Araştırmacılar, Yeni Bir Sınıf Polietilen Katalizörü Geliştiriyor

Araştırmacılar, Yeni Bir Sınıf Polietilen Katalizörü Geliştiriyor. Houston Üniversitesi’nden bir kimyager ekibi, kurşun geçirmez yeleklerden suni ürünlere kadar çeşitli ürünler için kullanılabilen, yüksek mukavemetli, aşınmaya dayanıklı ultra yüksek ağırlıkta polietilen üretmek için yeni bir katalizör sınıfının keşfedildiğini bildirdi.

Araştırma ekibinden Robert A. Welch, “Bu, ultra yüksek ağırlıkta polietilen üretebilen tamamen yeni bir katalizör sınıfıdır. Nikel bazlı katalizörlerin işe yaradığını göstermeyi başardık”.

Polietilen, doğal gaz ve ham yağdan türetilen, plastik torbalar, şampuan şişeleri, çocuk oyuncakları ve diğer tüketim malları için kullanılan, dünyanın en popüler plastikleri arasındadır. Tüm ticari polietilen şu anda metal katalizörlerden, özellikle titanyum ve zirkonyum tarafından üretilmektedir. “Geç geçiş metalleri” olarak bilinen bir metal grubundan biri olan nikel, bol ve ucuzdur, bu nedenle nikel bazlı katalizörler ticari açıdan araştırmacıların ilgisini çekmektedir.

Kimya Profesörü olan Maurice Brookhart’ın araştırma grubu 1990’ların ortalarında poliolefinlerin sentezinde kullanım için ilk nikel bazlı katalizörleri bildirdi. Bu ilk katalizörler, nikele bağlı iki azot bazlı moleküle veya ligandlara sahipti. Yeni katalizör bunun yerine tek bir fosfin ligandına dayanır.

Araştırmacılar, yeni katalizörün oldukça aktif olduğunu, saatte 3.8 milyon devir hızına ulaştığını, ancak nispeten kısa ömürlü olduklarını, polimerizasyonun yaklaşık dört dakika içinde çarpıcı şekilde yavaşladığını bildirdi.

Ticari olarak ilginç olmak için, katalizör ömrünün iyileştirilmesi gerekiyor.

Kaynak : https://www.chemlife.com.tr/arastirmacilar-yeni-bir-sinif-polietilen-katalizoru-gelistiriyor

2020 Olimpiyat Oyunlarında Yeşil Kimya Ön Plana Çıkacak

2020 Olimpiyat Oyunlarında Yeşil Kimya Ön Plana Çıkacak. Tokyo, 2020’de ilk defa karbon nötr Olimpiyat Oyunları düzenlemek için yeşil teknolojiler kullanmaya karar verdi. Dünya standartlarında bir hokey sahası tedarikçisi ve Uluslararası Hokey Federasyonu’nun (FIH) global bir ortağı olan Almanya merkezli Polytan, sürdürülebilir Hokey çimeni olarak Poligras Tokyo GT kullanacak, bu çimenlerin filamentlerinin % 60’ı Brezilya merkezli Braskem tarafından geliştirilen yenilenebilir yeşil polietilen teknolojisine dayanıyor.

FIH CEO’su Thierry Weil, “FIH, bu yeni çim teknolojisinin Tokyo’nun karbon nötr görüşünü desteklemede katkıda bulunmasından dolayı çok mutlu. Tokyo’da kullanılacak yüzeyin önceki Olimpiyat Oyunlarında kullanılan yüzeylerden % 66 daha az su kullandığını belirtmekten memnuniyet duyuyoruz. FIH, modern çimin sunduğu tüm teknolojik imkânlardan yararlanarak hokeyin daha sürdürülebilir bir çevreye katkıda bulunabileceğine inanıyor. ”

Polytan Ürün Yönetimi Direktörü Friedemann Söll, “Poligras Tokyo GT’nin gelişmesiyle, sadece bir hokey atışını daha sürdürülebilir hale getirmekle kalmayıp, performansını önemli ölçüde artırmayı da başardık. ”

Braskem’in Yenilenebilir Kimyasallar Avrupa ve Kuzey Amerika bölümünün ticari direktörü Marco Jansen, “Polytan ve FIH, Braskem’in 2020 Tokyo Oyunları hokey sahaları için yeşil polietilenini seçtiği için çok gururluyuz. Şehir ilk karbon nötr oyunlarını organize etme hedefini belirledi ve Braskem’in FIH ve Polytan ile birlikte buna katkıda bulunduğu için mutluluk duyuyoruz”.

