V. Uluslararası Polimerik Kompozitler Sempozyumu Gerçekleştirildi

V. Uluslararası Polimerik Kompozitler Sempozyumu Gerçekleştirildi. V. Uluslararasi Polimerik Kompozitler Sempozyumu ve Çalıştayları 2-4 Kasım 2017 tarihinde İzmir-Tepekule Kongre Merkezinde Kimya Mühendisleri Odası Ege bölge Şubesi tarafından gerçekleştirildi.

Sempozyumda; polimerik kompozit malzemelerin üretimi, kullanımı ve geliştirilmesi alanında bilimsel ve teknik bilgi paylaşımı, ilgili endüstriyel sektörlerde teknolojik birikimin artırılması, uygulamaya aktarımda karşılaşılan sorunların tartışılması ve çözümler aranması, yetişmiş insan gücü potansiyelinin artırılması gibi konular tartışılmıştır.

Sempozyumun bu yılki ana temasını; Savunma Sanayi ve Yenilenebilir Enerji Alanında Polimerik Kompozit Malzemeler, Üretim Teknolojileri ve Uygulamaları oluşturmuştur.

Sempozyum genel olarak; polimerik kompozitlerin temel bileşenleri, kompozit ara ürünler, üretim teknolojileri, kompozit malzemelerin karakterizasyonu ve testleri, biyoesaslı kompozitler, medikal uygulamalar için kompozitler, çevresel etki, atık yönetimi ve sürdürülebilirlik, sektöre ilişkin mevzuat ve standartlar ile iş sağlığı ve iş güvenliği, eğitim ve mesleki yeterlilik konularını işlemiştir.

Üç gün boyunca iki farklı salonda gerçekleştirilen sempozyumda on beşi çağrılı olmak üzere toplam altmış beş bildiri sunulmuş, iki panel ve uygulamalı bir çalıştay gerçekleştirilmiştir. Günlük ortalama 170 kişinin izlediği oturumlar poster değerlendirme ve kapanış oturumu ile sona ermiştir.

Sempozyuma Kimya Mühendisleri Odası Başkanı Dr. Ali Uğurlu sempozyum açılışında aşağıdaki konuşmayı yapmıştır.

“Kompozitler insanlık tarihi kadar eski malzemelerdir. Anadoluda kerpiç saman karışımı bilinen ilk kompozitlerdendir. Polimerik kompozitler ise 20. Yüzyılda insanlığın kullanımına girmiştir.

Sanayi devrimi sonrası her alanda ve her ortamda ortaya çıkan sanayileşme nedeniyle yapay malzemelerin kullanıldığı ortamlar da farklılaşmıştır. Malzemelerin hayatın çok farklı alanlarında kullanılır olması ondan beklenilen karakteristik özellikler ve performansı da tartışılır hale getirmiştir. Geleneksel malzemeler bu anlamda bazı özelikleri itibari ile yetersizdir. İşte kompozit üretmenin altında da bu anlayış yatmaktadır. Malzemenin zayıf özelliklerini güçlendirmek, kullanıldığı yerde hangi etkiye maruz kalacaksa o etkiye karşı dayanımını arttırmak ya da malzeme özeliklerini istenilen yönde değiştirebilmek için yüzyıllardan bu yana birçok malzemede katkı maddesi kullanılmıştır.

Polimerlerin de hayatın farklı alanlarda kullanılması sonucu polimerlerin kullanıldığı ortamda kendisinden beklenilen performans kriterlerini yükseltmiştir. Polimer malzemelerin bazı özellikleri nedeniyle zayıf olduğu bilinir. Bu nedenle zayıf olan bu özeliklerini güçlendirmek için karbon, cam, vs liflerin kullanılmasıyla birlikte polimerlerin birçok özeliği güçlendirilerek kullanım alanları genişlemiştir.

Yirminci yüzyılda insanlığın kullanımına giren, Türkiye‘de ve dünyadaki önemi gittikçe artan polimerik kompozit malzemeler üretimi ve kullanımı her çeşit sanayide ve yaşamda geniş uygulama alanları bulmuş, geleceği de şekillendirecek teknolojik malzemelerdir.

