’nda günde getirmiştim ama zaten 1.5 – 2 yıldır üzerinde çalışıyoruz. Bir yıl önce sayın Babacan, çalışın talimatı vermişti. Uzman şirketler vasıtasıyla sağlıklı bir fizibilite çalışması yapılmasını istemişti. Onu tamamladık, A.T. Kearney’le yaptık. Projenin çok fizibil olduğu ortaya çıktı. Sanayi Bakanlığı’nda Teknik Komite kuruldu. Kimya sanayinin dış ticaret açığı 25 milyar dolardır, yağlar ve yakıt hariç… Bu proje daha önceden gerçekleşmiş olsaydı, bunun yarısından kurtarırdık. Ayrıca sektörün 2023 ihracat hedefi açısından da böyle bir proje zorunlu” dedi.

Fizibilite sırasında proje için gerekli olan binlerce dönüm arazi konusu da araştırıldı. Erk, “Biga ile Bandırma arasında 30 bin dönümlük bir alan tespit edildi. Başlangıçta 15 bin dönümle yola çıkılabilir. Burada 20-25 arası şirket, Türkiye’de üretimi olmayan ara girdi niteliğinde, katma değeri yüksek ürünlerin üretimine başlayabilir” dedi.

Birim kilo fiyatı 3 dolar kriteri

“İhtisas Bölgesi” statüsünde olması düşünülen bölgede isteyen her firma değil de bir kümelenme yaratabilmek için, birbirini destekleyen, Türkiye’nin ithalatı yüksek ara girdileri üreten firmalar tercih edilecek. Başka bir kriter de katma değeri yüksek ürünler üretmek. Timur Erk, “Bir kriteri de ihracatta birim kilo fiyatı 3 doların üzerinde olması” dedi. Türkiye’nin toplam ihracatında birim kilo değerinin 1.5 dolar civarında! Erk, bundan sonraki gelişmeler konusunda şu bilgileri verdi: “Şimdi biz Chemport Kimya Sanayicileri Platformu gibi bir yapı oluşturacağız. Kamulaştırma yapılacak. Bölgede kamu arazileri ve küçük özel mülkler var. Meyilli bir arazi. Denize yakın. Arkasından enerji hattı geçiyor. Demiryolu geçiyor. Burası belirlenecek metrekare fiyattan sanayicilere 30 yıllığına tahsis olacak. Kümelenme modeli. Her bir üretici birbirini destekleyen ürünler üretecek. Fabrikalar arasında boru hattı bağlantıları düşünüyoruz.”

En önemli yapı liman

Projede neler olacak? Bu 5 milyar euroluk yatırım nereye gidecek? Timur Erk’in ifadeleri şöyle: “Burası limansız olmaz. Tehlikeli kimyasalların Boğazlar’dan geçişini de önlemek için liman zorunlu. A.T Kearney raporuna göre 3 milyar euroluk altyapı yatırımı gerekiyor. Liman, iskele, su, elektrik, enerji hatları vs. Üst yapısı da rahat 2 milyar euro dediğimizde 5 milyar euroluk bir proje. Bunun örnekleri var dünyada. Biz de zaten o örneklerden yola çıktık.”

p

 

Kaynak : ekoayrinti