RUBBERCON 2018 10-11 Mayıs 2018 Tarihinde İstanbul’da Gerçekleşecek

Kauçuk Derneğinin de üye olduğu IRCO (Uluslararası Kauçuk Konferansı Örgütü), her yıl kauçuk sektöründeki gelişmelerin sunumlarla anlatıldığı bir kongre düzenliyor. RubberCon 2018 adıyla, kauçuk üretimindeki son yeniliklerin sektöre aktarılacağı Konferansa, Türkiye, 10-11 Mayıs 2018 tarihlerinde evsahipliği yapacak. Kongre, Kauçuk Derneği ve Türkiye’nin ev sahipliğinde, İstanbul İnterContinental Otel’de gerçekleşecek. Çok sayıda yabancı ve Türkiye’den dinleyicinin katılacağı Kongrede, bilim adamları ve konunun uzmanları, son gelişmelerle ilgili bilgilendirme içeren sunumlar yapacaklar.

Kauçuk Derneği bu Kongreyi, Türkiye’nin dünyaya tanıtılması açısından çok önemli bir fırsat olarak değerlendiriyor. Dünyada 10., Avrupa’da da 2.sırada yer alan Türkiye’nin kauçuk sektörü, daha önceki yıllarda dünyaya yeterince tanıtılamamıştı. Bugüne kadar Çin, Hindistan, Almanya gibi ülkeler ön plana çıkmıştır.

Bu konuyu milli bir görev bilen Kauçuk Derneği, devletten bir kuruş yardım almadan, sivil toplum kuruluşu olarak, üyelerinin desteği ile başarılı bir şekilde yürüttü. RubberCon 2018 Kongresini de bu çalışmaların önemli bir basamağı olarak görüyor.

Kongrenin ana teması, “Kauçuk Esaslı Malzemelerin Yapı Özellikleri” gibi genel bir konu olmakla beraber, diğer konularda da sunumlar gerçekleşecek. Yabancı sunumlar anında Türkçeye tercüme edilecektir. Konuyla ilgili detaylı bilgi almak için, http://rubbercon2018.org web sayfasını ziyaret edebilirsiniz

9. Kimya Endüstrisi Gelişim Şurası Ankara’da Gerçekleşti

9. Kimya Endüstrisi Gelişim Şurası Ankara’da Gerçekleşti. Dönem başkanlığını PAGDER’in üstlendiği Kimya Sektör Platformu 9. Kimya Endüstrisi Gelişim Şurası Ankara’da gerçekleşti. Kimya Sektör Platformu (KSP) üyeleri ile akademisyenlerin yanı sıra Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Ali Çelik, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Müsteşarı Veysel Yayan, Sanayi Genel Müdürü Zübeyde Çağlayan ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşarı Mustafa Öztürk katıldı.

Kimya sektörünü cari açığın azaltılmasına giderken en önemli sektör olarak gördüklerini ifade eden Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Ali Çelik, petrokimya sektörünün üzerinde yatırım yapılması gereken en önemli sektör olduğunun altını çizdi. Petrokimya sektöründeki eksikliği gidermek için çalıştıklarını ifade eden Çelik, “Petrokimya sektörü her tarafa dokunan ve devrim yapacak bir alan. Herkesin bu sektörle ilgili ‘Ben ne yaparım da bu sektör mesafe alır?’ diye düşünmesi gerekir. Bu sektörün ekonomimize çok şey katacağını düşünüyorum.” diye konuştu.

Çelik, konuşmasındaki sözlere şöyle devam etti:

“Kimya sektörünü, Sanayi 4.0‘a giderken ve cari açığın azaltılmasında en önemli sektör olarak görüyoruz. Gerek istihdamın artırılması gerekse cari açığın azaltılması için bu sektöre vermemiz gereken önemi biraz daha artırmamız gerekiyor. O da araştırmaları çoğaltmak, yatırımcıya gerekli şartları hazırlamak, Ar-Ge faaliyetleriyle yatırımcıların desteklenmesini temin etmek ve toplumda bu sektörün farkındalığını artırmaktan geçiyor. Yine dış ticaret açığımızdaki yüksekliğin bir bölümü bu sektörden kaynaklanıyor. Bu sektörün daha fazla desteklenmesi yönünde daha iyi neticeler alınacağını düşünüyorum.”