Kaynak : http://www.chemlife.com.tr/2020-olimpiyat-oyunlarinda-yesil-kimya-on-plana-cikacak

Depresyonu Yenen Molekül Araştırması Ödül Aldı

Depresyonu Yenen Molekül Araştırması Ödül Aldı. Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Sinan Çavun, Türkiye’nin en büyük dijital hekim platformu Doktorclub Awards tarafından verilen Türkiye’nin Sağlık Ödüllerinde “Yılın Ar-Ge/ İnovasyon Uygulaması” dalında birincilik ödülüne layık görüldü. Ülkemizde sağlık sektörü profesyonelleri ve paydaşlarının üye olduğu web sitesinin 17 kategoride verdiği “Doktorclub Awards 2018” ödülleri belli oldu.

Toplam 15 bin hekim üyenin oyları sonucunda, “Gly-Gln’in depresyonda kullanımı” konulu araştırmasıyla Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Çavun, “Yılın İlaç Endüstrisi Ödülleri” başlığı altında verilen “Yılın Ar-Ge / İnovasyon Uygulaması” dalında birincilik ödülü aldı.

Prof. Dr. Sinan Çavun ödülünü, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bahaüddin Çolakoğlu’ndan aldı. Çavun, törende yaptığı konuşmada, çağımızın en büyük vebası olarak tanımlanan depresyona bir umut olabilmek adına 10 yıldır çalışmaların devam ettiğini, deney hayvanları aşamasının tamamlandığını belirterek, “Bundan sonra, ilaç firmalarıyla birlikte klinik aşamanın da tamamlanmasıyla Türkiye’den bir ilaç modülünü dünya tıbbına adamaktan büyük mutluluk duyacağım” dedi.

Doktorclub Awards’ın BUÜ Tıp Fakültesi’ne verdiği teşekkür belgesini teslim alan BUÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ekrem Kaya da, Prof. Dr. Sinan Çavun’u tebrik ederek, çalışmanın bundan sonraki süreçleriyle ilgili bilgi aldı.

ÖDÜL GETİREN ARAŞTIRMA

Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Çavun ve ekibinin çalışması, “Mutluluk hormonu” olarak bilinen “B-endorfin”in yıkımı sırasında ortaya çıkan ve vücutta sentez edilebilen (Glycyl-glutamine) Gly-Gln’in depresyon tedavisindeki etkinliğini kanıtlamıştı. Klinik deneyler aşamasındaki çalışmaya Avrupa ve ABD patenti de alınmıştı.

Etü’lü Akademisyenler Çevre Dostu Laboratuvar Ürünleri Geliştirdi

Etü’lü Akademisyenler Çevre Dostu Laboratuvar Ürünleri Geliştirdi. Erzurum Teknik Üniversitesi Fen Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyeleri Dr. Ömer Faruk Karataş, Dr. Serkan Örtücü ve Dr. Elanur Aydın Karataş, genetik materyallerin saflaştırılmasında kullanılan ürünlerdeki petrol kaynaklı kimyasal maddelerin yerine aynı işlev ve özelliklere sahip mikroorganizma kaynaklı doğal molekülleri ekleyerek, bu ürünlere ekolojik bir boyut kazandırdı.

Bu kapsamda TÜBİTAK ve KOSGEB tarafından desteklenen projeler ile kurulan EcoTech Biyoteknoloji adlı şirket, istihdam edilen Erzurum Teknik Üniversitesi mezunu 2 personeli ile Moleküler Biyoloji ve Genetik sektöründe kullanılan yerli ve milli ürünlerin AR-GE ve üretimi yapmaktadır. Ülkedeki birçok akademisyen tarafından test edilerek olumlu geri dönüş bildirilen ürünlerden bazıları ise, dünyada ilk olma özelliği taşımaktadır.