Basitçe söylemek gerekirse karbon zincirlerinden oluşan polimerler ve bunların günlük hayattaki kullanımı hepimizin malumudur. Kompozitler zayıf olan ya da malzemelerin zayıf özelliklerinin bir başka malzeme kullanılarak güçlendirilmesi sonucu ortaya çıkmış malzemelerdir. Kompozit, özellikleri açısından kendisini oluşturan malzemelerden daha iyi niteliklere sahiptir. Sanayileşme ve yapılaşmanın hayatın çok değişik alanlarında yaşanması, üretilen malzemelerin çok farklı ortamlarda kullanılması nedeniyle mevcut malzemelerin bazı özeliklerinin yetersiz kalma durumunu ortaya çıkarmıştır. Bu durum nitelikleri açısından daha üstün malzemelere ve yapılara olan gereksinimi arttırmıştır. Kolay işlenebilen, her türlü korozif etkiye dayanıklı, mekanik ve fiziksel özellikleri güçlü, durabilitesi yüksek, servis ömrü oldukça uzun, bulunduğu yer ve koşullarda en iyi performansı gösterebilecek yeni malzemelerin gerekliliği günümüz koşullarında tartışılmaz bir kabuldür. Polimerik kompozitler polimerlerin zayıf olan özeliklerinin yüksek oranda kullanılan cam, karbon ya da diğer elyaf çeşitleri ile güçlendirilmiş halidir. Bu lifler sayesinde malzemenin mekanik özelikleri güçlendirilmiş ısıl dayanımı arttırılmış olur. Günümüzde nano teknolojisindeki gelişmeler sayesinde nano boyutta ikinci ya da üçüncü malzemeler ekleyerek yüksek performanslı malzemelerin elde edilmesi mümkün olmuştur. Bu malzemeler de nano kompozitler olarak adlandırılmaktadır.

Özellikle yapı malzemeleri, havacılık sanayi, otomotiv, gıda, iletişim, ulaşım, sağlık ve enerji gibi sektörler polimerik kompozitlerin en fazla gereksinim duyulduğu alanlardır. Sanayinin öncüsü olan bu alanlarda hızla yaşanan gelişmeler yeni malzemelere olan gereksinimi de zorlamıştır. Bu nedenle Polimer esaslı kompozit malzeme teknolojisi hızla gelişmekte ve sektör tarafından neredeyse her gün bir yeni ürün piyasaya sürülmektedir. Öyle ki bu kompozitler geleneksel malzemelere karşı, fiziksel ve kimyasal avantajları sayesinde geleceğin malzemeleri olarak düşünülmektedir. Bilim adamları bu malzemeleri akıllı malzemeler olarak da tanımlamaktadır.

Sektörün gelişmesi, özellikle inşaat, enerji, savunma sanayi, havacılık, denizcilik, ulaşım, otomotiv sektörlerinde katma değeri yüksek malzemeler üreterek ithalatı azaltacak yönde ulusal ekonomiye ciddi katkılar da sağlamaktadır.

İlkini 2006 yılında gerçekleştirdiğimiz sempozyumdan bu yana çıkarılan sonuçlardan önemli görülenleri bir kez daha özetleyecek olursak;

1. Türkiye`de Polimerik yapıda malzeme üreten ve ürün geliştiren üretici ve alanda çalışan teknik personel; disiplinler arası bir birliktelikte bilim ve teknoloji üretimine ışık tutan birlikte çalışmanın bilincindedir.

2. Paydaşlar, bu doğru çalışma ve gelişmelerin bu yolla sektöre, ülkeye ve topluma getireceği yararın kaçınılmaz olduğunun farkındadırlar. Düzenlenen sempozyumlar, doğru bir gelişim için yetişmiş insan gücü gereksinimini yani uzman ve ara eleman eğitiminin önemini ortaya çıkarmıştır.

3. Bundan ötürü eğitim konusu başlı başına ele alınarak sanayi, meslek odası ve üniversiteler arası bir eşgüdümle yeniden planlanmalıdır. Meslek odalarında bulunan uzman ve birikimli insanların deneyimlerinden faydalanılmalıdır.

4. Malzeme biliminde ve uygulamalarında yeni, güçlü ve sürdürülebilir malzemelere gereksinim duyan ülkemizde ulusal bir pazar ve teknoloji yaratma konusunda sanayilerin, bilim adamlarının ve meslek odalarının önü açılmalı, üretim ve yenilikler teşvik edilmelidir.

5. Polimerik kompozitlerin bilinen kullanım alanlarının dışında yeni alanlarda ve işlerde kullanılabilmesi için ve paydaşların araştırma yapmaları teşvik edilmeli ve yeni uygulamalar yeni yönetmelik ve standartlar ile desteklenmelidir.

6. Avrupa Topluluğunda Ekonomik Faaliyetlerin İstatistiki Sınıflaması olarak bilinen NACE kodlarında kompozit sektörüne yönelik herhangi bir kod bulunmaması, bulunan kodların yetersizliği ve sektör temsilcilerinin farklı gruplar altında etkin olamaması gibi nedenler birlikte karar alma ve uygulama yeteneğini güçleştirmektedir. Ulusal ekonomi ve bilim gereklilikleri nedeni ile bizim için de önemli olan bu durum için paydaşlar kompozit alanını kapsayacak olan NACE kodlarının oluşturulması için inisiyatif kullanmalıdır.

7. Dışa bağımlılığı azaltacak şekilde; yerel hammaddelerle ve daha ekonomik ürünler geliştirebilmek için sektörün önündeki sorunlar hükümet tarafından çözülmelidir.

8. Hammadde sıkıntıları nedeniyle ülkemize girdi sağlayan Petkim ve Cam Elyaf gibi kuruluşlar sektörün ihtiyacını tek başlarına karşılayamamaktadır. Bunun için yeni yatırımların desteklenmelidir.