“Kimya sektörü stratejik önceliğimiz”

Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı Başkanı Arda Ermut da Ajans olarak bazı sektörel önceliklerinin olduğunu dile getirirken “Ülkemizde daha fazla istihdam sağlayacak, ihracatımızı artırıp ithalata bağımlılığımızı azaltacak, teknoloji transferine olanak sağlayacak ve Ar-Ge’ye yönelik olacak yatırımlara daha çok yoğunlaşmak istiyoruz” dedi. Ermut, uzun vadeli sermaye girişi sağlayan yabancı yatırımların, yerli firmaların küresel değer zincirine entegrasyonuna ve rekabet gücünün artmasına katkı sağlamasını beklediklerinin altını çizerek, bu anlamda kimya sektörünün ve kimya yatırımlarının kendileri için stratejik öncelik taşıdığını söyledi.

Kimya sektörünün ithalata dayalı olmasının bu önceliklendirmede belirleyici olduğuna işaret eden Ermut, şöyle konuştu: “Kurulan her bir tesis aynı zamanda sektördeki dış ticaret açığının azalmasına katkı sağlıyor. Ajans olarak sektör önceliklendirme stratejimiz doğrultusunda yaptığımız bir endekste, ithal ikame, doğrudan yatırım potansiyeli, teknoloji yoğunluğu, istihdam, sermaye, ihracat potansiyeli gibi faktörler bir araya getirildiğinde, kimya, plastik ve kauçuk sektörleri ilk 3 öncelikli sektör arasında yerini alıyor. Bu önceliklendirmenin sonucunda, ajansımızın kurulduğu yıldan bu yana, petrol ve plastik ürün imalatını da dahil ettiğimizde, kimya sektöründe 11 milyar doları aşan bir doğrudan yatırımın ülkemize geldiğini gözlemlemekteyiz.”

Ermut, 2006-2017 yıllarında uluslararası şirketlerin Türkiye’de kimya sektörüne 116 adet sıfırdan yatırım ve 62 adet birleşme ve satın alma işlemi gerçekleştirdiğini belirterek, “Uluslararası yatırımcıların Türk kimya sanayisine olan ilgilerinin artarak devam ettiğini görmekteyiz. Dünya genelinde kimya sektöründe her yıl yaklaşık 120 milyar dolar uluslararası doğrudan yatırım gerçekleşiyor. Bu pastadan aldığımız payın da giderek artacağına inanıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

“Sanayinin kimyaya ihtiyacı var”

Kimya Sektör Platformu (KSP) ve Plastik Sanayicileri Derneği (PAGDER) Başkanı Reha Gür ise kimyanın Türkiye’nin en kritik ve önemli sektörlerinden biri olduğunu ifade ederek, “Gelişmekte olan ülkelerin sanayiye, sanayinin de kimyaya ihtiyacı var. Dolayısıyla kimya sektörünü her anlamda desteklemek zorunda olduğumuz bir dönemden geçmekteyiz.” dedi. Türkiye’nin petrokimyaya ihtiyacının her geçen gün arttığına dikkati çeken Gür, “Türkiye’nin bir petrol ülkesi olmamasından hareketle petrokimyanın olmasının çok mantıklı gelmediği söylenir fakat bugün Güney Kore gibi hiç petrolü olmadığı halde petrokimyada çok kuvvetli hale gelmiş örnekleri görmekteyiz.” diye konuştu.

Gür, kimya sektörünün 40’tan fazla alt sektöre hitap ettiğini belirterek, şunları kaydetti: “Otomotiv, beyaz eşya, elektronik, inşaat, telekomünikasyon, ulaşım gereçleri gibi birçok sektöre biz hizmet ediyoruz. Bu anlamda kimya ve petrokimyanın bir an önce adım atılması gereken sektörler durumunda olduğunu görüyoruz. Bugün burada yapmamız gereken, sorunları çok net bir şekilde ortaya koymak, paydaşlarımızla çözüm odaklı yaklaşımlar geliştirip, takım çalışması halinde ilerleyerek sonuca gitmek olacak.”