Türk Bilim İnsanları “İnsan Nöral Kök Hücreleri İle Elektrik Üreten Biyoyakıt Hücresi” Geliştirdi

Türk Bilim İnsanları “İnsan Nöral Kök Hücreleri İle Elektrik Üreten Biyoyakıt Hücresi” Geliştirdi. Üsküdar Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi akademisyenleri tarafından bilimsel işbirliğinde ortak bir çalışmayla geliştirilen biyoyakıt hücresinin Avrupa Patent başvurusu yapıldı.

Üsküdar Üniversitesi, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Belkıs Atasever Aslan, Üsküdar Üniversitesi, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi ve PROMER Müdürü Prof. Dr. Tunç Çatal, Sabancı Üniversitesi Malzeme Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fevzi Çakmak, Yıldız Teknik Üniversitesi Mekatronik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erhan Akdoğan tarafından gerçekleştirilen ortak çalışmayla, insan kök hücreleriyle biyoyakıt hücresi geliştirildi.

Avrupa Patent başvurusu yapıldı

Bilimsel calismalarda model olarak kullanılan nöral hücre hatlarından tasarlanan, yüksek elektrik enerjisi üreten ve bu enerjiyle LED ampul yaktığı ispatlanan biyoyakıt hücresi için Avrupa Patent başvurusu yapıldı.

Projenin ürüne dönüşmesi gurur verici

Suan Chicago’da Illinois Üniversitesi, Tip Fakültesi’nde misafir öğretim üyesi olarak nörofizyoloji çalışmaları için bulunan Doç. Dr. Belkıs Atasever Aslan, “Geliştirdigimiz model elektronik cihazlara uygulanabilmektedir. Multidisipliner ekibimizle uzun yıllardır sürdürdüğümüz bu çalışmanın başarılı bir biyoteknoloji ürününe dönüştüğünü görmek mutluluk ve gurur verici. Patent basvurusu yapacağımız diğer modelin de çalışmaları devam etmektedir” dedi.

Yenilenebilir Enerji Alanında PROMER Laboratuvarları

İstanbul Protein Araştırma Geliştirme ve İnovasyon Merkezi (PROMER) laboratuvarlarında mikroorganizmalarla yenilenebilir enerji üretimi alanında AR-GE çalışmalarının yıllardır yürütüldüğünü belirten PROMER Kurucu Müdürü Prof. Dr. Tunç Çatal, insan hücre kültürü soyu kullanarak böyle bir çalışmanın ilk kez başarıldığını ve uygulamaya dönük geliştirilen sistemle LED ampül aydınlatılmış olmasının ileriye dönük, ulusal enerji ihtiyacımıza katkısı bakımından umut vaadettiğini belirtti.

Kaynak : Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)

PAÜ Kimya Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Ramazan Donat ve Ekibi Yaptığı Gerçek Saç İle Kaplı Sentetik Saç Çalışması İle Türkiye’de ve Dünyada Bir İlke İmza Atıyor

PAÜ Kimya Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Ramazan Donat ve Ekibi Yaptığı Gerçek Saç İle Kaplı Sentetik Saç Çalışması İle Türkiye’de ve Dünyada Bir İlke İmza Atıyor. Pamukkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Ramazan Donat ve ekibi yaptığı gerçek saç ile kaplı sentetik saç çalışması ile Türkiye’de ve Dünyada bir ilke imza atıyor. Dr. Öğr. Üyesi Ramazan Donat ve ekibi Gıda Mühendisi ve Gıda Güvenliği Uzmanı H. Pınar Koralay, Saç Tasarım Uzmanı Anıl Gökçay, Elektrik Teknikeri Ramazan Akköse ve PAÜ Kimya Mühendisliği Öğrencisi Elif Ünal ile birlikte gerçek saç ile kaplı antibakteriyel, antialerjik sentetik saç üzerine çalışmalarına devam ediyor.