9. Kullanım alanlarının genişlemesi nedeniyle kompozit malzemelere olan ilginin artması sonucu, ürün altyapısında kalitesizlik ve kayıt dışılık da yaşanmaya başlanmıştır. Ürün kalite kontrolünü uluslararası test ve standartlara uygun yapabilecek donanımlı akredite laboratuarlara ihtiyaç ne yazık ki halen giderilememiştir. Sektörde haksız rekabet ortamı yaratan bu duruma müdahale edebilmek için yasal mevzuat yeniden değerlendirilerek, ulusal bir planlama ve denetim zorunluluğu gerekliliği paydaşlar ve hükümetlerce kabul edilmelidir.

10. Kompozit sektöründeki işçi sağlığı ve güvenliği, atıkların yok edilmesi ve geri kazanılması gibi konularda yaşanan sıkıntılar ve sorunlar hepimizin malumudur. Atıkların toplanması ve sanayide özellikle enerji üretiminde kullanılması için paydaşlarca bir koordinasyon kurulu oluşturulmalıdır.

Değerli Katılımcılar her iş gibi bu sempozyum da yoğun bir emeğin ürünüdür. Her dönem onun üzerinde sempozyum ve kongre düzenleyen Odamız yönetim kurulu, geçenlerde Bilim sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Şikayeti ile Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olan bir dava sonucu görevine son verilmiştir. 12 Eylülün karanlık günlerinde TMMOB yasasına ilave edilen Ek 3 maddesi gerekçe gösterilerek odamız idari ve mali yönden denetlenmek istenmiştir. Anayasanın 135. Maddesinde bu denetimin yapılabilmesi için kanunla düzenleme yapılması açık seçik belirtilmişken ve bu kanuni düzenleme o zamandan bu güne hala yapılmamışken odamızın denetlenmek istenmesi hiyerarşik ilişki olarak algılaması nedeniyle siyasi bir hamle olarak değerlendirilmiştir.

Buna karşılık her dönem denetlenebilirliği ve şeffaflığı savunan TMMOB ve odamız bakanlık tarafından istenilen bütün belgeleri ve defterleri tarayarak oda web sitesinde bütün kamuoyunun denetimine ve görüşüne açılmıştır. Kurulduğu günden bu yana ülkesinin, halkının, mesleği ve meslektaşlarının yararı doğrultusunda bilim ve tekniğin katıksız savunucusu olan odamız ne yazık ki gelmiş geçmiş bütün siyasi iktidarların şimşeklerini üzerine çekmiştir.

Biz Kimya Mühendisleri Odası olarak daima demokrasiyi, insan haklarını, laik ve sosyal hukuk devletini, planlamayı ve sanayileşerek üretmeyi savunmuş bir oda olarak bundan sonra da bu ilkelerin savunucusu olmaya devam edeceğiz.

Sempozyuma emeği geçen başta Ege Bölge Şubemiz Yönetim Kuruluna, Şube çalışanlarımıza, bilim, düzenleme ve danışma kurullarına çaba ve emeklerinden ötürü çok teşekkür ediyorum.”

V. Uluslararası Polimerik Kompozitler Sempozyumu ve Çalıştayları 2-4 Kasım 2017 Tarihinde İzmir’de Yapılacak

V. Uluslararası Polimerik Kompozitler Sempozyumu ve Çalıştayları 2-4 Kasım 2017 Tarihinde İzmir’de Yapılacak. V. Uluslararası Polimerik Kompozitler Sempozyumu ve Çalıştayları 2-4 Kasım 2017 tarihinde İzmir – Tepekule Kongre Merkezinde gerçekleştirilecektir.

Daha önce gerçekleşmiş olan dört sempozyum ve çalıştaylar kapsamında polimerik kompozit malzemeler ile ilişkili temalarda davetli konuşmalar, sözlü ve poster sunumlara ilave olarak alanında öne çıkmış uzmanlar tarafından gerçekleştirilmiş kompozit üretimine yönelik çalıştaylar gerçekleştirilmiştir.

Bu sempozyum serileri sayesinde; polimerik kompozit malzemelerin üretimi, kullanımı ve geliştirilmesi alanında bilimsel ve teknik bilgi paylaşımı, ilgili endüstriyel sektörlerde teknolojik birikimin artırılması, uygulamaya aktarımda karşılaşılan sorunların tartışılması ve çözümler aranması, yetişmiş insan gücü potansiyelinin artırılması gibi yönlerden ülkemizde bu alanın gelişimine katkı sağlamak etkinliğin temel hedefidir.

Sempozyumun bu yılki ana temasını; Savunma Sanayi ve Yenilenebilir Enerji Alanında Polimerik Kompozit Malzemeler, Üretim Teknolojileri ve Uygulamaları oluşturmaktadır.