İKMİB ve TKSD İşbirliği İle “Kimyasal Değerlendirme Uzmanı” Eğitimi

İKMİB ve TKSD İşbirliği İle “Kimyasal Değerlendirme Uzmanı” Eğitimi. İlgili sanayicileri bilgilendirmek ve firmaların sorumluluklarını aktarmak amacıyla İKMİB (İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği) tarafından 27 Ekim 2017 tarihinde gerçekleştirilen “Kimyasalların Kaydı, Değerlendirilmesi, İzni ve Kısıtlanması Hk. Yönetmelik” seminerinin ikincisi 26 Ocak 2018 tarihinde Dış Ticaret Kompleksi’nde düzenlendi. İKMİB ve Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği (TKSD) işbirliği ile “Kimyasal Değerlendirme Uzmanı” eğitimleri verilecek.
23 Haziran 2017 tarihinde resmi gazetede yayınlanan KKDİK yönetmeliği, 23 Aralık 2017 tarihinde yürürlüğe girdi. İKMİB tarafından düzenlenen seminerde, ilgili sanayiciler yönetmeliğin getirdiği sorumluluk ve yapılması gerekenler hakkında bilgilendirildi. Yönetmelik ile gelen yeni uygulamalardan birinin sunulacak kayıt dosyalarının belirli bölümlerinin Kimyasal Değerlendirme Uzmanı tarafından incelendiğine dair bildirim istenmesi olduğunu ifade eden İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akyüz, “Güvenlik Bilgi Formları ve Kimyasal Güvenlik Raporları artık Kimyasal Değerlendirme Uzmanları tarafından hazırlanacaktır. Kimyasal Değerlendirme Uzmanı eğitimleri için İKMİB olarak TKSD ile işbirliği içerisindeyiz. Değerli firmalarımıza bu konuda da destek vermek için çalışmalarımızın devam ettiğini buradan sizlere duyurmak isterim” dedi.

Türk kimya sektörünün gelişimi için yoğun çalışmalar yürüten İKMİB tarafından düzenlenen “Kimyasalların Kaydı, Değerlendirilmesi, İzni ve Kısıtlanması Hk. Yönetmelik” semineri, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Kimyasalların Kaydı ve Kontrolü Şube Müdürü Şeref Yılmaz, Çevre ve Şehircilik Uzmanı Eylem Özlem Nalbantoğlu, İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akyüz, Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği (TKSD) Temsilcisi Mustafa Bağan ve başta kimya sektörü olmak üzere Türkiye’de faaliyet gösteren 300 üye firma ve diğer uzmanların katılımı ile Dış Ticaret Kompleksi’nde gerçekleştirildi.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Uzmanı ve TKSD Temsilcisi tarafından verilen seminerde, KKDİK yönetmeliğinin sanayicilere getirdiği yükümlülükler, kimyasal kayıt sistemi, değerlendirme, izin, kısıtlamalar, ön-MBDF, kimyasal değerlendirme uzmanı konuları ve sanayicilerin hangi adımları izlemesi gerektiği ihracatçılara anlatıldı. Firmaların öncelikle KKDİK altındaki rolünü tespit etmesi gerektiği sonrasında ne üretip-ithal ettiği, KKDİK kapsamında olup olmadığı, maddenin kayıt kapsamında olup olmadığı, maddenin izole ara madde olup olmadığı, üretilen veya ithal edilen maddenin 1 ton üzerinde olup olmadığı ve maddenin miktarının hesaplanmasına ilişkin adımların izlenmesi gerektiği aktarıldı.

REACH’i uyumlaştıran KKDİK yönetmeliğinin önemine dikkat çeken İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akyüz, “Bugün Çin, Güney Kore, Rusya, Malezya, Tayvan ve şimdi de Türkiye REACH’i model alan kimya politikalarını benimsemiştir. Bu yönetmeliğin amaçları arasında yer alan, insan sağlığı ve çevrenin yüksek düzeyde korunmasını sağlamak, maddelerin zararlarının değerlendirilmesine yönelik alternatif yöntemleri özendirmek, rekabeti ve yeniliği arttırmak gibi faydaları da beraberinde getirecektir. Çevre mevzuatlarının uyumlaştırması ve uygulanması zorlu bir süreç olmakla birlikte, uzun vadede kamu sağlığı, çevre ve rekabet açısından getirdiği faydalar daha öne çıkmaktadır” dedi.