Türkiye’de sentetik saç üretimi olmadığına ve bu protez saç üretiminin oldukça geniş bir piyasası olduğuna vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Ramazan Donat, Türkiye’de ve Dünyada bu alanda yapılan ticaretin ülkemizden de yüklü miktarlarda döviz kaybına neden olduğunu belirtti. Çin’in sentetik saç üretiminde büyük rakamlarla ihracat yaptığına değinen Dr. Öğr. Üyesi Donat, yaptığımız çalışma ile kişinin kafa ve saç yapısı ile özelliklerine (parlak/mat/ince/kalın telli) özel saç tasarlanabileceğinin altını çizdi. Türkiye’de ve Dünya’da bir ilk olacağını söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Donat, özellikle kemoterapi tedavisi gören hastaların, ileri yaşlarda yaşanan saç dökülmesi problemi yaşayan insanların doğal saç ile kaplı sentetik saçı peruk, postiş, mikro kaynak gibi çeşitli şekillerde kullanılabileceğini ifade etti. Doğal saçla kaplı sentetik saç çalışması ile ilgili Türkiye’de ve Dünyada literatürde herhangi çalışma olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Donat, dünyada bu çalışmaya benzer iki çalışmanın patenti olduğunu fakat bu patentli çalışmaların üretimi olmadığının da altını çizdi. Türk saçının dünya standartlarına göre en kaliteli olduğuna değinen Dr. Öğr Üyesi Donat, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden toplanan saçlar ile kaplama yapıp protez saçın hem doğala en yakın hem de kaliteli saç üreterek ülke içi ticarette ve yurt dışına yapılacak ihracatta ülkeye büyük fayda sağlayacağını söyledi.

Proje ekibinden H. Pınar Koralay konuyla ilgili son olarak şunları kaydetti: ‘‘Doğala yakın saç üretmek için çalışmalar yapıyoruz. Topladığımız doğal saçları hidrolizetme yöntemi kullanarak saçtan ince, sentetik (naylon 6.6, polyester, polamid) ve doğal (ipek, pamuk, bambu vb.) gibi maddelerden oluşan iplikleri hidroliz edilmiş doğal saç ile kaplıyoruz. Bugüne kadar yapılan deneme çalışmaları başarılı oldu. Yaptığımız testler ile çalışmalarını sürdüğümüz doğal saç ile kaplı sentetik saçların 240 derecelik ısıya kadar dayanıklı olduğu sonucuna vardık. Normalde piyasadaki sentetik saçlar boyanamıyor, perma gibi işlemler görmüyor ve yüksek ısıyla şekil verilemiyor. Şimdi bu çalışmaları kimyasallarla (saç boyası, saç spreyi gibi) tepkime vermeyecek, antibakteriyel ve antialerjik olarak gerçek saçla kaplı protez saç üzerinde çalışmalarımıza hızla devam ediyoruz.’’

Kaynak : Chemlife

2019’da Beklentiler: Yeni Yılda Bilim

2019’da Beklentiler: Yeni Yılda Bilim. 2019’da bilim camiası yeni maceralar ile yoluna devam edecek. Nature Dergisinin 2019 yılı için beklentilerini sizler için derledik.

Kutup projeleri,

Ocak ayında, ABD ve İngiliz araştırmacılar Antarktika’ya giderek kıta ‘da ki en büyük ortak misyonlarını başlatacaklar. Beş yıllık projenin amacı, uzak ve görünüşte dengesiz Thwaites Buzulu’nun önümüzdeki birkaç on yıl içinde çökmeye başlayıp başlamayacağını anlamak. Bilim insanları projelerinde başarılı oldukları takdirde, iklim ve atmosferik koşulların en eski bozulmamış verilerini elde edecekler.

İnsan kökenleri,

Antik hominin türlerinin kökenlerini aydınlatan fosiller, güneydoğu Asya’daki adalarda ortaya çıkabilir. Arkeologlar 2003 yılında Endonezya’nın Flores adasında insan benzeri bir ‘hobbit’ türünü keşfettiğinden beri bölge yoğun ilgi çekmekte. Devam eden kazılar, Filipin adası Luzon’un ilk insan sakinleri hakkında daha fazla şey ortaya çıkarabilir.

Çarpıştırıcı krizi,

2019 Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nın (LHC) halefinin inşa edilmesinin planlandığı bir yıl olabilir. Japonya’daki fizikçiler, İsviçre’nin Cenevre kentindeki LHC’deki bilim insanlarının Higgs bozonunun keşfedildiğini açıklamasının ardından, 2012 yılında yaklaşık 7 milyar ABD Doları tutarındaki Uluslararası Linear Çarpıştırıcısına (ILC) ev sahipliği yapmayı önerdi. Ancak Japon hükümeti tarafından hazırlanan 2018 tarihli bir rapor, maliyetini gerekçe göstererek projeyi destekleyemedi. Japonya, ILC’ye ev sahipliği yapma konusunda ilgi gösteren tek ülke ve hükümetin 7 Mart’ta yapıp yapmayacağına dair bir açıklama yapması bekleniyor.