Bunun yanında sempozyum konularını oluşturan;

Polimerik Kompozitlerin Temel Bileşenleri,
Kompozit Ara Ürünler, Üretim Teknolojileri
Kompozit Malzemelerin, Karakterizasyonu ve Testleri
Biyoesaslı Kompozitler, Medikal Uygulamalar için Kompozitler
Çevresel Etki, Atık Yönetimi ve Sürdürülebilirlik
Sektöre İlişkin Mevzuat ve Standartlar
İş Sağlığı ve İş Güvenliği

Eğitim ve Mesleki Yeterlilik gibi konular üzerinde akademi ve sanayi arasında bilimsel ve teknolojik tartışmalara ve fikir alışverişine uygun bir ortam oluşturmak amaçlanmıştır.

Kimya Mühendisleri Odası Uyarıyor: Kırtasiye Malzemeleri ile Okul Araç ve Gereçlerine Dikkat

Kimya Mühendisleri Odası Uyarıyor: Kırtasiye Malzemeleri ile Okul Araç ve Gereçlerine Dikkat. Yeni eğitim döneminde okula yeni başlayacak 3 milyon öğrenciyle birlikte 20 milyonu bulan öğrenciyi kullanacakları kırtasiye malzemeleri ile okul araç gereçlerinden ötürü büyük bir tehlike beklemektedir…

Mesleki sorumluluğumuz nedeniyle öğrencilerin kantinlerde tükettiği gıdalar kadar, kullandıkları eşyaların da güvenli olması gerektiğine dikkat çekmek istiyoruz. Kimya Mühendisleri Odası olarak, öğrencilerin kullanacağı kırtasiye malzemelerindeki kimyasal risklerin kontrol altında tutulması gerekliliğini kamuoyuna duyuruyoruz. Her yıl olduğu gibi bu yıl da öğrencilerin düşlerini süsleyen ve özellikle ilköğretim çağında çocukların okul stresini eğlenceye dönüştüren kırtasiye ürünleri, bilinçsizce yapılan alış verişler sonucunda çocukların sağlığını bozabilen tehlikelere dönüşebilmektedir.

Raflarda yerini alan; hangi maddelerden üretildiği ve içeriği belli olmayan, güvenlik sınırını aşan kimyasal madde katkılı, abartılı, albenili kalem, silgi, su matarası, beslenme çantası gibi kırtasiye malzemeleri, ayakkabılar, okul giysileri çocuklarımızın sağlığını ciddi biçimde tehdit etmektedir. Keza aynı şekilde kantinlerde satışa sunulan markasız, ucuz, inorganik boyar maddelerin kullanıldığı şekerlemeler ve ucuz olduğu için yurt dışından ithal edilen yiyecek ve gıdalar, gıdaların konulduğu beslenme çanta ve sulukların birçoğu da ne yazık ki büyük risk oluşturmaktadır.

Kırtasiye malzemeleriyle okul araç ve gereçlerinin bazılarında hala fitalatlar, azo boyalar ve bazı ağır metaller kullanılmaktadır. Fitalatlar; plastiğin sert ve kırılgan özelliğini yumuşatmak ve bazı malzemelerde kullanılan boya ve kokuların uzun süre dayanmasını sağlamak amacıyla kullanılan toksik kimyasallardır. Tükürük ve ter yolu ile vücuda geçerek hormonal sisteme (üreme sistemi), endokronik sisteme ve karaciğere zarar verebilmektedir. Azo boyar maddeler ise doğal, rejenere ve sentetik elyafların boyanmasında ve renklendirilmesinde kullanılmaktadır. İki binden fazla çeşidi vardır. Bu durum kullanım alanını genişletmektedir. Azo boyar madde ile işlem görmüş malzemelerin uzun süreli ve vücut ile temas hali sonrasında insanlarda bazı kanser türlerine ve karaciğer hastalıklarına yol açtığı ve mutajenik etkilere yol açtığı bilinmektedir. Yine aynı şekilde antimon, arsenik, baryum, kadmiyum, nikel, krom, kurşun, civa ve selenyum gibi ağır metaller de değişik amaçlarla okul malzemelerinde kullanılmaktadır. Biyoduyarlılık sınır değerlerinde verilen limitlerin aşılması durumunda ter ve tükürük yolu ile vücuda taşınan bu maddeler vücutta birikmekte ve vücuttaki yararlı minerallerle yer değiştirmektedir. Bu durum insanlarda bazı kanser türlerinin görülmesinde ve bazı nörolojik sorunların ortaya çıkmasında önemli bir rol oynamaktadır. Yine sanayide boya inceltmek amacıyla kullanılan ve çok çabuk buharlaşabilen (uçucu madde)toluen, xylol, aseton, benzen, trikloretan, perkloretilen, halojenli hidrokarbonlar ve benzeri maddeler yapıştırıcı malzemeler Sağlık Bakanlığının “Uçucu Maddelerin Zararlarından İnsan Sağlığının Korunması Hakkında Yönetmelik” gereğince yasaklamasına rağmen ne yazık ki ne yazık ki hala kullanılmaktadır.