Bu süreçte, yükümlülüklerin altından kalkmak için Bakanlığın rehberliğine ve desteğine ihtiyaçları olduğunu vurgulayan Akyüz, “Bu çerçevede özelikle yılda 1 ton ve üzeri miktarlarda üretilen ve ithal edilen maddeler kapsamında firmalarımızın sorumluluklarını aktarmak ve yeni yönetmelik kapsamında uygulamaların detaylandırılacağı seminerin firmalarımız için verimli geçmesini diliyorum” şeklinde konuştu.

KKDİK Yönetmeliği 23 Aralık 2017’de Yürürlüğe Girdi

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan KKDİK Yönetmeliği, 23 Aralık 2017 tarihinde yürürlüğe girdi. Yönetmelik, bir geçiş süresi vermekle birlikte sanayiciler tarafından yılda 1 tonun üzerinde üretilen veya ithal edilen kimyasal hammaddeler için Bakanlıkça kurulan bir sisteme elektronik olarak kayıt yapılmasını gerektiriyor. Avrupa’da REACH Tüzüğü kapsamında uygulanan tehlikeli kimyasallara yönelik kısıtlamalar, yeni yönetmelikle Türkiye’de de uygulanmaya başladı. Ayrıca yönetmelik, sanayicilere yüksek önem arz eden bazı kimyasallarla ilgili bilgi verme ve izin yükümlülükleri de getirecek. KKDİK, sadece kimyasal üreticisi firmaları değil mamül ve yarı mamül üreten firmaları da etkiliyor.

V. Uluslararası Polimerik Kompozitler Sempozyumu Gerçekleştirildi

V. Uluslararası Polimerik Kompozitler Sempozyumu Gerçekleştirildi. V. Uluslararasi Polimerik Kompozitler Sempozyumu ve Çalıştayları 2-4 Kasım 2017 tarihinde İzmir-Tepekule Kongre Merkezinde Kimya Mühendisleri Odası Ege bölge Şubesi tarafından gerçekleştirildi.

Sempozyumda; polimerik kompozit malzemelerin üretimi, kullanımı ve geliştirilmesi alanında bilimsel ve teknik bilgi paylaşımı, ilgili endüstriyel sektörlerde teknolojik birikimin artırılması, uygulamaya aktarımda karşılaşılan sorunların tartışılması ve çözümler aranması, yetişmiş insan gücü potansiyelinin artırılması gibi konular tartışılmıştır.

Sempozyumun bu yılki ana temasını; Savunma Sanayi ve Yenilenebilir Enerji Alanında Polimerik Kompozit Malzemeler, Üretim Teknolojileri ve Uygulamaları oluşturmuştur.

Sempozyum genel olarak; polimerik kompozitlerin temel bileşenleri, kompozit ara ürünler, üretim teknolojileri, kompozit malzemelerin karakterizasyonu ve testleri, biyoesaslı kompozitler, medikal uygulamalar için kompozitler, çevresel etki, atık yönetimi ve sürdürülebilirlik, sektöre ilişkin mevzuat ve standartlar ile iş sağlığı ve iş güvenliği, eğitim ve mesleki yeterlilik konularını işlemiştir.

Üç gün boyunca iki farklı salonda gerçekleştirilen sempozyumda on beşi çağrılı olmak üzere toplam altmış beş bildiri sunulmuş, iki panel ve uygulamalı bir çalıştay gerçekleştirilmiştir. Günlük ortalama 170 kişinin izlediği oturumlar poster değerlendirme ve kapanış oturumu ile sona ermiştir.

Sempozyuma Kimya Mühendisleri Odası Başkanı Dr. Ali Uğurlu sempozyum açılışında aşağıdaki konuşmayı yapmıştır.