Gen düzenleme,

Genetikçiler, 2018’de He Jiankui’nin, dünyanın ilk gen-düzenlenmiş bebeklerini üretmelerine yardım ettiği iddiası ile ilgilenmeye devam edecekler. Araştırmacılar, Çin’in Shenzhen kentindeki Güney Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’ndeki genom düzenleyici bir araştırmacı olan He’nin, ikiz kızlar üreten iki embriyo genini değiştirdiğini onaylayıp onaylamadığını öğrenmeyi umuyor. Uluslararası çığır açacak olan çalışmada bilim insanları, sürecin potansiyel yan etkilerini ortaya çıkarmaya çalışacaklar ve gelecekteki kalıtsal insan DNA’sını düzenleme çabalarının sorumlu ve düzenli bir şekilde gerçekleşmesini sağlamak için bir çerçeve oluşturacaklardır.

Biyogüvenlik,

Dünya Sağlık Örgütü, 2019’un ortalarında Laboratuvar Biyogüvenlik Kılavuzu’nun büyük bir revizyonunu bitirmeyi planlıyor. Yaygın olarak kullanılan kılavuzlar, Ebola gibi patojenlerin güvenli kullanımı için en iyi uygulamaları ortaya koymaktadır. Bu, kılavuzun 2004’ten bu yana ilk kez elden geçirilmesidir. Revizyonlar, sahaya ve deneye özgü risk değerlendirmeleri oluşturma ve laboratuvar personelinin yönetimi, uygulamaları ve eğitiminin geliştirilmesine odaklanmayı artıracaktır. Kılavuz, laboratuarları biyogüvenliğe eziyetle yaklaşmaktan caydırmayı ve daha esnek ve etkili prosedürlerin oluşturulmasını teşvik etmeyi amaçlıyor.

İklim kontrolü,

Karbon emisyonları artmaya devam ederken, 2019’da, güneş jeo-mühendisliği denilen bir uygulamayı kullanarak gezegenin yapay olarak nasıl soğutulacağını anlamayı amaçlayan ilk deneyleri görebiliriz. Stratosferik Kontrollü Perturbasyon Deneyinin (SCoPEx) arkasındaki bilim insanları, nasıl dağıldığını gözlemlemek için 100 gram tebeşir benzeri parçacıkları stratosfere püskürtmeyi umuyorlar. Bu tür parçacıklar sonunda Güneş ışınlarının bir kısmını tekrar uzaya yansıtarak gezegeni serinletebilir. Bazı bilim insaları uygulamanın istenmeyen sonuçlara yol açabileceğinden ve sera gazı emisyonlarını azaltma çabalarından uzaklaşılabileceğinden endişe duyuyor.

Büyük umutlar,

Kanada’daki araştırmacılar, esrarın ekimi ve temel biyolojisi üzerine yapılan bir araştırmadan elde edilen ilk sonuçları görmeye başlayacak. 2019’un sonunda, Guelph Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, Kanada’nın bitkinin genetiğinden sağlık yararlarına kadar her şeyi inceleyecek olan ilk esrar araştırma merkezini kurmayı umuyorlar.

Kozmik sinyaller,

Dünyanın en büyük radyo teleskopu – Çin’in Beş Yüz Metre Açıklıklı Küresel Radyo Teleskopu – Eylül’den itibaren araştırmacılar için tam anlamıyla kullanıma hazır ve erişilebilir oldu. 2016 yılında hizmete girme sürecinin başlamasından bu yana, 1,2 milyar yuan (170 milyon ABD Doları) değerindeki mega-teleskop 50’den fazla yeni titreşen yıldız; yoğun, hızla dönen ölü yıldızlar, gördü Yakında hızlı radyo frekansı patlamaları ve kozmik gaz bulutları gibi olaylardan çıkan soluk sinyalleri arayacak. Bu arada gökbilimciler, Hawaii dağındaki Mauna Kea’da Otuz Metrelik Teleskopu inşa edilip edilmeyeceğine karar verecekler. 2018 yılında, yerel halk tarafından yapılan yasal itirazlar sonuçlandı.

Kaynak : Chemlife