Yukarıda saydığımız bu tehlikeli kimyasalların bazıları 2011 yılında Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan “Bazı Tüketici Ürünlerinin Tehlikeli Kimyasal Madde İçeriğine Yönelik Piyasa Gözetimi ve Denetimine İlişkin Tebliğ” ile sınırlandırılmıştır. Bu gelişmelere rağmen piyasa tamamen denetlenememektedir. Sorun sadece okulların açılması sırasında akla gelmekte ve göstermelik denetimler yapılmaktadır. Özellikle merdiven altı üretimlerde ve uzakdoğudan dış alım yapılan ülke ürünlerinde yukarıda saydığımız tehlikeli kimyasallar limit sınırların üzerinde kullanılmaktadır.

Hangi ürünlerde ne tür riskler var?

Pastel boya, suluboya, oyun hamuru, silgi ve diğer boyalar: Bu ürünlerde kanserojen olduğu için yasaklanan azo boyarmaddeler ve plastik ürün, baskı ve boyalarda yumuşatıcı olarak katılan fitalatlar kullanılabiliyor. Aynı zamanda kanserojen olan fitalatlar, insanlarda ve hayvanlarda hormon sistemine zarar verebiliyor. Ayrıca astım ve üreme bozukluğuna da neden olabilen bu kimyasal, pastel boyalarda da bulunabiliyor. Çocuklarda sinir, bağışıklık sistemini tahrip eden ağır metaller de boyalar içerisinde tespit ediliyor. Kanserojen boyarmaddeler ise deri ile temas sonucu deri tarafından direkt emilerek kana karışıyor..

Kimya Mühendisleri Odası Uyarıyor Kırtasiye Malzemeleri ile Okul Araç ve Gereçlerine DikkatMakas, kalemtıraş, zımba: Öğrencilerin hemen her gün kullandığı bu ürünlerde, ağır metaller ve fitalatlar kullanılabilmektedir. Nikel, alaşım numunelerin kaplamasında, korozyona karşı direncinin artırılmasında ve sertliklerinin artırılmasında kullanılan bir madde olarak karşımıza çıkmakta… Uzun süre nikel içeren aksesuarlarla temas halinde olmak ciltte tahrişe ve alerjiye neden olmaktadır.

Çanta, beslenme çantası, kalem kutusu, matara ve kaplıklar: Bu ürünlerde de fitalatlar, azo boyarmaddeler, alerjen boyarmaddeler ve kanserojen boyarmaddeler bulunabilmektedir.. Kanserojen oldukları için yasaklanan poliaromatik hidrokarbonlar (PAH) ve tekstilde buruşmazlık, çekmezlik apresi, boya ve baskının korunmasında kullanılan formaldehit, çantaların önemli risklerinden. Alerji, tahriş, egzama ve akciğer kanserine neden olan bu kimyasal; önlük, pantolon ve çorap gibi tekstil ürünlerinde de bulunabilmektedir. Ülkemizdeki yasal mevzuata göre beslenme çantası ve su matarası gibi direkt gıda ile temas edecek ürünlerin, Gıda Tarım Hayvancılık Bakanlığından izin almaları ve bu iznin tarih ve numarasını ürünlerinde belirtmeleri yasal zorunluluk olmasına karşılık, firmaların buna uymadığı gözlenmektedir.

Kırtasiye malzemesi ve gereçleri satın alırken nelere dikkat etmeli?

Tercih edilecek ürün üzerinde TSE ve CE işaretlerinden en az birinin veya Avrupa Birliği tarafından güvenlik göstergesi olarak kabul edilmiş ‘EN 71-1, EN 71-2, EN 71-3 ve EN 71-9‘ normlarına uygun olmasına dikkat edilmelidir. Çocukların kullanacağı mataralar, şişeler ve beslenme çantalarının plastik olmamasına dikkat edilmeli, kokulu ve boyalı ürünlerden kaçınılmalıdır. Solvent bazlı kalemler kesinlikle satın alınmamalı, satın almada su bazlı, alkol bazlı kalemler tercih edilmelidir. Keza yapıştırıcı alımında da içerinde uçucu madde olan yapıştırıcılar kesinlikle satın alınmamalıdır.

Okullar açılırken mesleki ve toplumsal sorumluluğumuz gereği kamuoyunu bir kez daha uyarıyoruz.

TMMOB

Kimya Mühendisleri Odası

45. Dönem Yönetim Kurulu

Yazı Kimya Mühendisleri Odası Resmi Web Sitesinden Alınmıştır

III. Uluslararası Temizlik & Kişisel Bakım Ürünleri ve Üretim Teknolojileri Sempozyumu ve Sergisi 3 Kasım’da İzmir’de Yapılacak

III. Uluslararası Temizlik & Kişisel Bakım Ürünleri ve Üretim Teknolojileri Sempozyumu ve Sergisi 3 Kasım’da İzmir’de Yapılacak. ( ICPC 2016 ) Bu etkinlik temizlik ve kişisel bakım ürünleri ve üretim teknolojileri konularında yeniliklerin ve uygulanması gereken stratejilerin saptanmasına katkı vermek amacı ile TMMOB Kimya Mühendisleri Odası (KMO), Ege Bölge Şubesi koordinatörlüğünde ilgili sanayi ve bilim çevrelerinin katılım ve katkıları ile düzenlenmektedir. KMO aynı konuda 1997, 2000 yıllarında ulusal, 2011 ve 2013 yıllarında uluslararası olmak üzere dört başarılı sempozyum düzenlemiştir.