“Kompozitler insanlık tarihi kadar eski malzemelerdir. Anadoluda kerpiç saman karışımı bilinen ilk kompozitlerdendir. Polimerik kompozitler ise 20. Yüzyılda insanlığın kullanımına girmiştir.

Sanayi devrimi sonrası her alanda ve her ortamda ortaya çıkan sanayileşme nedeniyle yapay malzemelerin kullanıldığı ortamlar da farklılaşmıştır. Malzemelerin hayatın çok farklı alanlarında kullanılır olması ondan beklenilen karakteristik özellikler ve performansı da tartışılır hale getirmiştir. Geleneksel malzemeler bu anlamda bazı özelikleri itibari ile yetersizdir. İşte kompozit üretmenin altında da bu anlayış yatmaktadır. Malzemenin zayıf özelliklerini güçlendirmek, kullanıldığı yerde hangi etkiye maruz kalacaksa o etkiye karşı dayanımını arttırmak ya da malzeme özeliklerini istenilen yönde değiştirebilmek için yüzyıllardan bu yana birçok malzemede katkı maddesi kullanılmıştır.

Polimerlerin de hayatın farklı alanlarda kullanılması sonucu polimerlerin kullanıldığı ortamda kendisinden beklenilen performans kriterlerini yükseltmiştir. Polimer malzemelerin bazı özellikleri nedeniyle zayıf olduğu bilinir. Bu nedenle zayıf olan bu özeliklerini güçlendirmek için karbon, cam, vs liflerin kullanılmasıyla birlikte polimerlerin birçok özeliği güçlendirilerek kullanım alanları genişlemiştir.

Yirminci yüzyılda insanlığın kullanımına giren, Türkiye‘de ve dünyadaki önemi gittikçe artan polimerik kompozit malzemeler üretimi ve kullanımı her çeşit sanayide ve yaşamda geniş uygulama alanları bulmuş, geleceği de şekillendirecek teknolojik malzemelerdir.

Basitçe söylemek gerekirse karbon zincirlerinden oluşan polimerler ve bunların günlük hayattaki kullanımı hepimizin malumudur. Kompozitler zayıf olan ya da malzemelerin zayıf özelliklerinin bir başka malzeme kullanılarak güçlendirilmesi sonucu ortaya çıkmış malzemelerdir. Kompozit, özellikleri açısından kendisini oluşturan malzemelerden daha iyi niteliklere sahiptir. Sanayileşme ve yapılaşmanın hayatın çok değişik alanlarında yaşanması, üretilen malzemelerin çok farklı ortamlarda kullanılması nedeniyle mevcut malzemelerin bazı özeliklerinin yetersiz kalma durumunu ortaya çıkarmıştır. Bu durum nitelikleri açısından daha üstün malzemelere ve yapılara olan gereksinimi arttırmıştır. Kolay işlenebilen, her türlü korozif etkiye dayanıklı, mekanik ve fiziksel özellikleri güçlü, durabilitesi yüksek, servis ömrü oldukça uzun, bulunduğu yer ve koşullarda en iyi performansı gösterebilecek yeni malzemelerin gerekliliği günümüz koşullarında tartışılmaz bir kabuldür. Polimerik kompozitler polimerlerin zayıf olan özeliklerinin yüksek oranda kullanılan cam, karbon ya da diğer elyaf çeşitleri ile güçlendirilmiş halidir. Bu lifler sayesinde malzemenin mekanik özelikleri güçlendirilmiş ısıl dayanımı arttırılmış olur. Günümüzde nano teknolojisindeki gelişmeler sayesinde nano boyutta ikinci ya da üçüncü malzemeler ekleyerek yüksek performanslı malzemelerin elde edilmesi mümkün olmuştur. Bu malzemeler de nano kompozitler olarak adlandırılmaktadır.