Bu yıl düzenlenen etkinliğimizde, insan ve toplum sağlığı, çevre duyarlılığı ve sürdürülebilir yaşam ilkeleri gözetilerek, temizlik ve kişisel bakım ürünleri ve teknolojilerinin, sektörün tüm tarafları ile tartışılması ve geleceğe yönelik yol haritasının belirlenmesi amaçlanmıştır.

Etkinlik “ III. Uluslararası Temizlik & Kişisel Bakım Ürünleri ve Üretim Teknolojileri Sempozyumu ve Sergisi” adıyla 3-5 Kasım 2016 tarihleri arasında, İzmir Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi’nde gerçekleştirilecektir. Sempozyum ile ilgili geniş bilgiye www.kmoetkinlik.org adresinden ulaşabilirsiniz.

SEMPOZYUM KONULARI

Hammaddeler ve Formülasyon
Çok İşlevli Hammaddeler (Yüzey Aktif Maddeler, Kompleks Yapıcılar, Ağartıcılar, Yağ ve Yağ Asitleri, Su vb.)
Çevre ve Sağlık Bakışı ile Ürün Geliştirme (Yeşil Kimya)
Doğal Ürün Formülasyonları
Yeni Ham Madde Geliştirme ve Üretim Teknikleri
Tıbbi Bitkiler ve Aromatik Bileşikler

Üretim Teknikleri ve Teknolojileri
Ölçek Büyütme
Reoloji
Proses Geliştirme ve İyileştirme
Ürüne göre Ekipman ve Makine Seçimi
Yeni Teknolojiler (Nanoteknoloji, Biyoteknoloji, Aktif Taşıyıcı Sistemler…)
Ambalaj Malzemeleri
Üretim Teknikleri ve Teknolojilerinde Yeni Yaklaşımlar
Üretimde Enerji ve Su Yönetimi

Ürün Özellikleri
Çok İşlevli Ürünler
Tüketici Tercihlerinin Değişiminin Ürün ve Üretim Teknolojilerine Yansıması
Raf Ömrü

Mevzuat ve Standardizasyon
İyi Üretim Uygulamaları (GMP)
İş Sağlığı, Güvenliği ve Çevre, Atık Yönetim Sistemleri
Ambalaj Atıklarının İnovasyonu
Ulusal ve Uluslararası Standartlar
Biyosidal, Sabun Deterjan ve Kozmetik Yönetmelikleri
Halk Sağlığı
Ürün Güvenlik Değerlendirmesi
Ürün Yaşam Döngüsü

Kalite Kontrol
İyi Laboratuvar Uygulamaları (GLP)
Performans ve Etkinlik Testleri
Ürün ve Sistem Validasyonu
Stabilite Test Metodlarında Yenilikçi Çözümler

Sağlık
Tüketici Sağlığı
İş Kazaları ve Meslek Hastalıkları

Pazarlama
Yeni Trendler
Haksız Rekabet
E-Ticaret ve Network Satış

III. Uluslararası Temizlik & Kişisel Bakım Ürünleri ve Üretim Teknolojileri Sempozyumu ve Sergisi 3 Kasım'da İzmir'de Yapılacak1

III. Tehlikeli Kimyasalların Yönetimi Sempozyumu Ve Sergisi Sonuç Bildirgesi Yayınlandı

III. Tehlikeli Kimyasalların Yönetimi Sempozyumu Ve Sergisi Sonuç Bildirgesi Yayınlandı. TMMOB Kimya Mühendisleri Odası Ankara Şubesi tarafından üçüncüsü yapılan “Tehlikeli Kimyasalların Yönetimi Sempozyumu ve Sergisi 21-22 Mayıs 2015 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilmiştir.

Düzenlenen 8 oturumda 31 bildiri sözlü olarak sunulmuştur. T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, T.C. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, T.C. Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Genel Müdürlüğü ve diğer bir çok kurum ve kuruluşun değerli temsilcileri ile Üniversite öğretim üyeleri ve seçkin katılımcıların sözlü sunumları ile zengin bir sempozyum gerçekleşmiştir. Sempozyumda Bakanlık temsilcilerinin çalışmalarını aktarma fırsatı bulunduğu için katılımcıların uygulamada karşılaştıkları sorunlarla ilgili sorulara da soru cevap kısmında çözümler oluşturulmaya çalışılmıştır.

Sempozyum, tehlikeli kimyasalların üretiminden, bertarafına kadar olan süreçlerde kimyasalların yarattığı tehlikelerin azaltılması için alınması gereken önlemlerin tartışılmasına olanak sağlamıştır. REACH ve ADR Yönetmeliklerine ilaveten 01.01.2016`dan itibaren pek çok maddesinin uygulanmasına başlanacak olan Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmelik ve SEVESO Direktiflerine yer verilmiştir, Patlamadan korunma konusu yangın riskleri ve özellikle tehlikeli kimyasalların halk sağlığına etkileri konusundaki çalışmalara değinilmiştir. Sempozyum, bildirilerin içeriği açısından çalışanların toplumun ve çevrenin güvenliğinin arttırılmasına büyük fayda sağlamıştır.

İnsan ve çevreye olacak etkiler nedeniyle, çevreye insanlar tarafından bırakılan kimyasal maddelerin, endokrin fonksiyonlarını bozarak insan sağlığı ve sucul vahşi yaşam türleri üzerinde olumsuz etkilere neden olduğundan risk karakterizasyonunun her toksik madde için ayrıca belirtilmesi gerektiği saptanmıştır. Halkın etkilenmesinin azaltılmasının yanı sıra Sempozyumda evsel toksik maddeler, pestisitler ve herbisitlerin de yanlış kullanımları dahil yaşanan pek çok eksiklik ve aksaklıkların giderilmesine yönelik önlemler sunulmuştur. Kişisel koruyucuların seçiminden kullanımına kadar yine yanlış bilinenler vurgulanmıştır.

III. Tehlikeli Kimyasalların Yönetimi Sempozyumu süresince yapılan tespitler, sorunlar ve çözüm önerileri aşağıda sıralanmıştır.

• Direktiflerin getirdiği yasal zorunluluklar doğrultusunda REACH Tüzüğü kapsamında yalnızca AB ülkelerine ihracat yapan ilgili kuruluşlar değil, ülkemizdeki riskli ortamlarda kullanılan ekipmanlar ve çalışanları açısından da konuya gereken önem verilerek gereklilikleri yerine getirilmelidir.

• Yaşanan iş kazaları denetim ve güvenlik kültürü oluşturmadaki yetersizliğin bir göstergesidir. Güvenlik kültürü oluşturmada ve iş kazalarını azaltmada devlet, meslek örgütleri, üniversiteler ve uzmanlarla işbirliği içerisinde olmalıdır. İş kazalarının önlenmesi için bilimsel çalışmalar yapılmalı gerekli yaptırımlar uygulanmalıdır.

• Tehlikeli kimyasalların afet sürecinde yönetimi için ülke çapında bir acil önlem planı oluşturulmuş ve sunulmuştur Planın daha etkin uygulanması konusunda devlet, meslek örgütleri, üniversiteler ve bilim insanları ile birlikte sistematik bir çalışma yapmalıdır.

• Tehlikeli kimyasalların zararları konusunda bilinçlendirme ile birlikte denetimler de yapılmalıdır. Sağlık Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı denetimlerini artırmalı ve gerekli emisyon ölçümlerini yapmalıdır.

• Kimya mühendisleriyle, kimyagerlerin var olan 6269 sayılı yasa ve uygulama yönetmeliği uygulanmamaktadır. Mevzuat gereği kimya hizmetleri ile kimya teknolojisi ve uygulanmasına ilişkin sanayi işyerleri, bu işlerle ilgili olarak bir “Sorumlu Müdür” bulundurmak zorunluluğu olmasına rağmen bu zorunluluk devletçe denetlenmediğinden sektörde ilkel, kuralsız ve emniyetsiz tesislerin önüne geçilememektedir. Bu sorunun çözümü için Sorumlu Müdür denetimleri artırılmalıdır.

• Tehlikeli Maddeler Ve Müstahzarlara İlişkin Güvenlik Bilgi Formlarının Hazırlanması ve Dağıtılması Hakkında Yönetmeliğe göre üretici ve ithalatçı firmaların bu formları kullanıcılara Türkçe sağlaması gerekmektedir. Bu zorunluluğa rağmen firmalar güvenlik bilgi formlarını kendi dillerinde göndermektedir. Bu konuda denetimin artırılması ve formların Türkçe olarak kullanıcıya ulaştırılması gerekmektedir.

• Afet durumunda tehlikeli kimyasalları yönetebilmek için uygun ve güvenli depolama standartları uygulanmalıdır. Kimyasalların taşınması için ADR kuralları uygulanmaya başlanmıştır ancak etkinliği denetlenmelidir.

• Tehlikeli atıkların bertarafı ile ilgili etkin bir kayıt sistemi oluşturulmalıdır. Atıkların nereye ne şekilde atılacağı ve nasıl bertaraf edileceği konusunda işletmeler bilinçlendirilmeli ve düzenli denetimlerle işletmeler kontrol altına alınmalıdır.

Odamız kendisine düşen kamu görevi ışığında yapması gereken önderlik ve tarafları buluşturarak ülkemizin yararına çözümlere katkı koyma görevini bundan sonraki Sempozyumlarda da sürdürmeye devam edecektir. Katkılarından dolayı tüm katılımcılara şükranlarımızı sunarız

Sempozyum Düzenleme Kurulu

III. Tehlikeli Kimyasalların Yönetimi Sempozyumu Ve Sergisi Sonuç Bildirgesi Yayınlandı

Kimya Çalışma Grubu Hedefler Raporunu Yayınladı.