Özellikle yapı malzemeleri, havacılık sanayi, otomotiv, gıda, iletişim, ulaşım, sağlık ve enerji gibi sektörler polimerik kompozitlerin en fazla gereksinim duyulduğu alanlardır. Sanayinin öncüsü olan bu alanlarda hızla yaşanan gelişmeler yeni malzemelere olan gereksinimi de zorlamıştır. Bu nedenle Polimer esaslı kompozit malzeme teknolojisi hızla gelişmekte ve sektör tarafından neredeyse her gün bir yeni ürün piyasaya sürülmektedir. Öyle ki bu kompozitler geleneksel malzemelere karşı, fiziksel ve kimyasal avantajları sayesinde geleceğin malzemeleri olarak düşünülmektedir. Bilim adamları bu malzemeleri akıllı malzemeler olarak da tanımlamaktadır.

Sektörün gelişmesi, özellikle inşaat, enerji, savunma sanayi, havacılık, denizcilik, ulaşım, otomotiv sektörlerinde katma değeri yüksek malzemeler üreterek ithalatı azaltacak yönde ulusal ekonomiye ciddi katkılar da sağlamaktadır.

İlkini 2006 yılında gerçekleştirdiğimiz sempozyumdan bu yana çıkarılan sonuçlardan önemli görülenleri bir kez daha özetleyecek olursak;

1. Türkiye`de Polimerik yapıda malzeme üreten ve ürün geliştiren üretici ve alanda çalışan teknik personel; disiplinler arası bir birliktelikte bilim ve teknoloji üretimine ışık tutan birlikte çalışmanın bilincindedir.

2. Paydaşlar, bu doğru çalışma ve gelişmelerin bu yolla sektöre, ülkeye ve topluma getireceği yararın kaçınılmaz olduğunun farkındadırlar. Düzenlenen sempozyumlar, doğru bir gelişim için yetişmiş insan gücü gereksinimini yani uzman ve ara eleman eğitiminin önemini ortaya çıkarmıştır.

3. Bundan ötürü eğitim konusu başlı başına ele alınarak sanayi, meslek odası ve üniversiteler arası bir eşgüdümle yeniden planlanmalıdır. Meslek odalarında bulunan uzman ve birikimli insanların deneyimlerinden faydalanılmalıdır.

4. Malzeme biliminde ve uygulamalarında yeni, güçlü ve sürdürülebilir malzemelere gereksinim duyan ülkemizde ulusal bir pazar ve teknoloji yaratma konusunda sanayilerin, bilim adamlarının ve meslek odalarının önü açılmalı, üretim ve yenilikler teşvik edilmelidir.

5. Polimerik kompozitlerin bilinen kullanım alanlarının dışında yeni alanlarda ve işlerde kullanılabilmesi için ve paydaşların araştırma yapmaları teşvik edilmeli ve yeni uygulamalar yeni yönetmelik ve standartlar ile desteklenmelidir.

6. Avrupa Topluluğunda Ekonomik Faaliyetlerin İstatistiki Sınıflaması olarak bilinen NACE kodlarında kompozit sektörüne yönelik herhangi bir kod bulunmaması, bulunan kodların yetersizliği ve sektör temsilcilerinin farklı gruplar altında etkin olamaması gibi nedenler birlikte karar alma ve uygulama yeteneğini güçleştirmektedir. Ulusal ekonomi ve bilim gereklilikleri nedeni ile bizim için de önemli olan bu durum için paydaşlar kompozit alanını kapsayacak olan NACE kodlarının oluşturulması için inisiyatif kullanmalıdır.

7. Dışa bağımlılığı azaltacak şekilde; yerel hammaddelerle ve daha ekonomik ürünler geliştirebilmek için sektörün önündeki sorunlar hükümet tarafından çözülmelidir.

8. Hammadde sıkıntıları nedeniyle ülkemize girdi sağlayan Petkim ve Cam Elyaf gibi kuruluşlar sektörün ihtiyacını tek başlarına karşılayamamaktadır. Bunun için yeni yatırımların desteklenmelidir.

9. Kullanım alanlarının genişlemesi nedeniyle kompozit malzemelere olan ilginin artması sonucu, ürün altyapısında kalitesizlik ve kayıt dışılık da yaşanmaya başlanmıştır. Ürün kalite kontrolünü uluslararası test ve standartlara uygun yapabilecek donanımlı akredite laboratuarlara ihtiyaç ne yazık ki halen giderilememiştir. Sektörde haksız rekabet ortamı yaratan bu duruma müdahale edebilmek için yasal mevzuat yeniden değerlendirilerek, ulusal bir planlama ve denetim zorunluluğu gerekliliği paydaşlar ve hükümetlerce kabul edilmelidir.

10. Kompozit sektöründeki işçi sağlığı ve güvenliği, atıkların yok edilmesi ve geri kazanılması gibi konularda yaşanan sıkıntılar ve sorunlar hepimizin malumudur. Atıkların toplanması ve sanayide özellikle enerji üretiminde kullanılması için paydaşlarca bir koordinasyon kurulu oluşturulmalıdır.

Değerli Katılımcılar her iş gibi bu sempozyum da yoğun bir emeğin ürünüdür. Her dönem onun üzerinde sempozyum ve kongre düzenleyen Odamız yönetim kurulu, geçenlerde Bilim sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Şikayeti ile Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olan bir dava sonucu görevine son verilmiştir. 12 Eylülün karanlık günlerinde TMMOB yasasına ilave edilen Ek 3 maddesi gerekçe gösterilerek odamız idari ve mali yönden denetlenmek istenmiştir. Anayasanın 135. Maddesinde bu denetimin yapılabilmesi için kanunla düzenleme yapılması açık seçik belirtilmişken ve bu kanuni düzenleme o zamandan bu güne hala yapılmamışken odamızın denetlenmek istenmesi hiyerarşik ilişki olarak algılaması nedeniyle siyasi bir hamle olarak değerlendirilmiştir.

Buna karşılık her dönem denetlenebilirliği ve şeffaflığı savunan TMMOB ve odamız bakanlık tarafından istenilen bütün belgeleri ve defterleri tarayarak oda web sitesinde bütün kamuoyunun denetimine ve görüşüne açılmıştır. Kurulduğu günden bu yana ülkesinin, halkının, mesleği ve meslektaşlarının yararı doğrultusunda bilim ve tekniğin katıksız savunucusu olan odamız ne yazık ki gelmiş geçmiş bütün siyasi iktidarların şimşeklerini üzerine çekmiştir.

Biz Kimya Mühendisleri Odası olarak daima demokrasiyi, insan haklarını, laik ve sosyal hukuk devletini, planlamayı ve sanayileşerek üretmeyi savunmuş bir oda olarak bundan sonra da bu ilkelerin savunucusu olmaya devam edeceğiz.

Sempozyuma emeği geçen başta Ege Bölge Şubemiz Yönetim Kuruluna, Şube çalışanlarımıza, bilim, düzenleme ve danışma kurullarına çaba ve emeklerinden ötürü çok teşekkür ediyorum.”

Kimya’nın 100 Yılı Prof. Dr. Ali Rıza Berkem Poster Ödülleri Sahiplerini Buldu

Kimya’nın 100 Yılı Prof. Dr. Ali Rıza Berkem Poster Ödülleri Sahiplerini Buldu. 10-14 Eylül 2017 tarihlerinde, ODTÜ Kimya Bölümü ve Türkiye Kimya Derneği Tarafında Ankara’da ODTÜ KKM’de organize edilen 29.Ulusal Kimya Kongresi bünyesinde gerçekleşen, ülkemizde Kimyanın bir meslek olarak okutulmaya başlanmasının 100’üncü yılı nedeniyle Türkiye Kimya Derneği tarafından verilen “Kimya’nın 100 Yılı Prof. Dr. Ali Rıza Berkem Poster Ödülleri” sahiplerini buldu. Ödül alan isim ve çalışma başlıkları şöyledir:

BİRİNCİ:
“Polimer Kaplı Yüzeylerin Radikallik Yer Değiştirme Reaksiyonu ile Fonksiyonelleştirilmesi” başlıklı, Gizem Yeter Baş, Rana Sanyal ve Amitav Sanyal ortak çalışması ile Boğaziçi Üniversitesi’nden;
Aysun DEĞİRMENCİ

İKİNCİ:
“Nanoalümina Yüzeyine Tutulu Rodyum (0) Nanokümeleri Katalizörlüğünde Amonyak Boranın Metanolizinden Hidrojen Üretimi” başlıklı, Saim Özkar ortak çalışması ile, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden
Derya ÖZHAVA ÇELİK ,