Kimya Çalışma Grubu Hedefler Raporunu Yayınladı.Kimya sanayiinin gelecek perspektifi değerlendirildiğinde aşağıdaki konuların ön plana çıktığı görülmektedir.
• Katma değeri yüksek üretim,
• Sürdürülebilir rekabet,
• Üretim için gerekli alt yapı,
• Güncel teknoloji,
• Ar-Ge ve inovasyon,
• Dış ticarette başarı,
2012/14 Sayılı Başbakanlık Genelgesine göre Onuncu Kalkınma Planı için oluşturulan “Kimya Sanayii Çalışma Grubu” ağırlıklı olarak bu hedeflerin detayları üzerinde durmuş ve “sürdürülebilir rekabetçilik” ön plana çıkmıştır.

RAPOR İÇİN TIKLAYINIZ !

Kimya sanayinin 2023’e kadar yeni yatırımlarla büyümesi ve 40 milyar dolarlık ihracat hedefine ulaşması için bir dizi ev ödevinin yapılması gerekiyor.
Kalkınma Bakanlığı koordinasyonunda 10. Kalkınma Planı çalışmaları kapsamında oluşturulan Kimya Çalışma Grubu tarafından hazırlanan raporda, sektörün 2023’te 40 milyar dolarlık ihracat hedefinin yakalanmasına yönelik önerilerde bulunuldu.
Rapora göre, Türkiye’de cari açığın azaltılması için kimya sanayinde yeni yatırımlara ihtiyaç bulunuyor. Ancak sosyal imkanların gelişmiş olduğu yerleşim yerlerine yakın yatırım yeri bulabilmek sektör için önemli bir sorun oluşturuyor.
Sektörde yeni yatırımlara ve bu yatırımların gerçekleştirileceği altyapısı uygun ihtisas organize sanayi bölgelerine (OSB) ihtiyaç bulunuyor.
Enerji maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle enerji verimliliği, üretimin niteliği için ise enerjinin sürekliliği sektör için hayati önem taşıyor.
Sektörün, demiryolu, liman ve karayolu taşımacılığı için uygun altyapıların bulunduğu yatırım yerlerine ihtiyacı bulunuyor.
Sektördeki piyasa gözetiminin yetersiz oluşu, standart dışı ürünlerin kolayca piyasaya girmesi, piyasanın her tür ithal ürüne açık olması, üreticileri olumsuz etkiliyor, yabancı yatırımları engelliyor.

Yenilikçilik teşvik edilmeli
Kimya alanındaki faaliyetleri yenilikçiliğe teşvik eden, yenilikçilik kültürünü oluşturmaya yönelik (kamunun yenilikçi ürün talebini oluşturması, depreme dayanıklı, enerji verimliliği yüksek konutlar için ürün talebi gibi) düzenlemeler gerekiyor.
Diğer sektörlere girdi sağlayan ana kimya sanayinde Türkiye’nin yatırım ihtiyacı bulunuyor. Diğer sektörlerin rekabet güçlerini olumlu etkileyecek ana kimya sanayi yatırımlarının arttırılmasının önemi vurgulanıyor.
Ana kimya sanayinde ölçek ekonomisini yakalayabilen büyük şirketlerin varlığına ihtiyaç duyuluyor. Mevcut KOBİ yapısından bu tür şirketlere geçilebilmesi için KOBİ’lerin birlikte çalışabilmesi, birleşmelerinin teşvik edilmesi gerekiyor.
Kimya sanayinde, KOBİ‘lerin, bugünkü yapıları ile sektörde artan küresel mevzuatı takip etmeleri ve uymaları mümkün görünmüyor. Söz konusu mevzuatın takip edilmesi ve uyumu için KOBİ’ler arasında işbirliğine imkan verecek veya KOBİ’lerin bir araya gelmelerini sağlayacak modellerin geliştirmesine ihtiyaç bulunuyor.

Kanunlar olaylara ve güncel taleplere göre değişmemeli
Sektörde faaliyet gösteren mevcut firmaların verimliliklerini arttırmak amacıyla kümeleşmenin desteklenmesi gerekiyor. Ancak kümeleşme firmaların sadece bir arada faaliyet göstermesi şeklinde değil, firmaların birbirleri ile üretim entegrasyonunu sağlaması yoluyla gerçekleştirilmesi önem taşıyor.
Sektörde en büyük 500 sanayi kuruluşu listesinde yer alan 27 şirket yer değiştirmeye zorlanıyor. Söz konusu şirketlere ihtiyaç duyulan özelliklerde OSB’lerin sağlanması gerekiyor.
Olaylara ve güncel taleplere göre kanuni düzenleme yapılması yerine mevcut kanunların (OSB, serbest bölge, endüstri bölgeleri gibi) bütüncül olarak ele alınmasına ve dünya örnekleri incelenerek temel düzenlemeler yapılmasına ihtiyaç bulunuyor.

Kimya Çalışma Grubu Hedefler Raporunu Yayınladı.

 

Kaynak : trtturk