ÜÇÜNCÜ:
“Kurkumin İçeren Polimerik Misellerin Dermo-Kozmetik Preparat Olarak Deri Hücrelerindeki Etkinliklerinin in vitro Test Edilmesi” başlıklı, Gizem Çıtaközan, İrem Yezer, Fatma Öztürk Kırbay, Dilek Odacı Demirkol ve Suna Timur ortak çalışması ile Ege Üniversitesi’nden
Serhat Güvenç KAYIKÇIOĞLU

Kaynak : Türkiye Kimya Derneği

5. Ulusal Kimya Eğitimi Kongresi Fırat Üniversitesi Ev Sahipliğinde Başladı

5. Ulusal Kimya Eğitimi Kongresi Fırat Üniversitesi Ev Sahipliğinde Başladı. Fırat Üniversitesi Rektörlüğü, Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü ve Türkiye Kimya Derneği işbirliğinde “5. Ulusal Kimya Eğitimi” Kongresi Fırat Üniversitesinin ev sahipliğinde başladı.

Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi Konferans Salonunda düzenlenen kongrenin açılışına, Fırat Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Halil Hasar, Elazığ Milli Eğitim Müdürü Feyzi Gürtürk, Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erol Asiltürk, çeşitli üniversitelerden öğretim üyeleri ile davetliler katıldı.

Kongrenin açılışında konuşan Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erol Asiltürk, doğa bilimlerinden olan Kimya’nın, evrenin başlangıcından bu yana yaşamsal reaksiyonları, maddesel etkileşimleri, maddenin içyapısını daha doğrusu evreni inceleyerek kendi alanında insanlara anlaşılır, erişilebilir ve kullanılabilir bilgiler sunduğunu belirterek, kimya’nın insanların yaşamlarını kolaylaştıran bir bilim dalı olduğunu kaydetti.

Elazığ Milli Eğitim Müdürü Feyzi Gürtürk ise, 5. Ulusal Kimya Eğitimi kongresinin Elazığ’da yapılmasından dolayı mutlu olduklarını belirterek, Elazığ Milli Eğitim Müdürlüğü olarak Elazığ’da görev yapan 40 Kimya öğretmeninin bu kongreye katılımını sağladıklarını söyledi.

Fırat Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Halil Hasar ise, Kimya eğitiminin Mühendislikte ve bütün alanlarda kullanılan bir bilim dalı olduğuna dikkat çekerek, düzenlenen kongrenin başarılı geçmesini diledi.

2 gün sürecek olan kongrede alanında uzman bilim insanları tarafından çeşitli bildiriler sunulacak.

Kongre Anasayfası İçin : http://ukek2017.firat.edu.tr/index.php

Kimyagerlik Mesleğinin Dünü, Bugünü ve Yarını Konulu Çalıştay Raporu Kitap Halinde Yayınlandı

Kimyagerlik Mesleğinin Dünü, Bugünü ve Yarını Konulu Çalıştay Raporu Kitap Halinde Yayınlandı. Kimyagerler Derneği; 02-04 Nisan 2016 tarihleri arasında “Kimyagerlik Mesleğinin Dünü, Bugünü ve Yarını” konulu bir çalıştay gerçekleştirmiştir. Çalıştayın planlanmasından raporunun yazılması aşamasına kadar tüm süreçlerde meslektaşlarımızın öneri ve katkıları dikkate alınmıştır.

Çalıştay kapsamında öğretim üyeleri tarafından yapılan sunumlarda temel sorunlar genel nitelikleriyle ele alınmış, devamında dört alt komisyon halinde kimyagerlerin sorunları ve çözüm önerileri çalıştay katılımcıları tarafından tartışılmış ve raporlara dönüştürülmüştür.

Çalıştay çıktıları sonuç raporu halinde Kimyagerlik Mesleği Çalıştayı isimli kitap haline getirilerek kamuoyu ile paylaşılmıştır. Kimyagerlik Mesleği Çalıştayı isimli bu kitabı incelemek için.

TIKLAYINIZ…

Kaynak : Kimyagerler Derneği